ceviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
36-YÂSÎN
Sûre, ismini iki harften ibaret olan ilk âyetten almistir. Mekke'de inmistir. 83 (seksenüç) âyettir. Sûreye isim olarak verilen "yâsîn"in, genellikle "Ey insan!" manasina geldigi kabul edilir. Bununla kasdedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsîn sûresi Kur'an'in kalbi kabul edilmis ve müslümanlar arasinda ayri bir önem kazanmistir. Fazileti hakkinda hadisler vardir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Yâsîn,
2. Hikmet dolu Kur'an hakki için,
3. Sen süphesiz peygamberlerdensin.
4. Dogru yol üzerindesin.
5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafindan indirilmistir.
6. Atalari uyarilmamis, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmis bir toplumu uyarman için indirilmistir.
7. Andolsun ki onlarin çogu gafletlerinin cezasini hak etmislerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
8. Biz, onlarin boyunlarina halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadir. Bu yüzden kafalari yukari kalkiktir.
9. Önlerinden bir set ve arkalarindan bir set çektik de onlari kapattik, artik göremezler.
10. Onlari uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
11. Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste böylesini, bir magfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
12. Süphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onlarin yaptiklari her isi, biraktiklari her izi yazariz. Biz, her seyi apaçik bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayip yazmisizdir.
13. Onlara, su sehir halkini misal getir: Hani onlara elçiler gelmisti.
14. Iste o zaman biz, onlara iki elçi göndermistik. Onlari yalanladilar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmis Allah elçileriyiz! dediler.
15. Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansiniz. Rahmân, herhangi bir sey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
16. (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmis elçileriz.
17. "Bizim vazifemiz, açik bir sekilde Allah'in buyruklarini size teblig etmekten baska bir sey degildir" dediler.
18. (Bunun üzerine onlar:) Dogrusu siz bize ugursuz geldiniz. Eger bu isten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taslariz. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
19. Elçiler söyle cevap verdi: Sizin ugursuzlugunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu ugursuzluk mudur? Bilakis, siz asiri giden bir milletsiniz.
20. Derken sehrin öbür ucundan bir adam kosarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!"
21. "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermis kimselerdir."
22. "Bana ne olmus ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmisim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz."
23. "O'ndan baska tanrilar mi edineyim? O çok esirgeyici Allah, eger bana bir zarar dilerse onlarin (putlarin) sefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar."
24. "Iste o zaman ben apaçik bir sapikligin içine gömülmüs olurum."
25. "Süphesiz ben, Rabbinize inandim, beni dinleyin."
26. Ona: Cennete gir" denilince. "Keske, dedi, kavmim bilseydi!"
27. "Rabbimin beni bagisladigini ve beni ikrama mazhar olanlardan kildigini !"
28. Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de degildik.
29. (Onlari helâk eden) korkunç sesten baska bir sey degildi. Birdenbire sönüverdiler.
30. Ne yazik su kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkisirlar.
31. Müsrikler görmüyorlar mi ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.
32. Elbette onlarin hepsi (kiyamet gününde) karsimizda hazir bulunacaklar.
33. (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yagmurla hayat verdik ve ondan dane çikardik. Iste onlar bundan yerler.
34. Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm baglari yarattik ve oralarda birçok pinarlar fiskirttik.
35. Ta ki, onlarin meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla sükretmeyecekler mi?
36. Yerin bitirdiklerinden, insanlarin kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri seylerden bütün çiftleri yaratan Allah'i tesbih ve takdis ederim.
37. Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü siyirip çekeriz de onlar karanliklara gömülürler.
38. Günes, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). Iste bu, azîz ve alîm olan Allah'in takdiridir.
39. Ay için de birtakim menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, egri hurma dali gibi (hilâl) olur da geri döner.
40. Ne günes aya yetisebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.
41. Onlarin zürriyetlerini dopdolu bir gemide tasimamiz da onlar için büyük bir ibrettir.
42. Onlar için, bunun gibi binecekleri baska seyler de yarattik.
43. Dilesek onlari suda bogariz. O zaman ne onlarin imdadina kosan olur, ne de onlar kurtarilirlar.
44. Ancak bizim tarafimizdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandirmamiz müstesnadir.
45. Onlara yapmakta oldugunuz ve yapip arkada biraktiginiz islerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiginde (aldirmazlar).
46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmislerdir.
47. Allah'in size rizik olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiginde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'in diledigi takdirde doyuracagi kimseleri biz mi doyuracagiz? Siz gerçekten apaçik bir sapiklik içindesiniz.
48. Onlar: Eger gerçekten dogru söylüyorsaniz, bu tehdit ne zaman gerçeklesecektir? derler.
49. Onlar, birbirleriyle çekisip dururken kendilerini ansizin yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.
50. Iste o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
51. Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakarsin ki onlar kabirlerinden kalkip kosarak Rablerine giderler.
52. (Iste o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldirdi? Bu, Rahmân'in vâdettigidir. Peygamberler gerçekten dogru söylemisler! derler.
53. Olan müthis bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onlarin hepsi hemen huzurumuzda hazir bulunurlar.
54. O gün hiçbir kimse en ufak bir haksizliga ugramaz. Siz orada ancak yaptiklarinizin karsiligini alirsiniz.
55. O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
56. Onlar ve esleri gölgeler altinda tahtlara kurulurlar.
57. Orada onlar için her çesit meyve vardir. Bütün arzulari yerine getirilir.
58. Onlara merhametli Rabb'in söyledigi selam vardir.
59. "Ayrilin bir tarafa bugün, ey günahkârlar!"
60. "Ey Adem ogullari! Size seytana tapmayin, çünkü o sizin apaçik bir düsmaninizdir" demedim mi?
61. "Ve bana kulluk ediniz, dogru yol budur" demedim mi?
62. Seytan sizden pek çok milleti kandirip saptirdi. Hâla akil erdiremiyor musunuz?
63. Iste, bu size vâdedilen cehennemdir.
64. Inkâriniz sebebiyle bugün oraya girin!
65. O gün onlarin agizlarini mühürleriz; yaptiklarini bize elleri anlatir, ayaklari da sahitlik eder.
66. Dilesek onlarin gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman dogru yolu bulmaya kosusurlar, ama nasil göreceklerdi?
67. Eger dilesek olduklari yerde onlarin sekillerini degistirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!
68. Kime uzun ömür verirsek biz onun gelismesini tersine çeviririz. Hiç düsünmüyorlar mi?
69. Biz ona (Peygamber'e) siir ögretmedik. Zaten ona yarasmazdi da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmis bir ögüt ve apaçik bir Kur'an'dir.
70. Diri olanlari uyarsin ve kâfirler cezayi hak etsinler diye.
71. Görmüyorlar mi ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattik. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuslardir.
72. Bu hayvanlari onlarin emrine verdik. Onlarin bazisini binek olarak kullanirlar, bazisini besin olarak yerler.
73. Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardir. Hâla sükretmezler mi?
74. Onlar, yardim göreceklerini umarak Allah'tan baska ilâhlar edindiler.
75. Halbuki ilâhlarin onlara yardim etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardima hazir askerlerdir.
76. (Resûlüm!) O halde onlarin sözleri sakin seni üzmesin. Kuskusuz biz, onlarin gizlemekte olduklarini da, açiga vurduklarini da biliyoruz.
77. Insan görmez mi ki, biz onu meniden yarattik. Bir de bakiyorsun ki, apaçik düsman kesilmis.
78. Kendi yaratilisini unutarak bize karsi misal getirmeye kalkisiyor ve: "Su çürümüs kemikleri kim diriltecek?" diyor.
79. De ki: Onlari ilk defa yaratmis olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayi gayet iyi bilir.
80. Yesil agaçtan sizin için ates çikaran O'dur. Iste siz atesi ondan yakiyorsunuz.
81. Gökleri ve yeri yaratan, onlarin benzerlerini yaratmaya kadir degil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her seyi hakkiyla bilen yaraticidir.
82. Bir sey yaratmak istedigi zaman Onun yaptigi "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.
83. Her seyin mülkü kendi elinde olan Allah'in sani ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.
37-es-SÂFFÂT
Adini, saf tutmus meleklere isaret eden ilk âyetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sûre, Mekke'de inmistir. 182 (yüzsekseniki) âyettir. Ilk üç âyette, saf tutmus meleklere, bulutlari sevk ve idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'in bir oldugu gerçegi ortaya konmustur.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Saf saf dizilenlere,
2. O haykirip sürenlere,
3. Ve o zikir okuyanlara,
4. Yemin ederim ki, ilâhiniz birdir.
5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin Rabbi, hem de dogularin Rabbidir.
6. Biz yakin gögü, bir süsle, yildizlarla süsledik.
7. Ve (gökyüzünü) itaat disina çikan her seytandan koruduk.
8. Onlar, artik mele-i a'lâ'ya (yüce topluluga) kulak veremezler. Her taraftan taslanirlar.
9. Kovulup atilirlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardir.
10. Ancak (meleklerin konusmalarindan) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak isik takip eder.
11. Simdi sor onlara! Yaratma bakimindan onlar mi daha zor, yoksa bizim yarattigimiz (insanlar) mi? Süphesiz biz kendilerini yapiskan bir çamurdan yarattik.
12. Hayir, sen sasiyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
13. Kendilerine ögüt verildigi vakit ögüt almazlar.
14. Bir mucize görseler alay ederler.
15. Bu ancak açik bir büyüdür, derler.
16. "Gerçekten biz öldügümüz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mi, diriltilecegiz?"
17. "Ilk atalarimizda mi (diriltilecek)?"
18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
19. O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onlarin gözleri açilip etrafa bakacaklar.
20. (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
21. Iste bu; yalanlamis oldugunuz hüküm günüdür.
22. (Allah, meleklerine emreder:) ''Zalimleri, onlarin ayni yoldaki arkadaslarini ve tapmis olduklarini toplayin''.
23.''Allah'tan baska . Onlara cehennemin yolunu gösterin''.
24.''Onlari tutuklayin, çünkü onlar sorguya çekilecekler!
25. Size ne oldu ki birbirinize yardim etmiyorsunuz?
26. Evet, onlar o gün zilletle boyun egeceklerdir.
27. (Iste bu duruma düstükleri vakit) onlardan bir kismi, digerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalisirlar.
28. (Uyanlar, uyduklari adamlara:) Siz bize sagdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
29. (Ötekiler de:) "Bilâkis, derler, siz inanan kimseler degildiniz".
30. "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgin bir toplum idiniz."
31. "Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettigimiz cezayi) mutlaka tadacagiz."
32. "Biz sizi azdirdik. Çünkü kendimiz de azmistik."
33. Süphesiz o gün onlar azapta ortaktirlar.
34. Iste biz, suçlulara böyle yapariz.
35. Çünkü onlara: Allah'tan baska tanri yoktur, denildigi zaman kibirle direnirlerdi.
36. "Mecnun bir sair için biz tanrilarimizi birakacak miyiz?" derlerdi.
37. Hayir! O, gerçegi getirdi ve peygamberleri de dogruladi.
38. Kuskusuz siz aci azabi tadacaksiniz.
39. Çekeceginiz ceza yapmakta oldugunuzdan baska bir seyin cezasi degildir.
40. (Bu azaptan) Ancak Allah'in hâlis kullari istisnâ edilecek.
41. Bunlar için bilinen bir rizik vardir.
42. (Türlü türlü) meyveler vardir. Ve onlar agirlanirlar.
43. Naîm cennetlerinde .
44. Tahtlar üzerinde karsilikli otururlar.
45. Onlara pinardan (doldurulmus) kadehler dolastirilir.
46. Berraktir, içenlere lezzet verir.
47. O içkide ne sersemletme vardir ne de onunla sarhos olurlar.
48. Yanlarinda güzel bakislarini yalniz onlara tahsis etmis, iri gözlü esler vardir.
49. Onlar, gün yüzü görmemis yumurta gibi bembeyazdir.
50. Iste o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
51. Içlerinden biri: "Benim, bir arkadasim vardi" der.
52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan misin?
53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldigimiz zaman (diriltilip) cezalanacak miyiz?
54. (O zât, dünyâda geçmis olan hâdiseyi bu sekilde anlattiktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz isin gerçegine vâkif misiniz? dedi.
55. ( Iste o zaman konusan bakti, arkadasini cehennemin ortasinda gördü.
56. "Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
57. Rabbimin nimeti olmasaydi, simdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
59. Yalniz ilk ölümümüz, baska ölüm yok ve biz azâba da ugratilmayacagiz ha?!"
60. Süphesiz bu, büyük kurtulustur.
61. Çalisanlar, böylesi bir kurtulus için çalissinlar.
62. Simdi ziyafet olarak, cennet ehli için anilan bu nimetler mi daha hayirli, yoksa zakkum agaci mi?.
63. Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kildik.
64. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetisen bir agaçtir.
65. Tomurcuklari sanki seytanlarin baslari gibidir.
66. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karinlarini ondan doldururlar.
67. Sonra zakkum yemeginin üzerine onlar için, kaynar su karistirilmis bir içki vardir.
68. Sonra kesinlikle onlarin dönüsü, çilgin atese olacaktir.
69. Kuskusuz onlar atalarini dalâlette buldular .
70. Simdi de kendileri onlarin peslerinden kosturuyorlar.
71. Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çogu dalâlete düstü.
72. Kuskusuz, biz onlara uyaricilar göndermistik.
73. Uyarilanlarin âkibetinin ne olduguna bir bak!
74. Allah'in ihlâsli kullari müstesna.
75. Andolsun, Nuh bize yalvarip yakardi. Biz de duayi ne güzel kabul ederiz!
76. Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardik.
77. Biz yalniz Nuh'un soyunu kalici kildik.
78. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam biraktik
79. Bütün âlemlerden Nuh'a selam olsun!
80. Iste biz iyileri böyle mükâfatlandiririz.
81. Zira o, bizim inanmis kullarimizdan idi.
82. Nihayet ötekileri (inanmayanlari) suda bogduk.
83. Süphesiz Ibrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.
84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
85. Hani o, babasina ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demisti.
86. "Allah'tan baska bir takim uydurma ilâhlar mi istiyorsunuz?"
87. "O halde âlemlerin Rabbi hakkindaki görüsünüz nedir?"
88. Bunun üzerine Ibrahim yildizlara söyle bir bakti.
89. Ben hastayim, dedi.
90. Ona arkalarini dönüp gittiler.
91. Yavasça putlarinin yanina vardi. (Oraya konmus yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz?
92. Neden konusmuyorsunuz? dedi.
93. Bunun üzerine, yanlarina gelip sag eliyle vurdu (kirip geçirdi.)
94. (Putperestler) kosarak Ibrahim'e geldiler.
95. Ibrahim: Yonttugunuz seylere mi ibadet edersiniz!
96. Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarinizi Allah yaratti, dedi.
97. Onun için bir bina yapin ve derhal onu atese atin! dediler.
98. Böylece ona bir tuzak kurmayi istediler. Fakat biz onlari alçaklardan kildik.
99. (Oradan kurtulan Ibrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana dogru yolu gösterecek".
100. O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi.
101. Iste o zaman biz onu uslu bir ogul ile müjdeledik.
102. Babasiyla beraber yürüyüp gezecek çaga erisince: Yavrucugum! Rüyada seni bogazladigimi görüyorum; bir düsün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacigim! Emrolundugun seyi yap. Insallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
103. Her ikisi de teslim olup, onu alni üzerine yatirinca:
104.Biz ona: " Ey Ibrahim!" diye seslendik.
105. Rüyayi gerçeklestirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandiririz.
106. Bu, gerçekten, çok açik bir imtihandir.
107. Biz, ogluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
108. Geriden gelecekler arasinda ona (iyi birnam) biraktik:
109. Ibrahim'e selam! dedik.
110. Biz iyileri böyle mükâfatlandiririz.
111. Çünkü o, bizim mümin kullarimizdandir.
112. Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (Ibrahim'e) Ishak'i müjdeledik.
113. Kendisini ve Ishak'i mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacagi gibi, kendine açiktan açiga kötülük edenler de olacak.
114. Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
115. Onlari ve kavimlerini o büyük sikintidan kurtardik.
116. Kendilerine yardim ettik de galip gelen onlar oldu.
117. Her ikisine de apaçik anlasilan bir kitabi (Tevrat'i) verdik.
118. Her ikisini de dogru yola ilettik.
119. Sonra gelenler içinde, namlarina sunu biraktik.
120. Musa ve Harun'a selam olsun.
121. Dogrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandiririz.
122. Süphesiz, ikisi de mümin kullarimizdandi.
123. Ilyas da süphe yok ki, peygamberlerdendi.
124. (Ilyas) milletine: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
125.Yaratanlarin en iyisini birakip da Ba'l'e mi taparsiniz? demisti.
126. "Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarinizin da Rabbi olan Allah'i?"
127. Bunun üzerine Ilyas'i yalanladilar. Onun için onlarin hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.
128. Ancak Allah'in ihlâsli kullari müstesna.
129. Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün biraktik,
130. "Ilyas'a selâm!" dedik.
131. Süphesiz biz, iyileri iste böyle mükâfatlandiririz.
132. Çünkü o, bizim mümin kullarimizdandi.
133. Lût da elbette peygamberlerdendi.
134. Hani biz Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardik.
135. Ancak geridekiler arasinda kalan yasli bir kadin disinda,
136. Sonra digerlerini yok ettik.
137. (Ey insanlar!) Siz onlarin yanlarindan geçip gidiyorsunuz:sabahleyin
138. Ve geceleyin. Hâla akillanmayacak misiniz?
139. Dogrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.
140. Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmisti.
141. Gemide olanlarla karsilikli kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
142. Yunus kendini kinayip dururken onu bir balik yuttu.
143. Eger Allah'i tesbih edenlerden olmasaydi,
144. Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karninda kalirdi.
145. Halsiz bir vaziyette kendisini disari çikardik.
146. Ve üstüne (gölge yapmasi için) kabak türünden genis yaprakli bir nebat bitirdik.
147. Onu, yüz bin veya daha çok kisiye peygamber olarak gönderdik.
148. Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onlari bir süreye kadar yasattik.
149. Putperestlere sor: Kizlar Rabbinin de erkekler onlarin mi?
150. Yoksa biz melekleri onlarin gözü önünde kiz olarak mi yarattik?
151. Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar ki;
152. "Allah dogurdu" diyorlar. Onlar süphesiz yalancidirlar.
153. Allah, kizlari ogullara tercih mi etmis!
154. Ne oluyor size? Nasil hükmediyorsunuz?
155. Hiç düsünmüyor musunuz?
156. Yoksa sizin açik bir deliliniz mi var?
157. Dogru sözlülerden iseniz, kitabinizi getirin!
158. Allah ile cinler arasinda da bir soy birligi uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
159. Allah, onlarin isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
160. Allah'in ihlâsa erdirilmis kullari müstesnadir (onlar azap görmeyeceklerdir).
161. Sizler ve taptiginiz seyler!
162. Hiçbiriniz, Allah'a karsi azdirip saptiramazsiniz.
163. Cehenneme girecek kimseden baskasini.
164. "(Melekler söyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardir."
165. " Süphesiz biz,orada sira sira dururuz."
166. "Ve süphesiz Allah'i tesbih ederiz."
l67. "Putperestler söyle diyorlardi".
l68. "Eger öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydi",
l69. "Mutlaka Allah'in ihlâsli kullari olurduk!" .
170. Iste simdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!
171. Andolsun ki, peygamber kullarimiza söz vermisizdir:
172. Onlar mutlaka zafere ulasacaklardir.
173. Bizim ordumuz süphesiz üstün gelecektir.
174. Onun için sen bir süreye kadar onlara aldirma.
175. Onlarin halini gör, onlar da görecekler.
176. Azabimizi acele mi istiyorlar?
177. Azap yurtlarina indiginde, uyarilanlarin (fakat yola gelmeyenlerin) sabahi ne kötü olur!
178. Sen bir zamana kadar onlara aldirma.
179. Onlarin halini gör, onlar da göreceklerdir.
180. Senin izzet sahibi Rabbin, onlarin isnat etmekte olduklari vasiflardan yücedir, münezzehtir.
181. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!
182. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!
49-el-HUCURÂT
Bu sûrede müminlere bazi görgü kurallari, Peygamber'e ve birbirlerine karsi nasil davranacaklari ögretilmektedir. Medine'de inmistir. 18 (onsekiz) âyettir. Adini, dördüncü âyetteki "odalar" anlamina gelen "hucurât" kelimesinden alir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Ey iman edenler! Allah'in ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Süphesiz Allah isitendir, bilendir.
2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bagirdiginiz gibi, Peygamber'e yüksek sesle bagirmayin; yoksa siz farkina varmadan amelleriniz bosa gidiverir.
3. Allah'in elçisinin huzurunda seslerini kisanlar, süphesiz Allah'in kalplerini takvâ ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve büyük bir mükâfat vardir.
4. (Resûlüm!) Sana odalarin arka tarafindan bagiranlarin çogu akli ermez kimselerdir.
5. Eger onlar, sen yanlarina çikincaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
6. Ey iman edenler! Eger bir fâsik size bir haber getirirse onun dogrulugunu arastirin. Yoksa bilmeden bir topluluga kötülük edersiniz de sonra yaptiginiza pisman olursunuz.
7. Hem bilin ki, içinizde Allah'in elçisi vardir. Sayet o, birçok islerde size uysaydi, sikintiya düserdiniz. Fakat Allah size imani sevdirmis ve onu gönüllerinize sindirmistir. Küfrü, fiski ve isyani da size çirkin göstermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardir.
8. Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah alîmdir, hakîmdir.
9. Eger müminlerden iki gurup birbirleriyle vurusurlarsa aralarini düzeltin. Sayet biri ötekine saldirirsa, Allah'in buyruguna dönünceye kadar saldiran tarafla savasin. Eger dönerse artik aralarini adaletle düzeltin ve (her iste) adaletli davranin. Süphesiz ki Allah, âdil davrananlari sever.
10. Müminler ancak kardestirler. Öyleyse kardeslerinizin arasini düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.
11. Ey müminler! Bir topluluk diger bir toplulugu alaya almasin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadinlar da kadinlari alaya almasinlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayiplamayin, birbirinizi kötü lakaplarla çagirmayin. Imandan sonra fâsiklik ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse iste onlar zalimlerdir.
12. Ey iman edenler! Zannin çogundan kaçinin. Çünkü zannin bir kismi günahtir. Birbirinizin kusurunu arastirmayin. Biriniz digerinizi arkasindan çekistirmesin. Biriniz, ölmüs kardesinin etini yemekten hoslanir mi? Iste bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Süphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
13. Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattik. Ve birbirinizle tanismaniz için sizi kavimlere ve kabilelere ayirdik. Muhakkak ki Allah yaninda en degerli olaniniz, O'ndan en çok korkaninizdir. Süphesiz Allah bilendir, her seyden haberdardir.
14. Bedevîler "Inandik" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun egdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerlesmedi. Eger Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah islerinizden hiçbir seyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
15. Müminler ancak Allah'a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla süpheye düsmeyen, Allah yolunda mallariyla ve canlariyla savasanlardir. Iste dogrular ancak onlardir.
16. De ki: Siz dininizi Allah'a mi ögretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanlari da bilir, yerde olanlari da. Allah her seyi hakkiyla bilendir.
17. Onlar Islâm'a girdikleri için seni minnet altina sokuyorlar. De ki: Müslümanliginizi benim basima kakmayin. Eger dogru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdigi için asil Allah size lütufta bulunmustur.
18. Süphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Allah yaptiklarinizi görendir.
60-el-MÜMTEHINE
Adini, 10. âyette geçen "imtehinû" kelimesinden alan bu sûde Medine'de inmistir; 13 âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Ey iman edenler! Eger benim yolumda savasmak ve rizami kazanmak için çikmissaniz, benim de düsmanim, sizin de düsmaniniz olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onlari dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçegi inkâr etmislerdir. Rabbiniz Allah'a inandiginizdan dolayi Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan çikariyorlar. Ben, sizin sakli tuttugunuzu da, açiga vurdugunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onlari dost edinirse) dogru yoldan sapmis olur.
2. Sayet onlar sizi ele geçirirlerse, size düsman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatacaklardir. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.
3. Kiyamet günü yakinlariniz ve çocuklariniz size fayda vermezler. Çünkü Allah aranizi ayirir. Allah, yaptiklarinizi görendir.
4. Ibrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardir. Onlar kavimlerine demislerdi ki: "Biz sizden ve Allah'i birakip taptiklarinizdan uzagiz. Sizi tanimiyoruz. Siz bir tek Allah'a inanincaya kadar, sizinle bizim aramizda sürekli bir düsmanlik ve öfke belirmistir." Su kadar var ki, Ibrahim babasina: "Andolsun senin için magfiret dileyecegim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir seyi önlemeye gücüm yetmez" demisti. (O müminler söyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayandik, sana yöneldik. Dönüs de ancak sanadir.
5. Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için deneme konusu kilma, bizi bagisla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.
6. Andolsun, onlar sizin için, Allah'i ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnektir. Kim yüz çevirirse süphesiz Allah, zengindir, hamde lâyik olandir.
7. Olur ki Allah sizinle düsman olduklariniz arasinda yakinda bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
8. Allah, sizinle din ugrunda savasmayan ve sizi yurtlarinizdan çikarmayanlara iyilik yapmanizi ve onlara âdil davranmanizi yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanlari sever.
9. Allah, yalniz sizinle din ugrunda savasanlari, sizi yurtlarinizdan çikaranlari ve çikarilmaniz için onlara yardim edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa iste zalimler onlardir.
10. Ey iman edenler! Mümin kadinlar hicret ederek size geldigi zaman, onlari, imtihan edin. Allah onlarin imanlarini daha iyi bilir. Eger siz de onlarin inanmis kadinlar olduklarini ögrenirseniz onlari kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl degildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onlarin (kocalarinin) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiginiz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadinlari nikâhinizda tutmayin, sarfettiginizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'in hükmü budur. Aranizda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
11. Eger eslerinizden biri, sizi birakip kâfirlere kaçar, siz de (onlarla savasip) galip gelirseniz, esleri gitmis olanlara (ganimetten), harcadiklari kadar verin. Inandiginiz Allah'a karsi gelmekten sakinin.
12. Ey Peygamber! Inanmis kadinlar, Allah'a hiçbir seyi ortak kosmamak, hirsizlik yapmamak, zina etmemek, çocuklarini öldürmemek, elleriyle ayaklari arasinda bir iftira uydurup getirmemek, iyi isi islemekte sana karsi gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarini kabul et ve onlar için Allah'tan magfiret dile. Süphesiz Allah, çok bagislayandir, çok esirgeyendir.
13. Ey iman edenler! Kendilerine Allah'in gazap ettigi bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden (onlarin dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmislerdir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
