4-en-NISÂ

4-en-NISÂ Suresinin Açıklaması ve Türkçe anlamı

allah maideHicretten sonra Medine'de nâzil olmustur, 176 (yüzyetmisalti) âyettir. "Nisâ" kadinlar demektir. Bu sûrede daha çok kadindan, cemiyet içinde kadinlarin hukukî ve içtimaî yer ve degerlerinden bahsedildigi için adina "Nisâ" denmistir.




4-en-NISÂ Suresinin Türkçe Anlamı



Rahman ve Rahim (olan) Allahin adiyla

1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da esini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadinlar üretip yayan Rabbinizden sakinin. Adini kullanarak birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah'tan ve akrabalik haklarina riayetsizlikten de sakinin. Süphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

2. Yetimlere mallarini verin, temizi pis olanla degismeyin, onlarin mallarini kendi mallariniza katarak (kendi malinizmis gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtir.

3. Eger (kendileriyle evlendiginiz takdir de) yetimlerin haklarina riayet edememekten korkarsaniz begendiginiz (veya size helâl olan) kadinlardan ikiser, üçer, dörder alin. Haksizlik yapmaktan korkarsaniz bir tane alin; yahut da sahip oldugunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.

4. Kadinlara mehirlerini gönül rizasi ile (cömertçe) verin; eger gönül hoslugu ile o mehrin bir kismini size bagislarlarsa onu da afiyetle yeyin.

5. Allah'in geçiminize dayanak kildigi mallarinizi akli ermezlere (resit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onlari besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

6. Evlilik çagina gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eger onlarda akilca bir olgunlasma görürseniz hemen mallarini kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o mallari israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalissin, yoksul olan da (ihtiyaç ve emegine) uygun olarak yesin. Mallarini kendilerine verdiginiz zaman yanlarinda sahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.

7. Ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan erkeklere bir pay vardir; ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan kadinlara da bir pay vardir. Gerek azindan, gerek çogundan belli bir hisse ayrilmistir.

8. (Mirastan payi olmayan) yakinlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazir bulunursa bundan, onlari da riziklandirin ve onlara güzel söz söyleyin.

9. Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar biraktiklari takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksizlik etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sakinsinlar ve dogru söz söylesinler.

10. Haksizlikla yetimlerin mallarini yiyenler süphesiz karinlarina ancak ates tikinmis olurlar; zaten onlar alevlenmis atese gireceklerdir.

11. Allah size, çocuklariniz hakkinda, erkege, kadinin payinin iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadin iseler, ölünün biraktiginin üçte ikisi onlarindir. Eger yalniz bir kadinsa yarisi onundur. Ölenin çocugu varsa, ana-babasindan her birinin mirastan altida bir hissesi vardir. Eger çocugu yok da ana-babasi ona vâris olmus ise, anasina üçte bir (düser). Eger ölenin kardesleri varsa, anasina altida bir (düser. Bütün bu paylar ölenin) yapacagi vasiyetten ve borçtan sonradir. Babalariniz ve ogullarinizdan hangisinin size, fayda bakimindan daha yakin oldugunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafindan konmus farzlardir (paylardir). Süphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

12. Yapacaklari vasiyetten ve borçtan sonra eslerinizin, eger çocuklari yoksa, biraktiklarinin yarisi sizindir. Çocuklari varsa biraktiklarinin dörtte biri sizindir. Çocugunuz yoksa, sizin de, yapacaginiz vasiyetten ve borçtan sonra, biraktiginizin dörtte biri onlarindir (zevcelerinizindir). Çocugunuz varsa, biraktiginizin sekizde biri onlarindir. Eger bir erkek veya kadinin, anababasi ve çocuklari bulunmadigi halde (kelâle seklinde) mali mirasçilara kalirsa ve bir erkek yahut bir kizkardesi varsa, her birine altida bir düser. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktirlar. (Bu taksim) yapilacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara ugramaksizin (yapilacak)tir. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her seyi hakkiyle bilendir, halîmdir.

13. Bunlar, Allah'in (koydugu) sinirlardir. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden irmaklar akan cennetlere koyacaktir; orada devamli kalicidirlar; iste büyük kurtulus budur.

14. Kim Allah'a ve Peygamberine karsi isyan eder ve sinirlarini asarsa Allah onu, devamli kalacagi bir atese sokar ve onun için alçaltici bir azap vardir.

15. Kadinlarinizdan fuhus yapanlara karsi aranizdan dört sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, o kadinlari ölüm alip götürünceye yahut Allah onlara bir yol açincaya kadar evlerde hapsedin.

16. Içinizden fuhus yapan her iki tarafa ceza verin; eger tevbe eder, uslanirlarsa artik onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.

17. Allah'in kabul edecegi tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; iste Allah bunlarin tevbesini kabul eder; Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir.

18. Yoksa kötülükleri yapip yapip da içlerinden birine ölüm gelip çatinca "Ben simdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için aci bir azap hazirlamisizdir.

19. Ey iman edenler! Kadinlara zorla vâris olmaniz size helâl degildir. Apaçik bir edepsizlik yapmadikça, onlara verdiginizin bir kismini ele geçirmeniz için de kadinlari sikistirmayin. Onlarla iyi geçinin. Eger onlardan hoslanmazsaniz (biliniz ki) Allah'in hakkinizda çok hayirli kilacagi bir seyden de hoslanmamis olabilirsiniz.

20. Eger bir esi birakip da yerine baska bir es almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermis olsaniz dahi ondan hiçbir seyi geri almayin. Siz iftira ederek ve apaçik günah isleyerek onu geri alir misiniz?

21. Vaktiyle siz birbirinizle hasir-nesir oldugunuz ve onlar sizden saglam bir teminat almis oldugu halde onu nasil geri alirsiniz!

22. Geçmiste olanlar bir yana, babalarinizin evlendigi kadinlarla evlenmeyin; çünkü bu bir hayasizliktir, igrenç bir seydir ve kötü bir yoldur.

23. Analariniz, kizlariniz, kizkardesleriniz, halalariniz, teyzeleriniz, kardes kizlari, kizkardes kizlari, sizi emziren analariniz, süt bacilariniz, eslerinizin analari, kendileriyle birlestiginiz eslerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kizlariniz size haram kilindi. Eger onlarla (nikâhlanip da) henüz birlesmemisseniz kizlarini almanizda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan ogullarinizin esleri ve iki kiz kardesi birden almak da size haram kilindi; ancak geçen geçmistir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

24. (Harp esiri olarak) sahip oldugunuz cariyeler müstesna, evli kadinlar da size haram kilindi. Allah'in size emri budur. Bunlardan baskasini, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarinizla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kilindi. Onlardan faydalanmaniza karsilik kararlastirilmis olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karsilikli anlasmanizda size günah yoktur. Süphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

25. Içinizden, imanli hür kadinlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altinda bulunan imanli genç kizlariniz (sayilan) cariyelerinizden alsin. Allah sizin imaninizi daha iyi bilmektedir. Hep ayni köktensiniz (insanlik bakimindan aranizda fark yoktur). Öyle ise iffetli yasamalari, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamalari sarti ve sahiplerinin izni ile onlari (cariyeleri) nikâhlayip alin, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa onlara, hür kadinlarin cezasinin yarisi (uygulanir). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düsmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayirlidir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

26. Allah size (bilmediklerinizi) açiklamak ve sizi, sizden önceki (iyi) lerin yollarina iletmek ve sizin günahlarinizi bagislamak istiyor. Allah hakkiyle bilicidir, yegâne hikmet sahibidir.

27. Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; sehvetlerine uyanlar (kötü arzularin esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çikmanizi isterler.

28. Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayif yaratilmistir.

29. Ey iman edenler! Karsilikli rizaya dayanan ticaret olmasi hali müstesna, mallarinizi, bâtil (haksiz ve haram yollar) ile aranizda (alip vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Süphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.

30. Kim düsmanlik ve haksizlik ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu atese koyacagiz; bu ise Allah'a çok kolaydir.

31. Eger yasaklandiginiz büyük günahlardan kaçinirsaniz, sizin küçük günahlarinizi örteriz ve sizi serefli bir yere sokariz.

32. Allah'in sizi, birbirinizden üstün kildigi seyleri (baskasinda olup da sizde olmayani) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandiklarindan nasipleri var, kadinlarin da kazandiklarindan nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; süphesiz Allah her seyi bilmektedir.

33. (Erkek ve kadindan) her biri için, ana, baba ve akrabanin biraktigindan (hisselerini alacak olan) vârisler kildik. Yeminlerinizin bagladigi kimselere de paylarini verin. Çünkü Allah her seyi görmektedir.

34. Allah'in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasi sebebiyle ve mallarindan harcama yaptiklari için erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadinlar itaatkârdir. Allah'in kendilerini korumasina karsilik gizliyi (kimse görmese de namuslarini) koruyucudurlar. Bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.

35. Eger kari-kocanin aralarinin açilmasindan korkarsaniz, erkegin ailesinden bir hakem ve kadinin ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar baristirmak isterlerse Allah aralarini bulur; süphesiz Allah her seyi bilen, her seyden haberdar olandir.

36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir seyi ortak kosmayin. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakin komsuya, uzak komsuya, yakin arkadasa, yolcuya, ellerinizin altinda bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranin; Allah kendini begenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.

37. Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriligi tavsiye eden, Allah'in kendilerine lütfundan verdigini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltici bir azap hazirladik.

38. Allah'a ve ahiret gününe inanmadiklari halde mallarini, insanlara gösteris için sarfedenler de (ahirette azaba dûçâr olurlar). Seytan bir kimseye arkadas olursa, ne kötü bir arkadastir o!

39. Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah'in kendilerine verdiginden (O'nun yolunda) harcasalardi ne olurdu sanki! Allah onlarin durumunu hakkiyle bilmektedir.

40. Süphe yok ki Allah zerre kadar haksizlik etmez. (Kulun yaptigi is, eger bir kötülük ise, onun cezasini adaletle verir.) Iyilik olursa onu katlar (kat kat arttirir), kendinden de büyük mükâfat verir.

41. Her bir ümmetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onlara sahit olarak gösterdigimiz zaman halleri nice olacak!

42. Küfür yoluna sapip peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batirilmayi temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.

43. Ey iman edenler! Siz sarhos iken -ne söylediginizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklasmayin. Eger hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursaniz, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadinlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamissaniz o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Süphesiz Allah çok affedici ve bagislayicidir.

44. Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapikligi satin aliyorlar ve sizin de yoldan çikmanizi istiyorlar!

45. Allah düsmanlarinizi sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardimci olarak da Allah kâfidir.

46. Yahudilerden bir kismi kelimeleri yerlerinden degistirirler, dillerini egerek, bükerek ve dine saldirarak (Peygambere karsi) "Isittik ve karsi geldik", "dinle, dinlemez olasi", "râinâ" derler. Eger onlar "Isittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi süphesiz kendileri için daha hayirli ve daha dogru olacakti; fakat küfürleri (gerçegi kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onlari lânetlemistir. Artik pek az inanirlar.

47. Ey ehl-i kitap! Biz, birtakim yüzleri silip dümdüz ederek arkalarina çevirmeden, yahut onlari, cumartesi adamlari gibi lânetlemeden önce (davranarak), size gelenleri dogrulamak üzere indirdigimize (Kitab'a) iman edin; Allah'in emri mutlaka yerine gelecektir.

48. Allah, kendisine ortak kosulmasini asla bagislamaz; bundan baskasini, (günahlari) diledigi kimse için bagislar. Allah'a ortak kosan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmis olur.

49. Kendilerini temize çikaranlara ne dersin! Hayir, Allah diledigini temize çikarir ve hiç kimse kil payi kadar haksizlik görmez.

50. Bak, nasil da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçik bir günah olarak bu (onlara) yeter!

51. Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtila (tanrilara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: "Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha dogru yoldadir" diyorlar!

52. Bunlar, Allah'in lânetledigi kimselerdir; Allah'in rahmetinden uzaklastirdigi (lânetli) kimseye gerçek bir yardimci bulamazsin.

53. Yoksa onlarin mülkten (hükümranliktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydi insanlara çekirdek filizi (kadar bir sey bile) vermezlerdi.

54. Yoksa onlar, Allah'in lütfundan verdigi seyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa Ibrahim soyuna Kitab'i ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlik bahsettik.

55. Onlardan bir kismi Ibrahim'e inandi, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ates olarak cehennem yeter.

56. Süphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska derilerle degistiririz ki aciyi duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir.

57. Inanip; iyi isler yapanlari da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden irmaklar akan cennetlere sokacagiz. Orada onlar için tertemiz esler vardir ve onlari koyu (tatli) bir gölgeye koyariz.

58. Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasinda hükmettiginiz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel ögütler veriyor! Süphesiz Allah her seyi isitici, her seyi görücüdür.

59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eger bir hususta anlasmazliga düserseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inaniyorsaniz onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onlarin talimatina göre halledin); bu hem hayirli, hem de netice bakimindan daha güzeldir.

60. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandiklarini ileri sürenleri görmedin mi? Tâgut'a inanmamalari kendilerine emrolundugu halde, Tâgut'un önünde muhakemelesmek istiyorlar. Halbuki seytan onlari büsbütün saptirmak istiyor.

61. Onlara: Allah'in indirdigine (Kitab'a) ve Resûl'e gelin (onlara basvuralim), denildigi zaman, münafiklarin senden iyice uzaklastiklarini görürsün.

62. Elleriyle yaptiklari yüzünden baslarina bir felâket gelince hemen, biz yalnizca iyilik etmek ve arayi bulmak istedik, diye yemin ederek sana nasil gelirler!

63. Onlar Allah'in, kalplerindekini bildigi kimselerdir; onlara aldirma, kendilerine ögüt ver ve onlara, kendileri hakkinda tesirli söz söyle.

64. Biz her peygamberi -Allah'in izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bagislanmayi dileseler, Resûl de onlar için istigfar etseydi Allah'i ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardi.

65. Hayir, Rabbine andolsun ki aralarinda çikan anlasmazlik hususunda seni hakem kilip sonra da verdigin hükümden içlerinde hiçbir sikinti duymaksizin (onu) tam manasiyla kabullenmedikçe iman etmis olmazlar.

66. Eger onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarinizdan çikin, diye emretmis olsaydik, içlerinden pek azi müstesna, bunu yapmazlardi. Eger kendilerine verilen ögüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayirli hem de (imanlarini) daha pekistirici olurdu.

67. O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.

68. Ve onlari dosdogru bir yola iletirdik.

69. Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse iste onlar, Allah'in kendilerine lütuflarda bulundugu peygamberler, siddîkler, sehidler ve salih kisilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadastir!

70. Bu lütuf Allah'tandir. Bilen olarak Allah yeter.

71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.

72. Içinizden bazilari vardir ki (cihad konusunda) pek agirdan alirlar. Eger size bir felâket erisirse: "Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadim" der.

73. Eger Allah'tan size bir lütuf erisirse -sanki sizinle onun arasinda (zahirî) bir dostluk yokmus gibi- "Keske onlarla beraber olsaydim da ben de büyük bir basari kazansaydim !" der.

74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükâfat verecegiz.

75. Size ne oldu da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halki zalim olan bu sehirden çikar, bize tarafindan bir sahip gönder, bize katindan bir yardimci yolla!" diyen zavalli erkekler, kadinlar ve çocuklar ugrunda savasmiyorsunuz!

76. Iman edenler Allah yolunda savasirlar, inanmayanlar ise tâgut (bâtil davalar ve seytan) yolunda savasirlar. O halde seytanin dostlarina karsi savasin; süphe yok ki seytanin kurdugu düzen zayiftir.

77. Kendilerine, ellerinizi savastan çekin, namazi kilin ve zekâti verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savas farz kilininca, içlerinden bir gurup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya basladilar da "Rabbimiz! Savasi bize niçin yazdin! Bizi yakin bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savasi farz kilmasan) olmaz miydi?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hayirlidir ve size kil payi kadar haksizlik edilmez."

78. Nerede olursaniz olun ölüm size ulasir; sarp ve saglam kalelerde olsaniz bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; baslarina bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandir"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamiyorlar!

79. Sana gelen iyilik Allah'tandir. Basina gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; sahit olarak da Allah yeter.

80. Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmis olur. Yüz çevirene gelince, seni onlarin basina bekçi göndermedik!

81. "Basüstüne" derler, ama yanindan ayrilinca onlardan bir kismi, senin dediginden baskasini gizlice kurar. Allah da onlarin gizlice kurduklarini yazar. Sen onlara aldirma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter.

82. Hâla Kur'an üzerinde geregi gibi düsünmeyecekler mi? Eger o, Allah'tan baskasi tarafindan gelmis olsaydi onda birçok tutarsizlik bulurlardi.

83. Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralarinda yetki sahibi kimselere götürselerdi, onlarin arasindan isin içyüzünü anlayanlar, onun ne oldugunu bilirlerdi. Allah'in size lütuf ve rahmeti olmasaydi, pek aziniz müstesna, seytana uyup giderdiniz.

84. Artik Allah yolunda savas. Sen, kendinden baskasi (sebebiyle) sorumlu tutulmazsin. Müminleri de tesvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kirar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). Allah'in gücü daha çetin ve cezasi daha siddetlidir.

85. Kim iyi bir ise aracilik ederse onun da o isten bir nasibi olur. Kim kötü bir ise aracilik ederse onun da ondan bir payi olur. Allah her seyin karsiligini vericidir.

86. Bir selam ile selamlandiginiz zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayin; yahut ayni ile karsilik verin. Süphesiz Allah, her seyin hesabini arayandir.

87. Allah -ki ondan baska hiçbir tanri yoktur elbette sizi kiyamet günü toplayacaktir, bunda asla süphe yoktur. Söz bakimindan Allah'tan daha dogru kim vardir!

88. Size ne oldu da münafiklar hakkinda iki gruba ayrildiniz? Halbuki Allah onlari kendi ettikleri yüzünden bas asagi etmistir (küfürlerine döndürmüstür). Allah'in saptirdigini dogru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'in saptirdigi kimse için asla (dogruya) yol bulamazsin!

89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla esit olasiniz. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eger yüz çevirirlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardimci edinmeyin.

90. Ancak kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir topluma siginanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlariyla savasmak (istemediklerin) den yürekleri sikilarak size gelenler müstesna. Allah dileseydi onlari basiniza belâ ederdi de sizinle savasirlardi. Artik onlar sizi birakip bir tarafa çekilir de sizinle savasmazlar ve size baris teklif ederlerse bu durumda Allah size, onlarin aleyhinde bir yola girme hakki vermemistir.

91. Hem sizden hem de kendi toplumlarindan emin olmak isteyen baskalarini da bulacaksiniz. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona bas asagi dalarlar (daldirilirlar). Eger sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onlari yakalayin, rastladiginiz yerde öldürün. Iste onlar üzerine sizin için apaçik yetki verdik.

92. Yanlislikla olmasi disinda bir müminin bir mümini öldürmeye hakki olamaz. Yanlislikla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meger ki ölünün ailesi o diyeti bagislamis ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eger öldürülen mümin oldugu halde, size düsman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzimdir. Eger kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunlari bulamayan kimsenin, Allah tarafindan tevbesinin kabulü için iki ay pespese oruç tutmasi lâzimdir. Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir.

93. Kim bir mümini kasden öldürürse cezasi, içinde ebediyen kalacagi cehennemdir. Allah ona gazap etmis, onu lânetlemis ve onun için büyük bir azap hazirlamistir.

94. Ey iman edenler! Allah yolunda savasa çiktiginiz zaman iyi anlayip dinleyin. Size selam verene, dünya hayatinin geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin degilsin" demeyin. Çünkü Allah'in nezdinde sayisiz ganimetler vardir. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayip dinleyin. Süphesiz Allah bütün yaptiklarinizdan haberdardir.

95. Müminlerden -özür sahibi olanlar disinda- oturanlarla mallari ve canlariyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, mallari ve canlari ile cihad edenleri, derece bakimindan oturanlardan üstün kildi. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmistir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kilmistir.

96. Kendinden dereceler, bagislama ve rahmet vermistir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

97. Kendilerine yazik eden kimselere melekler, canlarini alirken: "Ne isde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'in yeri genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. Iste onlarin barinagi cehennemdir; orasi ne kötü bir gidis yeridir.

98. Erkekler, kadinlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadir.

99. Iste bunlari, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, bagislayicidir.

100. Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü ugrunda hicret ederek evinden çikar da sonra kendisine ölüm yetisirse artik onun mükâfati Allah'a düser. Allah da çok bagislayici ve esirgeyicidir.

101. Yeryüzünde sefere çiktiginiz zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endise ederseniz, namazi kisaltmanizda size bir günah yoktur. Süphesiz kâfirler, sizin apaçik düsmaninizdir.

102. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kildirdigin zaman, onlardan bir kismi seninle beraber namaza dursunlar, silahlarini (yanlarina) alsinlar, böylece (namazi kilip) secde ettiklerinde (digerleri) arkanizda olsunlar. Sonra henüz namazini kilmamis olan (bu) diger gurup gelip seninle beraber namazlarini kilsinlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarini alsinlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarinizdan ve esyanizdan gafil olsaniz da üstünüze birden baskin yapsalar. Eger size yagmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursaniz silahlarinizi birakmanizda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alin. Süphesiz Allah, kâfirler için alçaltici bir azap hazirlamistir.

103. Namazi bitirince de ayakta, otururken ve yaniniz üzerinde yatarken (daima) Allah'i anin. Huzura kavusunca da namazi dosdogru kilin; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdir.

104. O (düsman) toplulugu takip etmekte gevseklik göstermeyin. Eger siz aci çekiyorsaniz onlar da, sizin çektiginiz gibi aci çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onlarin ümit etmedikleri seyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.

105. Allah'in sana gösterdigi sekilde insanlar arasinda hükmedesin diye sana Kitab'i hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!

106. Ve Allah'tan magfiret iste, çünkü Allah, çok yarligayici, ziyadesiyle esirgeyicidir.

107. Kendilerine hiyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainligi meslek edinmis günahkârlari sevmez.

108. Insanlardan gizler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin, O'nun razi olmadigi sözü düzüp kurarken O, onlarla beraber idi. Allah yaptiklarini kusaticidir (O'nun ilminden hiçbir seyi gizleyemezler).

109. Haydi siz dünya hayatinda onlara taraf çikip savundunuz, ya kiyamet günü Allah'a karsi onlari kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?

110. Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan magfiret dilerse, Allah'i çok yarligayici ve esirgeyici bulacaktir.

111. Kim bir günah kazanirsa onu ancak kendi aleyhine kazanmis olur. Allah her seyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir.

112. Kim kasitli veya kasitsiz bir günah kazanir da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçik bir günah yüklenmis olur.

113. Allah'in sana lütfu ve esirgemesi olmasaydi, onlardan bir güruh seni saptirmaya yeltenmisti. Onlar yalnizca kendilerini saptirirlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'i ve hikmeti indirmis ve sana bilmedigini ögretmistir. Allah'in lütfu sana gerçekten büyük olmustur.

114. Onlarin fisildasmalarinin birçogunda hayir yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanlarin arasini düzeltmeyi isteyen (in fisildasmasi) müstesna. Kim Allah'in rizasini elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakinda büyük bir mükâfat verecegiz.

115. Kendisi için dogru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karsi çikar ve müminlerin yolundan baska bir yola giderse, onu o yönde birakiriz ve cehenneme sokariz; o ne kötü bir yerdir.

116. Allah, kendisine ortak kosulmasini asla bagislamaz; ondan baska günahlari diledigi kimse için bagislar. Kim Allah'a ortak kosarsa büsbütün sapitmistir.

117. Onlar (müsrikler) O'nu birakip yalnizca bir takim disilerden (disi isimli tanrilardan) istiyorlar, ancak inatçi seytandan dilekte bulunuyorlar.

118. Allah onu (seytani) lânetlemis; o da: "Yemin ederim ki, kullarindan belli bir pay edinecegim" demistir.

119. "Onlari mutlaka saptiracagim, muhakkak onlari bos kuruntulara bogacagim, kesinlikle onlara emredecegim de hayvanlarin kulaklarini yaracaklar (putlar için nisanlayacaklar), süphesiz onlara emredecegim de Allah'in yarattigini degistirecekler" (dedi). Kim Allah'i birakir da seytani dost edinirse elbette apaçik bir ziyana düsmüstür.

120. (Seytan) onlara söz verir ve onlari ümitlendirir; halbuki seytanin onlara söz vermesi aldatmacadan baska bir sey degildir.

121. Iste onlarin yeri cehennemdir; ondan kaçip kurtulacak bir yer de bulamayacaklardir.

122. Iman eden ve iyi isler yapanlari, içinde ebedî kalmak üzere, zemininden irmaklar akan cennetlere koyacagiz. Allah, (bu söylenenleri) hak bir söz olarak vâdetti. Söz verme ve onu tutma bakimindan kim Allah'tan daha dogru olabilir?

123. Ne sizin kuruntulariniz ne de ehl-i kitabin kuruntulari (gerçektir); kim bir kötülük, yaparsa onun cezasini görür ve kendisi için Allah'tan baska dost da, yardimci da bulamaz.

124. Erkek olsun, kadin olsun, her kim de mümin olarak iyi isler yaparsa, iste onlar cennete girerler ve zerre kadar haksizliga ugratilmazlar.

125. Islerinde dogru olarak kendini Allah'a veren ve Ibrahim'in, Allah'i bir taniyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardir? Allah Ibrahim'i dost edinmistir.

126. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir ve Allah her seyi kusatmistir. (Hiçbir sey O'nun ilim ve kudretinin disinda kalamaz).

127. Senden kadinlar hakkinda fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah açikliyor: Kitap'ta, kendileri için yazilmisi (mirasi) vermeyip nikâhlamak istediginiz yetim kadinlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karsi âdil davranmaniz hakkinda size okunan âyetler (Allah'in hükmünü apaçik ortaya koymaktadir). Hayirdan ne yaparsaniz süphesiz Allah onu bilmektedir.

128. Eger bir kadin kocasinin geçimsizliginden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endise ederse, aralarinda bir sulh yapmalarinda onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayirlidir. Zaten nefisler kiskançliga hazirdir. Eger iyi geçinir ve Allah'tan korkarsaniz süphesiz Allah yaptiklarinizdan haberdardir.

129. Üzerine düsüp ugrassaniz da kadinlar arasinda âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapilip da digerini askiya alinmis gibi birakmayin. Eger arayi düzeltir, günahtan sakinirsaniz Allah süphesiz çok bagislayici ve esirgeyicidir.

130. Eger (esler) birbirinden ayrilirsa Allah, bol nimetinden her birini zenginlestirir (digerine muhtaç olmaktan kurtarir); Allah'in lütfu genis, hikmeti büyüktür.

131. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eger inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyiktir.

132. Göklerde ve yerde olanlar Allah'indir. Vekil olarak Allah yeter.

133. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yokluga gönderip baskalarini getirir; Allah buna kadirdir.

134. Kim dünya mükâfatini isterse (bilsin ki) dünyanin da ahiretin de mükâfati Allah katindadir. Allah her seyi isiten ve her seyi görendir.

135. Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babaniz ve akrabaniz aleyhinde de olsa Allah için sahitlik eden kimseler olun. (Haklarinda sahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakindir. Hislerinize uyup adaletten sapmayin, (sahitligi) eger, büker (dogru sahitlik etmez), yahut sâhidlik etmekten kaçinirsaniz (biliniz ki) Allah yaptiklarinizdan haberdardir.

136. Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdigi Kitab'a ve daha önce indirdigi kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah'i, meleklerini, kitaplarini, peygamberlerini ve kiyamet gününü inkâr ederse tam manasiyle sapitmistir.

137. Iman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarini arttiranlari Allah ne bagislayacak, ne de onlari dogru yola iletecektir.

138. Münafiklara, kendileri için aci bir azap oldugunu müjdele!

139. Müminleri birakip da kâfirleri dost edinenler, onlarin yaninda izzet (güç ve seref) mi ariyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnizca Allah'a aittir.

140. O (Allah), Kitap'ta size söyle indirmistir ki: Allah'in âyetlerinin inkâr edildigini yahut onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, onlar bundan baska bir söze dalincaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayin; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafiklari ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.

141. Sizi gözetleyip duranlar, eger size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, "Sizinle beraber degil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (öldürebilecegimiz halde öldürmeyip) müminlerden korumadik mi?" derler. Artik Allah kiyamet gününde aranizda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

142. Süphesiz münafiklar Allah'a oyun etmeye kalkisiyorlar; halbuki Allah onlarin oyunlarini baslarina çevirmektedir. Onlar namaza kalktiklari zaman üsenerek kalkarlar, insanlara gösteris yaparlar, Allah'i da pek az hatira getirirler.

143. Bunlarin arasinda bocalayip durmaktalar,ne onlara (baglaniyorlar) ne bunlara. Allah'in sasirttigi kimseye asla bir (çikar) yol bulamazsin.

144. Ey iman edenler! Müminleri birakip da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçik bir delil mi vermek istiyorsunuz?

145. Süphe yok ki münafiklar cehennemin en alt katindadirlar. Artik onlara asla bir yardimci bulamazsin.

146. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a simsiki sarilip dinlerini (ibadetlerini) yalniz onun için yapanlar baskadir. Iste bunlar (gerçekte) müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere yakinda büyük mükâfat verecektir.

147. Eger siz iman eder ve sükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah sükre karsilik veren ve her seyi bilendir.

148. Allah kötü sözün açikça söylenmesini sevmez; ancak haksizliga ugrayan baska. Allah her seyi isitici ve bilicidir.

149. Bir iyiligi açiklar yahut gizlerseniz veya bir kötülügü (açiklamayip) affederseniz, süphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.

150. Allah'i ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayirmak isteyip "Bir kismina iman ederiz ama bir kismina inanmayiz" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasinda bir yol tutmak isteyenler yok mu;

151. Iste gerçekten kâfirler bunlardir. Ve biz kâfirlere alçaltici bir azap hazirlamisizdir.

152. Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini digerlerinden ayirmayanlara (gelince) iste Allah onlara bir gün mükâfatlarini verecektir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

153. Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyügünü istemisler de, "Bize Allah'i apaçik göster" demislerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onlari yildirim çarpti. Bilâhare kendilerine açik deliller geldikten sonra buzagiyi (tanri) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçik delil (ve yetki) verdik.

154. Söz vermeleri (ni takviye) için Tûr'u baslarina diktik de onlara, "Bas egerek kapidan girin" dedik, "Cumartesi günü siniri asmayin" dedik. Kendilerinden saglam söz aldik.

155. Sözlerinden dönmeleri, Allah'in âyetlerini inkâr etmeleri, haksiz yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kiliflanmistir" demeleri sebebiyle (onlari lânetledik, türlü belâlar verdik. Onlarin kalpleri kilifli degildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmustur; pek azi müstesna artik iman etmezler.

156. Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarindan;

157. Ve "Allah elçisi Meryem oglu Isa'yi öldürdük" demeleri yüzünden (onlari lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astilar; fakat (öldürdükleri) onlara Isa gibi gösterildi. Onun hakkinda ihtilâfa düsenler bundan dolayi tam bir kararsizlik içindedirler; bu hususta zanna uymak disinda hiçbir (saglam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

158. Bilâkis Allah onu (Isa'yi) kendi nezdine kaldirmistir. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kiyamet gününde de o, onlara sahit olacaktir.

160. Yahudilerin yaptiklari zulümden, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden, menetmelerinden dolayi kendilerine (daha önce) helâl kilinmis bulunan temiz ve iyi seyleri onlara haram kildik

161. Menedildikleri halde faizi almalarindan ve haksiz (yollar) ile insanlarin mallarini yemelerinden dolayi içlerinden inkâra sapanlara aci bir azap hazirladik.

162. Fakat içlerinden ilimde derinlesmis olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazi kilanlar, zekâti verenler; Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; iste onlara pek yakinda büyük mükâfat verecegiz.

163. Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Isa'ya, Eyyûb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebûr'u verdik.

164. Bir kisim peygamberleri sana daha önce anlattik, bir kismini ise sana anlatmadik. Ve Allah Musa ile gerçekten konustu.

165. (Yerine göre) müjdeleyici ve sakindirici olarak peygamberler gönderdik ki insanlarin peygamberlerden sonra Allah'a karsi bir bahaneleri olmasin! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

166. Fakat Allah sana indirdigine sahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) sahitlik ederler. Ve sahit olarak Allah kâfîdir.

167. Inkâr eden ve (baskalarini da) Allah yolundan alikoyanlar süphesiz dogru yoldan çok uzaklasmislardir.

168. Inkâr edip zulmedenleri Allah asla bagislayacak degildir. Onlan (baska) bir yola iletecek de degildir.

169. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onlanri yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolaydir.

170. Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçegi getirdi (bunda süphe yoktur), su halde kendi iyiliginize olarak (ona) iman edin. Eger inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa süphesiz hepsi Allah'indir. (O'nun sizin inanmaniza ihtiyaci yoktur). Allah genis ilim ve hikmet sahibidir.

171. Ey ehl-i kitap! Dininizde asiri gitmeyin ve Allah hakkinda, gerçekten baskasini söylemeyin. Meryem oglu Isa Mesîh, ancak Allah'in resûlüdür, (o) Allah'in, Meryem'e ulastirdigi "kün: Ol" kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafindan gönderilmis, yahut teyit edilmis, yahut da Cebrail tarafindan üfürülmüs bir ruhtur). Su halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Tanri) üçtür" demeyin, sizin için hayirli olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tir. O, çocugu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

172. Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakin melekler, Allah'in kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakinda huzuruna toplayacaktir.

173. Iman edip iyi isler yapanlara (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasini da ihsan edecektir. Kullugundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara aci bir sekilde azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah'tan baska ne bir dost ve ne de bir yardimci bulurlar. (Kendilerini Allah'in azabindan kurtaracak bir kimse bulamazlar.)

174. Ey insanlar! Süphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçik bir nur indirdik.

175. Allah'a iman edip O'na simsiki sarilanlara gelince, Allah onlari kendinden bir rahmet ve lütuf (deryasi) içine daldiracak ve onlari kendine dogru (giden) bir yola götürecektir.

176. Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babasi ve çocugu olmayan kimsenin mirasi hakkindaki hükmü söyle açikliyor: Eger çocugu olmayan bir kimse ölür de onun bir kizkardesi bulunursa, biraktiginin yarisi bunundur. Kizkardes ölüp çocugu olmazsa erkek kardes de ona vâris olur. Kizkardesler iki tane olursa (erkek kardeslerinin) biraktiginin üçte ikisi onlarindir. Eger erkekli kadinli daha fazla kardes mevcut ise erkegin hakki, iki kadin payi kadardir. Sasirmamaniz için Allah size açiklama yapiyor. Allah her seyi bilmektedir.







5-el-MÂIDE

5-el-MÂIDE Suresinin Açıklaması ve Türkçe anlamı

maide suresiÜçüncü âyetin disinda sûrenin bütünü Medine'de, hicrî altinci yilda nâzil olmustur. 120 (yüzyirmi) âyettir. Buhârî ve Müslim'de, Hz. Ömer'den rivayet edildigine göre "Bugün size dininizi ikmal ettim..." ifadesinin yer aldigi âyet Mekke'de, vedâ haccinda, cuma günü, Arafe aksami nâzil olmustur. "Mâide" sofra demektir. 112 ve 114. âyetlerde, Hz. Isa zamaninda, gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildigi için sûreye bu isim verilmistir. Bundan önceki sûrede dinî zümreler içinden münafiklar agirlikla söz konusu edilmisti. Bu sûrede ise yine münafiklardan bahsedilmekle beraber agirlik ehl-i kitapta ve özellikle hristiyanlardadir. Bunun disinda sûrede hac farizasi, abdest, gusül, teyemmüm ile ilgili bazi bilgiler, içki ve kumar yasagi, ahitlere ve söze baglilik, içtimaî ve ahlâkî münasebetler, haram ve helâl yiyecekler gibi bilgi ve hükümlere temas edilmistir.



5-el-MÂIDE Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Ey iman edenler! Akitleri(n geregini) yerine getiriniz. Ihramli iken avlanmayi helal saymamak üzere (asagida) size okunacaklar disinda kalan hayvanlar, sizin için helâl kilindi. Allah diledigine hükmeder.

2. Ey iman edenler! Allah'in (koydugu, dinî) isaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmis) kurbana, (ondaki) gerdanliklara, Rablerinin lütuf ve rizasini arayarak Beyt-i Haram'a yönelmis kimselere (tecavüz ve) saygisizlik etmeyin. Ihramdan çikinca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karsi beslediginiz kin sizi tecavüze sevketmesin! Iyilik ve (Allah'in yasaklarindan) sakinma üzerinde yardimlasin, günah ve düsmanlik üzerine yardimlasmayin. Allah'tan korkun; çünkü Allah'in cezasi çetindir.

3. Les, kan, domuz eti, Allah'tan baskasi adina bogazlanan, bogulmus, (tas, agaç vb. ile) vurulup öldürülmüs, yukaridan yuvarlanip ölmüs, boynuzlanip ölmüs (hayvanlar ile) canavarlarin yedigi hayvanlar -ölmeden yetisip kestikleriniz müstesna- dikili taslar (putlar) üzerine bogazlanmis hayvanlar ve fal oklariyle kismet aramaniz size haram kilindi. Bunlar yoldan çikmaktir. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmislerdir. Artik onlardan korkmayin, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladim ve sizin için din olarak Islâm'i begendim. Kim, gönülden günaha yönelmis olmamak üzere açlik halinde dara düserse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

4. Kendileri için nelerin helâl kilindigini sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz seyler size helâl kilinmistir. Allah'in size ögrettiginden ögretip avci hale getirdiginiz hayvanlarin sizin için yakaladiklarindan da yeyin ve üzerine Allah'in adini anin (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'in hesabi pek çabuktur.

5. Bugün size temiz ve iyi seyler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hiristiyan vb. nin) yiyecegi size helâldir, sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Mümin kadinlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar da, mehirlerini vermeniz sartiyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (Islâmî hükümlere) inanmayi kabul etmezse onun ameli bosa gitmistir. O, ahirette de ziyana ugrayanlardandir.

6. Ey iman edenler! Namaz kilmaya kalktiginiz zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, baslarinizi meshedip, topuklara kadar ayaklarinizi yikayin. Eger cünüp oldunuz ise, boy abdesti alin. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursaniz, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadinlara dokunmussaniz (cinsî birlesme yapmissaniz) ve bu hallerde su bulamamissaniz temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çikarmak istemez; fakat sizi tertemiz kilmak ve size (ihsan ettigi) nimetini tamamlamak ister; umulur ki sükredersiniz.

7. Allah'in size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediginiz zaman sizi bununla bagladigi (O'na verdiginiz) sözü hatirlayin ve Allah'tan korkun. Süphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.

8. Ey iman edenler! Allah için hakki ayakta tutan, adaletle sahitlik eden kimseler olun. Bir topluluga duydugunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakisan (bir davranis) tir. Allah'a isyandan sakinin. Allah yaptiklarinizi hakkiyle bilmektedir.

9. Allah, iman eden ve iyi seyler yapanlara söz vermistir; onlara bagislama ve büyük mükâfat vardir.

10. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.

11. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini unutmayin; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmisti de Allah, onlarin ellerini sizden çekmisti. Allah'tan korkun ve müminler yalnizca Allah'a güvensinler.

12. Andolsun ki Allah, Israilogullarindan söz almisti. (Kefil olarak) içlerinden on iki de baskan göndermistik. Allah onlara söyle demisti: Ben sizinle beraberim. Eger namazi dosdogru kilar, zekâti verir, peygamberlerime inanir, onlari desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyaci olanlara Allah rizasi için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarinizi örterim ve sizi, zemininden irmaklar akan cennetlere sokarim. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa dogru yoldan sapmis olur.

13. Sözlerini bozmalari sebebiyle onlari lânetledik ve kalplerini katilastirdik. Onlar kelimelerin yerlerini degistirirler (kitaplarini tahrif ederler). Kendilerine ögretilen ahkâmin (Tevrat'in) önemli bir bölümünü de unuttular. Içlerinden pek azi hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onlari affet ve aldiris etme. Süphesiz Allah iyilik edenleri sever.

14. "Biz hiristiyanlariz" diyenlerden de kesin sözlerini almistik ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen ögütlerin veya Kitab'in) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kiyamete kadar aralarina düsmanlik ve kin saldik. Yakinda Allah onlara yaptiklarini haber verecektir.

15. Ey ehl-i kitap ! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte oldugunuz birçok seyi açiklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçik bir kitap geldi.

16. Rizasini arayani Allah onunla kurtulus yollarina götürür ve onlari iradesiyle karanliklardan aydinliga çikarir, dosdogru bir yola iletir.

17. "Süphesiz Allah, Meryem oglu Mesîh'dir" diyenler andolsun ki kâfir olmuslardir. De ki: Öyleyse Allah, Meryem oglu Mesîh'i, anasini ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir sey yapabilecektir (O'na kim bir seyle engel olabilecektir)! Göklerde, yerde ve ikisi arasinda ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O diledigini yaratir ve Allah her seye tam manasiyle kadirdir.

18. Yahudiler ve hiristiyanlar "Biz Allah'in ogullari ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarinizdan dolayi size niçin azap ediyor? Dogrusu siz de O'nun yarattigi insanlardansiniz. O, diledigini bagislar ve diledigine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasinda ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüs de ancak O'nadir.

19. Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arasi kesildigi bir sirada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açikliyor ki (kiyamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyarici gelmedi" demiyesiniz. Iste size müjdeleyici ve uyarici gelmistir. Allah her seye hakkiyle kadirdir.

20. Bir zamanlar Musa, kavmine söyle demisti: Ey kavmim! Allah'in size (lütfettigi) nimetini hatirlayin; zira O, içinizden peygamberler çikardi ve sizi hükümdarlar kildi. Alemlerde hiçbir kimseye vermedigini size verdi.

21. Ey kavmim ! Allah'in size (vatan olarak) yazdigi mukaddes topraga girin ve arkaniza dönmeyin, yoksa kaybederek dönmüs olursunuz.

22. Onlar su cevabi verdiler: Yâ Musa! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan çikmadikça biz oraya asla girmeyecegiz. Eger oradan çikarlarsa biz de hemen gireriz.

23. Korkanlarin içinden Allah'in kendilerine lütufda bulundugu iki kisi söyle dedi: Onlarin üzerine kapidan girin; oraya bir girdiniz mi artik siz zaferi kazanmissinizdir. Eger müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.

24. "Ey Musa! Onlar orada bulunduklari müddetçe biz oraya asla girmeyiz; su halde, sen ve Rabbin gidin savasin; biz burada oturacagiz" dediler.

25. Musa: "Rabbim! Ben kendimden ve kardesimden baskasina hakim olamiyorum; bizimle, bu yoldan çikmis toplumun arasini ayir" dedi.

26. Allah, "Öyleyse orasi (arz-i mukaddes) onlara kirk yil yasaklanmistir; (bu müddet içinde) yeryüzünde saskin saskin dolasacaklar. Artik sen, yoldan çikmis toplum için üzülme" dedi.

27. Onlara, Adem'in iki oglunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmislerdi de birisinden kabul edilmis, digerinden ise kabul edilmemisti. (Kurbani kabul edilmeyen kardes, kiskançlik yüzünden), "Andolsun seni öldürecegim" dedi. Digeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi (ve ekledi:)

28. "Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak degilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarim."

29. "Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahimi hem de kendi günahini yüklenip atese atilacaklardan olasin; zalimlerin cezasi iste budur."

30. Nihayet nefsi onu, kardesini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.

31. Derken Allah, kardesinin cesedini nasil gömecegini ona göstermek için yeri eseleyen bir karga gönderdi. (Katil kardes) "Yaziklar olsun bana! Su karga kadar da olamadim mi ki, kardesimin cesedini gömeyim" dedi ve ettigine yananlardan oldu.

32. Iste bu yüzdendir ki Israilogullari'na söyle yazmistik: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çikarmaya karsilik olmaksizin (haksiz yere) bir cana kiyarsa bütün insanlari öldürmüs gibi olur. Her kim bir cani kurtarirsa bütün insanlari kurtarmis gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçik deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çogu yine yeryüzünde asiri gitmektedirler.

33. Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalisanlarin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir.

34. Ancak, siz kendilerini yenip ele geçirmeden önce tevbe edenler müstesna; biliniz ki Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklasmaya yol arayin ve yolunda cihad edin ki kurtulusa eresiniz.

36. Süphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her sey ve bunun yaninda da bir o kadari kendilerinin olsa da kiyamet gününün azabindan kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için aci bir azap vardir.

37. Atesten çikmak isterler, fakat onlar oradan çikacak degillerdir. Onlar için devamli bir azap vardir.

38. Hirsizlik eden erkek ve kadinin, yaptiklarina karsilik bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

39. Kim (bu) haksiz davranisindan sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse süphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.

40. Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; diledigine azap eder ve diledigini bagislar. Allah her seye hakkiyle kadirdir.

41. Ey Resûl! Kalpleri iman etmedigi halde agizlariyle "inandik" diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde kosusanlar(in hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (bazi) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydirip degistirirler. "Eger size su verilirse hemen alin, o verilmezse sakinin!" derler. Allah bir kimseyi saskinliga (fitneye) düsürmek isterse, sen Allah'a karsi, onun lehine hiçbir sey yapamazsin. Onlar, Allah'in kalplerini temizlemek istemedigi kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardir ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardir.

42. Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarinda hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eger onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eger hüküm verirsen, aralarinda adaletle hükmet. Allah âdil olanlari sever.

43. Içinde Allah'in hükmü bulunan Tevrat yanlarinda oldugu halde nasil seni hakem kiliyorlar da sonra, bunun arkasindan yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmis kimseler degildir.

44. Biz, içinde dogruya rehberlik ve nur oldugu halde Tevrat'i indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermis peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'in Kitab'ini korumalari kendilerinden istendigi için Rablerine teslim olmus zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduguna) sahitlerdi. Su halde (Ey yahudiler ve hakimler!) Insanlardan korkmayin, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karsiliginda satmayin. Kim Allah'in indirdigi (hükümler) ile hükmetmezse iste onlar kâfirlerin ta kendileridir.

45. Tevrat'ta onlara söyle yazdik: Cana can, göze göz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis (karsilik ve cezadir). Yaralar da kisastir (Her yaralama misli ile cezalandirilir). Kim bunu (kisasi) bagislarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar zalimlerdir.

46. Kendinden önce gelen Tevrat'i dogrulayici olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oglu Isa'yi arkalarindan gönderdik. Ve ona, içinde dogruya rehberlik ve nûr bulunmak, önündeki Tevrat'i tasdik etmek, sakinanlara bir hidayet ve ögüt olmak üzere Incil'i verdik.

47. Incil'e inananlar, Allah'in onda indirdigi (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar fâsiklardir.

48. Sana da, daha önceki kitabi dogrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'i (Kur'an'i) gönderdik. Artik aralarinda Allah'in indirdigi ile hükmet; sana gelen gerçegi birakip da onlarin arzularina uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir serîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardi; fakat size verdiginde (yol ve serîatlerde) sizi denemek için (böyle yapti). Öyleyse iyi islerde birbirinizle yarisin. Hepinizin dönüsü Allah'adir. Artik size, üzerinde ayriliga düstügünüz seyleri(n gerçek tarafini) O haber verecektir.

49. (Sana su talîmati verdik): Aralarinda Allah'in indirdigi ile hükmet ve onlarin arzularina uyma. Allah'in sana indirdigi hükümlerin bir kismindan seni saptirmamalarina dikkat et. Eger (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarinin bir kismini onlarin basina belâ etmek ister. Insanlarin birçogu da zaten yoldan çikmislardir.

50. Yoksa onlar (Islâm öncesi) cahiliye idaresini mi ariyorlar? Iyi anlayan bir topluma göre, hükümranligi Allah'tan daha güzel kim vardir?

51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). Içinizden onlari dost tutanlar, onlardandir. Süphesiz Allah, zalimler topluluguna yol göstermez.

52. Kalblerinde hastalik bulunanlarin: "Basimiza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlarin arasina kosustuklarini görürsün. Umulur ki Allah bir fetih, yahut katindan bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri seyden dolayi pisman olacaklardir.

53. (O zaman) iman edenler: "Bunlar midir sizinle beraber olduklarina bütün güçleriyle yemin edenler?" diyeceklerdir. Onlarin bütün yaptiklari bosa gitmistir de kaybedenlerden olmuslardir.

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdigi ve kendisini seven müminlere karsi alçak gönüllü (sefkatli), kâfirlere karsi onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kinayanin kinamasindan korkmazlar (hiçbir kimsenin kinamasina aldirmazlar). Bu, Allah'in, diledigine verdigi lütfudur. Allah'in lütfu ve ilmi genistir.

55. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tir, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'in emirlerine boyun egerek namazi kilar, zekâti verirler.

56. Kim Allah'i, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'in tarafini tutanlardir.

57. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eger müminler iseniz.

58. Namaza çagirdiginiz zaman onu alay ve eglence konusu yaparlar. Bu davranis, onlarin düsünemeyen bir toplum olmalarindandir.

59. (Onlara) söyle de: Ey kitap ehli! Yalnizca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandigimiz için mi bizden hoslanmiyorsunuz? Oysa çogunuz yoldan çikmis kimselersiniz.

60. De ki: Allah katinda yeri bundan daha kötü olani size haber vereyim mi? Allah'in lânetledigi ve gazap ettigi, aralarindan maymunlar, domuzlar ve tâguta tapanlar çikardigi kimseler. Iste bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve dogru yoldan daha ziyade sapmis bulunanlardir.

61. Yaniniza inkârla girip yine inkârla çiktiklari halde size geldiklerinde "inandik" derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

62. Onlardan birçogunun günah, düsmanlik ve haram yemede yaristiklarini görürsün. Yaptiklari ne kadar kötüdür!

63. Din adamlari ve âlimleri onlari, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! Isledikleri (fiiller) ne kötüdür!

64. Yahudiler, Allah'in eli baglidir (sikdir), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri baglanasi ve lânet olasilar! Bilâkis, Allah'in elleri açiktir, diledigi gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çogunun azginligini ve küfrünü arttirir. Aralarina, kiyamete kadar (sürecek) düsmanlik ve kin soktuk. Ne zaman savas için bir ates yakmislarsa (fitneyi uyandirmislarsa) Allah onu söndürmüstür. Onlar yeryüzünde bozgunculuga kosarlar; Allah ise bozgunculari sevmez.

65. Eger ehl-i kitap iman edip (kötülüklerden) sakinsalardi, herhalde (geçmis) kötülüklerini örter ve onlari nimeti bol cennetlere sokardik.

66. Eger onlar Tevrat'i, Incil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'i) dogru dürüst uygulasalardi, süphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarinin altindan yerlerdi (yeralti ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yasarlardi). - Onlardan asiriliga kaçmayan (iktisatli, mutedil) bir zümre vardir; fakat çogunun yaptiklari ne kötüdür!

67. Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger bunu yapmazsan O'nun elçiligini yapmamis olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktir. Dogrusu Allah, kâfirler topluluguna rehberlik etmez.

68. "Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'i, Incil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkiyle uygulamadikça, (dogru) bir sey (yol) üzerinde degilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çogunun küfür ve azginligini elbette artiracaktir. Kâfirler topluluguna üzülme.

69. Iman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hiristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanip iyi amel isleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de degillerdir.

70. Andolsun ki Israilogullarinin saglam sözünü aldik ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmedigini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kismini yalanladilar, bir kismini da öldürdüler.

71. Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sagir kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çogu yine kör ve sagir oldu. Allah onlarin yaptiklarini görmektedir.

72. Andolsun ki "Allah, kesinlikle Meryem oglu Mesîh'tir" diyenler kâfir olmuslardir. Halbuki Mesîh "Ey Israilogullari! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak kosarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kilar; artik onun yeri atestir ve zalimler için yardimcilar yoktur" demisti.

73. Andolsun "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kâfir olmuslardir. Halbuki bir tek Allah'dan baska hiçbir tanri yoktur. Eger diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara aci bir azap isabet edecektir.

74. Hâla Allah'a tevbe edip O'ndan bagislanmayi dilemiyecekler mi? Allah çok yarligayici, çok esirgeyicidir.

75. Meryem oglu Mesîh ancak bir resûldür. Ondan önce de (birçok) resûller gelip geçmistir. Anasi da çok dogru bir kadindir. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasil açikliyoruz, sonra bak nasil (haktan) yüz çeviriyorlar.

76. De ki: Allah'i birakip da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen seylere mi tapiyorsunuz? Hakkiyla isiten ve bilen yalniz Allah'tir.

77. De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksiz yere haddi asmayin. Daha önceden sapan, birçoklarini saptiran ve yolun dogrusundan uzaklasan bir topluma uymayin.

78. Israilogullarindan kâfir olanlar, Davud ve Meryem oglu Isa diliyle lânetlenmislerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve siniri asmalaridir.

79. Onlar, isledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalismazlardi. Andolsun yaptiklari ne kötüdür!

80. Onlardan çogunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatlari için) önceden hazirladigi sey ne kötüdür: Allah onlara gazabetmistir ve onlar azap içinde devamli kalicidirlar!

81. Eger onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmis olsalardi onlari (müsrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onlarin çogu yoldan çikmislardir.

82. Insanlar içerisinde iman edenlere düsmanlik bakimindan en siddetli olarak yahudiler ile, sirk kosanlari bulacaksin. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakimindan en yakin olarak da "Biz hiristiyanlariz" diyenleri bulacaksin. Çünkü onlarin içinde kesisler ve râhipler vardir ve onlar büyüklük taslamazlar.

83. Resûle indirileni duyduklari zaman, tanis çiktiklari gerçekten dolayi gözlerinden yaslar bosandigini görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! Iman ettik, bizi (hakka) sahit olanlarla beraber yaz."

84. "Rabbimizin bizi iyiler arasina katmasini umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçege iman etmeyelim?"

85. Söyledikleri (bu) sözden dolayi Allah onlara, içinde devamli kalmak üzere, zemininden irmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. Iyi hareket edenlerin mükâfati iste budur.

86. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince iste onlar cehennemliklerdir.

87. Ey iman edenler! Allah'in size helâl kildigi iyi ve temiz seyleri (siz kendinize) haram kilmayin ve siniri asmayin. Allah siniri asanlari sevmez.

88. Allah'in size helâl ve temiz olarak verdigi riziklardan yeyin ve kendisine iman etmis oldugunuz Allah'tan korkun.

89. Allah, kasitsiz olarak agzinizdan çikiveren yeminlerinizden dolayi sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptiginiz yeminlerden dolayi sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiginiz yemegin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onlari giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunlari bulamiyan üç gün oruç tutmalidir. Yemin ettiginiz takdirde yeminlerinizin keffâreti iste budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açikliyor; umulur ki sükredersiniz!

90. Ey iman edenler! Sarap, kumar, dikili taslar (putlar), fal ve sans oklari birer seytan isi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtulusa eresiniz.

91. Seytan içki ve kumar yoluyla ancak araniza düsmanlik ve kin sokmak; sizi, Allah'i anmaktan ve namazdan alikoymak ister. Artik (bunlardan) vazgeçtiniz degil mi?

92. Allah'a itaat edin, Resûle de itaat edin ve (kötülüklerden) sakinin. Eger (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaçik duyurmak ve bildirmektir.

93. Iman eden ve iyi isler yapanlara, hakkiyle sakinip iman ettikleri ve iyi isler yaptiklari, sonra yine hakkiyle sakinip iman ettikleri, sonra da hakkiyle sakinip yaptiklarini, ellerinden geldigince güzel yaptiklari takdirde (haram kilinmadan önce) tattiklarindan dolayi günah yoktur. (Önemli olan inandiktan sonra iman ve iyi amelde sebattir). Allah iyi ve güzel yapanlari sever.

94. Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mizraklarinizin erisecegi bir avlanma ile (onu yasak ederek) dener ki gizlide (kimsenin görmedigi yerde, gerçekten) kendisinden kimin korktugu ortaya çiksin. Kim bundan sonra siniri asarsa onun için aci bir azap vardir.

95. Ey iman edenler! Ihramli iken avi öldürmeyin. Içinizden kim onu kasten öldürürse öldürdügü hayvanin dengi (ona) cezadir. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kisi hükmeder (öldürülen avin dengini takdir eder). Yahut (avlanmanin cezasi), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktir. Ta ki (yasak av yapan) isinin cezasini tatmis olsun. Allah geçmisi affetmistir. Kim bu suçu tekrar islerse Allah da ondan karsiligini alir. Allah daima galiptir, öç alandir.

96. Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmaniz için) deniz avi yapmak ve onu yemek size helâl kilindi. Ihramli oldugunuz müddetçe kara avi size haram kilindi. Huzuruna toplanacaginiz Allah'tan korkun.

97. Allah, Kâbe'yi, o saygiya lâyik evi, haram ayi, hac kurbanini ve (kurbanin boynuna asilan) gerdanliklari (maddi ve manevi yönlerden) insanlarin belini dogrultmaya sebep kildi. Bu da Allah'in, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildigini ve Allah'in her seyi bilici oldugunu (sizin de anlayip) bilmeniz içindir.

98. Biliniz ki Allah'in cezalandirmasi çetindir ve yine Allah'in bagislamasi ve esirgemesi sinirsizdir.

99. Resûle düsen (vazife), ancak duyurmadir. Allah açikladiginizi da gizlediginizi de bilir.

100. De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir degildir; pis ve kötünün çoklugu tuhafina gitse (yahut hosuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akil sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtulusa eresiniz.

101. Ey iman edenler! Açiklanirsa hosunuza gitmeyecek olan seyleri sormayin. Eger Kur'an indirilirken onlari sorarsaniz size açiklanir. (Açiklanmadigina göre) Allah onlari affetmistir. (Siz sorup da basiniza is çikarmayin). Allah çok bagislayicidir, aceleci degildir.

102. Sizden önce de bir toplum onlari sormus, sonra da bunlari inkâr eder olmustu.

103. Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir sey (mesru) kilmamistir. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onlarin çogunun da kafalari çalismaz.

104. Onlara, "Allah'in indirdigine ve Resûl'e gelin" denildigi vakit, "Babalarimizi üzerinde buldugumuz (yol) bize yeter" derler. Atalari hiçbir sey bilmiyor ve dogru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

l05. Ey iman edenler! Siz kendinize bakin. Siz dogru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüsü Allah'adir. Artik O, size yaptiklarinizi bildirecektir.

106. Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatinca vasiyet esnasinda içinizden iki adalet sahibi kisi aranizda sahitlik etsin. Yahut seferde iken basiniza ölüm musibeti gelmisse sizden olmayan, baska iki kisi (sahit olsun). Eger süpheye düserseniz o iki sahidi namazdan sonra alikor, "Bu vasiyet karsiliginda hiçbir seyi satin almayacagiz, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptigimiz) sahitligi gizlemiyecegiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.

107. Bu sahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandiklari anlasilirsa, (sahitlerin) haklarina tecavüz ettigi ölüye daha yakin olan (mirasçilardan) iki kisi onlarin yerini alir ve "Andolsun ki bizim sahitligimiz onlarin sahitliginden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkina) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

108. Bu (usul), sahitligi gerektigi sekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçilar tarafindan) reddedilmesinden korkmalarina (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, yoldan çikmislar topluluguna rehberlik etmez.

109. Allah'in peygamberleri toplayip da "Size ne cevap verildi" dedigi gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, süphesiz gizlilikleri hakkiyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.

110. Allah o zaman söyle diyecek: "Ey Meryem oglu Isa! Sana ve annene (verdigim) nimetimi hatirla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemistim; (bu sayede) sen besikte iken de yetiskin çaginda da insanlarla konusuyordun. Sana kitabi (okuyup yazmayi), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ögretmistim. Benim iznimle çamurdan, kus seklinde bir sey yapiyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kus oluyordu. Yine benim iznimle anadan dogma körü ve alacaliyi iyilestiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çikariyordun. Hani Israilogullarini (seni öldürmekten) engellemistim; kendilerine apaçik deliller (mucizeler) getirdigin zaman içlerinden inkâr edenler, "Bu, apaçik bir sihirden baska bir sey degildir" demislerdi.

111. Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmistim. Onlar (da), "Iman ettik, bizim Allah'a teslim olmus kimseler (müslümanlar) oldugumuza sen de sahit ol" demislerdi.

112. Hani havârîler "Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gökten, donatilmis bir sofra indirebilir mi?" demislerdi. O, "Iman etmis kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevabini verinisti.

113. Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize dogru söyledigini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüs sahitler olalim istiyoruz" demislerdi.

114. Meryem oglu Isa söyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmis ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi riziklandir; zaten sen, rizik verenlerin en hayirlisisin.

115. Allah da söyle buyurdu: Ben onu size süphesiz indirecegim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmedigim azabi ona edecegim!

116. Allah: Ey Meryem oglu Isa! Insanlara, "Beni ve anami, Allah'tan baska iki tanri bilin" diye sen mi dedin, buyurdugu zaman o, "Hâsâ! Seni tenzih ederim; hakkim olmayan seyi söylemek bana yakismaz. Hem ben söyleseydim sen onu süphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtinda olani bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnizca sensin.

117. Ben onlara, ancak bana emrettigini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Içlerinde bulundugum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artik onlar üzerine gözetleyici yalniz sen oldun. Sen her seyi hakkiyle görensin.

118. Eger kendilerine azap edersen süphesiz onlar senin kullarindir (diledigini yaparsin). Eger onlari bagislarsan süphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.

119. (Bu konusmadan sonra) Allah söyle buyuracaktir: Bu, dogrulara, dogruluklarinin fayda verecegi gündür. Onlara, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetler vardir. Allah onlardan razi olmustur, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste büyük kurtulus ve kazanç budur.

120. Göklerin, yerin ve içlerindeki her seyin mülkiyeti Allah'indir, O, her seye hakkiyle kadirdir.

6-el-EN'ÂM Suresinin Türkçe anlamını oku



6-el-EN'ÂM

6-el-EN`ÂM Suresi Hakkında açıklama ve Türkçe anlamı

en am suresiEn'âm sûresi, 165 (yüzaltmisbes) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Sûrenin bazi âyetlerinde Araplarin, kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakim gelenekleri kinandigi için sûreye En'âm sûresi denmistir. En'âm; koyun, keçi, deve, sigir ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.





6-el-EN`ÂM Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla 



1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanliklari ve aydinligi var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putlari) Rab'leri ile denk tutuyorlar. 

2. Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanini takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katinda muayyen bir ecel (kiyamet günü) vardir. Siz hâla süphe ediyorsunuz. 

3. O, göklerde ve yerde tek Allah'tir. Gizlinizi, açiginizi bilir. (Hayir ve serden) ne kazanacaginizi da bilir. 

4. Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetlerden ille de yüz çevirirler. 

5. Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiginde onu yalanlamislardi. Fakat yakinda onlara alay ettikleri seyin haberleri gelecektir. 

6. Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermedigimiz bütün imkânlari kendilerine verdigimiz, gökten üzerlerine bol bol yagmurlar indirip evlerinin altindan irmaklar akittigimiz nice nesilleri helâk ettik. Biz onlari, günahlari sebebiyle helâk ettik ve onlarin ardindan baska nesiller yarattik. 

7. Eger sana kâgit üzerine yazilmis bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmus olsalardi, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçik büyüden baska bir sey degildir, derlerdi. 

8. Muhammed'e (görebilecegimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eger biz öyle bir melek indirseydik elbette is bitirilmis olur, artik kendilerine göz bile açtirilmazdi. 

9. Eger peygamberi bir melek kilsaydik muhakkak ki onu insan sûretine sokar onlari yine düsmekte olduklari kuskuya düsürürdük. 

10. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmis, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri sey (azap) kusativermisti. 

11. De ki: Yeryüzünde dolasin, sonra (peygamberleri) yalanlayanlarin sonunun nasil olduguna bakin! 

12. (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'indir" de. O, merhamet etmeyi kendi zatina farz kildi. Sizi, varliginda süphe olmayan kiyamet gününde elbette toplayacaktir. Kendilerini ziyana sokanlar var ya iste onlar inanmazlar. 

13. Gecede ve gündüzde barinan her sey O'nundur. O her seyi isitendir, bilendir. 

14. De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdigi halde yedirilmeyen Allah'tan baskasini mi dost edinecegim! De ki: Bana müslüman olanlarin ilki olmam emredildi ve sakin müsriklerden olma! (denildi). 

15. De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kiyametin) azabindan korkarim. 

16. O gün kim azaptan kurtarilirsa, gerçekten Allah onu esirgemistir. Iste apaçik kurtulus budur. 

17. Eger Allah seni bir zarara ugratirsa, onu kendisinden baska giderecek yoktur. Ve eger sana bir hayir verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Süphesiz O herseye kadirdir. 

18. O, kullarinin üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herseyden haberdardir. 

19. De ki: Hangi sey sahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduguma dair) benimle sizin aranizda Allah sahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulastigi herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber baska tanrilar olduguna sahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna sahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah'tir, ben sizin ortak kostugunuz seylerden kesinlikle uzagim" de. 

20. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'i) kendi ogullarini tanidiklari gibi tanirlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, iste onlar inanmazlar. 

21. Yalan sözlerle Allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Süphe yok ki, zalimler kurtulusa ermezler! 

22. Unutma o günü ki- onlari hep birden toplayacagiz; sonra da, Allah'a ortak kosanlara: Nerede bos yere davasini güttügünüz ortaklariniz? diyecegiz. 

23. Sonra onlarin mazeretleri, "Rabbimiz Allah hakki için biz ortak kosanlar olmadik!" demekten baska bir sey olmadi. 

24. Gör ki, kendi aleyhlerine nasil yalan söylediler ve (tanri diye) uydurduklari seyler kendilerinden nasil kaybolup gitti! 

25. Onlardan seni (okudugun Kur'an'i) dinleyenler de vardir. Fakat onu anlamalarina engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarina da agirlik verdik. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: "Bu Kur'an eskilerin masallarindan baska bir sey degildir" diyerek seninle tartisirlar. 

26. Onlar, hem insanlari Peygamber'e yaklasmaktan vazgeçirmeye çalisirlar, hem de kendileri ondan uzaklasirlar. Oysa onlar farkinda olmadan ancak kendilerini helak ederler. 

27. Onlarin atesin karsisinda durdurulup "Ah, keske dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir görsen !.. 

28. Hayir! Daha önce gizlemekte olduklari seyler (günahlar) kendilerine göründü. Eger (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen seylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancidirlar. 

29. Onlar, hayat ancak bu dünyadaki hayatimizdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek degiliz, demislerdi. 

30. Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onlari bir görsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olayi), hak degil miymis? diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, Öyle ise inkâr ettiginizden dolayi azabi tadin! diyecek. 

3l. Allah'in huzuruna çikmayi yalanlayanlar gerçekten ziyana ugramistir. Nihayet onlara Kiyamet vakti ansizin gelip çatinca, onlar, günahlarini sirtlarina yüklenerek diyecekler ki: "Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolayi vah bize!" Dikkat edin, yüklendikleri sey ne kötüdür! 

32. Dünya hayati bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayirlidir. Hâla akil erdiremiyor musunuz? 

33. Onlarin söylediklerinin hakikaten seni üzmekte oldugunu biliyoruz. Aslinda onlar seni yalanlamiyorlar, fakat o zalimler açikça Allah'in âyetlerini inkâr ediyorlar. 

34. Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmisti. Onlar, yalanlanmalarina ve eziyet edilmelerine ragmen sabrettiler, sonunda yardimimiz onlara yetisti. Allah'in kelimelerini (kanunlarini) degistirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazisi sana da geldi. 

35. Eger onlarin yüz çevirmesi sana agir geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebilecegin bir tünel ya da göge çikabilecegin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onlari hidayet üzerinde toplayip birlestirirdi, o halde sakin cahillerden olma! 

36. Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onlari diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler. 

37. O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Süphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onlarin çogu bilmezler. 

38. Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadiyla uçan kuslardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardir. Biz o kitapta hiçbir seyi eksik birakmadik. Nihayet (hepsi) toplanip Rablerinin huzuruna getirilecekler. 

39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanliklar içinde kalmis sagir ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu sasirtir, diledigi kimseyi de dogru yola iletir. 

40. De ki: Ne dersiniz; size Allah'in azabi gelse veya o kiyamet gelip çativerse size, Allah'tan baskasina mi yalvarirsiniz? Dogru sözlü iseniz (söyleyin bakalim)! 

41. Bilâkis yalniz Allah'a yalvarirsiniz. O da (kaldirilmasi için) kendisine yalvardiginiz belâyi dilerse kaldirir; ve siz ortak kostugunuz seyleri unutursunuz. 

42. Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardindan boyun egsinler diye onlari darlik ve hastaliklara ugrattik. 

43. Hiç olmazsa, onlara bu sekilde azabimiz geldigi zaman boyun egselerdi! Fakat kalpleri iyice katilasti ve seytan da onlara yaptiklarini câzip gösterdi. 

44. Kendilerine yapilan uyarilari unuttuklarinda, (indirmis oldugumuz sikinti ve musibetleri kaldirip) üzerlerine her seyin kapilarini açtik. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden simardiklari zaman onlari ansizin yakaladik, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler. 

45. Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allah'in verdigi nimete sükredecekleri yerde nankörlük ettiler, böylece kendilerine zulmettiler. Yüce Allah da yeryüzünü onlarin zulüm ve küfürlerinden temizlemek için onlari helâk etti.) 

46. De ki: Ne dersiniz; eger Allah kulaklarinizi sagir, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse bunlari size Allah'tan baska hangi tanri geri verebilir! Bak, delilleri nasil açikliyoruz. Onlar hâla yüz çeviriyorlar! 

47. De ki: Söyler misiniz; size Allah'in azabi ansizin veya açikça gelirse, zalim toplumdan baskasi mi helâk olur? 

48. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyaricilar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler. 

49. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çikmalarindan dolayi onlar azap çekeceklerdir. 

50. De ki: Ben size, Allah'in hazineleri benim yanimdadir, demiyorum. Ben gaybi da bilmem. Size, ben bir melegim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarim. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düsünmez misiniz? 

51. Rablerinin huzurunda toplanacaklarindan korkanlari onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden baska ne bir dost, ne de bir araci vardir; belki sakinirlar. 

52. Rablerinin rizasini isteyerek sabah aksam O'na yalvaranlari kovma! Onlarin hesabindan sana bir sorumluluk; senin hesabindan da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onlari kovup ta zalimlerden olasin! 

53. "Aramizdan Allah'in kendilerine lütuf ve ihsanda bulundugu kimseler de bunlar mi!" demeleri için onlarin bir kismini digerleri ile iste böyle imtihan ettik. Allah sükredenleri daha iyi bilmez mi? 

54. Ayetlerimize inananlar sana geldiginde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdi. Gerçek su ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardindan tevbe edip de kendini islah ederse, bilsin ki Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

55. Böylece suçlularin yolu belli olsun diye âyetleri iyice açikliyoruz. 

56. De ki: Allah'in disinda taptiginiz seylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzulariniza uymam, aksi halde sapitirim da hidayete erenlerden olmam. 

57. De ki: Süphesiz ben Rabbimden gelen apaçik bir delile dayaniyorum. Siz ise onu yalanladiniz. Çabucak gelmesini istediginiz (azap) benim yanimda degildir. Hüküm ancak Allah'indir. O hakki anlatir ve O, dogru hüküm verenlerin en hayirlisidir. 

58. De ki : Acele istediginiz sey benim elimde olsaydi, elbette benimle sizin aranizda is bitirilmisti. Allah zalimleri daha iyi bilir. 

59. Gaybin anahtarlari Allah'in yanindadir; onlari O'ndan baskasi bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi disinda bir yaprak bile düsmez. O yerin karanliklari içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yas ve kuru ne varsa hepsi apaçik bir kitaptadir. 

60. Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün de ne islediginizi bilen; sonra belirlenmis ecel tamamlansin diye gündüzün sizi dirilten (uyandiran) O'dur. Sonra dönüsünüz yine O'nadir. Sonunda O, yaptiklarinizi size haber verecektir. 

61. O, kullarinin üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canini alirlar. Onlar vazifede kusur etmezler. 

62. Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalniz O'nundur ve O hesap görenlerin en çabugudur. 

63. De ki: Karanin ve denizin karanliklarindan (tehlikelerinden) sizi kim kurtarir ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak "Eger bizi bundan kurtarirsan andolsun sükredenlerden olacagiz" diye dua edersiniz. 

64. De ki: Ondan ve bütün sikintilardan sizi Allah kurtarir. Sonra siz yine O'na ortak kosarsiniz. 

65. De ki: "Allah'in size üstünüzden (gökten) veya ayaklarinizin altindan (yerden) bir azap göndermege ya da birbirinize düsürüp kiminize kiminizin hincini tattirmaya gücü yeter." Bak, anlasinlar diye âyetlerimizi nasil açikliyoruz! 

66. Kur'an hak oldugu halde kavmin onu yalanladi. De ki: Ben size vekil (kefil) degilim. 

67. Her haberin gerçeklesecegi bir zaman vardir. Yakinda siz de gerçegi bileceksiniz. 

68. Ayetlerimiz hakkinda ileri geri konusmaya dalanlari gördügünde, onlar baska bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eger seytan sana unutturursa, hatirladiktan sonra artik o zalimler toplulugu ile oturma. 

69. Takvâ sahiplerine, inanmayanlarin hesabindan herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hatirlatmak gerekir. 

70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eglence edinen ve dünya hayatinin aldattigi kimseleri (bir tarafa) birak! Kazandiklari sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmamasi için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan baska ne dost vardir, ne de sefaatçi. O, bütün varini fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandiklari (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmis kimselerdir. Inkâr ettiklerinden dolayi onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardir. 

71. De ki: Allah'i birakip da bize fayda veya zarar veremeyecek olan seylere mi tapalim? Allah bizi dogru yola ilettikten sonra seytanlarin saptirip saskin olarak çöle düsürmek istedikleri, arkadaslarinin ise: "Bize gel! " diye dogru yola çagirdiklari saskin kimse gibi gerisin geri (inkârciliga) mi döndürülecegiz? De ki: Allah'in hidayeti dogru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamiz emredilmistir. 

72. "Namazi dosdogru kilin ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna varip toplanacaginiz Allah'tir. 

73. O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandir. "Ol!" dedigi gün hersey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendigi gün de hükümranlik O'nundur. Gizliyi ve açigi bilendir ve O, hikmet sahibidir, her seyden haberdardir. 

74. Ibrahim, babasi Âzer'e: Birtakim putlari tanrilar mi ediniyorsun? Dogrusu ben seni de kavmini de apaçik bir sapiklik içinde görüyorum, demisti. 

75. Böylece biz, kesin iman edenlerden olmasi için Ibrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. 

76. Gecenin karanligi onu kaplayinca bir yildiz gördü, Rabbim budur, dedi. Yildiz batinca, batanlari sevmem, dedi. 

77. Ay'i dogarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batinca, Rabbim bana dogru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi. 

78. Günesi dogarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batinca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagim. 

79. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müsriklerden degilim. 

80. Kavmi onunla tartismaya giristi. Onlara dedi ki: Beni dogru yola iletmisken, Allah hakkinda benimle tartisiyor musunuz? Ben sizin O'na ortak kostugunuz seylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir sey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi herseyi kusatmistir. Hâla ibret almiyor musunuz? 

81. Siz, Allah'in size haklarinda hiçbir hüküm indirmedigi seyleri O'na ortak kosmaktan korkmazken, ben sizin ortak kostugunuz seylerden nasil korkarim! Simdi biliyorsaniz (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyiktir?" 

82. Inanip da imanlarina herhangi bir haksizlik bulastirmayanlar var ya, iste güven onlarindir ve onlar dogru yolu bulanlardir. 

83. Iste bu, kavmine karsi Ibrahim'e verdigimiz delillerimizdir. Biz diledigimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Süphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkiyle bilendir. 

84. Biz O'na Ishak ve (Ishak'in oglu) Yakub'u da armagan ettik; hepsini de dogru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'i, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yi ve Harun'u dogru yola iletmistik; Biz iyi davrananlari iste böyle mükâfatlandiririz. 

85. Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas'i da (dogru yola iletmistik). Hepsi de iyilerden idi. 

86. Ismail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kildik. 

87. Onlarin babalarindan, çocuklarindan ve kardeslerinden bazilarina da (üstün meziyetler verdik). Onlari seçkin kildik ve dogru yola ilettik. 

88. Iste bu, Allah'in hidayetidir, kullarindan diledigini ona iletir. Eger onlar da Allah'a ortak kossalardi yapmakta olduklari amelleri elbette bosa giderdi. 

89. Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger onlar (kâfirler) bunlari inkâr ederse süphesiz yerlerine bunlari inkâr etmeyecek bir toplum getiririz. 

90. Iste o peygamberler Allah'in hidayet ettigi kimselerdir. Sen de onlarin yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karsilik sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir ögüttür. 

91. (Yahudiler) Allah'i geregi gibi tanimadilar. Çünkü "Allah hiçbir besere bir sey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nin insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdigi Kitab'i kim indirdi? Siz onu kâgitlara yazip (istediginizi) açikliyor, çogunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarinizin da bilemedigi seyler (Kur'an'da) size ögretilmistir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onlan birak, daldiklari bataklikta oynayadursunlar! 

92. Bu (Kur'an), Ümmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdigimiz ve kendinden öncekileri dogrulayici mübarek bir kitaptir. Âhirete inananlar buna da inanirlar ve onlar namazlarini hakkiyla kilmaya devam ederler. 

93. Allah'a karsi yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir sey vahyedilmemisken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'in indirdigi âyetlerin benzerini indirecegim" diyenden daha zalim kim vardir! O zalimler, ölümün (bogucu) dalgalari içinde, melekler de pençelerini uzatmis, onlara: "Haydi canlarinizi kurtarin! Allah'a karsi gerçek olmayani söylemenizden ve O'nun âyetlerine karsi kibirlilik taslamis olmanizdan ötürü, bugün alçaklik azabi ile cezalandirilacaksiniz!" derken onlarin halini bir görsen! 

94. Andolsun ki, sizi ilk defa yarattigimiz gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdigimiz seyleri arkanizda birakacaksiniz. Yaratilisinizda ortaklarimiz sandiginiz sefaatçilarinizi da yaninizda göremeyecegiz. Andolsun, araniz açilmis ve (tanri) sandiginiz seyler sizden kaybolup gitmistir. 

95. Süphesiz Allah, tohumu ve çekirdegi çatlatandir, ölüden diriyi çikaran, diriden de ölüyü çikarandir. Iste Allah budur. O halde (haktan) nasil dönersiniz! 

96. O, sabahi aydinlatandir. O, geceyi dinlenme zamani, günes ve ayi (vakitlerin tayini için) birer hesap ölçüsü kilmistir. Iste bu, azîz olan (ve her seyi) pek iyi bilen Allah'in takdiridir. 

97. O, kara ve denizin karanliklarinda kendileri ile yol bulasiniz diye sizin için yildizlari yaratandir. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri genis genis açikladik. 

98. O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandir. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacaginiz yer vardir. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrintili bir sekilde açikladik. 

99. O, gökten su indirendir. Iste biz her çesit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üstüste binmis taneler bitirecegimiz bir yesillik; hurmanin tomurcugundan sarkan salkimlar; üzüm baglari; bir kismi birbirine benzeyen, bir kismi da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlastigi zaman her birinin meyvesine bakin! Kuskusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardir. 

100. Cinleri Allah'a ortak kostular. Oysa ki onlari da Allah yaratmisti. Bilgisizce O'na ogullar ve kizlar yakistirdilar. Hâsâ! O, onlarin ileri sürdügü vasiflardan uzak ve yücedir. 

101. O, göklerin ve yerin essiz yaraticisidir. O'nun esi olmadigi halde nasil çocugu olabilir! Her seyi O yaratmistir ve her seyi hakkiyla bilen O'dur. 

102. Iste Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan baska tanri yoktur. O, her seyin yaraticisidir. Öyle ise O'na kulluk edin, O her seye vekildir (güvenilip dayanilacak tek varlik O'dur). 

103. Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, esyayi pek iyi bilen, her seyden haberdar olandir. 

104. (Dogrusu) size Rabbiniz tarafindan basiretler (idrak kabiliyeti) verilmistir. Artik kim hakki görürse faydasi kendisine, kim de kör olursa zarari kendinedir. Ben üzerinize bekçi degilim. 

105. Böylece biz âyetleri genis genis açikliyoruz ki, "Sen ders almissin" desinler de biz de anlayan toplum için Kur'an'i iyice açiklayalim. 

106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan baska tanri yoktur. Müsriklerden yüz çevir. 

107. Allah dileseydi, onlar ortak kosmazlardi. Biz seni onlarin üzerine bir bekçi kilmadik. Sen onlarin vekili de degilsin. 

108. Allah'tan baskasina tapanlara (ve putlarina) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi islerini câzip gösterdik. Sonunda dönüsleri Rablerinedir. Artik O ne yaptiklarini kendilerine bildirecektir. 

109. Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarina dair kuvvetli bir sekilde Allah'a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katindandir. Ama mucize geldiginde de inanmayacaklarinin farkinda misiniz? 

110. Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onlarin gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onlari saskin olarak azginliklari içerisinde birakiriz. 

111. Eger biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konussaydi ve her seyi toplayip karsilarina getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak degillerdi; fakat çoklari bunu bilmezler. 

112. Böylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarini düsman kildik. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldizli sözler fisildarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardi. Artik onlari uydurduklari seylerle basbasa birak. 

113. Ahirete inanmayanlarin kalpleri ona (yaldizli söze) kansin, ondan hoslansinlar ve isledikleri suçu islemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar). 

114. (De ki): Allah'dan baska bir hakem mi arayacagim? Halbuki size Kitab'i açik olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, Kur'an'in gerçekten Rabbin tarafindan indirilmis oldugunu bilirler. Sakin süpheye düsenlerden olma! 

115. Rabbinin sözü, dogruluk ve adalet bakimindan tamamlanmistir. O'nun sözlerini degistirecek kimse yoktur. O isitendir, bilendir. 

116. Yeryüzünde bulunanlarin çoguna uyacak olursan, seni Allah'in yolundan saptirirlar. Onlar zandan baska bir seye tâbi olmaz, yalandan baska söz de söylemezler. 

117. Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapani en iyi bilendir. O, dogru yolda gidenleri de iyi bilendir. 

118. Allah'in âyetlerine inaniyorsaniz, üzerine O'nun adi anilarak kesilenlerden yeyin. 

119. Üzerine Allah'in adi anilip kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldiginiz disinda, haram kildigi seyleri size açiklamistir. Dogrusu bir çoklari bilgisizce kendi kötü arzularina uyarak saptiriyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi asanlari çok iyi bilir. 

120. Günahin açigini da gizlisini de birakin! Çünkü günah isleyenler, yaptiklarinin cezasini mutlaka çekeceklerdir. 

121. Üzerine Allah'in adi anilmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuskusuz bu büyük günahtir. Gerçekten seytanlar dostlarina, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eger onlara uyarsaniz süphesiz siz de Allah'a ortak kosanlar olursunuz. 

122. Ölü iken dirilttigimiz ve kendisine insanlar arasinda yürüyebilecegi bir isik verdigimiz kimse, karanliklar içinde kalip ondan hiç çikamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! Iste kâfirlere yaptiklari böyle süslü gösterilmistir. 

123. Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmalari için, günahkârlarini liderler yaptik. Onlar yalniz kendilerini aldatirlar, ama farkinda olmazlar. 

124. Onlara bir âyet geldiginde, Allah'in elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayiz, dediler. Allah, peygamberligini kime verecegini daha iyi bilir. Suç isleyenlere, yapmakta olduklari hilelere karsilik Allah tarafindan asagilik ve çetin bir azap erisecektir. 

125. Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islâm'a açar; kimi de saptirmak isterse göge çikiyormus gibi kalbini iyice daraltir. Allah inanmayanlarin üstüne iste böyle murdarlik verir. 

126. Bu (din), Rabbinin dosdogru yoludur. Biz, ögüt alacak bir kavim için âyetleri ayrintili olarak açikladik. 

127. Rableri katinda onlara esenlik yurdu (cennet) vardir.Ve yapmakta olduklari (güzel) isler sebebiyle Allah onlarin dostudur. 

128. Allah, onlarin hepsini bir araya topladigi gün, "Ey cinler (seytanlar) toplulugu! Siz insanlarla çok ugrastiniz" der. Onlarin, insanlardan olan dostlari ise: "Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandik ve bize verdigin sürenin sonuna ulastik" derler. Allah da buyurur ki: Allah'in diledigi hariç, içinde ebedî kalacaginiz yer atestir. Süphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir. 

129. Iste böylece isledikleri günahlardan ötürü zalimlerin bir kismini diger bir kisminin pesine takariz. 

130. Ey cin ve insan toplulugu! Içinizden size âyetlerimi anlatan ve bu günle karsilasacaginiza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: "Kendi aleyhimize sahitlik ederiz." Dünya hayati onlari aldatti ve kâfir olduklarina dair kendi aleyhlerine sahitlik ettiler. 

131. Gerçek su ki: Halki habersizken, Rabbin haksizlik ile ülkeleri helâk edici degildir. 

132. Herkesin yaptiklari islere göre dereceleri vardir. Rabbin onlarin yaptiklarindan habersiz degildir. 

133. Rabbin zengindir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizi baska bir kavmin zürriyetinden yarattigi gibi sizden sonra yerinize diledigi bir kavmi yaratir. 

134. Size vadedilen mutlaka gelecektir; siz bunu önleyemezsiniz. 

135. De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapin! Ben de yapacagim! Yurdun (dünyanin) sonunun kimin lehine oldugunu yakinda bileceksiniz. Gerçek su ki, zalimler iflah olmazlar. 

136. Allah'in yarattigi ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayirip zanlarinca, bu Allah'a, bu da ortaklarimiza (putlarimiza) dediler. Ortaklari için ayrilan Allah'a ulasmiyor, fakat Allah için ayrilan ortaklarina ulasiyor! Ne kötü hüküm veriyorlar? 

137. Bunun gibi ortaklari, müsriklerden çoguna çocuklarini (kizlarini) öldürmeyi hos gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karistirip bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardi. Öyle ise onlari uydurduklari ile basbasa birak! 

l38. Onlar saçma düsüncelerine göre dediler ki: "Bu (tanrilar için ayrilan) hayvanlarla ekinler haramdir. Bunlari bizim diledigimizden baskasi yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmis hayvanlardir." Birtakim hayvanlar da vardir ki, (Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'in adini anmazlar. Yapmakta olduklari iftiralari yüzünden Allah onlari cezalandiracaktir. 

139. Dediler ki: "Su hayvanlarin karinlarinda olanlar yalniz erkeklerimize aittir, kadinlarimiza ise haram kilinmistir. Sayet (yavru) ölü dogarsa, o zaman (kadin erkek) hepsi onda ortaktir." Allah bu degerlendirmelerinin cezasini verecektir. Süphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkiyla bilendir. 

140. Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarini öldürenler ve Allah'in kendilerine verdigi rizki, Allah'a iftira ederek (kadinlara) haram kilanlar, muhakkak ki ziyana ugramislardir. Onlar gerçekten sapmislardir ve dogru yolu bulacak da degillerdir. 

141. Çardakli ve çardaksiz (üzüm) bahçeleri, ürünleri çesit çesit hurmalari, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narlari yaratan O'dur. Herbiri meyve verdigi zaman meyvesinden yeyin. Devsirilip toplandigi gün de hakkini (zekât ve sadakasini) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. 

142. Hayvanlardan yük tasiyani ve tüyünden dösek yapilanlari yaratan O'dur. Allah'in size verdigi riziktan yeyin, seytanin ardina düsmeyin; süphesiz o sizin için apaçik bir düsmandir. 

143. (Disi ve erkek olarak) sekiz es yaratti: Koyundan iki, keçiden iki... De ki: O, bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram etti? Eger dogru iseniz bana ilimle söyleyin. 

144. Deveden de iki, sigirdan da iki (yaratti.) De ki: O bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram kildi? Yoksa Allah'in size böyle vasiyet ettigine sahit mi oldunuz? Bilgisizce insanlari saptirmak için Allah'a karsi yalan uydurandan kim daha zalimdir! Süphesiz Allah o zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. 

145. De ki: Bana vahyolunanda, les veya akitilmis kan yahut domuz eti -ki pisligin kendisidir- ya da günah islenerek Allah'tan baskasi adina kesilmis bir hayvandan baska, yiyecek kimseye haram kilinmis birsey bulamiyorum. Baskasina zarar vermemek ve siniri asmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalirsa bilsin ki Rabbin bagislayan ve esirgeyendir. 

146. Yahudilere bütün tirnakli hayvanlari haram kildik. Sirtlarinda yahut bagirsaklarinda tasidiklari ya da kemige karisan yaglar hariç olmak üzere sigir ve koyunun iç yaglarini da onlara haram kildik. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdigimiz cezâdir. Biz elbette dogru söyleyeniz. 

147. Eger seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz genis bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabi, suçlular toplulugundan uzaklastirilamaz. 

148. Putperestler diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak kosardik ne de atalarimiz. Hiçbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan öncekiler de ayni sekilde (peygamberleri) yalanladilar ve sonunda azabimizi tattilar. De ki: Yaninizda bize açiklayacaginiz bir bilgi var mi? Siz zandan baska bir seye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. 

149. De ki: Kesin delil, ancak Allah'indir. Allah dileseydi elbette hepinizi dogru yola iletirdi. 

150. De ki: Allah sunu yasak etti, diye sehadet edecek sahitlerinizi getirin! Eger onlar sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme; âyetlerimizi yalanlayanlarin ve ahiret gününe inanmayanlarin arzularina uyma. Onlar, Rablerine es tutuyorlar. 

151. De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kildigini okuyayim: O'na hiçbir seyi ortak kosmayin, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarinizi öldürmeyin -sizin de onlarin da rizkini biz veririz-; kötülüklerin açigina da gizlisine de yaklasmayin ve Allah'in yasakladigi cana haksiz yere kiymayin! Iste bunlar Allah'in size emrettikleridir. Umulur ki düsünüp anlarsiniz. 

152. Rüsd çagina erisinceye kadar, yetimin malina, sadece en iyi tutumla yaklasin; ölçü ve tartiyi adaletle yapin. Biz herkese ancak gücünün yettigi kadarini yükleriz. Söz söylediginiz zaman, yakinlariniz dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiginiz sözü tutun. Iste Allah size, iyice düsünesiniz diye bunlari emretti. 

153. Süphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Baska) yollara uymayin. Zira o yollar sizi Allah'in yolundan ayirir. Iste sakinmaniz için Allah size bunlari emretti. 

154. Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her seyi açiklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadiyla Musa'ya da Kitab'i (Tevrat'i) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarina iman ederler. 

155. Iste bu (Kur'an), bizim indirdigimiz mübarek bir kitaptir. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin. 

156. "Kitap, yalniz bizden önceki iki topluluga (hiristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onlarin okumasindan gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye; 

157. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok dogru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'i indirdik). Iste size de Rabbinizden açik bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'in âyetlerini yalanlayip onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabin en kötüsüyle cezalandiracagiz. 

158. Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazi alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazi alâmetleri geldigi gün, önceden inanmamis ya da imaninda bir hayir kazanmamis olan kimseye artik imani bir fayda saglamaz. De ki: Bekleyin, süphesiz biz de beklemekteyiz! 

159. Dinlerini parça parça edip guruplara ayrilanlar var ya, senin onlarla hiçbir iliskin yoktur. Onlarin isi ancak Allah'a kalmistir. Sonra Allah onlara yaptiklarini bildirecektir. 

160. Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiginin on kati vardir. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiginin dengiyle cezalandirilir. Onlar haksizliga ugratilmazlar. 

161. De ki: Süphesiz Rabbim beni dogru yola, dosdogru dine, Allah'i birleyen Ibrahim'in dinine iletti. O, ortak kosanlardan degildi. 

162. De ki: Süphesiz benim namazim, kurbanim, hayatim ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. 

163. O'nun ortagi yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanlarin ilkiyim. 

164. De ki: Allah her seyin Rabbi iken ben ondan baska Rab mi arayacagim? Herkesin kazanacagi yalniz kendisine aittir. Hiçbir suçlu baskasinin suçunu yüklenmez. Sonunda dönüsünüz Rabbinizedir. Ve O, uyusmazliga düstügünüz gerçegi size haber verecektir. 

165. Sizi yeryüzünün halifeleri kilan, size verdigi (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kilan O'dur. Süphesiz Rabbin, cezasi çabuk olandir ve gerçekten O, bagislayan merhamet edendir.