suresinin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suresinin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10-YÛNUS

10-Yunus Süresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı.

balık

Yunus

 Yunus sûresi, 109 (yüzdokuz) âyet olup 40, 94, 95 ve 96. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 98. âyette Hz. Yunus'un kavminden bahsedildigi için sûreye bu ad verilmistir. Mekke halki, kendi içlerinden bir adamin peygamber olabilecegine inanamiyorlar ve: "Allah, Ebû Tâlib'in yetimi Muhammed'den baska bir peygamber bulamadi mi?" diyorlardi. Hiç olmazsa hatiri sayilir, zengin ve makam sahibi birisinin peygamber olmasini daha uygun görüyorlardi. Iste bunun üzerine bu sûre inmistir.

10-Yunus Süresinin Türkçe anlamı.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Elif. Lâm. Râ. Iste bunlar hikmet dolu Kitâb'in âyetleridir. 


2. Içlerinden bir adama: Insanlari uyar ve iman edenlere, Rableri katinda onlar için yüksek bir dogruluk makami oldugunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için sasilacak bir sey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçik bir sihirbazdir, dediler? 


3. Süphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra da isleri yerli yerince idare ederek arsa istiva eden Allah'dir. Onun izni olmadan hiç kimse sefaatçi olamaz. Iste O Rabbiniz Allah'tir. O halde O'na kulluk edin. Hâla düsünmüyor musunuz! 


4. Allah'in gerçek bir vâdi olarak hepinizin dönüsü ancak O'nadir. Çünkü O, mahlûkati önce (yoktan) yaratir, sonra da iman edip iyi isler yapanlara adaletle mükâfat vermek için (onlari huzuruna) geri çevirir. Kâfir olanlara gelince, inkâr etmekte olduklari seylerden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azap vardir. 


5. Günesi isikli, ayi da parlak kilan, yillarin sayisini ve hesabi bilmeniz için ona (aya) birtakim menziller takdir eden O'dur. Allah bunlari, ancak bir gerçege (ve hikmete) binaen yaratmistir. O, bilen bir kavme âyetlerini açiklamaktadir. 


6. Gece ve gündüzün degismesinde (uzayip kisalmasinda) Allah'in göklerde ve yerde yarattigi seylerde, (Onu inkâr etmekten) sakinan bir kavim için elbette nice deliller vardir! 


7. Huzurumuza çikacaklarini beklemeyenler, dünya hayatina razi olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar da vardir muhakkak. 


8. Iste onlarin, kazanmakta olduklari (günahlar) yüzünden varacaklari yer, atestir! 


9. Iman edip güzel isler yapanlara gelince, imanlari sebebiyle Rableri onlari nimet dolu cennetlerde, alt tarafindan irmaklar akan (saraylara) erdirir. 


10. Onlarin oradaki duasi: "Allah'im! Seni noksan sifatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir). Orada birbirleriyle karsilastikça söyledikleri ise "selâm" dir. Onlarin dualarinin sonu da sudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 


11. Eger Allah insanlara, hayri çarçabuk istedikleri gibi serri de acele verseydi, elbette onlarin ecelleri bitirilmis olurdu. Fakat bize kavusmayi beklemeyenleri biz, azginliklari içinde bocalar bir halde (kendi baslarina) birakiriz. 


12. Insana bir zarar geldigi zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararin giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sikintisini kaldirinca, sanki kendisine dokunan bir sikintidan ötürü bize dua etmemis gibi geçip gider. Iste böylece haddi asanlara yapmakta olduklari seyler güzel gösterildi. 


l3. Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mûcizeler getirdigi halde (yalanlayip) zulmettiklerinden dolayi nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek degillerdi. Iste biz suçlu kavimleri böyle cezalandiririz. 


14. Sonra da, nasil davranacaginizi görmemiz için onlarin ardindan sizi yeryüzünde halifeler kildik (Onlarin yerine sizi getirdik). 


15. Onlara âyetlerimiz açik açik okundugu zaman (öldükten sonra) bize kavusmayi beklemeyenler: Ya bundan baska bir Kur'an getir veya bunu degistir! dediler. De ki: Onu kendiligimden degistirmem benim için olacak sey degildir. Ben, bana vahyolunandan baskasina uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabindan korkarim. 


16. De ki: Eger Allah dileseydi onu size okumazdim, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmustum. Hâla akil erdiremiyor musunuz? 


17. Öyleyse kim Allah'a karsi yalan uydurandan veya onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir! Bilesiniz ki suçlular asla onmazlar! 


18. Onlar Allah'i birakip kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek seylere tapiyorlar ve: Bunlar, Allah katinda bizim sefaatçilarimizdir, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Hâsâ! O, onlarin ortak kostuklarindan uzak ve yücedir." 


19. Insanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayriliga düstüler. Eger (azabin ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezelî bir takdir) geçmemis olsaydi, ayriliga düstükleri konuda hemen aralarinda hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve isleri bitirilirdi). 


20. Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'indir. Bekleyin (bakalim) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. 


21. Kendilerine dokunan (kitlik ve hastalik gibi) bir sikintidan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tattirdigimiz zaman, bir de bakarsin ki âyetlerimiz hakkinda onlarin bir tuzagi vardir. De ki: Allah'in tuzagi daha süratlidir. Süphesiz elçilerimiz kurdugunuz tuzaklari yaziyorlar. 


22. Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulundugunuz, o gemiler de içindekileri tatli bir rüzgârla alip götürdükleri ve (yolcular) bu yüzden neselendikleri zaman, o gemiye siddetli bir firtina gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kusatildiklarini anlarlar da dini yalniz Allah'a halis kilarak: "Andolsun eger bizi bundan kurtarirsan mutlaka sükredenlerden olacagiz" diye Allah'a yalvarirlar. 


23. Fakat Allah onlari kurtarinca bir de bakarsin ki onlar, yine haksiz yere taskinlik ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taskinliginiz ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayatinin menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüsünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarinizi size haber verecegiz. 


24. Dünya hayatinin durumu, gökten indirdigimiz bir su gibidir ki, insanlarin ve hayvanlarin yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürlesip birbirine girer. Nihayet yeryüzü zinetini takinip, (rengârenk) süslendigi ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarini sandiklari bir sirada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmus gibi kökünden koparilarak biçilmis bir hale getiririz. Iste iyi düsünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açikliyoruz. 


25. Allah kullarini esenlik yurduna çagiriyor ve O, diledigini dogru yola iletir. 


26. Güzel davrananlara daha güzel karsilik, bir de fazlasi vardir. Onlarin yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulasir ne de bir horluk (gelir). Iste onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardir. 


27. Kötülük yapanlara gelince, kötülügün cezasi misli iledir. Onlari zillet kaplayacaktir. Onlari Allah'a karsi koruyacak hiç kimse yoktur. Onlarin yüzleri sanki karanlik geceden bir parçaya bürünmüstür. Iste onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardir. 


28. Onlarin hepsini biraraya toplayacagimiz, sonra da Allah'a ortak kosanlara: "Siz ve kostugunuz ortaklar yerinizde bekleyin" diyecegimiz gün artik onlarin (putlariyla) aralarini tamamen ayirmisizdir. Ve onlarin ortaklari, (putlari) derler ki: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz. 


29. Bu yüzden bizimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. Süphesiz ki biz sizin (bize) tapmanizdan tamamen habersizdik." 


30. Orada herkes geçmiste yaptiklarini karsisinda bulur. Artik onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülmüslerdir. Uydurmakta olduklari seyler (bâtil tanrilari) da onlari terkedip kaybolmustur. 


31. (Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rizik veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çikariyor, diriden ölüyü kim çikariyor? (Her türlü) isi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakinmiyor musunuz? 


32. Iste O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tir. Artik haktan (ayrildiktan) sonra sapikliktan baska ne kalir? O halde nasil (sapikliga) döndürülüyorsunuz? 


33. Iste böylece Rabbinin yoldan çikanlar hakkindaki "Onlar inanmazlar" sözü gerçeklesmis oldu. 


34. (Resûlüm!) De ki: (Allah'a) ortak kostuklariniz arasinda, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkasindan onu (ölümünden sonra hayata) yeniden döndürecek biri var mi? De ki: Allah ilk defa yaratip (ölümden sonra) onu yeniden (hayata) döndürür. O halde nasil saptirilirsiniz! 


35. De ki: Ortak kostuklarinizdan hakka iletecek olan var mi? De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyiktir; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine dogru yolu bulamayan mi? Size ne oluyor? Nasil (böyle yanlis) hükmediyorsunuz? 


36. Onlarin çogu zandan baska bir seye uymaz. Süphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir seyin yerini tutmaz. Allah onlarin yapmakta olduklarini pek iyi bilendir. 


37. Bu Kur'an Allah'tan baskasi tarafindan uydurulmus bir sey degildir. Ancak kendinden öncekini dogrulayan ve o Kitab'i açiklayandir. Onda süphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir. 


38. Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eger sizler dogru iseniz Allah'tan baska, gücünüzün yettiklerini çagirin da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin. 


39. Bilakis, onlar ilmini kavrayamadiklari ve yorumu kendilerine asla gelmemis olan (Kur'an'i) yalanladilar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamislardi. Simdi bak, zalimlerin sonu nasil oldu! 


40. Içlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanir, yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozgunculari en iyi bilendir. 


41. (Resûlüm! ) onlar seni yalanlarlarsa de ki: Benim isim bana, sizin isiniz de size aittir. Siz benim yaptigimdan uzaksiniz, ben de sizin yaptiginizdan uzagim. 


42. Onlardan seni dinleyenler vardir. Fakat sagirlara -üstelik akillari da ermiyorsa- sen mi duyuracaksin? 


43. Onlardan sana bakan da vardir. Fakat -hele (gerçegi) göremiyorlarsa- körleri sen mi dogru yola ileteceksin? 


44. Süphesiz ki Allah insanlara hiçbir sekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler. 


45. Allah'in onlari, sanki günün ancak bir saati kadar kaldiklarini zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacagi gün aralarinda birbirleriyle tanisirlar. Allah'in huzuruna varmayi yalanlayanlar elbette zarara ugramislardir. Zira onlar dogru yola gitmemislerdi. 


46. Eger onlari tehdit ettigimiz (azabin) bir kismini sana (dünyada iken) gösterirsek (ne âlâ); yok eger (göstermeden) seni vefat ettirirsek nihayet onlarin dönüsü de bizedir. (O zaman onlara ne olacagini göreceksin). Sonra, Allah onlarin yapmakta olduklarina da sahittir. 


47. Her ümmetin bir peygamberi vardir. Peygamberleri geldigi zaman, aralarinda adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. 


48. Dogru iseniz bu vaad (azap) ne zamandir? diyorlar. 


49. De ki: "Ben kendime bile Allah'in dilediginden baska ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir eceli vardir. Ecelleri geldigi zaman artik ne bir saat geri kalirlar ne de ileri giderler. 


50. De ki: (Ey müsrikler!) Ne dersiniz? Allah'in azabi size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yaparsiniz?). Suçlular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar! 


51. Basiniza belâ geldikten sonra mi O'na iman edeceksiniz, simdi mi? (Çok geç). Halbuki onu (azabin gelmesini) istemekte acele ediyordunuz? 


52. Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, "Ebedî azabi tadin!" denilecek. Kazanmakta oldugunuzdan baskasinin karsiligini mi bulacaksiniz? 


53. "O (azap) bir gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki o süphesiz gerçektir ve siz âciz birakacak degilsiniz. 


54. (O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabi gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarinda adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez. 


55. Bilesiniz ki, göklerde ve yerde olan her sey Allah'indir. Yine bilesiniz ki, Allah'in vâdi haktir, fakat onlarin çogu bilmez. 


56. O hem diriltir hem de öldürür ve yalniz O'na döndürüleceksiniz. 


57. Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ögüt, gönüllerdekine bir sifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmistir. 


58. De ki: Ancak Allah'in lütfu ve rahmetiyle, iste bunlarla sevinsinler. Bu, onlarin (dünya mali olarak) topladiklarindan daha hayirlidir. 


59. De ki: Allah'in size indirdigi riziktan bir kismini helâl, bir kismini da haram bulmaniza ne dersiniz? De ki: Allah mi size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mi ediyorsunuz? 


60. Allah'a karsi yalan uyduranlarin kiyamet günü (âkibetleri) hakkindaki kanaatleri nedir? Süphesiz Allah insanlara karsi lütuf sahibidir. Fakat onlarin çogu sükretmezler. 


61. Ne zaman sen bir iste bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir sey okusan ve siz ne zaman bir is yaparsaniz, o ise daldiginiz zaman biz mutlaka üstünüzde sahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre agirliginca bir sey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçügü ve daha büyügü yoktur ki apaçik kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasin. 


62. Bilesiniz ki, Allah'in dostlarina korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. 


63. Onlar, iman edip de takvâya ermis olanlardir. 


64. Dünya hayatinda da ahirette de onlara müjde vardir. Allah'in sözlerinde asla degisme yoktur. Iste bu, büyük kurtulusun kendisidir. 


65. (Resûlüm) Onlarin (inkârcilarin) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'indir. O, isitendir, bilendir. 


66. Iyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalniz Allah'indir. (O halde) Allah'tan baska ortaklara tapanlar neyin ardina düsüyorlar! Dogrusu onlar, zandan baska bir seyin ardina düsmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar. 


67. O (Allah), geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, (çalisip kazanmaniz için de) gündüzü aydinlik kilandir. Süphesiz bunda dinleyen bir toplum için ibretler vardir. 


68. (Müsrikler:) "Allah çocuk edindi" dediler. Hâsâ! O bundan münezzehtir. O'nun (çocuga) ihtiyaci yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Bu hususta yaninizda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkinda bilmediginiz bir seyi mi söylüyorsunuz? 


69. De ki: Allah hakkinda yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler. 


70. Dünyada bir miktar geçim (saglarlar), sonra dönüsleri bizedir; sonra da inkâr etmekte olduklari seylerden ötürü onlara siddetli azabi tattiririz. 


71. Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demisti ki: "Ey kavmim! Eger benim (aranizda) durmam ve Allah'in âyetlerini hatirlatmam size agir geldi ise, ben yalniz Allah'a dayanip güvenirim. Siz de ortaklarinizla beraber toplanip yapacaginizi kararlastirin. Sonra isiniz basiniza dert olmasin. Bundan sonra (vereceginiz) hükmü, bana uygulayin ve bana mühlet de vermeyin." 


72. "Eger yüz çeviriyorsaniz, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan baskasina ait degildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu." 


73. Yine de onu yalanladilar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanlari kurtardik ve onlari (yeryüzünde) halifeler kildik; âyetlerimizi yalanlayanlari da (denizde) bogduk. Bak ki uyarilanlarin (fakat inanmayanlarin) sonu nasil oldu! 


74. Sonra onun arkasindan birçok peygamberi kendi toplumlarina gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladiklari seye inanacak degillerdi. Iste haddi asanlarin kalplerini biz böyle mühürleriz. 


75. Sonra onlarin ardindan da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular. 


76. Katimizdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçik bir sihirdir" dediler. 


77. Musa: "Size hak geldiginde onun için (hep böyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar" dedi. 


78. Onlar dediler ki: Babalarimizi üzerinde buldugumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak degiliz. 


79. Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazlari bana getirin! 


80. Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacaginizi atin, dedi. 


81. Onlar (iplerini) atinca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiginiz sihirdir. Allah onu bosa çikaracaktir. Çünkü Allah bozguncularin isini düzeltmez." 


82. "Suçlularin hosuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçegi açiga çikaracaktir." 


83. Firavun ve kavminin kendilerine iskence etmesinden korkuya düstükleri için kavminden bir gurup gençten baska kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi asanlardan idi. 


84. Musa dedi ki: Ey kavmim! Eger Allah'a inandiysaniz ve O'na teslim olduysaniz sadece O'na güvenip dayanin. 


85. Onlar da dediler ki: "Allah'a dayandik. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler toplulugu için deneme konusu kilma! 


86. Ve bizi rahmetinle o kâfirler toplulugundan kurtar!" 


87. Biz de Musa ve kardesine: Kavminiz için Misir'da evler hazirlayin ve evlerinizi namaz kilinacak yerler yapin, namazlarinizi da dosdogru kilin. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik. 


88. Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatinda zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanlari senin yolundan saptirsinlar ve elem verici cezayi görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onlarin mallarini yok et, kalplerine sikinti ver (ki iman etsinler). 


89. (Allah): Ikinizin de duasi kabul olunmustur. O halde siz dogruluga devam edin ve sakin o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi. 


90. Biz, Israilogullarini denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldirmak üzere onlari takip etti. Nihayet (denizde) bogulma haline gelince, (Firavun:) "Gerçekten, Israilogullarinin inandigi Tanri'dan baska tanri olmadigina ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanim!" dedi. 


91. Simdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmis ve bozgunculardan olmustun. 


92. (Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olmasi için, bugün senin bedenini (cansiz olarak) kurtaracagiz. Iste insanlardan bir çogu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler. 


93. Andolsun biz Israilogullarini güzel bir yurda yerlestirdik ve onlara temiz nimetlerden rizik verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayriliga düsmediler. Süphesiz ki Rabbin, kiyamet günü onlarin, aralarinda ihtilaf etmekte olduklari seyler hakkinda hükmedecektir. 


94. (Resülüm!) Eger sana indirdigimizden (bu anlattigimiz olaylardan) kuskuda isen, senden önce Kitab'i (Tevrat'i) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmistir. Sakin süphecilerden olma! 


95. Allah'in âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra ziyana ugrayanlardan olursun. 


96. Gerçekten haklarinda Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar,inanmazlar. 


97.Kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmis olsa bile, elem verici azabi görünceye kadar inanmayacaklardir. 


98. Yunus'un kavmi müstesna, (halkini yok ettigimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halki, keske (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanlari kendilerine fayda verseydi! Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatindaki rüsvaylik azabini kaldirdik ve onlari bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandirdik. 


99. (Resûlüm!) Eger Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmalari için insanlari zorlayacak misin? 


100. Allah'in izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akillarini kullanmayanlari murdar (inkârci) kilar. 


101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakin (da ibret alin!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarilar fayda saglamaz. 


102. Onlar, kendilerinden önce gelip geçmis toplumlarin (acikli) günlerinin benzerlerinden baskasini mi bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Süphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. 


103. Biz, sonra peygamberlerimizi ve ayni sekilde iman edenleri kurtaririz. Inananlari üzerimize bir borç olarak kurtaracagiz. 


104. De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden süphede iseniz, (bilin ki) ben Allah'i birakip da sizin taptiklariniza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu." 


1O5. "Ve (bana) hanîf (Allah'in birligini taniyici) olarak yüzünü dine çevir; sakin müsriklerden olma, diye (emredildi)." 


106. Allah'i birakip da sana fayda veya zarar vermeyecek seylere tapma. Eger bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun. 


107. Eger Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan baska giderecek yoktur. Eger sana bir hayir dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrini kullarindan diledigine eristirir. Ve O bagislayandir, esirgeyendir. 


108. De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmistir. Artik kim dogru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktir. Ben sizin üzerinize vekil degilim. (Sadece teblig etmekle memurum). 


109. (Resûlüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayirlisidir.


11-HUD Suresinin Türkçe anlamını oku.

14-IBRÂHIM

14-İbrahim Suresi Hakkında açıklama ve Türkçe anlamı.


kabeIbrahim sûresi, 52 (elliiki) âyet olup 28 ve 29. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 35-41
âyetler Hz. Ibrahim'in duasini ihtiva ettigi için sûreye bu ad verilmistir.







İbrahim Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanlari karanliklardan aydinliga, yani her seye galip (ve) övgüye lâyik olan Allah'in yoluna çikarman için sana indirdigimiz bir kitaptir. 

2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Siddetli azaptan dolayi kâfirlerin vay haline! 

3. Dünya hayatini ahirete tercih edenler, Allah yolundan alikoyanlar ve onun egriligini isteyenler var ya, iste onlar (haktan) uzak bir sapiklik içindedirler. 

4. (Allah'in emirlerini) onlara iyice açiklasin diye her peygamberi yalniz kendi kavminin diliyle gönderdik. Artik Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir. 

5. Andolsun ki Musa'yi da: Kavmini karanliklardan aydinliga çikar ve onlara Allah'in (geçmis kavimlerin basina getirdigi felâket) günlerini hatirlat, diye mucizelerimizle gönderdik. Süphesiz ki bunda çok sabirli, çok sükreden herkes için ibretler vardir. 

6. Hani Musa kavmine demisti ki: "Allah'in üzerinizdeki nimetini hatirlayin. Çünkü O, sizi iskencenin en kötüsüne sürmekte ve ogullarinizi kesip, kadinlarinizi (kizlarinizi) birakmakta olan Firavun ailesinden kurtardi. Iste bu size anlatilanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardir." 

7. "Hatirlayin ki Rabbiniz size: Eger sükrederseniz, elbette size (nimetimi) artiracagim ve eger nankörlük ederseniz hiç süphesiz azabim çok siddetlidir! diye bildirmisti." 

8. Musa dedi ki: "Eger siz ve yeryüzünde olanlarin hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyiktir." 

9. Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onlari Allah'tan baskasi bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin agizlarina bastilar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çagirdiginiz seye karsi derin bir kusku içindeyiz. 

10. Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkinda süphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarinizdan bir kismini bagislamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yasatmak için sizi (hak dine) çagiriyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsiniz. Siz bizi atalarimizin tapmis oldugu seylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçik bir delil getirin! 

1l. Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan baskasi degiliz. Fakat Allah nimetini kullarindan diledigine lütfeder. Allah'in izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansinlar." 

12. "Hem, bize yollarimizi göstermis oldugu halde ne diye biz, Allah'a dayanip güvenmeyelim? Sizin bize verdiginiz eziyete elbette katlanacagiz. Tevekkül edenler yalniz Allah'a tevekkülde sebat etsinler." 

13. Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çikaracagiz, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edecegiz!" diye vahyetti. 

14. Ve (ey inananlar!) Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerlestirecegiz. Iste bu, makamimdan korkan ve tehdidimden sakinan kimselere mahsustur. 

15. (Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatçi zorba da hüsrana ugradi. 

16. Ardindan da (o inatçi zorbaya) cehennem vardir; kendisine irinli su içirilecektir! 

17. Onu yudumlamaya çalisacak, fakat bogazindan geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek degildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan ötede siddetli bir azap da vardir. 

18. Rablerini inkâr edenlerin durumu (sudur): Onlarin amelleri firtinali bir günde rüzgârin, siddetle savurdugu küle benzer. Kazandiklarindan hiçbir seyi elde edemezler. Iyiden iyiye sapitma iste budur. 

19. Allah'in gökleri ve yeri hak ile yarattigini görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldirip yepyeni bir halk getirir. 

20. Bu, Allah'a güç degildir. 

21. (Kiyamet gününde) hepsi Allah'in huzuruna çikacak ve zayiflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. Simdi siz, Allah'in azabindan herhangi bir seyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalim) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi dogru yola iletirdik. Simdi sizlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için siginacak bir yer yoktur." 

22. (Hesaplari görülüp) is bitirilince, seytan diyecek ki: "Süphesiz Allah size gerçek olani vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalanci çiktim. Zaten benim size karsi bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çagirdim, siz de benim davetime hemen kostunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuskusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak kosmanizi reddettim." Süphesiz zalimler için elem verici bir azap vardir. 

23. Iman edip de iyi isler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacaklari ve zemininden irmaklar akan cennetlere sokulacaklardir. Orada (birbirleriyle) karsilastikça söyledikleri "selam" dir. 

24. Görmedin mi Allah nasil bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dallari gökte olan güzel bir agaca (benzetti). 

25. (O agaç), Rabbinin izniyle her zaman yemisini verir. Ögüt alsinlar diye Allah insanlara misaller getirir. 

26. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparilmis, o yüzden ayakta durma imkâni olmayan (kötü) bir agaca benzer. 

27. Allah Teâlâ saglam sözle iman edenleri hem dünya hayatinda hem de ahirette sapasaglam tutar. Zalimleri ise Allah saptirir. Allah diledigini yapar. 

28. Allah'in nimetine nankörlükle karsilik veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi? 

29. Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtir! 

30. (Insanlari) Allah yolundan saptirmak için O'na ortaklar kostular. De ki: (Istediginiz gibi) yasayin! Çünkü dönüsünüz atesedir. 

31. Iman eden kullarima söyle: Namazlarini dosdogru kilsinlar, kendisinde ne alisveris, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdigimiz riziklardan (Allah için) gizli-açik harcasinlar. 

32. (O öyle lütufkâr) Allah'tir ki, gökleri ve yeri yaratti, gökten suyu indirip onunla rizik olarak size türlü meyveler çikardi; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmaniz) için akitti. 

33. Düzenli seyreden günesi ve ayi size faydali kildi; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. 

34. O size istediginiz her seyden verdi. Allah'in nimetini sayacak olsaniz sayamazsiniz. Dogrusu insan çok zalim, çok nankördür! 

35. Hatirla ki Ibrahim söyle demisti: "Rabbim! Bu sehri (Mekke'yi) emniyetli kil, beni ve ogullarimi putlara tapmaktan uzak tut!" 

36. "Çünkü, onlar (putlar), insanlardan birçogunun sapmasina sebep oldular, Rabbim. Simdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karsi gelirse, artik sen gerçekten çok bagislayan, pek esirgeyensin." 

37. "Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazi dosdogru kilmalari için ben, neslimden bir kismini senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yaninda, ziraat yapilmayan bir vâdiye yerlestirdim. Artik sen de insanlardan bir kisminin gönüllerini onlara meyledici kil ve meyvelerden bunlara rizik ver! Umulur ki bu nimetlere sükrederler." 

38. "Ey Rabbimiz! Süphesiz ki sen bizim gizleyecegimizi de açiklayacagimizi da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir sey Allah'a gizli kalmaz." 

39. "Ihtiyar halimde bana Ismail'i ve Ishak'i lütfeden Allah'a hamdolsun! Süphesiz Rabbim duayi isitendir." 

40. "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazi devamli kilanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duami kabul et!" 

4l. "Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacagi gün beni, ana-babami ve müminleri bagisla!" 

42. (Resûlüm!) Sakin, Allah'i zalimlerin yaptiklarindan habersiz sanma! Ancak, Allah onlari (cezalandirmayi), korkudan gözlerin disari firlayacagi bir güne erteliyor. 

43. Zihinleri bombos olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göge dikilmis bir vaziyette kosarlar. 

44. Kendilerine azabin gelecegi, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakin bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalim ve peygamberlere tâbi olalim" diyecekleri gün hakkinda insanlari uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zevâl olmadigina, yemin etmemis miydiniz? " 

45. "(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarinda oturdunuz. Onlara nasil muamele ettigimiz size apaçik belli oldu. Ve size misaller de verdik." 

46. Hilelerinin cezasi Allah katinda (malum) iken, onlar, tuzaklarini kurmuslardi. Halbuki onlarin hileleriyle daglar yerinden gidecek degildi! 

47. O halde, sakin Allah'in peygamberlerine verdigi sözden cayacagini sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptigini yanina birakmaz. 

48. Yer baska bir yer, gökler de (baska gökler) haline getirildigi, (insanlar) bir ve gücüne karsi durulamaz olan Allah'in huzuruna çiktiklari gün (Allah bütün zalimlerin cezasini verecektir). 

49. O gün, günahkârlarin zincire vurulmus oldugunu görürsün. 

50. Onlarin gömlekleri katrandandir, yüzlerini de ates bürümektedir. 

51. Allah herkese kazandiginin karsiligini vermek için (onlari diriltecektir.) Kuskusuz Allah, hesabi çabuk görendir. 

52. Iste bu (Kur'an), kendisiyle uyarilsinlar, Allah'in ancak bir tek Tanri oldugunu bilsinler ve akil sahipleri iyice düsünüp ögüt alsinlar diye insanlara (gönderilmis) bir bildiridir. 

Hicr Suresinin Türkçe Anlamı

15-el-HICR

15-el-Hıcr Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı


Hicr sûresi, 99 (doksandokuz) âyet olup 87'si Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Hicr, bir yer
adidir. 80-84. âyetlerde Hicr'den bahsedildigi için sûreye bu ad verilmistir.







Hıcr Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'in ve apaçik bir Kur'an'in âyetleridir. 

2. Inkâr edenler zaman zaman, keske biz de müslüman olsaydik, diye arzu ederler. 

3. Onlari birak; yesinler, eglensinler ve bos ümit onlari oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakinda bilecekler! 

4. Helâk ettigimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkinda (bizce) bilinen bir yazgi olmasin. 

5. Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez. 

6. Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!" 

7. "Eger dogru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin." 

8. Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez. 

9. Kur an'i kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacagiz. 

10. Andolsun, senden önceki milletler arasinda da elçiler gönderdik. 

11. Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi. 

12. Iste böylece biz onu, (inkârciligi) suçlularin kalplerine sokariz. 

13. Öncekilerin basina gelenlerden ders almalari gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmiyorlar. 

14. Onlara gökten bir kapi açsak da oradan yukari çiksalar, 

15. "Gözlerimiz boyandi, daha dogrusu bize büyü yapilmistir" derler. 

16. Andolsun, biz gökte birtakim burçlar yarattik ve seyr edenler için onu süsledik. 

17. Onlari, taslanmis (kovulmus) her seytandan koruduk. 

18. Ancak kulak hirsizligi eden müstesna. Onun da pesine açik bir alev sütunu düsmüstür. 

19. Yeri uzatip yaydik, orada sabit daglar yerlestirdik, yine orada miktari ve ölçüsü belirli olan seyler bitirdik. 

20. Orada hem sizin için hem de riziklari size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasitalari yarattik. 

21. Her seyin hazineleri yalniz bizim yanimizdadir. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 

22. Biz, rüzgârlari asilayici olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacinizi karsiladik. (Biz bunlari yapmasaydik) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdiniz. 

23. Süphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her seye biz vâris oluruz. 

24. Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanlari da biliriz. 

25. Süphesiz Rabbin onlari (kiyamette) toplayacaktir. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir. 

26. Andolsun biz insani, (pismis) kuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan yarattik. 

27. Cinleri de daha önce zehirli atesten yaratmistik. 

28. Hani Rabbin meleklere demisti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan bir insan yaratacagim." 

29. "Ona sekil verdigim ve ona ruhumdan ütledigim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanin!" 

30. Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. 

31. Fakat Iblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçindi. 

32. (Allah:) Ey Iblis! Secde edenlerle beraber olmayisinin sebebi nedir? dedi. 

33. (Iblis:) Ben kuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan yarattigin bir insana secde edecek degilim, dedi. 

34. Allah söyle buyurdu: Öyle ise oradan çik! Artik kovuldun! 

35. Muhakkak ki kiyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktir! 

36. (Iblis:) Rabbim! Öyle ise, (varliklarin) tekrar dirilecegi güne kadar bana mühlet ver, dedi. 

37. Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin" 

38. "Allah katinda bilinen vaktin gününe kadar..." 

39. (Iblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdirmana karsilik ben de yeryüzünde onlara (günahlari) süsleyecegim ve onlarin hepsini mutlaka azdiracagim! 

40. Ancak onlardan ihlâsli kullarin müstesna. 

41. (Allah) söyle buyurdu: "Iste bana varan dosdogru yol budur." 

42. "Süphesiz kullarim üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azginlardan sana uyanlar müstesna." 

43. Muhakkak cehennem, onlarin hepsine vâdolunan yerdir. 

44. Cehennemin yedi kapisi vardir. Onlardan her kapi için birer gurup ayrilmistir. 

45. (Allah'in azabindan korkup rahmetine siginan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pinar baslarinda olacaklar. 

46. "Oraya emniyet ve selâmetle girin" (denilir, onlara). 

47. Biz, onlarin gönüllerindeki kini söküp attik; onlar artik köskler üzerinde karsi karsiya oturan kardesler olacaklar. 

48. Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çikarilmayacaklardir. 

49. (Resûlüm!) Kullarima, benim, çok bagislayici ve pek esirgeyici oldugumu haber ver. 

50. Benim azabimin elem verici bir azap oldugunu da bildir. 

51. Onlara Ibrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver. 

52. Onun yanina girdikleri zaman, "selam" dediler. (Ibrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi. 

53. Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir ogul müjdeliyoruz. 

54. (Ibrahim:) Bana ihtiyarlik çökmesine ragmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi. 

55. Sana gerçegi müjdeledik, sakin ümitsizlige düsenlerden olma! dediler. 

56. (Ibrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapiklardan baska kim ümit keser? 

57. "Ey elçiler! (Baska) ne isiniz var?" dedi. 

58. Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onlari helâk etmeye) gönderildik." 

59. "Ancak Lût ailesi hariç. Onlarin hepsini kurtaracagiz." 

60. "(Fakat Lût'un) karisi müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasini takdir ettik." 

61. Melek olan elçiler Lût âilesine gelince, 

62. Lût onlara: "Hakikaten siz taninmayan kimselersiniz" dedi. 

63. Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onlarin süphe etmekte olduklari seyi (azabi ve helâki) getirdik. 

64. Sana gerçegi getirdik; biz, hakikaten dogru söyleyenleriz. 

65. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çikar, sen de arkalarindan yürü. Sizden hiç kimse, sakin dönüp de ardina bakmasin, istenen yere gidin." 

66. Ona (Lût'a) su hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çikarlarken mutlaka onlarin ardi kesilmis olacaktir." 

67. Sehir halki, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanina) geldiIer. 

68. (Lût) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sakin beni utandirmayin; 

69. Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi. 

70. "Biz seni, elâlemin isine karismaktan men etmemis miydik?" dediler. 

71. (Lût:) Iste kizlarim! (Düsündügünüzü) yapacaksaniz (onlarla evlenin), dedi. 

72. (Resûlüm!) Hayatin hakki için onlar, sarhosluklari içinde bocaliyorlardi. 

73. Günes dogarken onlari o korkunç ses yakaladi. 

74. Böylece ülkelerinin üstünü altina getirdik. Üzerlerine de balçiktan pisirilmis taslar yagdirdik. 

75. Iste bunda ibret alanlar için isaretler vardir. 

76. Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler. 

77. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardir. 

78. Eyke halki da gerçekten zalim idiler. 

79. Biz onlardan da intikam aldik. Ikisi de (Eyke ve Medyen) açik bir yol üzerindedir. 

80. Andolsun, Hicr halki da peygamberleri yalanlamisti. 

81. Biz onlara mucizelerimizi vermistik; fakat onlardan yüz çevirmislerdi. 

82. Onlar, daglardan emniyet içinde kalacaklari evler oyarlardi. 

83. Onlari da sabaha çikarlarken o korkunç ses yakaladi. 

84. Kazanmakta olduklari seyler onlardan hiçbir zarari savmadi. 

85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasindakileri ancak hak ile yarattik. O saat (kiyamet), mutlaka gelecektir. Simdilik onlara güzel muamele et. 

86. Süphesiz Rabbin hakkiyla yaratan pek iyi bilendir. 

87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'i verdik. 

88. Sakin onlardan bazi siniflara verdigimiz dünya malina göz dikme, onlardan dolayi üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol. 

89. De ki: Süphesiz ben apaçik bir uyariciyim. 

90. Nitekim biz, (Kur'an'i) kisimlara ayiranlara azabi indirmisizdir. 

91. Onlar, Kur'an'i bölüp ayiranlardir. 

92. Rabbin hakki için, mutlaka onlarin hepsini sorguya çekecegiz. 

93. Yaptiklarindan dolayi. 

94. Sana emrolunani açikça söyle ve ortak kosanlardan yüz çevir! 

95. (Seninle) alay edenlere karsi biz sana yeteriz. 

96. Onlar Allah ile beraber baska bir tanri edinenlerdir. (Kimin dogru oldugunu) yakinda bilecekler! 

97. Onlarin söyledikleri seyler yüzünden senin caninin sikildigini andolsun biliyoruz. 

98. Sen simdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! 

99. Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

Nahl Suresinin Türkçe anlamı 

16-en-NAHL

16-en-Nahl Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

Nahl sûresi 128 (yüzyirmisekiz) âyet olup, son üç âyeti Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 68.âyette bal arisindan söz edildigi için sûreye bu ad verilmistir.








Nahl Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Allah'in emri gelmistir. Artik onu istemekte acele etmeyin. Allah, onlarin kostuklari ortaklardan uzak ve yücedir. 

2. Allah kendi emriyle melekleri, kullarindan diledigi kimseye vahiy ile, "Benden baska tanri olmadigina dair (kullarimi) uyarin ve benden korkun" diye gönderir. 

3. (Allah) gökleri ve yeri hak ile yaratti. O, kostuklari ortaklardan münezzehtir. 

4. O, insani bir damla sudan yaratti. Fakat bakarsin ki (insan) Rabbine apaçik bir hasim oluvermistir. 

5. Hayvanlari da O yaratti. Onlarda sizin için isitici (seyler) ve birçok faydalar vardir. Onlardan bir kismini da yersiniz. 

6. Sizin için onlardan ayrica aksamleyin getirirken, sabahleyin saliverirken bir güzellik (bir zevk) vardir. 

7. Bu hayvanlar sizin agirliklarinizi, ancak güçlüklere katlanarak varabileceginiz bir memlekete tasirlar. Süphesiz Rabbiniz çok sefkatli, pek merhametlidir. 

8. Atlari, katirlari ve esekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yaratti). Allah su anda bilemeyeceginiz daha nice (nakil vasitalari) yaratir. 

9. Yolun dogrusu Allah'indir. Yolun egrisi de vardir. Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi. 

10. Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vardir, hem de hayvanlarinizi otlatacaginiz bitkiler. 

11. (Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diger meyvelerin hepsinden bitirir. Iste bunlarda düsünen bir toplum için büyük bir ibret vardir. 

12. O, geceyi, gündüzü, günesi ve ayi sizin hizmetinize verdi. Yildizlar da Allah'in emri ile hareket ederler. Süphesiz ki bunlarda aklini kullananlar için pek çok deliller vardir. 

13. Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattiklarinda da ögüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardir. 

14. Içinden taze et (balik) yemeniz ve takacaginiz bir süs (esyasi) çikarmaniz için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (sulari) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu aramaniz ve nimetine sükretmeniz içindir. 

15. Sizi sarsmamasi için yeryüzünde saglam daglari, yolunuzu bulmaniz için de irmaklari ve yollari yaratti. 

16. Daha nice alâmetler (yaratti). Onlar, yildizlarla da yollarini dogrulturlar. 

17. O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla düsünmüyor musunuz? 

18. Allah'in nimetini saymaya kalksaniz, onu sayamazsiniz. Hakikaten Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

19. Allah, gizlediginizi de açikladiginizi da bilir. 

20. Allah'i birakip da taptiklari (putlar), hiçbir sey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratilmislardir. 

21. Onlar diriler degil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. 

22. Ilâhiniz bir tek Tanridir. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onlarin kalpleri inkârci, kendileri de böbürlenen kimselerdir. 

23. Hiç süphesiz Allah, onlarin gizleyeceklerini de açiklayacaklarini da bilir. O, büyüklük taslayanlari asla sevmez. 

24. Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildigi zaman, "Öncekilerin masallarini" derler. 

25. Kiyamet gününde kendi günahlarini tam olarak tasimalari ve bilgisizce saptirmakta olduklari kimselerin günahlarindan da bir kismini yüklenmeleri için (öyle derler). Bak ki yüklenecekleri sey ne kötüdür! 

26. Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmislardi. Sonunda Allah da onlarin binalarini temellerinden söktü üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmisti. 

27. Sonra kiyamet gününde (Allah), onlari rezil eder ve der ki: "Kendileri hakkinda (müminlere) düsman kesildiginiz ortaklarim nerede?" Kendilerine ilim verilmis olanlar derler ki: "Süphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir." 

28. Kendilerine haksizlik ederlerken meleklerin canlarini aldiklari kimseler: Biz hiçbir kötülük yapmiyorduk, diyerek teslim olurlar. (Melekler onlara söyle der:) "Hayir, Allah, sizin yaptiklarinizi elbette çok iyi bilendir." 

29. "O halde, içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!" 

30. (Kötülüklerden) sakinanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiginde, "Hayir (indirdi)" derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vardir. Ahiret yurdu ise daha hayirlidir. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir! 

31. (O yurt,) girecekleri, zemininden irmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar için orada kendilerine diledikleri her sey vardir. Iste Allah, takvâ sahiplerini böyle mükâfatlandirir. 

32. (Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmis oldugunuz (iyi) islere karsilik cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarini aldiklari kimselerdir. 

33. (Kâfirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin emrinin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmislardi. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardi. 

34. Sonunda yaptiklarinin cezasi onlara ulasti ve alay etmekte olduklari sey onlari çepeçevre kusativerdi. 

35. Ortak kosanlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ne de babalarimiz ondan baskasina tapardik. Onun emri olmadan hiçbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan öncekiler de böyle yapmislardi. Peygamberlerin üzerine açik seçik tebligden baska bir sey düser mi! 

36. Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâgut'tan sakinin" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kismini dogru yola iletti. Onlardan bir kismi da sapikligi hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasil olmustur! 

37. (Resûlüm!) Sen, onlarin hidayete ermelerine çok düskünlük göstersen de bil ki Allah, saptirdigi kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onlarin yardimcilari da yoktur. 

38. Onlar: "Allah ölen bir kimseyi diriltmez" diye olanca güçleriyle Allah'a and içtiler. Aksine, bu O'nun bizzat kendisine karsi gerçek bir vâdidir. Fakat insanlarin çogu bilmez. 

39. Hakkinda ihtilaf ettikleri seyi onlara açiklamasi ve kâfir olanlarin da kendilerinin yalancilar olduklarini bilmeleri için (Allah onlari diriltecek). 

40. Biz, bir seyin olmasini istedigimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir. 

41. Zulme ugradiktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onlari dünyada güzel bir sekilde yerlestirecegiz. Eger bilirlerse ahiretin mükâfati elbette daha büyüktür. 

42. (Onlar) sadece Rablerine tevekkül ederek sabredenlerdir. 

43. Senden önce de, kendilerine vahyettigimiz kisilerden baskasini peygamber olarak göndermedik. Eger bilmiyorsaniz, bilenlere sorun. 

44. Apaçik mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). Insanlara, kendilerine indirileni açiklaman için ve düsünüp anlasinlar diye sana da bu Kur'an'i indirdik. 

45. Kötülük tuzaklari kuranlar, Allah'in, kendilerini yere geçirmeyeceginden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabin gelmeyeceginden emin mi oldular? 

46. Yahut onlar dönüp dolasirlarken Allah'in kendilerini yakalamayacagindan emin mi oldular? Onlar (Allah'i) âciz birakacak degillerdir. 

47. Yoksa Allah'in kendilerini yavas yavas tüketerek cezalandirmayacagindan (emin mi oldular)? Kuskusuz Rabbin çok sefkatli, pek merhametlidir. 

48. Allah'in yarattigi herhangi bir seyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek saga sola döner. 

49. Göklerde bulunanlar, yerdeki canlilar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler. 

50. Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. 

51. Allah buyurdu ki: Iki tanri edinmeyin! O ancak bir Tanri'dir. O halde yalniz benden korkun! 

52. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalniz O'nundur. O halde Allah'tan baskasindan mi korkuyorsunuz? 

53. Nimet olarak size ulasan ne varsa, Allah'tandir. Sonra size bir zarar dokundugu zaman dayalniz O'na yalvarirsiniz. 

54. Sonra da sizden o zarari giderdiginde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak kosarlar! 

55. Kendilerine verdiklerimize karsilik nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanin; fakat yakinda hakikati bileceksiniz! 

56. Bir de kendilerine rizik olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri seylere (putlara) pay ayiriyorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte oldugunuz seylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! 

57. Onlar, kizlarin Allah'a ait oldugunu iddia ediyorlar. Hâsâ! Allah bundan münezzehtir. Begendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor. 

58. Onlardan birine kiz müjdelendigi zaman öfkelenmis olarak yüzü kapkara kesilir. 

59. Kendisine verilen müjdenin kötülügünden dolayi kavminden gizlenir. Onu, asagilik duygusu içinde yaninda mi tutsun, yoksa topraga mi gömsün! Bakin ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür! 

60. Kötü sifat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sifatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her seyden üstün ve hikmet sahibidir. 

61. Eger Allah, insanlari zulümleri yüzünden cezalandiracak olsaydi, yeryüzünde hiçbir canli birakmazdi. Fakat onlari takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldigi zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. 

62. Kendilerinin hoslarina gitmeyen seyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin oldugunu anlatan dilleri de yalanin örnegini veriyor. Hiç süphesiz onlar için sadece ates vardir ve onlar, (atese) terkolunacaklar. 

63. Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) göndermisizdir. Fakat seytan onlara islerini süslü gösterdi de (iman etmediler). iste o, bugün onlarin velisidir. Ve onlar için elem verici bir azap vardir. 

64. Biz bu Kitab'i sana sirf hakkinda ihtilafa düstükleri seyi insanlara açiklayasin ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik. 

65. Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Süphesiz ki bunda dinleyen toplum için bir ibret vardir. 

66. Kuskusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardir. Zira size, onlarin karinlarindaki fiski ile kan arasindan (gelen), içenlerin bogazindan kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz. 

67. Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gidalar edinirsiniz. Iste bunlarda da aklini kullanan kimseler için büyük bir ibret vardir. 

68. Rabbin bal arisina: Daglardan, agaçlardan ve insanlarin yaptiklari çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. 

69. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylastirdigi yaylim yollarina gir, diye ilham etti. Onlarin karinlarindan renkleri çesitli bir serbet (bal) çikar ki, onda insanlar için sifa vardir. Elbette bunda düsünen bir kavim için büyük bir ibret vardir. 

70. Sizi Allah yaratti; sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir seyi bilmez hale gelsin diye sizden bazi kimseler ömrün en kötü çagina kadar yasatilacak süphesiz ki Allah bilgilidir, kudretlidir. 

71. Allah kiminize kiminizden daha bol rizik verdi. Bol rizik verilenler, riziklarini ellerinin altindakilere verip de bu hususta kendilerini onlara esit kilmazlar. Durum böyle iken Allah'in nimetini inkâr mi ediyorlar? 

72. Allah size kendi nefislerinizden esler yaratti, eslerinizden de sizin için ogullar ve torunlar yaratti ve sizi temiz gidalarla riziklandirdi. Onlar hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar? 

73. (Müsrikler) Allah'i birakip da kendilerine göklerde ve yerde olan riziktan hiçbir sey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen seylere (putlara) tapiyorlar. 

74. Allah'a birtakim benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah (her seyi) bilir, siz ise bilemezsiniz. 

75. Allah, hiçbir seye gücü yetmeyen, baskasinin mali olmus bir köle ile katimizdan kendisine verdigimiz güzel riziktan gizli ve açik olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç esit olurlar mi? Dogrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu (bunu) bilmezler. 

76. Allah, su iki kisiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir sey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayir getiremez. Simdi, bu adamla, dogru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse esit olur mu? 

77. Göklerin ve yerin gaybi Allah'a aittir. Kiyametin kopmasi ise, göz açip kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Süphesiz Allah, her seye kadirdir. 

78. Siz, hiçbir sey bilmezken Allah, sizi analarinizin karnindan çikardi; sükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. 

79. Gögün boslugunda emre boyun egdirilmis olarak uçusan kuslari görmediler mi? Onlari orada Allah'tan baskasi tutamaz. Kuskusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardir. 

80. Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yapti ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca tasiyacaginiz evler; yünlerinden, yapagilarindan ve killarindan bir süreye kadar (faydalanacaginiz) bir ev esyasi ve bir ticaret mali meydana getirdi. 

81. Allah, yarattiklarindan sizin için gölgeler yapti. Daglarda da sizin için barinaklar yaratti. Sizi sicaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyacak zirhlar yaratti. Iste böylece Allah, müslüman olmaniz için üzerinize nimetini tamamliyor. 

82. (Ey Resûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, artik sana düsen ancak açik bir tebligden ibarettir. 

83. Onlar Allah'in nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onlarin çogu kâfirdir. 

84. Her ümmetten bir sahit gönderecegimiz gün, artik ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onlarin özür dilemeleri istenir. 

85. O zulmedenler azabi gördüklerinde, artik onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez. 

86. (Allah'a) ortak kosanlar, ortak kostuklari seyleri gördükleri zaman derler ki: "Rabbimiz! Iste bunlar, seni birakip da tapmis oldugumuz ortaklarimizdir." Onlar da bunlara: "Siz mutlaka yalancilarsiniz" diye söz atarlar. 

87. O gün Allah'a teslim (bayragini) çekerler ve uydurmakta olduklari seyler onlardan kaybolup gider. 

88. Inkâr edip de (insanlari) Allah yolundan alikoyanlar var ya, iste onlara, yapmakta olduklari bozgunculuklar sebebiyle, azaplarini kat kat artiracagiz. 

89. O gün her ümmetin içinden kendilerine birer sahit gönderecegiz. Seni de hepsinin üzerine sahit olarak getirecegiz. Ayrica bu Kitab'i da sana, her sey için bir açiklama, bir hidayet ve rahmet kaynagi ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. 

90. Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiligi, akrabaya yardim etmeyi emreder, çirkin isleri, fenalik ve azginligi da yasaklar. O, düsünüp tutasiniz diye size ögüt veriyor. 

91. Antlasma yaptiginiz zaman, Allah'in ahdini yerine getirin ve Allah'i üzerinize sahit tutarak, pekistirdikten sonra yeminleri bozmayin. Süphesiz Allah, yapacaginiz seyleri pek iyi bilir. 

92. Bir toplum diger bir toplumdan (sayica ve malca) daha çok oldugu için yeminlerinizi, aranizda bir fesat araci edinerek ipligini saglamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadin) gibi olmayin. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkinda ihtilafa düsmekte oldugunuz seyi kiyamet gününde mutlaka size açiklayacaktir. 

93. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet kilardi; fakat O, diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir. Yaptiklarinizdan mutlaka sorumlu tutulacaksiniz. 

94. Yeminlerinizi aranizda fesada araç edinmeyin, aksi halde (Islâm'da) sebat etmisken ayaginiz kayar da (insanlari) Allah yolundan alikoymaniz sebebiyle (dünyada) kötülügü tadarsiniz. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardir. 

95. Allah'in ahdini az bir karsiliga degismeyin! Sayet anlayan kimseler iseniz, süphesiz Allah katinda olan (sevap) sizin için daha hayirlidir. 

96. Sizin yaninizdaki (dünya mali) tükenir, Allah katindakiler ise bâkidir. Elbette sabirli davrananlara yapmakta olduklarinin en güzeliyle mükâfatlarini verecegiz. 

97. Erkek veya kadin, mümin olarak kim iyi amel islerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yasatiriz. Ve mükâfatlarini, elbette yapmakta olduklarinin en güzeli ile veririz. 

98. Kur'an okudugun zaman o kovulmus seytandan Allah'a sigin! 

99. Gerçek su ki: Iman edip de yalniz Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (seytanin) bir hakimiyeti yoktur. 

100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak kosanlaradir. 

101. Biz bir âyetin yerine baska bir âyeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracisin" dediler. Hayir; onlarin çogu bilmezler. 

102. De ki: Onu, Mukaddes Rûh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanlari dogru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin katindan hak olarak indirdi. 

103. Süphesiz biz onlarin: "Kur'an'i ona ancak bir insan ögretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri sahsin dili yabancidir. Halbuki bu (Kur'an) apaçik bir Arapçadir. 

104. Allah'in âyetlerine inanmayanlar yok mu, kuskusuz Allah onlari dogru yola iletmez ve onlar için elem verici bir azap vardir. 

105. Allah'in âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. Iste onlar, yalancilarin kendileridir. 

106. Kim iman ettikten sonra Allah'i inkâr ederse -kalbi iman ile dolu oldugu halde (inkâra) zorlanan baska- fakat kim kalbini kâfirlige açarsa, iste Allah'in gazabi bunlaradir; onlar için büyük bir azap vardir. 

107. Bu (azap), onlarin dünya hayatini ahirete tercih etmelerinden ve Allah'in kâfirler toplulugunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür. 

108. Iste onlar Allah'in, kalplerini, kulaklarini ve gözlerini mühürledigi kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir. 

109. Hiç süphesiz onlar ahirette ziyana ugrayanlarin ta kendileridir. 

110. Sonra süphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ardindan da sabrederek cihad edenlerin yardimcisidir. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

111. O gün, herkes gelip kendi canini kurtarmak için ugrasir ve herkese yaptiginin karsiligi eksiksiz ödenir, onlara asla zulmedilmez. 

112. Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rizki her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'in nimetlerine karsi nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptiklarindan ötürü açlik ve korku sikintisini tattirdi. 

113. Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladilar. Onlar zulmederlerken azap onlari yakalayiverdi. 

114. Artik, Allah'in size verdigi riziktan helâl ve temiz olarak yeyin, eger (gerçekten) yalniz Allah'a ibadet ediyorsaniz, onun nimetine sükredin. 

115. (Allah) size, sadece ölü hayvani kani, domuz etini ve Allah'tan baskasi adina kesilen hayvani haram kildi. Ancak kim mecbur kalirsa (baskalarinin haklarina) saldirmaksizin, siniri da asmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

116. Dillerinizin uydurdugu yalana dayanarak "Bu helâldir, su da haramdir" demeyin, çünkü Allah'a karsi yalan uydurmus oluyorsunuz. Kuskusuz Allah'a karsi yalan uyduranlar kurtulusa eremezler. 

117. (Kazandiklari) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardir. 

118. Sana anlattiklarimizi, daha önce, yahudi olanlara da haram kilmistik. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksizlik ediyorlardi. 

119. Sonra süphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardindan tevbe edip durumunu düzeltenleri (bagislayacaktir). Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

120. Ibrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak kosanlardan degildi. 

121. Allah'in nimetlerine sükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmis ve dogru yola iletmisti. 

122. Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir. 

123. Sonra da sana: "Dogru yola yönelerek Ibrahim'in dinine uy! O müsriklerden degildi" diye vahyettik. 

124. Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kilinmisti. Kiyamet günü Rabbin, muhakkak onlarin ihtilafa düstükleri sey hakkinda aralarinda hüküm verecektir. 

125. (Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel ögütle çagir ve onlarla en güzel sekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanlari en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir. 

126. Eger ceza verecekseniz, size yapilan iskencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayirlidir. 

127. Sabret! Senin sabrin da ancak Allah'in yardimi iledir. Onlardan dolayi kederlenme; kurmakta olduklari tuzaktan kaygi duyma! 

128. Çünkü Allah, (kötülükten) sakinanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir. 

İsra Süresinin Türkçe anlamı