meal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

42-es-SÛRÂ



Mekke'de nâzil olan bu sûre 53 (elliüç) âyettir. Yalniz 23 - 26. âyetleri Medine'de inmistir. Adini 38. âyette geçen ve müslümanlarin, islerini aralarinda danisma ile yapmalarinin geregini bildiren Surâ kelimesinden almistir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Hâ. Mîm.  

2. Ayn. Sîn. Kaf. 

3. Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere iste böyle vahyeder. 

4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur. 

5. Neredeyse yukarilarindan gökler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler için magfiret diliyorlar. Iyi bilin ki Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

6. Allah'tan baska dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil degilsin. 

7. Sehirlerin anasi (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanlari uyarman ve asla süphe olmayan toplanma günüyle onlari korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (Insanlarin) bir bölümü cennette, bir bölümü de çilgin alevli cehennemdedir. 

8. Allah dileseydi onlari bir tek millet yapardi. Fakat O, diledigini rahmetine kavusturur; zalimlerin ise hiçbir dostu ve yardimcisi yoktur. 

9. Yoksa onlar Allah'tan baska dostlar mi edindiler? Halbuki dost yalniz Allah'tir. O ölüleri diriltir, her seye kadirdir. 

10. Ayriliga düstügünüz herhangi bir seyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur. Iste, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandim ve O'na yönelirim. 

11. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandir. Size kendinizden esler, hayvanlardan da (kendilerine) esler yaratmistir. Bu suretle çogalmanizi saglamistir. O'nun benzeri hiçbir sey yoktur. O isitendir, görendir. 

12. Göklerin ve yerin anahtarlari O'nundur. Diledigine rizki bol verir, dilediginden de kisar. O, her seyi bilendir. 

13. "Dini ayakta tutun ve onda ayriliga düsmeyin" diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kildi. Fakat kendilerini çagirdigin bu (din), Allah'a ortak kosanlara agir geldi. Allah diledigini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de dogru yola iletir. 

14. Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarindaki çekememezlik yüzünden ayriliga düstüler. Eger belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmis olmasaydi, aralarinda hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kilinanlar da onun hakkinda derin bir süphe içindedirler. 

15. Iste onun için sen (tevhide) dâvet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol. Onlarin heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'in indirdigi Kitab'a inandim ve aranizda adaleti gerçeklestirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz de sizedir. Aramizda tartisilabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüs de O'nadir. (Âyette Hz. Peygamber in insanlari davet edecegi prensipler açiklanirken, uyacagi esaslar da beyan edilmistir. Buna göre davete devam edilecek, inanma yanlarin teklifve israrlari dinlenmeyecektir.) 

16. Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkinda tartismaya girenlerin delilleri, Rableri katinda bostur. Onlar için bir gazap, yine onlar için çetin bir azap vardir. 

17. Kitab'i ve mizani hak olarak indiren Allah'tir. Ne biliyorsun, belki de kiyamet saati yakindir! 

18. Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasini isterler. Inananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek oldugunu bilirler. Iyi bilin ki, kiyamet günü hakkinda tartisanlar derin bir sapiklik içindedirler. 

19. Allah kullarina lütufkârdir, diledigini riziklandirir. O kuvvetlidir, güçlüdür. 

20. Kim ahiret kazancini istiyorsa, onun kazancini arttiririz. Kim de dünya kârini istiyorsa ona da dünyadan bir seyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz. 

21. Yoksa onlarin, Allah'in izin vermedigi bir dini getiren ortaklari mi var? Eger erteleme sözü olmasaydi, derhal aralarinda hüküm verilirdi. Süphesiz zalimlere can yakici bir azap vardir. 

22. Yaptiklari seyler baslarina gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. Iman edip iyi isler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yaninda onlara diledikleri her sey vardir. Iste büyük lütuf budur. 

23. Iste Allah'in, iman eden ve iyi isler yapan kullarina müjdeledigi nimet budur. Deki: Ben buna karsilik sizden akrabalik sevgisinden baska bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik islerse onun sevabini fazlasiyla veririz. Süphesiz Allah bagislayan, sükrün karsiligini verendir. 

24. Yoksa onlar, (senin için) Allah'a karsi yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bâtili yok eder; sözleriyle hakki ortaya koyar. Süphesiz O, kalplerde olanlari bilendir. 

25. O, kullarinin tevbesini kabul eden, kötülükleri bagislayan ve yaptiklarinizi bilendir. 

26. Allah, iman edip iyi isler yapanlarin tevbesini kabul eder, lütfundan onlara, fazlasini verir. Kâfirlere gelince, onlara da çetin bir azap vardir. 

27. Allah kullarina rizki bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardi. Fakat O, (rizki) diledigi ölçüde indirir. Çünkü O, kullarinin haberini alandir, onlari görendir. 

28. O, (insanlar) umutlarini kestikten sonra, yagmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandir. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyik olandir. 

29. Gökleri, yeri ve bunlarin içine yayip ürettigi canlilari yaratmasi da O'nun delillerindendir. O diledigi zaman bunlari biraraya toplamaya da kadirdir. 

30. Basiniza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle isledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çogunu affeder. 

31. Yeryüzünde (O'nu) âciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dostunuz ve bir yardimciniz da yoktur. 

32. Denizde daglar gibi akip gidenler (gemiler) de O'nun (varliginin) delillerindendir. 

33. Dilerse O, rüzgâri durdurur,da onun (denizin) üstünde kalakalirlar. Elbette bunda çok sabreden, çok sükreden herkes için ibretler vardir. 

34. Yahut yaptiklari yüzünden onlari helâk eder. Birçogunu da affeder (kurtarir). 

35. Böylece âyetlerimiz üzerinde tartisanlar, kendilerine kaçacak bir yer olmadigini bilsinler. 

36. Size verilen sey, yalnizca dünya hayatinin geçimligidir. Allah'in yaninda bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayanip güvenenler içindir. 

37. Onlar, büyük günahlardan ve hayasizliktan kaçinirlar; kizdiklari zaman da kusurlari bagislarlar. 

38. Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazi kilarlar. Onlarin isleri, aralarinda danisma iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan da harcarlar. 

39. Bir haksizliga ugradiklari zaman, yardimlasirlar. 

40. Bir kötülügün cezasi, ona denk bir kötülüktür. Kim bagislar ve barisi saglarsa, onun mükâfati Allah'a aittir. Dogrusu O, zalimleri sevmez. 

41. Kim zulme ugradiktan sonra hakkini alirsa, artik onlara yapilacak bir sey yoktur. 

42. Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksiz yere taskinlik edenlere ceza vardir. Iste acikli azap bunlaradir. 

43. Kim sabreder ve affederse süphesiz bu hareketi, yapilmaya deger islerdendir. 

44. Allah kimi saptirirsa, bundan sonra artik onun hiçbir dostu yoktur. Azabi gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mi? dediklerini görürsün. 

45. Atese arz olunurlarken onlarin, zilletten baslarini öne egerek göz ucuyla gizli gizli baktiklarini göreceksin. Inananlar da: Iste asil ziyana ugrayanlar, kiyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardir, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler. 

46. Onlarin Allah'tan baska kendilerine yardim edecek hiçbir dostlari yoktur. Allah kimi saptirirsa artik onun kurtulusa çikan bir yolu yoktur. 

47. Allah'tan, geri çevrilmesi imkânsiz bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyun. Çünkü o gün, hiçbiriniz siginacak yer bulamazsiniz, itiraz da edemezsiniz. 

48. Eger yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onlarin üzerine bekçi göndermedik. Sana düsen sadece duyurmaktir. Biz insana katimizdan bir rahmet tattirdigimiz zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptiklari yüzünden baslarina bir kötülük gelirse, iste o zaman insan pek nankördür! 

49. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. Diledigini yaratir; diledigine kiz çocuklari, diledigine de erkek çocuklari bahseder. 

50. Yahut onlari, hem erkek hem de kiz çocuklari olmak üzere çift verir. Diledigini de kisir kilar. O, her seyi bilendir, her seye gücü yetendir. 

51. Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasindan konusur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona diledigini vahyeder. O yücedir, hakîmdir. 

52. Iste böylece sana da emrimizle Kur'an'i vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarimizdan diledigimizi kendisiyle dogru yola eristirdigimiz bir nur kildik. Süphesiz ki sen dogru bir yolu göstermektesin. 

53. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'in yoludur. Dikkat edin, bütün isler sonunda Allah'a döner. 

48-el-FETIH

Içinde Islâm'in elde edecegi fetih, basari ve zaferden bahsedildigi için Fetih adini alan bu sûre, hicretin altinci yilinda Hudeybiye antlasmasi dönüsünde Mekke ile Medine arasinda inmis ve Medine'de inen sûrelerden sayilmistir; 29 (yirmidokuz) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Biz sana dogrusu apaçik bir fetih ihsan ettik.

2. Böylece Allah, senin geçmis ve gelecek günahini bagislar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru bir yola iletir.

3. Ve sana sanli bir zaferle yardim eder.

4. Imanlarini bir kat daha arttirsinlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah bilendir, her seyi hikmetle yapandir.

5. (Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kadinlari, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetlere koymasi, onlarin günahlarini örtmesi içindir. Iste bu, Allah katinda büyük bir kurtulustur.

6. (Bir de bunlar) Allah hakkinda kötü zanda bulunan münafik erkeklere ve münafik kadinlara, Allah'a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadinlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi baslarina gelsin! Allah onlara gazap etmis, lânetlemis ve cehennemi kendilerine hazirlamistir. Orasi ne kötü bir yerdir!

7. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah azîzdir, hakîmdir.

8. Süphesiz biz seni, sahit, müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.

9. Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yardim edesiniz, O'na saygi gösteresiniz ve sabah aksam Allah'i tesbih edesiniz.

10. Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

11. Bedevîlerden geri kalmis olanlar, sana diyecekler ki: "Mallarimiz ve ailelerimiz bizi alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile." Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsi kimin bir seye gücü yetebilir? Kaldi ki, Allah yaptiklarinizdan haberdardir.

12. Aslinda siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmistiniz. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmis bir topluluk oldunuz.

13. Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çilgin bir ates hazirlamisizdir.

14. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. O, diledigini bagislar, diledigine ceza verir. Allah çok bagislayan, çok merhamet edendir.

15. Siz ganimetleri almak için gittiginizde seferden geri kalanlar: Birakin, biz de arkaniza düselim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'in sözünü degistirmek isterler. De ki: "Siz asla bizim pesimize düsmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmustur." Onlar size: Hayir, bizi kiskaniyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

16. Bedevîlerden (seferden) geri kalmis olanlara de ki: Siz yakinda çok kuvvetli bir kavme karsi savasmaya çagirilacaksiniz. Onlarla, teslim oluncaya kadar savasacaksiniz. Eger emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndügünüz gibi yine dönecek olursaniz sizi acikli bir azaba ugratir.

17. Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savasa katilmak zorunda degildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altindan irmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalirsa, onu aci bir azaba ugratir.

18. Andolsun ki o agacin altinda sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razi olmustur. Kalplerinde olani bilmis, onlara güven duygusu vermis ve onlari pek yakin bir fetihle ödüllendirmistir.

19. Yine onlari elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandirdi. Allah üstündür, hikmet sahibidir.

20. Allah size, elde edeceginiz birçok ganimet vâdetmistir. (Bu ganimetlerden) iste sunlari hemen vermis ve insanlarin ellerini sizden çekmistir ki bu, müminlere bir isaret olsun ve sizi dosdogru yola iletsin.

21. Henüz elde edemediginiz baska ganimetler de vardir ki, onlar Allah'in bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her seye kadirdir.

22. Eger kâfirler sizinle savassalardi, arkalarina dönüp kaçarlardi. Sonra bir dost ve yardimci da bulamazlardi.

23. Allah'in, ötedenberi süregelen kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.

24. O sizi onlara karsi muzaffer kildiktan sonra, Mekke'nin içinde onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptiklarinizi görendir.

25. Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'i ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlarin yerlerine ulasmasini menedenlerdir. Eger (Mekke'de) kendilerini henüz tanimadiginiz mümin erkeklerle mümin kadinlari bilmeyerek çignemeniz sebebiyle üzüntüye kapilmaniz ihtimali olmasaydi (Allah savasi önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmistir. Eger onlar birbirinden ayrilmis olsalardi elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptirirdik.

26. O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlarin takvâ sözünü tutmalarini sagladi. Zaten onlar buna lâyik ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilendir.

27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasini dogru çikardi. Allah dilerse siz güven içinde baslarinizi tiras etmis ve kisaltmis olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bilir. Iste bundan önce size yakin bir fetih verdi.

28. Bütün dinlerden üstün kilmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter.

29. Muhammed Allah'in elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karsi çetin, kendi aralarinda merhametlidirler. Onlari rükûya varirken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve riza isterler. Onlarin nisanlari yüzlerindeki secde izidir. Bu, onlarin Tevrat'taki vasiflaridir. Incil'deki vasiflari da söyledir: Onlar filizini yarip çikarmis, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalinlasmis, gövdesi üzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. Allah böylece onlari çogaltip kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanip iyi isler yapanlara magfiret ve büyük mükâfat vâdetmistir.

53-en-NECM



Mekke'de inmistir. 49 (kirkdokuz) âyettir. Adini, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'in indigi, böylece onun ilâhi hitaba mazhar oldugu Tûr dagindan almistir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 


1. Battigi zaman yildiza andolsun ki; 

2.Arkadasiniz (Muhammed) sapmadi ve bâtila inanmadi. 

3.O,arzusuna göre de konusmaz. 

4. O (bildirdikleri) vahyedilenden baskasi degildir. 

5. Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) ögretti. 

6. Ve üstün yaratilisli(melek), dogruldu: 

7. Kendisi en yüksek ufukta iken. 

8. Sonra (Muhammed'e) yaklasti,(yere dogru)sarkti. 

9. O kadar ki (birlestirilmis) iki yay arasi kadar, hatta daha da yakin oldu. 

10.Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. 

11.(Gözleriyle) gördügünü kalbi yalanlamadi. 

12. Onun gördükleri hakkinda simdi kendisi ile tartisacak misiniz? 

13. Andolsun onu, önceden bir defa daha görmüstü, 

14.Sidretü'l-Müntehâ'nin yaninda . 

15. Cennetü'l-Me'vâ da onun yanindadir. 

16. Sidre'yi kaplayan kaplamisti. 

17. Gözü kaymadi ve siniri asmadi. 

18. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kismini gördü. 

19. Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yi? 

20. Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'i. 

21. Demek erkek size, disi O'na öyle mi? 

22. O zaman bu, insafsizca bir taksim! 

23. Bunlar (putlar), sizin ve atalarinizin taktigi isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkinda hiçbir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafindan yol gösterici gelmistir. 

24. Yoksa insan, her arzu ettigi seye sahip mi olacaktir? 

25. Ahiret de dünya da Allah'indir. 

26. Göklerde nice melek var ki onlarin sefaatleri, diledigi ve hosnut oldugu kimse için Allah'in izin vermesi disinda, bir ise yaramaz. 

27. Ahirete inanmayanlar, meleklere disilerin adlarini takiyorlar. 

28. Halbuki onlarin bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç süphesiz hakikat bakimindan bir sey ifade etmez. 

29. Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatindan baska bir sey istemeyen kimselere yüz verme. 

30. Iste onlarin erisebilecekleri bilgi budur. Süphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapani daha iyi bilir; O, hidayette olani da çok iyi bilir. 

31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'indir. Bu, Allah'in, kötülük edenleri yaptiklariyla cezalandirmasi, güzel davrananlari da daha güzeliyle mükâfatlandirmasi içindir. 

32. Ufak tefek kusurlari disinda, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçinanlara gelince, bil ki Rabbin, affi bol olandir. O, sizi daha topraktan yarattigi zaman ve siz annelerinizin karinlarinda bulundugunuz sirada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çikarmayin. Çünkü O, kötülükten sakinani daha iyi bilir. 

33. Gördün mü arkasini döneni? 

34. Azicik verip sonra vermemekte direneni? 

35. Acaba gaybin bilgisi kendi yanindadir da o görüyor mu? 

36. Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nin sahifelerinde bulunan, 

37.Ve ahdine vefa gösteren Ibrahim'in( sahifelerinde bulunan su gerçekler): 

38. Gerçekten hiçbir günahkâr, baskasinin günah yükünü yüklenemez. 

39. Bilsin ki insan için kendi çalismasindan baska bir sey yoktur. 

40. Ve çalismasi da ileride görülecektir. 

41. Sonra ona karsiligi tastamam verilecektir. 

42. Ve süphesiz en son varis Rabbinedir. 

43. Dogrusu güldüren de aglatan da O'dur. 

44. Öldüren de dirilten de O'dur. 

45. Surasi muhakkak ki erkek ve disiden ibaret olan iki çifti O yaratti. 

46.(Rahime) atildigi zaman nutfeden. 

47. Süphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir. 

48. Zengin eden de yoksul kilan da O'dur. 

49. Dogrusu Si'râ yildizinin Rabbi de O'dur. 

50. Ve süphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti. 

51. Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir sey birakmadi. 

52. Daha önce de çok zalim ve pek azgin, olan Nuh kavmini (helâk etmisti). 

53. Altüst olan sehirleri de o böyle yapti. 

54. Onlarin basina getirecegini getirdi! 

55. Simdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde süpheye düsersin. 

56. Iste bu ilk uyaricilardan bir uyaricidir. 

57. Yaklasan yaklasti. 

58. Onu (vaktini) Allah'tan baska açiga çikaracak yoktur. 

59. Simdi siz bu söze (Kur'an'a) mi sasiyorsunuz? 

60. Gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz! 

61. Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasiniz! 

62. Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin! 

54-el-KAMER

Ayin yarilmasi mucizesi bu sûrede anlatilir. Onun için bu adi almistir. Mekke'de inmistir, 55 (ellibes) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Kiyamet yaklasti ve ay yarildi. 
2. Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler. 
3. Yalanladilar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her isin ulasacagi yeri vardir. 

4. Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmistir. 

5. Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarilar ne fayda verir! 

6. Çagiranin görülmemis bir seye çagirdigi gün, sen de onlardan yüz çevir. 

7. Sanki etrafa yayilmis çekirge sürüsü gibi bakislari perisan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çikarlar. 

8.Dâvetçiye kosarlarken o esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler. 

9. Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladi, hem de kulumuzun yalanci oldugunda israr ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandi. 

10. Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düstüm, bana yardim et! diyerek yalvardi. 

11. Biz de derhal nehir gibi devamli akan bir su ile gögün kapilarini açtik. 

12. Yeryüzünde kaynaklar fiskirttik. (Her iki) su, takdir edilmis bir isin olmasi için birlesmisti. 

13. Nuh'u da tahtalardan yapilmis, çivilerle çakilmis gemiye bindirdik. 

14. Inkâr edilmis olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akip gidiyordu. 

15. Andolsun ki onu bir ibret olarak biraktik, ibret alan yok mudur? 

16. Benim azabim ve uyarilarim nasilmis! 

17. Andolsun biz Kur'an'i ögüt alinsin diye kolaylastirdik. (Ondan) ögüt alan yok mu? 

18. Ad kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladi da azabim ve tehdidim nasilmis (gördüler). 

19. Biz onlarin üstüne, ugursuzlugu devamli bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 

20. O rüzgâr, insanlari, sökülmüs hurma kütükleri gibi yere seriyordu. 

21. Nasilmis benim azabim ve uyarilarim! 

22. Andolsun biz Kur'an'i düsünüp ögüt alinsin diye kolaylastirdik. Ögüt alan yok mu? 

23. Semûd kavmi de uyaricilari yalanladi. 

24. "Aramizdan bir besere mi uyacagiz? O takdirde biz apaçik bir sapiklik ve çilginlik etmis oluruz" dediler. 

25. "Vahiy, aramizda ona mi verildi? Hayir o, yalanci ve simarigin biridir" (dediler.) 

26. Yarin onlar, yalanci ve simarigin kim oldugunu bileceklerdir. 

27. Gerçekten onlari imtihan etmek için disi deveyi gönderen biziz. Sen onlari gözetle ve sabret. 

28. Onlara, suyun aralarinda paylastirildigini haber ver. Her biri kendi içme sirasinda gelsin. 

29. Arkadaslarini çagirdilar, o da (bundan cür'et alarak) kilicini kapti ve deveyi kesti. 

30. (Bu azginlara) azabim ve uyarilarim nasil oldu! 

31. Biz onlarin üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan agilina konan kuru ot gibi oluverdiler. 

32. Andolsun biz Kur'an'i, anlasilip ögüt alinmasi için kolaylastirdik. O halde düsünüp ögüt alan yok mu? 

33. Lût'un kavmi de uyarici peygamberleri yalanladi. 

34. Biz de üstlerine tas (yagdiran bir firtina) gönderdik. Ancak Lût ailesini seher vakti kurtardik. 

35.Katimizdan bir nimet olarak. Biz sükredeni iste böyle mükâfatlandiririz. 

36. Andolsun ki, Lût onlari bizim siddetli azabimizla uyardi. Fakat onlar bu tehditleri kuskuyla karsiladilar. 

37. Onlar Lût'un misafirlerine karsi kötülük yapmayi planlamislardi. Hemen biz onlarin gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabimi ve uyarilarimi tadin!" (dedik). 

38. Bir sabah kendilerine, yakalarini bir daha birakmayacak olan bir azap gelip çatti. 

39. Iste azabimi ve uyanlarimi tadin! (denildi). 

40. Andolsun biz Kur'an'i, ögüt almak için kolaylastirdik. O halde düsünüp ibret alan yok mu? 

41. Süphesiz Firavun'un kavmine de uyaricilar gelmisti. 

42. Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladilar. Biz de onlari güç ve kudretimize lâyik bir sekilde yakaladik. 

43. Simdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha mi iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin için bir berât mi var? 

44. Yoksa "Biz, intikam almaga gücü yeten bir topluluguz" mu diyorlar? 

45. O topluluk yakinda bozulacak ve onlar arkalarini dönüp kaçacaklardir. 

46. Bilakis kiyamet onlara vâdedilen asil saattir ve o saat daha belâli ve daha acidir. 

47. Süphesiz suçlular sapiklik ve çilginlik içindedirler. 

48. O gün yüzüstü atese sürüklendiklerinde "Cehennemin elemini tadin!" denir. 

49. Biz, her seyi bir ölçüye göre yarattik. 

50. Bizim buyrugumuz, bir anlik bakis gibi, bir tek sözden baska bir sey degildir. 

51. Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helâk ettik. Düsünüp ibret alan yok mu? 

52. Yaptiklari her sey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur. 

53. Küçük büyük her sey satir satir yazilmistir. 

54. Takvâ sahipleri cennetlerde ve irmaklarin kenarlarindadir. 

55 Güçlü ve Yüce Allah'in huzurunda hak meclisindedirler.

57-el-HADÎD


Medine'de inmistir; 22 (yirmiiki) âyettir. Adini, ilk âyetinde geçen "tecâdilü" kelimesinden alir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



1. Göklerde ve yerde bulunan her sey Allah'i tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir. 

2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her seye gücü yetendir. 

3. O ilktir, sondur, zahirdir, batindir. O, her seyi bilendir. 

4. O, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra Ars'in üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çikani, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsaniz, O sizinle beraberdir. Allah yaptiklarinizi görür. 

5. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün isler ancak O'na döndürülür. 

6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olani bilir. 

7. Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kildigi seylerden harcayin. Sizden iman edip de (Allah rizasi için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardir. 

8. Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çagirdigi halde niçin Allah'a inanmiyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almisti. Eger inanirsaniz. 

9. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için kuluna apaçik âyetler indiren O'dur. Süphesiz Allah, size karsi çok sefkatli, çok merhametlidir. 

10. Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamiyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirasi Allah'indir. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savasanlar, daha sonra harcayip savasanlara esit degildir. Onlarin derecesi, sonradan infak eden ve savasanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olani vâdetmistir. Allah'in yaptiklarinizdan haberi vardir. 

11. Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karsiligini kat kat verir ve ayrica onun çok degerli bir mükâfati da vardir. 

l2. Mümin erkeklerle mümin kadinlari, önlerinden ve saglarindan, (amellerinin) nurlari aydinlatip giderken gördügün günde, (onlara): Bugün müjdeniz, zemininden irmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacaginiz cennetlerdir, denilir. Iste büyük kurtulus budur. 

13. Münafik erkeklerle münafik kadinlarin, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça isik alalim, diyecegi günde kendilerine: Arkaniza dönün de bir isik arayin! denilir. Nihayet onlarin arasina, içinde rahmet, disinda azap bulunan kapili bir sur çekilir. 

14. Münafiklar onlara: Biz sizinle beraber degil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi basinizi belaya soktunuz; firsat beklediniz; süpheye düstünüz ve kuruntular sizi aldatti. O çok aldatan (seytan) sizi, Allah hakkinda bile aldatti. Nihayet Allah'in emri gelip çatti! 

15. Bugün artik ne sizden ne de inkâr edenlerden bedel kabul edilir, varacaginiz yer atestir. Size yarasan odur. Ne kötü bir dönüs yeridir! 

16. Iman edenlerin Allah'i anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamani daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasinlar. Onlarin üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katilasti. Onlardan bir çogu yoldan çikmis kimselerdir. 

17. Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzünü canlandiriyor. Düsünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açikladik. 

18. Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadinlara ve Allah'a güzel bir ödünç verenlere, verdiklerinin karsiligi kat kat ödenir ve onlara degerli bir mükâfat vardir. 

l9. Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) iste onlar, Rableri yaninda sözü özü dogru olanlar ve sehitlik mertebesine erenlerdir. Onlarin mükâfatlari ve nûrlari vardir. Inkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlaridir. 

20. Bilin ki dünya hayati ancak bir oyun, eglence, bir süs, aranizda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteginden ibarettir. Tipki bir yagmur gibidir ki, bitirdigi ziraatçilerin hosuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsari oldugunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardir. Yine orada Allah'in magfireti ve rizasi vardir. Dünya hayati aldatici bir geçimlikten baska bir sey degildir. 

21. Rabbinizden bir magfirete; Allah'a ve peygamberlerine inananlar için hazirlanmis olup genisligi gökle yerin genisligi kadar olan cennete kosusun. Iste bu, Allah'in lütfudur ki onu diledigine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. 

22. Yeryüzünde vuku bulan ve sizin basiniza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazilmis olmasin. Süphesiz bu, Allah'a göre kolaydir. 

23. (Allah bunu) elinizden çikana üzülmeyesiniz ve Allah'in size verdigi nimetlerle simarmayasiniz diye açiklamaktadir. Çünkü Allah, kendini begenip böbürlenen kimseleri sevmez. 

24. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriligi emrederler. Kim yüz çevirirse süphesiz ki Allah zengindir, hamde lâyiktir. 

25. Andolsun biz peygamberlerimizi açik delillerle gönderdik ve insanlarin adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabi ve mizani indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardir. Bu, Allah'in, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardim edenleri belirlemesi içindir. Süphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. 

26. Andolsun ki biz, Nuh'u ve Ibrahim'i gönderdik, peygamberligi de kitabi da onlarin soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi dogru yoldadir; içlerinden birçogu da yoldan çikmislardir. 

27. Sonra bunlarin izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oglu Isa'yi da arkalarindan gönderdik, ona Incil'i verdik; ona uyanlarin kalplerine sefkat ve merhamet vermistik. Uydurduklari ruhbanliga gelince, onu biz yazmadik. Fakat kendileri Allah rizasini kazanmak için yaptilar. Ama buna da geregi gibi uymadilar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarini verdik. Içlerinden çogu da yoldan çikmislardir. 

28. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine inanin ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size isiginda yürüyeceginiz bir nûr lütfetsin; sizi bagislasin. Allah, çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

29. Böylece kitap ehli, Allah'in lütfundan hiçbir sey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'in elindedir, onu diledigine bahseder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

59-el-HASR


Medine'de inmistir. 2 - 7. âyetlerinde yahudi kabilelerinden Nadîrogullarinin sürülmeleri hakkinda bilgi verdigi için bu adi almistir. 24 (yirmidört) âyettir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Göklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'i tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir. 

2. Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarindan çikaran O'dur. Siz onlarin çikacaklarini sanmamistiniz. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacagini sanmislardi. Ama Allah (O'nun azabi), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düsürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardi. Ey akil sahipleri! Ibret alin. 

3. Eger Allah onlara sürgünü yazmamis olsaydi, elbette onlari dünyada (baska sekilde) cezalandiracakti. Ahirette de onlar için cehennem azabi vardir. 

4. Bu, onlarin Allah'a ve Peygamberine karsi gelmelerinden dolayidir. Kim Allah'a karsi gelirse bilsin ki Allah'in cezalandirmasi çetindir. 

5. Hurma agaçlarindan, herhangi birini kesmeniz veya oldugu gibi birakmaniz hep Allah'in izniyledir ve O'nun yoldan çikanlari rezil etmesi içindir. 

6. Allah'in, onlardan (mallarindan) Peygamberine verdigi ganimetler için siz at ve deve kosturmus degilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini diledigi kimselere karsi üstün kilar. Allah her seye kadirdir. 

7. Allah'in, (fethedilen) ülkeler halkindan Peygamberine verdigi ganimetler, Allah, Peygamber, yakinlari, yetimler, yoksullar ve yolda kalmislar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalniz zenginler arasinda dolasan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alin, size ne yasakladiysa ondan da sakinin. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'in azabi çetindir. 

8. (Allah'in verdigi bu ganimet mallari,) yurtlarindan ve mallarindan uzaklastirilmis olan, Allah'tan bir lütuf ve riza dileyen, Allah'in dinine ve Peygamberine yardim eden fakir muhacirlerindir. Iste dogru olanlar bunlardir. 

9. Daha önceden Medine'yi yurt edinmis ve gönüllerine imani yerlestirmis olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayi içlerinde bir rahatsizlik hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlari kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar kurtulusa erenlerdir. 

10. Bunlarin arkasindan gelenler söyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmis imanli kardeslerimizi bagisla; kalplerimizde, iman edenlere karsi hiçbir kin birakma! Rabbimiz! Süphesiz ki sen çok sefkatli, çok merhametlisin! 

11. Münafiklarin, kitap ehlinden inkâr eden dostlarina: Eger siz yurdunuzdan çikarilirsaniz, mutlaka biz de sizinle beraber çikariz; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayiz. Eger savasa tutusursaniz, mutlaka yardim ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onlarin yalanci olduklarina sahitlik eder. 

12. Andolsun, eger onlar çikarilsalar, onlarla beraber çikmazlar; savasa tutusmus olsalar, onlara yardim etmezler; yardim etseler bile arkalarini dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardim edilmez. 

13. Onlarin içlerinde size karsi duyduklari korku, Allah'a olan korkularindan daha siddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. 

14. Onlar müstahkem sehirlerde veya siperler arkasinda bulunmaksizin sizinle toplu halde savasamazlar. Kendi aralarindaki savaslari ise çetindir. Sen onlari derli toplu sanirsin, halbuki kalpleri darmadaginiktir. Böyledir, çünkü onlar aklini kullanmayan bir topluluktur. 

15. (Onlarin durumu) kendilerinden az önce geçmis ve yaptiklarinin cezasini tatmis olanlarin durumu gibidir. Onlara acikli bir azap vardir. 

16. Münafiklarin durumu tipki seytanin durumu gibidir. Çünkü seytan insana "Inkâr et" der. Insan inkâr edince de: Ben senden uzagim, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarim, der. 

17. Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacaklari ates olacaktir. Iste bu, zalimlerin cezasidir. 

18. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarina ne hazirladigina baksin. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptiklarinizdan haberdardir. 

19. Allah'i unutan ve bu yüzden Allah'in da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayin. Onlar yoldan çikan kimselerdir. 

20. Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erisenlerdir. 

21. Eger biz bu Kur'an'i bir daga indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan bas egerek, parça parça olmus görürdün. Bu misalleri insanlara düsünsünler diye veriyoruz. 

22. O, öyle Allah'tir ki, O'ndan baska tanri yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyendir, bagislayandir. 

23. O, öyle Allah'tir ki, kendisinden baska hiçbir tanri yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavusturandir, gözetip koruyandir, üstündür, istedigini zorla yaptiran, büyüklükte esi olmayandir. Allah, müsriklerin ortak kostuklari seylerden münezzehtir. 

24. O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun sânini yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.

62-el-CUM'A


Medine'de inmistir; 11 (onbir) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Göklerde ve yerde olanlarin hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'i tesbih eder.

2. Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onlari temizleyen, onlara Kitab'i ve hikmeti ögreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuskusuz onlar önceden apaçik bir sapiklik içindeydiler. 

3. (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katilmamis bulunan diger insanlara da göndermistir. O, azîzdir, hakîmdir. 

4. Bu, Allah'in lütfudur. Onu diledigine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. 

5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap tasiyan merkebin durumu gibidir. Allah'in âyetlerini yalanlamis olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. 

6. De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar degil de, yalniz, kendinizin Allah'in dostlari oldugunuzu iddia ediyorsaniz, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalim)! 

7. Ama onlar, önceden yaptiklarindan dolayi ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir. 

8. De ki: Sizin kendisinden kaçtiginiz ölüm, muhakkak sizi bulacaktir. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptiklarinizi haber verecektir. 

9. Ey iman edenler! Cuma günü namaza çagirildigi (ezan okundugu) zaman, hemen Allah'i anmaya kosun ve alis verisi birakin. Eger bilmis olsaniz, elbette bu, sizin için daha hayirlidir. 

10. Namaz kilininca artik yeryüzüne dagilin ve Allah'in lütfundan isteyin. Allah'i çok zikredin; umulur ki kurtulusa erersiniz. 

11. Onlar bir ticaret ve eglence gördükleri zaman hemen dagilip ona giderler ve seni ayakta birakirlar. De ki: Allah'in yaninda bulunan, eglenceden ve ticaretten daha yararlidir. Allah, rizik verenlerin en hayirlisidir.

63-el-MÜNÂFIKÛN


Medine'de inmistir; 11 (onbir) âyettir. Münafiklarin davranislarindan söz ettigi için bu adi almistir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



l. Münafiklar sana geldiklerinde: Sahitlik ederiz ki sen Allah'in Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münafiklarin kesinlikle yalanci olduklarini bilmektedir. 

2. Yeminlerini kalkan yapip Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onlarin yaptiklari ne kötüdür! 

3. Bunun sebebi, onlarin önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmistir. Artik onlar hiç anlamazlar. 

4. Onlari gördügün zaman kaliplari hosuna gider, konusurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmis kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanirlar. Düsman onlardir. Onlardan sakin. Allah onlarin canlarini alsin. Nasil bu hale geliyorlar? 

5. Onlara: Gelin, Allah'in Peygamberi sizin için magfiret dilesin, denildigi zaman baslarini çevirirler ve sen onlarin, büyüklük taslayarak uzaklastiklarini görürsün. 

6. Onlara magfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onlari kesinlikle bagislamayacaktir. Çünkü Allah, yoldan çikmis toplulugu dogru yola iletmez. 

7. Onlar: Allah'in elçisinin yaninda bulunanlar için hiçbir sey harcamayin ki dagilip gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'indir. Fakat münafiklar bunu anlamazlar. 

8. Onlar: Andolsun, eger Medine'ye dönersek, üstün olan, zayif olani oradan mutlaka çikaracaktir, diyorlardi. Halbuki asil üstünlük, ancak Allah'in, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafiklar bunu bilmezler. 

9. Ey iman edenler! Mallariniz ve çocuklariniz sizi Allah'i anmaktan alikoymasin. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardir. 

10. Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakin bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdigimiz riziktan harcayin. 

11. Allah, eceli geldiginde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptiklarinizdan haberdardir.

66-et-TAHRÎM



Hicretten sonra nazil olmustur.12 ayettir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



1. Ey Peygamber! Eslerinin rizasini gözeterek Allah'in sana helâl kildigi seyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

2. Allah, (gerektiginde) yeminlerinizi bozmanizi size mesru kilmistir. Sizin yardimciniz Allah'tir. O, bilendir, hikmet sahibidir. 

3. Peygamber, eslerinden birine gizlice bir söz söylemisti. Fakat esi, o sözü baskalarina haber verip Allah da bunu Peygamber'e açiklayinca, Peygamber bir kismini bildirmis, bir kismindan da vazgeçmisti. Peygamber bunu ona haber verince esi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her seyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi. 

4. Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmisti. Ve eger Peygamber'e karsi birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardimcisi Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunlarin ardindan melekler de (ona) yardimcidir. 

5. Eger o sizi bosarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire esler verebilir. 

6. Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakiti insanlar ve taslar olan atesten koruyun. Onun basinda, acimasiz, güçlü, Allah'in kendilerine buyurduguna karsi gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardir. 

7. Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin! Siz ancak islediklerinizin cezasini çekeceksiniz, (denilir). 

8. Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandirmayacagi günde Allah sizi, içlerinden irmaklar akan cennetlere sokar. Onlarin önlerinden ve saglarindan (amellerinin) nûrlari aydinlatip gider de, "Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bagisla; çünkü sen her seye kadirsin" derler. 

9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et, onlara karsi sert davran. Onlarin varacagi yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür! 

10. Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karisi ile Lût'un karisini misal verdi. Bu ikisi, kullarimizdan iki sâlih kisinin nikâhlari altinda iken onlara hainlik ettiler. Kocalari Allah'tan gelen hiçbir seyi onlardan savamadi. Onlara: Haydi, atese girenlerle beraber siz de girin! denildi. 

11. Allah, inananlara da Firavun'un karisini misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katinda, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) isinden koru ve beni zalimler toplulugundan kurtar! demisti. 

12. Iffetini korumus olan, Imran kizi Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarini tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.

67-el-MÜLK

Mekke'de nâzil olmustur; 30 (otuz) âyettir. Adini, birinci âyetinde geçen "el-mülk" kelimesinden almistir. Ayrica Tebâreke, Münciye, Mücâdele, Mâni'a, Vâkiye adlari ile de anilir. Bu sûreyi her gece okuyanin, pek büyük sevaba nâil olacagina ve sûrenin faziletlerine dair hadisler vardir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Mutlak hükümranlik elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her seye gücü yeter. 

2. O ki, hanginizin daha güzel davranacagini sinamak için ölümü ve hayati yaratmistir. O, mutlak galiptir, çok bagislayicidir. 

3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi gögü yaratmistir. Rahmân olan Allah'in yaratisinda hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? 

4. Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradigi bozuklugu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. 

5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakin olan gögü kandillerle donattik. Bunlari seytanlara atis taneleri yaptik ve onlara alevli ates azabini hazirladik. 

6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabi vardir. O, ne kötü dönüstür! 

7. Oraya atildiklarinda, onun kaynarken çikardigi ugultuyu isitirler. 

8. Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atilsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemis miydi? diye sorarlar. 

9. Onlar söyle cevap verirler: Evet, dogrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmisti; fakat biz (onu) yalan saymis ve: Allah'in bir sey gönderdigi yok; siz olsa olsa büyük bir sapiklik içindesiniz! demistik. 

10. Ve: Sayet kulak vermis veya aklimizi kullanmis olsaydik, (simdi) su alevli cehennemin mahkûmlari arasinda olmazdik! diye ilâve ederler. 

11. Böylece günahlarini itiraf ederler. Artik (Allah'in rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmlari! 

12. Fakat daha görmeden Rablerinden (azabindan) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bagislanma hem de büyük mükâfat vardir. 

13. Sözünüzü ister gizleyin, ister açiga vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir. 

14. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince isleri görüp bilmektedir ve her seyden haberdardir. 

15. Yeryüzünü size boyun egdiren O'dur. Su halde yerin omuzlarinda (üzerinde) dolasin ve Allah'in rizkindan yeyin. Dönüs ancak O'nadir. 

16. Gökte olanin, sizi yere batirivermeyeceginden emin misiniz? O zaman yer sarsildikça sarsilir. 

17. Yahut gökte olanin üzerinize tas yagdiran (bir firtina) göndermeyeceginden emin misiniz? Iste (bu) tehdidimin ne demek oldugunu yakinda bileceksiniz! 

18. Andolsun ki, onlardan öncekiler de (bunu) yalan saymislardi; ama benim karsilik olarak verdigim azap nasil olmustu! 

19. Üstlerinde kanatlarini aça-kapata uçan kuslari (hiç) görmediler mi? Onlari (havada) rahmân olan Allah'tan baskasi tutmuyor. Süphesiz O her seyi görmektedir. 

20. Rahmân olan Allah'a karsi su size yardim edecek askerleriniz hani kimlerdir? Inkârcilar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadirlar. 

21. Allah size verdigi rizki kesiverse, size rizik verebilecek olan kimdir? Hayir, onlar azginlik ve nefrette direnip durmaktadirlar. 

22. Simdi (düsünün bakalim), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (varilacak) yere daha iyi erisir, yoksa dogru yolda düzgün yürüyen mi? 

23. (Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size isitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az sükrediyorsunuz! 

24. De ki: Sizi yeryüzünde çogaltip yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksiniz. 

25. "Dogru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçeklesecek)?" derler. 

26. De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçik bir uyariciyim. 

27. Ama onu (azabi) yakindan gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): Iste sizin isteyip durdugunuz budur! denecektir. 

28. De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediginiz üzere) yok etse veya (öyle olmayip da) bizi esirgese, (söyleyin bakalim) inkârcilari yakici azaptan kurtaracak kimdir? 

29. De ki: (Sizi imana davet ettigimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmis ve sirf O'na güvenip dayanmisizdir. Siz kimin apaçik bir sapiklik içinde oldugunu yakinda ögreneceksiniz! 

30. De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalim, size kim bir akar su getirebilir?

68-el-KALEM


Mekke'de nâzil olmustur, 52 (elliiki) âyettir. "Nûn" sûresi diye de anilir. Adini ilk âyetindeki "kalem" kelimesinden alir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



1. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanlarin) yazdiklarina andolsun ki, 

2.Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun degilsin. 

3. Hiç süphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardir. 

4. Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. 

5. (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler, 

6. Hanginizde delilik oldugunu yakinda . 

7. Dogrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kisiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur. 

8. O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun egme! 

9. Onlar isterler ki, sen yumusak davranasin da onlar da sana yumusak davransinlar. 

10.Sunlarin hiçbirine itâat etme :yemin edip duran,asagilik, 

11.(Herkesi) kötülegen,söz götürüp getiren, 

12. Hayra engel olan, mütecâviz ve saldirgan günahkar, 

13.Kaba ve kötülükle damgali, 

14.Mal ve ogullar sahibi olmus diye (böyle yolunu sasirmis) 

15. Ona âyetlerimiz okundugu zaman o, "Öncekilerin masallari!" der. 

16. Biz yakinda onun burnuna damga vuracagiz (kibirini kirip rezil edecegiz). 

17. Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdigimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devsireceklerine yemin etmislerdi. 

18 Onlar istisna da etmiyorlardi. 

19. Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katindan (gönderilen) kusatici bir âfet (ates) bahçeyi sariverdi de, 

20.Bahçe kapkara kesildi. 

21.Sabah olurken birbirlerine seslendiler. 

22. "Madem devsireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün basina gidin!" diye. 

23. Derken yürüyorlardi; fisildasiyorlardi. 

24. "Sakin bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yaniniza sokulmasin"diye. 

25.(Evet yoksullara yardima) güçleri yettigi halde, onlari yardimdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düstüler. 

26. Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu sasirmis olmaliyiz! dediler. 

27. Yok yok, dogrusu biz mahrum birakilmisiz! 

28. Içlerinden en makul olani söyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememis miydim? 

29. Rabbimizi tesbih ederiz; dogrusu biz (kendi kendimize) yazik etmisiz, dediler. 

30. Ardindan, kabahati birbirlerine yüklemeye basladilar. 

31. (Nihayet) söyle dediler: Yaziklar olsun bize! Gerçekten biz azgin kisilermisiz. 

32. Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artik) Rabbimizi(O'nun hosnutlugunu) arzuluyoruz. 

33. Iste azap böyledir. Ahiret azabi ise elbette daha büyüktür. Keske bilselerdi! 

34. Su da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katinda nimetleri bol cennetler vardir. 

35. Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar miyiz hiç? 

36. Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz? 

37. Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtil inanislari) onda mi okuyorsunuz? 

38. Onda, begendiginiz her sey sizin için mutlaka vardir (diye mi yazili)? 

39. Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafimizdan verilmis, kiyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var? 

40. Sor onlara: Bu iddiayi onlarin hangisi savunacak? 

41. Yoksa ortaklari mi var onlarin? Sözlerinde dogru iseler, hadi getirsinler ortaklarini! 

42. O gün incikten açilir ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler. 

43. Gözleri horluktan asagi düsmüs bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasaglam iken de secdeye davet ediliyorlardi (fakat yine secde etmiyorlardi). 

44. (Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'i) yalan sayani bana birak (kendini üzme). Biz onlari, bilmedikleri bir yönden yavas yavas azaba yaklastiriyoruz. 

45. Onlara mühlet veriyorum. Dogrusu benim fendim çok saglamdir! 

46. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar agir bir borç altinda mi kaliyorlar? 

47. Yahut gaybin bilgisi onlarin nezdinde de, onlar mi (istedikleri gibi) yaziyorlar? 

48. Sen Rabbinin hükmünü sabirla bekle. Balik sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmisti. 

49. Sayet Rabbinden ona bir nimet yetismemis olsaydi o, mutlaka, kinanacak bir halde issiz bir diyara atilacakti. 

50. Fakat ardindan, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden kildi. 

51. O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'i) isittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç süphe yok o bir delidir" derler. 

52. Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir ögüttür.

69-el-HÂKKA

Mekke'de nâzil olan bu sûre, 52 (elliiki) âyettir. Adini, ilk âyetindeki "el-hâkka" kelimesinden almistir. "Hâkka"ya degisik manalar verilmistir. "Hak" kökünden geldigi için, hepsinde hak ve hakikat manasi vardir. Daha çok "kiyamet" manasi verilmektedir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Gerçeklesecek olan; 

2. (Evet) nedir o gerçeklesecek olan? 

3. Gerçeklesecek olanin (kiyametin) ne oldugunu sen nereden bileceksin? 

4. Semûd ve Ad kavimleri, kapilarini çalacak felâketi (kiyameti) yalan saymislardi. 

5. Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsinti) ile helâk edildiler. 

6. Ad kavmi ise, ugultulu, kasip kavuran bir firtina ile mahvedildiler. 

7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onlarin üzerine musallat etti. Öyle ki (eger orada olsaydin), o kavmi, içi bos hurma kütükleri gibi oracikta yere serilmis halde görürdün. 

8. Simdi onlardan arda kalan bir sey görüyor musun? 

9. Firavun, ondan öncekiler ve alti üstüne getirilen beldeler halki (Lût kavmi) hep o günahi (sirki) islediler. 

10. Böylece Rablerinin peygamberlerine karsi geldiler, O da onlari pek siddetli bir sekilde yakalayiverdi. 

11. Süphesiz, su bastigi vakit sizi gemide biz tasidik; 

12. Onu sizin için bir ibret ve ögüt yapalim ve belleyici kulaklar onu bellesin diye. 

13. Artik Sûr'a bir tek defa üflendigi, 

14. Yeryüzü ve daglar kaldirilip birbirine tek çarpisla çarpilip darmadagin edildigi zaman, 

15. iste o gün olacak olur (kiyamet kopar). 

16. Gök de yarilir ve artik o gün o, çökmeye yüz tutar. 

17. Melekler onun (gögün) etrafindadir. O gün Rabbinin arsini, bunlarin da üstünde sekiz (melek) yüklenir. 

18. (Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alinirsiniz; size ait hiçbir sir gizli kalmaz. 

19. Kitabi sag tarafindan verilen:" Alin, kitabimi okuyun" der. 

20." Dogrusu ben, hesabimla karsilasacagimi zaten biliyordum." 

21. Artik o, hosnut kalacagi bir hayat içindedir, 

22. Yüce bir cennette, 

23. Meyveleri sarkmis halde. 

24. (Onlara denir ki:) Geçmis günlerde islediklerinize (iyi amellerinize) karsilik, âfiyetle yeyin, için. 

25. Kitabi sol tarafindan verilene gelince,der ki:" Keske, bana kitabim verilmeseydi!" 

26."Su hesabimin ne oldugunu bilmeseydim!" 

27. Keske onunla (ölümümle) her is olup bitseydi! 

28. Malim bana hiç fayda saglamadi; 

29. Saltanatim da benden (koptu), yok olup gitti. 

30. Onu yakalayin da, (ellerini boynuna) baglayin; 

31. Sonra alevli atese atin onu! 

32. Sonra da onu yetmis arsin uzunlugunda bir zincir içinde oraya sokun! 

33. Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi, 

34. Yoksulu doyurmaya tesvik etmezdi. 

35. Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur. 

36. Irinden baska yiyecek de yoktur. 

37. Onu (bile bile )hata isleyenlerden baskasi yemez. 

38. Görebildikleriniz üzerine yemin ederim, 

39. Ve göremediklerinize ki, 

40. Hiç süphesiz o (Kur'an), çok serefli bir elçinin sözüdür. 

41. Ve o, bir sair sözü degildir. Ne de az iman ediyorsunuz! 

42. Bir kâhin sözü de degildir (o). Ne de az düsünüyorsunuz! 

43. (O), âlemlerin Rabbi tarafindan indirilmistir. 

44. Eger (Peygamber) bize atfen bazi sözler uydurmus olsaydi, 

45. Elbette onu kiskivrak yakalardik. 

46. Sonra onun can damarini koparirdik (onu yasatmazdik). 

47. Hiçbiriniz buna mâni de olamazdiniz. 

48. Dogrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir ögüttür. 

49. Içinizde (onu) yalan sayanlar bulundugunu süphesiz bilmekteyiz. 

50. Muhakkak o, kâfirler için bir iç yarasidir. 

51. Ve o, gerçekten kat'î bilginin ta kendisidir. 

52. O halde, ulu Rabbinin adini yüceltip noksanliklardan tenzih et.

70-el-MEÂRIC

Mekke'de nâzil olan bu sûre, 44 (kirkdört) âyettir. Adini, üçüncü âyetindeki "el-meâric" kelimesinden almistir. Meâric, "ma'rec"in çogulu olup "yükselme dereceleri" demektir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


l. Bir soran inecek azabi sordu: 

2.Inkârcilar için;ki onu savacak yoktur, 

3. Yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katindan. 

4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktari (dünya senesi ile) ellibin yil olan bir günde yükselip çikar. 

5. (Resûlüm!) Simdi sen güzelce sabret. 

6. Dogrusu onlar, o azabi (ihtimalden) uzak görüyorlar. 

7. Biz ise onu yakin görmekteyiz. 

8. O gün gökyüzü, erimis maden gibi olur. 

9. Daglar da atilmis yüne döner. 

10. Dost, dostu sormaz. 

11. Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabindan (kurtulus için), ogullarini, 

12. Karisini ve kardesini, 

13. Kendisini koruyup barindiran tüm ailesini 

14. Ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsin. 

15. Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir atestir. 

16. Derileri kavurup soyar. 

17. Yüz çevirip geri döneni, (kendine) çagirir! 

18. (Servet) toplayip yigan kimseyi!. 

19. Gerçekten insan, pek hirsli (ve sabirsiz) yaratilmistir. 

20. Kendisine fenalik dokundugunda sizlanir, feryat eder. 

21. Ona imkân verildiginde ise pinti kesilir. 

22. Ancak sunlar öyle degildir: Namaz kilanlar, 

23.Ki, onlar namazlarinda devamlidirlar (ihmal göstermezler;). 

24. Mallarinda, belli bir hak vardir, 

25. Sâile ve mahrûma(vermek için). 

26. Ceza (ve hesap) gününün dogruluguna inananlar; 

27. Rab'lerinin azabindan korkanlar, 

28. Ki Rab'lerinin azabi(na karsi) emin olunamaz; 

29. Irzlarini koruyanlar 

30. Ancak eslerine ve cariyelerine karsi müstesna; çünkü onlar kinanmaz; 

31.Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taskinlarin ta kendileridir, 

32. Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler; 

33. Sahitliklerini (dosdogru) yapanlar; 

34. Namazlarini koruyanlar; 

35. Iste bunlar, cennetlerde agirlanirlar. 

36. (Resûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana dogru kosuyorlar? 

37. Bölük bölük sagindan ve solundan(gelip etrafini sariyorlar) 

38. Onlardan her biri nimet cennetine sokulacagini mi umuyor? 

39. Hayir (hiç ummasinlar!) Süphesiz biz onlari, kendilerinin de bildikleri seyden yarattik (fakat ibret almadilar, imana gelmediler). 

40. Dogularin ve batilarin Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter: 

41. Süphesiz onlarin yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez. 

42. Ama sen onlari (simdilik) birak da, tehdit edildikleri günlerine kavusuncaya dek dalsinlar, oynayadursunlar. 

43. O gün onlar, sanki dikili bir seye kosuyorlar gibi, kabirlerinden firlaya firlaya çikarlar. 

44.Gözleri horluktan asagi düsmüs ve kendileri zillete bürünmüs bir halde.Iste bu, onlarin tehdit edilegeldikleri gündür!