el etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8-el-ENFÂL

8-el-ENFÂL Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

türkçe kuranEnfâl sûresi, 75 (yetmisbes) âyettir. 30 ilâ 36. âyetler Mekke'de, digerleri Medine'de inmistir. Enfâl,
ziyade manasina gelen "nefl" kelimesinin çoguludur. Islâm dinini savunmak için yapilan savaslarda elde edilen sevaba ek olarak alinan ganimet malina da "nefl" denilmistir. Sûrenin birinci âyetinde savastan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resûlüne ait oldugu ifade edildigi için sûreye bu ad verilmistir.






8-el-ENFÂL Suresinin Türkçe anlamı

 

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla

1. Sana savas ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranizi düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin. 


2. Müminler ancak, Allah anildigi zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'in âyetleri okundugunda imanlarini artiran ve yalniz Rablerine dayanip güvenen kimselerdir. 


3. Onlar namazlarini dosdogru kilan ve kendilerine rizik olarak verdigimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir. 


4. Iste onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katinda nice dereceler, bagislanma ve tükenmez bir rizik vardir. 


5. (Onlarin bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemedigi halde, Rabbinin seni evinden hak ugruna çikardigi (zamanki halleri) gibidir. 


6. Hak ortaya çiktiktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmis gibi (cihad hususunda) seninle tartisiyorlardi. 


7. Hatirlayin ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureys ordusundan) birinin sizin oldugunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanin (kervanin) sizin olmasini istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakki gerçeklestirmek ve (Kureys ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardini kesmek istiyordu. 


8. (Bunlar,) günahkârlar istemese de hakki gerçeklestirmek ve bâtili ortadan kaldirmak içindi. 


9. Hatirlayin ki, siz Rabbinizden yardim istiyordunuz. O da, ben pespese gelen bin melek ile size yardim edecegim, diyerek duanizi kabul buyurdu. 


10. Allah bunu (meleklerle yardimi) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatissin diye yapmisti. Zaten yardim yalniz Allah tarafindandir. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir. 


11. O zaman katindan bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldiriyordu; sizi temizlemek, seytanin pisligini (verdigi vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine baglamak ve savasta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yagmur) indiriyordu. 


l2. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüregine korku salacagim; vurun boyunlarina! Vurun onlarin bütün parmaklarina! diye vahyediyordu. 


l3. Bu söylenenler, onlarin Allah'a ve Resûlüne karsi gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, bilsin ki Allah, azabi siddetli olandir. 


14. Iste bu yenilgi size Allah'in azabi! Simdilik onu tadin! Kâfirlere bir de cehennem atesinin azabi vardir. 


15. Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle karsilastiginiz zaman onlara arkanizi dönmeyin. (Korkup kaçmayin). 


16. Tekrar savasmak için bir tarafa çekilme veya diger bölüge ulasip mevzi tutma durumu disinda, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'in gazabini hak etmis olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orasi, varilacak ne kötü yerdir! 


17. (Savasta) onlari siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onlari; attigin zaman da sen atmadin, fakat Allah atti (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapti). Süphesiz Allah isitendir, bilendir. 


18. Bu böyledir. Süphesiz Allah, kâfirlerin tuzagini bozar. 


19. (Ey kâfirler!) Eger siz fetih istiyorsaniz, iste size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eger (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yine (Peygamber'e düsmanliga) dönerseniz, biz de (ona) yardima döneriz. Toplulugunuz çok bile olsa, sizden hiçbir seyi savamaz. Çünkü Allah müminlerle beraberdir. 


20. Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, isittiginiz halde O'ndan yüz çevirmeyin. 


21. Isitmedikleri halde isittik diyenler gibi olmayin. 


22. Süphesiz Allah katinda hayvanlarin en kötüsü, düsünmeyen sagirlar ve dilsizlerdir. 


23. Allah onlarda bir hayir görseydi elbette onlara isittirirdi. Fakat isittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi. 


24. Ey inananlar! Hayat verecek seylere sizi çagirdigi zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kisi ile onun kalbi arasina girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksiniz. 


25. Bir de öyle bir fitneden sakinin ki o, içinizden sadece zulmedenlere erismekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perisan eder). Biliniz ki, Allah'in azabi siddetlidir. 


26. Hatirlayin ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz taninan az (bir toplum) idiniz; insanlarin sizi kapip götürmesinden korkuyordunuz da sükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardimiyla sizi destekledi ve size temizinden riziklar verdi. 


27. Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmis olursunuz. 


28. Biliniz ki, mallariniz ve çocuklariniz birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'in katindadir. 


29. Ey iman edenler! Eger Allah'tan korkarsaniz O, size iyi ile kötüyü ayirdedecek bir anlayis verir, suçlarinizi örter ve sizi bagislar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir. 


30. Hatirla ki, kâfirler seni tutup baglamalari veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çikarmalari için sana tuzak kuruyorlardi. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranlarin en iyisidir. 


31. Onlara âyetlerimiz okundugu zaman dediler ki: "(Evet) isittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarindan baska bir sey degildir." 


32. Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'im! Eger bu Kitap senin katindan gelmis bir gerçekse üzerimize gökten tas yagdir, yahut bize elem verici bir azap getir! demislerdi. 


33. Halbuki sen onlarin içinde iken Allah, onlara azap edecek degildir. Ve onlar magfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici degildir. 


34. Onlar Mescid-i Haram'in mütevellîleri olmadiklari halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranin mütevellîleri takvâ sahiplerinden baskalari degildir. Fakat onlarin çogu bunu bilmez. 


35. Onlarin Beytullah yanindaki dualari da islik çalmak ve el çirpmaktan baska bir sey degildir. (Ey kâfirler!) Inkâr etmekte oldugunuz seylerden ötürü simdi azabi tadin! 


36. Süphesiz ki inkâr edenler mallarini, (insanlari) Allah yolundan alikoymak için harciyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acisi olacak ve en sonunda maglûp olacaklardir. Kâfirlikte israr edenler ise cehenneme toplanacaklardir. 


37. (Bu toplama) Allah'in murdari temizden ayiklamasi (mümini kâfirden ayirmasi) ve bütün murdarlarin bir kismini diger bir kisminin üstüne koyup hepsini yigarak cehenneme atmasi içindir. Iste onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir. 


38. Inkâr edenlere, (sana düsmanliktan) vazgeçerlerse, geçmis günahlarinin bagislanacagini söyle. Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir! 


39. Fitne ortadan kalkincaya ve din tamamen Allah'in oluncaya kadar onlarla savasin! (Inkâra) son verirlerse süphesiz ki Allah onlarin yaptiklarini çok iyi görür. 


40. Eger (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardimcidir!. 


4l. Eger Allah'a ve hak ile bâtilin ayrildigi gün, iki ordunun birbiri ile karsilastigi gün (Bedir savasinda) kulumuza indirdigimize inanmissaniz, bilin ki, ganimet olarak aldiginiz herhangi bir seyin beste biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalarina yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her seye hakkiyla kadirdir. 


42. Hatirlayin ki, (Bedir savasinda) siz vâdinin yakin kenarinda (Medine tarafinda) idiniz, onlar da uzak kenarinda (Mekke tarafinda) idiler. Kervan da sizden daha asagida (deniz sahilinde) idi. Eger (savas için) sözlesmis olsaydiniz, sözlestiginiz vakit hususunda ihtilâfa düserdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanin açik bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olmasi, yasayanin da açik bir delille yasamasi için (böyle yapti). Çünkü Allah hakkiyla isitendir, bilendir. 


43. Hatirla ki, Allah, uykunda sana onlari az gösterdi. Eger onlari sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu is hakkinda münakasaya girisecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardi. Süphesiz O, kalplerin özünü bilir. 


44. Allah, olacak bir isi yerine getirmek için (savas alaninda) karsilastiginiz zaman onlari sizin gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onlarin gözlerinde azaltiyordu. Bütün isler Allah'a döner. 


45. Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karsilastiginiz zaman sebat edin ve Allah'i çok anin ki basariya erisesiniz. 


46. Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekismeyin; sonra korkuya kapilirsiniz da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. 


47. Çalim satmak, insanlara gösteris yapmak ve (insanlari) Allah yolundan alikoymak için yurtlarindan çikanlar (kâfirler) gibi olmayin. Allah onlarin yaptiklarini çepeçevre kusatmistir. 


48. Hani seytan onlara yaptiklarini güzel gösterdi de: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, süphesiz ben de sizin yardimcinizim, dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardina döndü ve: Ben sizden uzagim, ben sizin göremediklerinizi (melekleri) görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'in azabi siddetlidir, dedi. 


49. O zaman münafiklarla kalplerinde hastalik bulunanlar, (sizin için), "Bunlari, dinleri aldatmis" diyorlardi. Halbuki kim Allah'a dayanirsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kilacak O'dur. Yoksa ordularin sayi ve techizat üstünlügü degildir). 


50. Melekler yüzlerine ve arkalarina vurarak ve "Tadin yakici cehennem azabini" (diyerek) o kâfirlerin canlarini alirken onlari bir görseydin! 


51. Iste bu, ellerinizle yaptiginiz yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici degildir. 


52. (Bunlarin gidisati) tipki Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidisati gibidir. (Onlar da) Allah'in âyetlerini inkâr etmislerdi de Allah onlari günahlari sebebiyle yakalamisti. Allah güçlüdür. O'nun cezasi siddetlidir. 


53. Bu da, bir millet kendilerinde bulunani (güzel ahlâk ve meziyetleri) degistirinceye kadar Allah'in onlara verdigi nimeti degistirmeyeceginden dolayidir. Gerçekten Allah isitendir, bilendir. 


54. (Evet bunlarin durumu), Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamislardi; biz de onlari günahlarindan ötürü helâk etmistik ve Firavun ailesini (denizde) bogmustuk. Hepsi de zalimler idiler. 


55. Allah katinda, yürüyen canlilarin en kötüsü kâfir olanlardir. Çünkü onlar iman etmezler. 


56. Onlar, kendileriyle antlasma yaptigin, sonra her defasinda hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir. 


57. Eger savasta onlari yakalarsan, ibret almalari için onlar ile (onlara verecegin ceza ile) arkalarinda bulunan kimseleri de dagit. 


58. (Antlasma yaptigin) bir kavmin hainlik yapmasindan korkarsan, sen de (onlarla yaptigin ahdi) ayni sekilde bozdugunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez. 


59. Inkâr edenler yakayi kurtardiklarini sanmasinlar. Çünkü onlar (bizi) âciz birakamazlar. 


60. Onlara (düsmanlara) karsi gücünüz yettigi kadar kuvvet ve cihad için baglanip beslenen atlar hazirlayin, onunla Allah'in düsmanini, sizin düsmaninizi ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah'in bildigi (düsman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsaniz size eksiksiz ödenir, siz asla haksizliga ugratilmazsiniz. 


61. Eger onlar barisa yanasirlarsa sen de ona yanas ve Allah'a tevekkül et, çünkü O isitendir, bilendir. 


62. Eger sana hile yapmak isterlerse, sunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardimiyla ve müminlerle destekleyendir. 


63. Ve (Allah), onlarin kalplerini birlestirmistir. Sen yeryüzünde bulunan her seyi verseydin, yine onlarin gönüllerini birlestiremezdin, fakat Allah onlarin aralarini bulup kaynastirdi. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir. 


64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter. 


65. Ey Peygamber! Müminleri savasa tesvik et. Eger sizden sabirli yirmi kisi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eger sizden yüz kisi olursa, kâfir olanlardan bin kisiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. 


66. Simdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayiflik oldugunu bildi. O halde sizden sabirli yüz kisi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kisiye galip gelir. Ve eger sizden bin kisi olursa, Allah'in izniyle (onlardan) ikibin kisiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. 


67. Yeryüzünde agir basincaya (küfrün belini kirincaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunmasi yarasmaz. Siz geçici dünya malini istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir. 


68. Allah tarafindan önceden verilmis bir hüküm olmasaydi, aldiginiz fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu. 


69. Artik elde ettiginiz ganimetten helâl ve temiz olarak yeyin. Ve Allah'tan korkun. Süphesiz ki Allah bagislayan, merhamet edendir. 


70. Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah kalplerinizde hayir oldugunu bilirse, sizden alinandan (fidyeden) daha hayirlisini size verir ve sizi bagislar. Çünkü Allah bagislayandir, esirgeyendir. 


71. Eger sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha önce Allah'a da hainlik etmislerdi de Allah onlara karsi sana imkân ve kudret vermisti. Allah bilendir, hikmet sahibidir. 


72. Iman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler ve (muhacirleri) barindirip yardim edenler var ya, iste onlarin bir kismi diger bir kisminin dostlaridir. Iman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onlarin mirasindan hiçbir pay yoktur. Eger onlar din hususunda sizden yardim isterlerse, sizinle aralarinda sözlesme bulunan bir kavim aleyhine olmaksizin (o müslümanlara) yardim etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarinizi hakkiyla görmektedir. 


73. Kâfir olanlar da birbirlerinin yardimcilaridir. Eger siz onu (Allah'in emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. 


74. Iman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barindiran ve yardim edenler var ya, iste gerçek müminler onlardir.


Onlar için magfiret ve bol rizik vardir. 


75. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'in kitabina göre yakin akrabalar birbirlerine (vâris olmaga) daha uygundur. Süphesiz ki Allah her seyi bilendir.


  

22-el-HACC

22-el-Hacc Suresi Hakkında açıklama ve Türkçe anlamı

Sûre 78 (yetmissekiz) âyettir. Müfessirlerin çogunluguna göre 19. âyetten itibaren 6 âyet Medine'de,
digerleri Mekke'de nâzil olmustur. Bu sûrede, hac farizasinin daha önce Hz. Ibrahim tarafindan baslatildigindan ve Hz. Muhammed (s. a.) tarafindan da devam ettirildiginden bahsedildigi için sûreye "Hac sûresi" denilmistir.






Hacc Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

l. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kiyamet vaktinin depremi müthis bir seydir! 

2. Onu gördügünüz gün, her emzikli kadin emzirdigi çocugu unutur, her gebe kadin çocugunu düsürür. Insanlari da sarhos bir halde görürsün. Oysa onlar sarhos degillerdir; fakat Allah'in azabi çok dehsetlidir! 

3. Insanlardan, bilgisi olmaksizin Allah hakkinda tartismaya giren ve her inatçi seytana uyan birtakim kimseler vardir. 

4. Onun (seytan) hakkinda söyle yazilmistir: Kim onu yoldas edinirse bilsin ki (seytan) kendisini saptiracak ve alevli atesin azabina sürükleyecektir. 

5. Ey insanlar! Eger yeniden dirilmekten süphede iseniz, sunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (asilanmis yumurtadan), sonra uzuvlari (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmis canli et parçasindan (uzuvlari zamanla olusan ceninden) yarattik ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve diledigimizi, belirlenmis bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak disari çikaririz. Sonra güçlü çaginiza ulasmaniz için (sizi büyütürüz). Içinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çagina kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir sey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yagmur indirdigimizde o, kipirdanir, kabarir ve her çesitten (veya çiftten) iç açici bitkiler verir. 

6. Çünkü Allah hakkin ta kendisidir; O, ölüleri diriltir; yine O, her seye hakkiyla kadirdir. 

7. Kiyamet vakti de gelecektir; bunda süphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldiracaktir. 

8. Insanlardan bazisi, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydinlatici bir kitaba dayanmaksizin, Allah hakkinda tartisir. 

9. Allah yolundan saptirmak için yanini egip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakkinda tartismaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardir; kiyamet gününde ise ona yakici azabi tattiracagiz. 

10. Iste bu, önceden yapip ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullarina haksizlik edici degildir. 

11. Insanlardan kimi Allah'a yalniz bir yönden kulluk eder. Söyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete ugrarsa çehresi degisir (dinden yüz çevirir). O, dünyasini da, ahiretini de kaybetmistir. Iste bu, apaçik ziyanin ta kendisidir. 

12. O, Allah'i birakip, kendisine ne faydasi, ne de zarari dokunacak olan seylere yalvarir. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapikligin ta kendisidir. 

13. O, zarari faydasindan daha (akla) yakin olan bir varliga yalvarir. O (yalvardigi), ne kötü bir yardimci, ne kötü bir dosttur! 

14. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunan kimseleri, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder. Süphesiz Allah diledigi seyi yapar. 

15. Her kim, Allah'in, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yardim etmeyecegini zannetmekte ise, (Allah ona yardim ettigine göre) artik o kimse tavana bir ip atsin; (bogazina geçirsin); sonra da (ayagini yerden) kessin! Simdi bu kimse baksin! Acaba, hilesi (bu yaptigi), öfke duydugu seyi (Allah'in Peygamber'e yardimini) gerçekten engelleyecek mi? 

16. Iste böylece biz o Kur'an'i açik seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek su ki Allah diledigi kimseyi dogru yola sevkeder. 

17. Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, hiristiyanlar, mecûsîler ve müsrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasinda kiyamet gününde (ayri ayri) hükmünü verir. Çünkü Allah her seyi hakkiyla bilendir. 

18. Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, günes, ay, yildizlar, daglar, agaçlar, hayvanlar ve insanlarin birçogu Allah'a secde ediyor; birçogunun üzerine de azap hak olmustur. Allah kimi hor ve hakir kilarsa, artik onu degerli kilacak bir kimse yoktur. Süphesiz Allah diledigini yapar. 

19. Su iki gurup, Rableri hakkinda çekisen iki hasimdir: Imdi, inkâr edenler için atesten bir elbise biçilmistir. Onlarin baslarinin üstünden kaynar su dökülecektir! 

20. Bununla, karinlarinin içindeki (organlar) ve derileri eritilecektir! 

21. Bir de onlar için demir kamçilar vardir! 

22. Izdiraptan dolayi oradan her çikmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: "Tadin bu yakici azabi!" (denilir). 

23. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunanlari, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada altin bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir. 

24. Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmisler, övgüye lâyik olan Allah'in yoluna iletilmislerdir. 

25. Inkâr edenler, Allah'in yolundan ve -yerli, tasrali- bütün insanlara esit (kible veya mâbed) kildigimiz Mescid-i Harâm'dan (insanlari) alikoymaya kalkanlar (sunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona aci azaptan tattiririz. 

26. Bir zamanlar Ibrahim'e Beytullah'in yerini hazirlamis ve (ona söyle demistik): Bana hiçbir seyi es tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut. 

27. Insanlar arasinda hacci ilân et ki,gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argin develer üzerinde sana gelsinler. 

28. Ta ki kendilerine ait bir takim yararlari yakînen görmeleri, Allah'in kendilerine rizik olarak verdigi kurbanlik hayvanlar üzerine belli günler de Allah'in ismini ansanlar . Artik ondan hem kendiniz yeyin,hem de yoksula, fakire yedirin. 

29. Sonra kirlerini gidersinler; adaklarini yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler. 

30. Durum böyle. Her kim, Allah'in emir ve yasaklarina saygi gösterirse, bu, Rabbinin katinda kendisi için daha hayirlidir. (Haram oldugu) size okunanlarin disinda kalan hayvanlar size helâl kilindi. O halde, pislikten, putlardan sakinin; yalan sözden sakinin. 

31. Kendisine ortak kosmaksizin Allah'in hanifleri (O'nun birligini taniyan müminler olun). Kim Allah'a ortak kosarsa sanki o, gökten düsüp parçalanmis da kendisini kuslar kapmis, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemis (bir nesne) gibidir. 

32. Durum öyledir. Her kim Allah'in hükümlerine saygi gösterirse, süphesiz bu, kalplerin takvâsindandir. 

33. Onlarda (kurbanlik hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtakim yararlar vardir. Sonra bunlarin varacaklari (bitecegi) yer, Eski Ev'e (Kâbe'ye) kadardir. 

34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rizik olarak verdiklerimiz üzerine Allah'in adini ansinlar diye- kurban kesmeyi gerekli kildik. Imdi, Ilâhiniz, bir tek Ilah'tir. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâsli ve mütevazi insanlari müjdele! 

35. Onlar öyle kimseler ki, Allah anildigi zaman kalpleri titrer; baslarina gelene sabrederler, namaz kilarlar ve kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden (Allah için) harcarlar. 

36. Biz, büyük bas hayvanlari da sizin için Allah'in (dininin) isaretlerinden (kurban) kildik. Onlarda sizin için hayir vardir. Su halde onlar, ayaklari üzerine dururken üzerlerine Allah'in ismini aniniz (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düstüklerinde ise, artik (cani çiktiginda) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacini gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. Iste bu hayvanlari biz, sükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. 

37. Onlarin ne etleri ne de kanlari Allah'a ulasir; fakat O'na sadece sizin takvâniz ulasir. Sizi hidayete erdirdiginden dolayi Allah'i büyük taniyasiniz diye O, bu hayvanlari böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananlari müjdele! 

38. Allah, iman edenleri korur. Su da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder. 

39. Kendileriyle savasilanlara (müminlere), zulme ugramis olmalari sebebiyle, (savas konusunda) izin verildi. Süphe yok ki Allah, onlara yardima mutlak surette kadirdir. 

40. Onlar, baska degil, sirf "Rabbimiz Allah'tir" dedikleri için haksiz yere yurtlarindan çikarilmis kimselerdir. Eger Allah, bir kisim insanlari (kötülüklerini) diger bir kismi ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'in ismi bol bol anilan manastirlar, kiliseler, havralar ve mescidler yikilir giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardim edenlere muhakkak surette yardim eder. Hiç süphesiz Allah, güçlüdür, galiptir. 

41. Onlar (o müminler) ki, eger kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazi kilar, zekâti verirler, iyiligi emreder ve kötülükten nehyederler. Islerin sonu Allah'a varir. 

42. (Resûlüm!) Eger onlar (inkârcilar) seni yalanliyorlarsa, (sunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd(kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanladilar 

43. Ibrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalanladilar. 

44.(Suayb'in kavmi olan) Medyen halki da(Sûayb'i) yalanladilar. Musa da yalanlanmisti. Iste ben o kâfirlere süre tanidim, sonra onlari yakaladim. Nasil oldu benim onlari reddim (cezalandirmam)! 

45. Nitekim, birçok memleket vardi ki, o memleket (halki) zulmetmekte iken, biz onlari helâk ettik. Simdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüs) tavanlarin üzerine yikilmistir. Nice kullanilmaz hale gelmis kuyular ve (issiz kalmis) ulu saraylar vardir. 

46. (Sana karsi çikanlar) hiç yeryüzünde dolasmadilar mi? Zira dolassalardi elbette düsünecek kalpleri ve isitecek kulaklari olurdu. Ama gerçek su ki, gözler kör olmaz; lâkin gögüsler içindeki kalpler kör olur. 

47. (Resûlüm!) Onlar senden azabin çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarinizdan bin yil gibidir. 

48. Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onlari yakaladim. Dönüs yalniz banadir. 

49. De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçik bir uyariciyim. 

50. Iman edip sâlih ameller isleyen kimseler için magfiret ve bol rizik vardir. 

51. Ayetlerimiz hakkinda (onlari tesirsiz kilmak için) birbirlerini geri birakircasina yarisanlara gelince, iste bunlar, cehennemliklerdir. 

52. (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulundugunda, seytan onun dilegine ille de (beserî arzular) katmaya kalkismasin. Ne var ki Allah, seytanin katacagi seyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafiz ve mana bakimindan) saglam olarak yerlestirir. Allah, hakkiyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 

53. (Allah, seytanin böyle yapmasina müsaade eder ki) kalplerinde hastalik olanlar ve kalpleri katilasanlar için, seytanin kattigi seyi bir deneme (vesilesi) yapsin. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrilik içindedirler. 

54. Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur'an'in) hakikaten Rabbin tarafindan gelmis bir gerçek oldugunu bilsinler de ona inansinlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavussun. Süphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdogru bir yola yöneltir. 

55. Inkâr edenler, kendilerine o saat ansizin gelinceye, yahut da (kendileri için hayir yönünden) kisir bir günün azabi gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkinda hep süphe içindedirler. 

56. O gün, mülk Allah'indir. Insanlar arasinda hüküm verir. (Bu hüküm geregi) iman edip iyi davranislarda bulunanlar Naîm cennetlerinin içindedirler. 

57. Inkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar için alçaltici bir azap vardir. 

58. Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen yahut ölenleri hiç süphesiz Allah güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah, evet O, rizik verenlerin en hayirlisidir. 

59. Allah onlari, herhalde memnun kalacaklari bir girilecek yere sokacaktir. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir. 

60. Iste böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karsilik verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalidir ki, Allah ona mutlaka yardim edecektir. Hakikaten Allah çok bagislayici ve magfiret edicidir. 

61. Böylece (Allah, haksizliga ugrayana yardim edecektir ve buna kadirdir). Çünkü Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. Su da muhakkak ki Allah, hakkiyla isiten ve görendir. 

62. Böyledir. Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir. O'nun disindaki taptiklari ise bâtilin ta kendisidir. Gerçek su ki Allah, evet O, uludur, büyüktür. 

63. Görmedin mi, Allah, gökten yagnmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeseriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdir. (her seyden) haberdardir. 

64. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalniz O zengindir, övgüye degerdir. 

65. Görmedin mi, Allah, yerdeki esyayi ve emri uyarinca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gögü de, kendi izni olmadikça yer üzerine düsmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok sefkatli ve çok merhametlidir. 

66. O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandir. Gerçekten insan, çok nankördür. 

67. Biz, her ümmete, uygulamakta olduklari bir ibadet tarzi gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu iste seninle çekismesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdogru bir yoldasin. 

68. Eger seninle münakasa ve mücâdeleye girisirlerse: "Allah yaptiginizi çok iyi bilmektedir" de. 

69. Allah kiyamet gününde, ihtilâf etmekte oldugunuz konulara dair aranizda hüküm verecektir. 

70. Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda) mevcuttur. Bu (esya ve olaylarin bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydir. 

71. Onlar, Allah'i birakip, Allah'in kendisine hiçbir delil indirmedigi, kendilerinin dahi hakkinda bilgi sahibi olmadiklari seylere tapiyorlar. Zalimlerin hiç yardimcisi yoktur. 

72. Âyetlerimiz açik açik kendilerine okundugunda, kâfirlerin suratlarinda hosnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanlarin neredeyse üzerlerine saldirirlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzlugunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur! 

73. Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; simdi onu dinleyin: Allah'i birakip da yalvardiklariniz (taptiklariniz) bunun için bir araya gelseler bile bir sinegi dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. Isteyen de âciz, kendinden istenen de! 

74. Onlar, (Bu âciz putlari Allah'a ortak kosmak suretiyle) Allah'in kadrini hakkiyla bilemediler. Hiç süphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür. 

75. Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. Süphesiz Allah isitendir, görendir. 

76. Onlarin önlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini da, yapacaklarini da) bilir. Bütün isler Allah'a döndürülür. 

77. Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanin; Rabbinize ibadet edin; hayir isleyin ki kurtulusa eresiniz. 

78. Allah ugrunda, hakkini vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babaniz Ibrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size sahit olmasi, sizin de insanlara sahit olmaniz için, O, gerek daha önce (gelmis kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adini verdi. Öyle ise namazi kilin; zekâti verin ve Allah'a simsiki sarilin. O, sizin mevlânizdir. Ne güzel mevlâdir, ne güzel yardimcidir! 

Müminun Suresinin Türkçe anlamını oku

33-el-AHZÂB


33-el-AHZÂB

Medine'de nâzil olmustur. 73 (yetmisüç) âyettir. "Ahzâb", "hizb"in çoguludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karsi savasmak üzere birlesen Arap kabilelerinden bahsedildigi için, bu isim verilmistir. (Rivayete göre, bir takim ileri gelen müsrikler "Uhud" savasindan sonra Medine'ye gelmisler, münafiklarin lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuslardi. Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüsmek üzere emân vermisti. Bu görüsme esnasinda Resûlullah'a: Sen bizim taptiklarimizi diline dolamaktan vazgeç, "onlar menfaat saglayabilir, sefâat edebilir" de, biz de seni Rabbinle basbasa birakalim, dediler. Orada bulunan müslümanlarin canlari sikildi, onlari öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmis olan emânin bozulmasi konusunda Allah'tan korkmalarini ve kâfirler ile münafiklarin sözlerine boyun egmemelerini, Resûlullah'in sahsinda müminlerden isteyen 1. âyet nâzil oldu.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Elbette Allah her seyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadir. 

2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Süphesiz Allah, bütün yaptiklarinizdan haberdardir. 

3. Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter. 

4. Allah, bir adamin içinde iki kalp yaratmadigi gibi, "zihâr" yaptiginiz eslerinizi de analariniz yerinde tutmadi ve evlâtliklarinizi da öz ogullariniz olarak tanimadi. Bunlar sizin agizlariniza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçegi söyler ve dogru yola O eristirir. 

5. Onlari (evlât edindiklerinizi) babalarina nisbet ederek çagirin. Allah yaninda en dogrusu budur. Eger babalarinin kim oldugunu bilmiyorsaniz, bu takdirde onlari din kardesleriniz ve görüp gözettiginiz kimseler olarak kabul edin. Yanilarak yaptiklarinizda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiginde günah vardir. Allah bagislayandir, esirgeyendir. 

6. Peygamber, müminlere kendi canlarindan daha yakindir. Esleri, onlarin analaridir. Akraba olanlar, Allah'in Kitabina göre, (mirasçilik bakimindan) birbirlerine diger müminlerden ve muhacirlerden daha yakindirlar; ancak, dostlariniza uygun bir vasiyet yapmaniz müstesnadir. Bunlar Kitap'ta yazili bulunmaktadir. 

7. Hani biz peygamberlerden söz almistik; senden, Nuh'tan, Ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem oglu Isa'dan da. (Evet) biz onlardan pek saglam bir söz aldik. 

8. Allah bu sözü dogrulari dogruluklariyla sorumlu kilmak için aldi. Kâfirler için de çok acikli bir azap hazirladi. 

9. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; hani size ordular saldirmisti da, biz onlara karsi bir rüzgâr ve sizin görmediginiz ordular göndermistik. Allah ne yaptiginizi çok iyi görmekteydi. 

10. Onlar hem yukarinizdan hem asagi tarafinizdan (vâdinin üstünden ve alt yanindan) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yildigi, yürekler girtlaga geldigi ve siz Allah hakkinda türlü türlü seyler düsündügünüz zaman; 

11. Iste orada iman sahipleri imtihandan geçirilmis ve siddetli bir sarsintiya ugratilmislardi. 

12. Ve o zaman, münafiklar ile kalplerinde hastalik (iman zayifligi) bulunanlar: Meger Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuslar! diyorlardi. 

13. Onlardan bir gurup da demisti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artik sizin için durmanin sirasi degil, haydi dönün! Içlerinden bir kismi ise: Gerçekten evlerimiz emniyette degil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede degildi, sadece kaçmayi arzuluyorlardi. 

14. Medine'nin her yanindan üzerlerine saldirilsaydi da, o zaman savasmalari istenseydi, süphesiz hemen savasa katilirlar ve evlerinde pek eglenmezlerdi. 

15. Andolsun ki daha önce onlar, sirt çevirip kaçmayacaklarina dair Allah'a söz vermislerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir! 

16. (Resûlüm!) De ki: Eger ölümden veya öldürülmekten kaçiyorsaniz, kaçmanin size asla faydasi olmaz! (Eceliniz gelmemis ise) o takdirde de, yasatilacaginiz süre çok degildir. 

17. De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karsi sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan baska ne bir dost bulurlar ne de bir yardimci. 

18. Allah, içinizden (savastan) alikoyanlari ve yandaslarina: "Bize katilin" diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunlarin pek azi savasa gelir. 

19. (Gelseler de) size karsi pek hasistirler. Hele korku gelip çatti mi, üzerine ölüm bayginligi çökmüs gibi gözleri dönerek sana baktiklarini görürsün. Korku gidince ise, mala düskünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmis degillerdir; bunun için Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir. Bu, Allah'a göre kolaydir. 

20. Bunlar, düsman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhami içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardi dahi pek savasacak degillerdi. 

21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavusmayi umanlar ve Allah'i çok zikredenler için güzel bir örnektir. 

22. Müminler ise, düsman birliklerini gördüklerinde: Iste Allah ve Resûlü'nün bize vâdettigi! Allah ve Resûlü dogru söylemistir, dediler. Bu (ordularin gelisi), onlarin ancak imanlarini ve Allah'a bagliliklarini arttirdi. 

23. Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. Iste onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canini vermistir; kimi de (sehitligi) beklemektedir. Onlar hiçbir sekilde (sözlerini) degistirmemislerdir. 

24. Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatlari sebebiyle mükâfatlandiracak, münafiklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Süphesiz Allah, bagislayandir, esirgeyendir. 

25. Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah (in yardimi) savasta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir. 

26. Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müsrik ordularina) yardim edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düsürdü; bir kismini öldürüyor, bir kismini da esir aliyordunuz. 

27. Allah, onlarin yerlerine, yurtlarina, mallarina ve ayak basmadiginiz topraklara sizi mirasçi yapti. Allah'in her seye gücü yeter. 

28. Ey Peygamber! Eslerine söyle söyle: Eger dünya dirligini ve süsünü (refahini) istiyorsaniz, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salivereyim. 

29. Eger Allah'i, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsaniz, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazirlamistir. 

30. Ey peygamber hanimlari! Sizden kim açik bir hayâsizlik yaparsa, onun azabi iki katina çikarilir. Bu, Allah'a göre kolaydir. 

31. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararli is yaparsa ona mükâfatini iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rizik hazirlamisizdir. 

32. Ey Peygamber hanimlari! Siz, kadinlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger (Allah'tan) korkuyorsaniz, (yabanci erkeklere karsi) çekici bir eda ile konusmayin; sonra kalbinde hastalik bulunan kimse ümide kapilir. Güzel söz söyleyin. 

33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde oldugu gibi açilip saçilmayin. Namazi kilin, zekâti verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 

34. Evlerinizde okunan Allah'in âyetlerini ve hikmeti hatirlayin. Süphesiz Allah, her seyin iç yüzünü bilendir ve her seyden haberi olandir. 

35. Müslüman erkekler ve müslüman kadinlar, mümin erkekler ve mümin kadinlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadinlar, dogru erkekler ve dogru kadinlar, sabreden erkekler ve sabreden kadinlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadinlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadinlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadinlar, irzlarini koruyan erkekler ve (irzlarini) koruyan kadinlar, Allah'i çok zikreden erkekler ve zikreden kadinlar var ya; iste Allah, bunlar için bir magfiret ve büyük bir mükâfat hazirlamistir. 

36. Allah ve Resûlü bir ise hüküm verdigi zaman, inanmis bir erkek ve kadina o isi kendi isteklerine göre seçme hakki yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, apaçik bir sapikliga düsmüs olur. 

37. (Resûlüm!) Hani Allah'in nimet verdigi, senin de kendisine iyilik ettigin kimseye: Esini yaninda tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'in açiga vuracagi seyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asil korkmana lâyik olan Allah'tir. Zeyd, o kadindan ilisigini kesince biz onu sana nikâhladik ki evlâtliklari, karilariyla iliskilerini kestiklerinde (o kadinlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasin. Allah'in emri yerine getirilmistir. 

38. Allah'in, kendisine helâl kildigi seyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasinda da Allah'in âdeti böyle idi. Allah'in emri mutlaka yerine gelecek, yazilmis bir kaderdir. 

39. O peygamberler ki Allah'in gönderdigi emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter. 

40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babasi degildir. Fakat o, Allah'in Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkiyla bilendir. 

41. Ey inananlar! Allah'i çokça zikredin. 

42. Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin. 

43. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istigfar eder. Allah, müminlere karsi çok merhametlidir. 

44. Kendisine kavustuklari gün, Allah'in onlara iltifati, "selâm" dir. Allah onlara çok degerli mükâfat hazirlamistir. 

45. Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir sahit, bir müjdeleyici ve bir uyarici olarak gönderdik. 

46. Allah'in izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik). 

47. Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele. 

48. Kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Onlarin eziyetlerine aldirma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter. 

49. Ey iman edenler! Mümin kadinlari nikâhlayip da, henüz zifafa girmeden onlari bosarsaniz, onlari sayacaginiz bir iddet süresince bekletme hakkiniz yoktur. O halde onlari (bir bagisla) memnun edin ve onlari güzel bir sekilde serbest birakin. 

50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin hanimlarini, Allah'in sana ganimet olarak verdigi ve elinin altinda bulunan cariyeleri, amcanin, halanin, dayinin ve teyzenin seninle beraber göç eden kizlarini sana helâl kildik. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istedigi takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadini, diger müminlere degil, sirf sana mahsus olmak üzere (helâl kildik). Kuskusuz biz, hanimlari ve ellerinin altinda bulunan cariyeleri hakkinda müminlere neyi farz kildigimizi biliriz. (Bu hususta ne yapmalari lâzim geldigini onlara açikladik) ki, sana bir zorluk olmasin. Allah bagislayandir, merhamet edendir. 

51. Onlardan diledigini geriye birakir, diledigini de yanina alirsin. Bosadigin hanimlarindan arzu ettigini tekrar yanina almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onlarin mutlu olmalarina, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razi olmalarina daha uygundur. Allah, kalplerinizde olani bilir. Allah hakkiyle bilendir, halîmdir. 

52. Bundan sonra artik baska kadinlarla evlenmen, elinin altinda bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hosuna gitse bile, bunlarin yerine baska hanimlar alman sana helâl degildir. Allah her seyi gözetler. 

53. Ey iman edenler! Siz zamanini gözetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde hemen dagilin, sohbete dalmayin. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadir. Ama Allah, hakki söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanimlarindan bir sey istediginiz zaman perde arkasindan isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlarin kalpleri için daha temiz bir davranistir. Sizin Allah'in Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanimlarini nikâhlamaniz asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katinda büyük (bir günah) tir. 

54. Bir seyi açiga vursaniz da, gizleseniz de süphe yok ki Allah, her seyi gayet iyi bilmektedir. 

55. Onlara (Peygamber'in hanimlarina), babalari, ogullari, kardesleri, kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kadinlari (mümin kadinlar) ve ellerinin altinda bulunan câriyelerinden dolayi bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanimlari!) Allah'tan korkun; süphesiz Allah, her seye sahittir. 

56. Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. 

57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmis ve onlar için horlayici bir azap hazirlamistir. 

58. Mümin erkeklere ve mümin kadinlara, yapmadiklari bir seyden dolayi eziyet edenler, süphesiz bir iftira ve apaçik bir günah yüklenmislerdir. 

59. Ey Peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve müminlerin kadinlarina (bir ihtiyaç için disari çiktiklari zaman) dis örtülerini üstlerine almalarini söyle. Onlarin taninmasi ve incitilmemesi için en elverisli olan budur. Allah bagislayandir, esirgeyendir. 

60. Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalik bulunanlar (fuhus düsüncesi tasiyanlar), sehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savasmani ve onlari sehirden sürüp çikarmani sana emrederiz); sonra orada, senin yaninda ancak az bir zaman kalabilirler. 

61. Hepsi de lânetlenmis olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanir ve mutlaka öldürülürler. 

62. Allah'in önceden geçenler hakkindaki kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin. 

63. Insanlar sana kiyametin zamanini soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katindadir. Ne bilirsin, belki de zamani yakindir. 

64. Su muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmus ve onlara çilgin bir ates hazirlamistir. 

65. (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardimci bulacaklardir. 

66. Yüzleri ateste evrilip çevrildigi gün: Eyvah bize! Keske Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler. 

67. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptirdilar, derler. 

68. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlari büyük bir lânetle rahmetinden kov. 

69. Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayin. Nihayet Allah onu, dedikleri seyden temize çikardi. O, Allah yaninda serefli idi. 

70. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogru söz söyleyin. 

71. (Böyle davranirsaniz) Allah islerinizi düzeltir ve günahlarinizi bagislar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtulusa ermis olur. 

72. Biz emaneti, göklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumlulugundan) korktular. Onu insan yüklendi. Dogrusu o çok zalim, çok cahildir. 

73. (Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münafik erkeklere ve münafik kadinlara, müsrik erkeklere ve müsrik kadinlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadinlarin da tevbesini kabul buyuracaktir. Allah bagislayandir, merhamet edendir.