hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6-el-EN'ÂM

6-el-EN`ÂM Suresi Hakkında açıklama ve Türkçe anlamı

en am suresiEn'âm sûresi, 165 (yüzaltmisbes) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Sûrenin bazi âyetlerinde Araplarin, kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakim gelenekleri kinandigi için sûreye En'âm sûresi denmistir. En'âm; koyun, keçi, deve, sigir ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.





6-el-EN`ÂM Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla 



1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanliklari ve aydinligi var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putlari) Rab'leri ile denk tutuyorlar. 

2. Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanini takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katinda muayyen bir ecel (kiyamet günü) vardir. Siz hâla süphe ediyorsunuz. 

3. O, göklerde ve yerde tek Allah'tir. Gizlinizi, açiginizi bilir. (Hayir ve serden) ne kazanacaginizi da bilir. 

4. Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetlerden ille de yüz çevirirler. 

5. Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiginde onu yalanlamislardi. Fakat yakinda onlara alay ettikleri seyin haberleri gelecektir. 

6. Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermedigimiz bütün imkânlari kendilerine verdigimiz, gökten üzerlerine bol bol yagmurlar indirip evlerinin altindan irmaklar akittigimiz nice nesilleri helâk ettik. Biz onlari, günahlari sebebiyle helâk ettik ve onlarin ardindan baska nesiller yarattik. 

7. Eger sana kâgit üzerine yazilmis bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmus olsalardi, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçik büyüden baska bir sey degildir, derlerdi. 

8. Muhammed'e (görebilecegimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eger biz öyle bir melek indirseydik elbette is bitirilmis olur, artik kendilerine göz bile açtirilmazdi. 

9. Eger peygamberi bir melek kilsaydik muhakkak ki onu insan sûretine sokar onlari yine düsmekte olduklari kuskuya düsürürdük. 

10. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmis, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri sey (azap) kusativermisti. 

11. De ki: Yeryüzünde dolasin, sonra (peygamberleri) yalanlayanlarin sonunun nasil olduguna bakin! 

12. (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'indir" de. O, merhamet etmeyi kendi zatina farz kildi. Sizi, varliginda süphe olmayan kiyamet gününde elbette toplayacaktir. Kendilerini ziyana sokanlar var ya iste onlar inanmazlar. 

13. Gecede ve gündüzde barinan her sey O'nundur. O her seyi isitendir, bilendir. 

14. De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdigi halde yedirilmeyen Allah'tan baskasini mi dost edinecegim! De ki: Bana müslüman olanlarin ilki olmam emredildi ve sakin müsriklerden olma! (denildi). 

15. De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kiyametin) azabindan korkarim. 

16. O gün kim azaptan kurtarilirsa, gerçekten Allah onu esirgemistir. Iste apaçik kurtulus budur. 

17. Eger Allah seni bir zarara ugratirsa, onu kendisinden baska giderecek yoktur. Ve eger sana bir hayir verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Süphesiz O herseye kadirdir. 

18. O, kullarinin üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herseyden haberdardir. 

19. De ki: Hangi sey sahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduguma dair) benimle sizin aranizda Allah sahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulastigi herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber baska tanrilar olduguna sahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna sahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah'tir, ben sizin ortak kostugunuz seylerden kesinlikle uzagim" de. 

20. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'i) kendi ogullarini tanidiklari gibi tanirlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, iste onlar inanmazlar. 

21. Yalan sözlerle Allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Süphe yok ki, zalimler kurtulusa ermezler! 

22. Unutma o günü ki- onlari hep birden toplayacagiz; sonra da, Allah'a ortak kosanlara: Nerede bos yere davasini güttügünüz ortaklariniz? diyecegiz. 

23. Sonra onlarin mazeretleri, "Rabbimiz Allah hakki için biz ortak kosanlar olmadik!" demekten baska bir sey olmadi. 

24. Gör ki, kendi aleyhlerine nasil yalan söylediler ve (tanri diye) uydurduklari seyler kendilerinden nasil kaybolup gitti! 

25. Onlardan seni (okudugun Kur'an'i) dinleyenler de vardir. Fakat onu anlamalarina engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarina da agirlik verdik. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: "Bu Kur'an eskilerin masallarindan baska bir sey degildir" diyerek seninle tartisirlar. 

26. Onlar, hem insanlari Peygamber'e yaklasmaktan vazgeçirmeye çalisirlar, hem de kendileri ondan uzaklasirlar. Oysa onlar farkinda olmadan ancak kendilerini helak ederler. 

27. Onlarin atesin karsisinda durdurulup "Ah, keske dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir görsen !.. 

28. Hayir! Daha önce gizlemekte olduklari seyler (günahlar) kendilerine göründü. Eger (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen seylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancidirlar. 

29. Onlar, hayat ancak bu dünyadaki hayatimizdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek degiliz, demislerdi. 

30. Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onlari bir görsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olayi), hak degil miymis? diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, Öyle ise inkâr ettiginizden dolayi azabi tadin! diyecek. 

3l. Allah'in huzuruna çikmayi yalanlayanlar gerçekten ziyana ugramistir. Nihayet onlara Kiyamet vakti ansizin gelip çatinca, onlar, günahlarini sirtlarina yüklenerek diyecekler ki: "Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolayi vah bize!" Dikkat edin, yüklendikleri sey ne kötüdür! 

32. Dünya hayati bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayirlidir. Hâla akil erdiremiyor musunuz? 

33. Onlarin söylediklerinin hakikaten seni üzmekte oldugunu biliyoruz. Aslinda onlar seni yalanlamiyorlar, fakat o zalimler açikça Allah'in âyetlerini inkâr ediyorlar. 

34. Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmisti. Onlar, yalanlanmalarina ve eziyet edilmelerine ragmen sabrettiler, sonunda yardimimiz onlara yetisti. Allah'in kelimelerini (kanunlarini) degistirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazisi sana da geldi. 

35. Eger onlarin yüz çevirmesi sana agir geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebilecegin bir tünel ya da göge çikabilecegin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onlari hidayet üzerinde toplayip birlestirirdi, o halde sakin cahillerden olma! 

36. Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onlari diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler. 

37. O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Süphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onlarin çogu bilmezler. 

38. Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadiyla uçan kuslardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardir. Biz o kitapta hiçbir seyi eksik birakmadik. Nihayet (hepsi) toplanip Rablerinin huzuruna getirilecekler. 

39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanliklar içinde kalmis sagir ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu sasirtir, diledigi kimseyi de dogru yola iletir. 

40. De ki: Ne dersiniz; size Allah'in azabi gelse veya o kiyamet gelip çativerse size, Allah'tan baskasina mi yalvarirsiniz? Dogru sözlü iseniz (söyleyin bakalim)! 

41. Bilâkis yalniz Allah'a yalvarirsiniz. O da (kaldirilmasi için) kendisine yalvardiginiz belâyi dilerse kaldirir; ve siz ortak kostugunuz seyleri unutursunuz. 

42. Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardindan boyun egsinler diye onlari darlik ve hastaliklara ugrattik. 

43. Hiç olmazsa, onlara bu sekilde azabimiz geldigi zaman boyun egselerdi! Fakat kalpleri iyice katilasti ve seytan da onlara yaptiklarini câzip gösterdi. 

44. Kendilerine yapilan uyarilari unuttuklarinda, (indirmis oldugumuz sikinti ve musibetleri kaldirip) üzerlerine her seyin kapilarini açtik. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden simardiklari zaman onlari ansizin yakaladik, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler. 

45. Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allah'in verdigi nimete sükredecekleri yerde nankörlük ettiler, böylece kendilerine zulmettiler. Yüce Allah da yeryüzünü onlarin zulüm ve küfürlerinden temizlemek için onlari helâk etti.) 

46. De ki: Ne dersiniz; eger Allah kulaklarinizi sagir, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse bunlari size Allah'tan baska hangi tanri geri verebilir! Bak, delilleri nasil açikliyoruz. Onlar hâla yüz çeviriyorlar! 

47. De ki: Söyler misiniz; size Allah'in azabi ansizin veya açikça gelirse, zalim toplumdan baskasi mi helâk olur? 

48. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyaricilar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler. 

49. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çikmalarindan dolayi onlar azap çekeceklerdir. 

50. De ki: Ben size, Allah'in hazineleri benim yanimdadir, demiyorum. Ben gaybi da bilmem. Size, ben bir melegim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarim. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düsünmez misiniz? 

51. Rablerinin huzurunda toplanacaklarindan korkanlari onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden baska ne bir dost, ne de bir araci vardir; belki sakinirlar. 

52. Rablerinin rizasini isteyerek sabah aksam O'na yalvaranlari kovma! Onlarin hesabindan sana bir sorumluluk; senin hesabindan da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onlari kovup ta zalimlerden olasin! 

53. "Aramizdan Allah'in kendilerine lütuf ve ihsanda bulundugu kimseler de bunlar mi!" demeleri için onlarin bir kismini digerleri ile iste böyle imtihan ettik. Allah sükredenleri daha iyi bilmez mi? 

54. Ayetlerimize inananlar sana geldiginde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdi. Gerçek su ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardindan tevbe edip de kendini islah ederse, bilsin ki Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

55. Böylece suçlularin yolu belli olsun diye âyetleri iyice açikliyoruz. 

56. De ki: Allah'in disinda taptiginiz seylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzulariniza uymam, aksi halde sapitirim da hidayete erenlerden olmam. 

57. De ki: Süphesiz ben Rabbimden gelen apaçik bir delile dayaniyorum. Siz ise onu yalanladiniz. Çabucak gelmesini istediginiz (azap) benim yanimda degildir. Hüküm ancak Allah'indir. O hakki anlatir ve O, dogru hüküm verenlerin en hayirlisidir. 

58. De ki : Acele istediginiz sey benim elimde olsaydi, elbette benimle sizin aranizda is bitirilmisti. Allah zalimleri daha iyi bilir. 

59. Gaybin anahtarlari Allah'in yanindadir; onlari O'ndan baskasi bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi disinda bir yaprak bile düsmez. O yerin karanliklari içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yas ve kuru ne varsa hepsi apaçik bir kitaptadir. 

60. Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün de ne islediginizi bilen; sonra belirlenmis ecel tamamlansin diye gündüzün sizi dirilten (uyandiran) O'dur. Sonra dönüsünüz yine O'nadir. Sonunda O, yaptiklarinizi size haber verecektir. 

61. O, kullarinin üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canini alirlar. Onlar vazifede kusur etmezler. 

62. Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalniz O'nundur ve O hesap görenlerin en çabugudur. 

63. De ki: Karanin ve denizin karanliklarindan (tehlikelerinden) sizi kim kurtarir ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak "Eger bizi bundan kurtarirsan andolsun sükredenlerden olacagiz" diye dua edersiniz. 

64. De ki: Ondan ve bütün sikintilardan sizi Allah kurtarir. Sonra siz yine O'na ortak kosarsiniz. 

65. De ki: "Allah'in size üstünüzden (gökten) veya ayaklarinizin altindan (yerden) bir azap göndermege ya da birbirinize düsürüp kiminize kiminizin hincini tattirmaya gücü yeter." Bak, anlasinlar diye âyetlerimizi nasil açikliyoruz! 

66. Kur'an hak oldugu halde kavmin onu yalanladi. De ki: Ben size vekil (kefil) degilim. 

67. Her haberin gerçeklesecegi bir zaman vardir. Yakinda siz de gerçegi bileceksiniz. 

68. Ayetlerimiz hakkinda ileri geri konusmaya dalanlari gördügünde, onlar baska bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eger seytan sana unutturursa, hatirladiktan sonra artik o zalimler toplulugu ile oturma. 

69. Takvâ sahiplerine, inanmayanlarin hesabindan herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hatirlatmak gerekir. 

70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eglence edinen ve dünya hayatinin aldattigi kimseleri (bir tarafa) birak! Kazandiklari sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmamasi için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan baska ne dost vardir, ne de sefaatçi. O, bütün varini fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandiklari (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmis kimselerdir. Inkâr ettiklerinden dolayi onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardir. 

71. De ki: Allah'i birakip da bize fayda veya zarar veremeyecek olan seylere mi tapalim? Allah bizi dogru yola ilettikten sonra seytanlarin saptirip saskin olarak çöle düsürmek istedikleri, arkadaslarinin ise: "Bize gel! " diye dogru yola çagirdiklari saskin kimse gibi gerisin geri (inkârciliga) mi döndürülecegiz? De ki: Allah'in hidayeti dogru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamiz emredilmistir. 

72. "Namazi dosdogru kilin ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna varip toplanacaginiz Allah'tir. 

73. O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandir. "Ol!" dedigi gün hersey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendigi gün de hükümranlik O'nundur. Gizliyi ve açigi bilendir ve O, hikmet sahibidir, her seyden haberdardir. 

74. Ibrahim, babasi Âzer'e: Birtakim putlari tanrilar mi ediniyorsun? Dogrusu ben seni de kavmini de apaçik bir sapiklik içinde görüyorum, demisti. 

75. Böylece biz, kesin iman edenlerden olmasi için Ibrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. 

76. Gecenin karanligi onu kaplayinca bir yildiz gördü, Rabbim budur, dedi. Yildiz batinca, batanlari sevmem, dedi. 

77. Ay'i dogarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batinca, Rabbim bana dogru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi. 

78. Günesi dogarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batinca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagim. 

79. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müsriklerden degilim. 

80. Kavmi onunla tartismaya giristi. Onlara dedi ki: Beni dogru yola iletmisken, Allah hakkinda benimle tartisiyor musunuz? Ben sizin O'na ortak kostugunuz seylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir sey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi herseyi kusatmistir. Hâla ibret almiyor musunuz? 

81. Siz, Allah'in size haklarinda hiçbir hüküm indirmedigi seyleri O'na ortak kosmaktan korkmazken, ben sizin ortak kostugunuz seylerden nasil korkarim! Simdi biliyorsaniz (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyiktir?" 

82. Inanip da imanlarina herhangi bir haksizlik bulastirmayanlar var ya, iste güven onlarindir ve onlar dogru yolu bulanlardir. 

83. Iste bu, kavmine karsi Ibrahim'e verdigimiz delillerimizdir. Biz diledigimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Süphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkiyle bilendir. 

84. Biz O'na Ishak ve (Ishak'in oglu) Yakub'u da armagan ettik; hepsini de dogru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'i, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yi ve Harun'u dogru yola iletmistik; Biz iyi davrananlari iste böyle mükâfatlandiririz. 

85. Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas'i da (dogru yola iletmistik). Hepsi de iyilerden idi. 

86. Ismail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kildik. 

87. Onlarin babalarindan, çocuklarindan ve kardeslerinden bazilarina da (üstün meziyetler verdik). Onlari seçkin kildik ve dogru yola ilettik. 

88. Iste bu, Allah'in hidayetidir, kullarindan diledigini ona iletir. Eger onlar da Allah'a ortak kossalardi yapmakta olduklari amelleri elbette bosa giderdi. 

89. Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger onlar (kâfirler) bunlari inkâr ederse süphesiz yerlerine bunlari inkâr etmeyecek bir toplum getiririz. 

90. Iste o peygamberler Allah'in hidayet ettigi kimselerdir. Sen de onlarin yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karsilik sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir ögüttür. 

91. (Yahudiler) Allah'i geregi gibi tanimadilar. Çünkü "Allah hiçbir besere bir sey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nin insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdigi Kitab'i kim indirdi? Siz onu kâgitlara yazip (istediginizi) açikliyor, çogunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarinizin da bilemedigi seyler (Kur'an'da) size ögretilmistir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onlan birak, daldiklari bataklikta oynayadursunlar! 

92. Bu (Kur'an), Ümmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdigimiz ve kendinden öncekileri dogrulayici mübarek bir kitaptir. Âhirete inananlar buna da inanirlar ve onlar namazlarini hakkiyla kilmaya devam ederler. 

93. Allah'a karsi yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir sey vahyedilmemisken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'in indirdigi âyetlerin benzerini indirecegim" diyenden daha zalim kim vardir! O zalimler, ölümün (bogucu) dalgalari içinde, melekler de pençelerini uzatmis, onlara: "Haydi canlarinizi kurtarin! Allah'a karsi gerçek olmayani söylemenizden ve O'nun âyetlerine karsi kibirlilik taslamis olmanizdan ötürü, bugün alçaklik azabi ile cezalandirilacaksiniz!" derken onlarin halini bir görsen! 

94. Andolsun ki, sizi ilk defa yarattigimiz gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdigimiz seyleri arkanizda birakacaksiniz. Yaratilisinizda ortaklarimiz sandiginiz sefaatçilarinizi da yaninizda göremeyecegiz. Andolsun, araniz açilmis ve (tanri) sandiginiz seyler sizden kaybolup gitmistir. 

95. Süphesiz Allah, tohumu ve çekirdegi çatlatandir, ölüden diriyi çikaran, diriden de ölüyü çikarandir. Iste Allah budur. O halde (haktan) nasil dönersiniz! 

96. O, sabahi aydinlatandir. O, geceyi dinlenme zamani, günes ve ayi (vakitlerin tayini için) birer hesap ölçüsü kilmistir. Iste bu, azîz olan (ve her seyi) pek iyi bilen Allah'in takdiridir. 

97. O, kara ve denizin karanliklarinda kendileri ile yol bulasiniz diye sizin için yildizlari yaratandir. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri genis genis açikladik. 

98. O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandir. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacaginiz yer vardir. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrintili bir sekilde açikladik. 

99. O, gökten su indirendir. Iste biz her çesit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üstüste binmis taneler bitirecegimiz bir yesillik; hurmanin tomurcugundan sarkan salkimlar; üzüm baglari; bir kismi birbirine benzeyen, bir kismi da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlastigi zaman her birinin meyvesine bakin! Kuskusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardir. 

100. Cinleri Allah'a ortak kostular. Oysa ki onlari da Allah yaratmisti. Bilgisizce O'na ogullar ve kizlar yakistirdilar. Hâsâ! O, onlarin ileri sürdügü vasiflardan uzak ve yücedir. 

101. O, göklerin ve yerin essiz yaraticisidir. O'nun esi olmadigi halde nasil çocugu olabilir! Her seyi O yaratmistir ve her seyi hakkiyla bilen O'dur. 

102. Iste Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan baska tanri yoktur. O, her seyin yaraticisidir. Öyle ise O'na kulluk edin, O her seye vekildir (güvenilip dayanilacak tek varlik O'dur). 

103. Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, esyayi pek iyi bilen, her seyden haberdar olandir. 

104. (Dogrusu) size Rabbiniz tarafindan basiretler (idrak kabiliyeti) verilmistir. Artik kim hakki görürse faydasi kendisine, kim de kör olursa zarari kendinedir. Ben üzerinize bekçi degilim. 

105. Böylece biz âyetleri genis genis açikliyoruz ki, "Sen ders almissin" desinler de biz de anlayan toplum için Kur'an'i iyice açiklayalim. 

106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan baska tanri yoktur. Müsriklerden yüz çevir. 

107. Allah dileseydi, onlar ortak kosmazlardi. Biz seni onlarin üzerine bir bekçi kilmadik. Sen onlarin vekili de degilsin. 

108. Allah'tan baskasina tapanlara (ve putlarina) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi islerini câzip gösterdik. Sonunda dönüsleri Rablerinedir. Artik O ne yaptiklarini kendilerine bildirecektir. 

109. Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarina dair kuvvetli bir sekilde Allah'a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katindandir. Ama mucize geldiginde de inanmayacaklarinin farkinda misiniz? 

110. Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onlarin gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onlari saskin olarak azginliklari içerisinde birakiriz. 

111. Eger biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konussaydi ve her seyi toplayip karsilarina getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak degillerdi; fakat çoklari bunu bilmezler. 

112. Böylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarini düsman kildik. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldizli sözler fisildarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardi. Artik onlari uydurduklari seylerle basbasa birak. 

113. Ahirete inanmayanlarin kalpleri ona (yaldizli söze) kansin, ondan hoslansinlar ve isledikleri suçu islemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar). 

114. (De ki): Allah'dan baska bir hakem mi arayacagim? Halbuki size Kitab'i açik olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, Kur'an'in gerçekten Rabbin tarafindan indirilmis oldugunu bilirler. Sakin süpheye düsenlerden olma! 

115. Rabbinin sözü, dogruluk ve adalet bakimindan tamamlanmistir. O'nun sözlerini degistirecek kimse yoktur. O isitendir, bilendir. 

116. Yeryüzünde bulunanlarin çoguna uyacak olursan, seni Allah'in yolundan saptirirlar. Onlar zandan baska bir seye tâbi olmaz, yalandan baska söz de söylemezler. 

117. Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapani en iyi bilendir. O, dogru yolda gidenleri de iyi bilendir. 

118. Allah'in âyetlerine inaniyorsaniz, üzerine O'nun adi anilarak kesilenlerden yeyin. 

119. Üzerine Allah'in adi anilip kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldiginiz disinda, haram kildigi seyleri size açiklamistir. Dogrusu bir çoklari bilgisizce kendi kötü arzularina uyarak saptiriyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi asanlari çok iyi bilir. 

120. Günahin açigini da gizlisini de birakin! Çünkü günah isleyenler, yaptiklarinin cezasini mutlaka çekeceklerdir. 

121. Üzerine Allah'in adi anilmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuskusuz bu büyük günahtir. Gerçekten seytanlar dostlarina, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eger onlara uyarsaniz süphesiz siz de Allah'a ortak kosanlar olursunuz. 

122. Ölü iken dirilttigimiz ve kendisine insanlar arasinda yürüyebilecegi bir isik verdigimiz kimse, karanliklar içinde kalip ondan hiç çikamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! Iste kâfirlere yaptiklari böyle süslü gösterilmistir. 

123. Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmalari için, günahkârlarini liderler yaptik. Onlar yalniz kendilerini aldatirlar, ama farkinda olmazlar. 

124. Onlara bir âyet geldiginde, Allah'in elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayiz, dediler. Allah, peygamberligini kime verecegini daha iyi bilir. Suç isleyenlere, yapmakta olduklari hilelere karsilik Allah tarafindan asagilik ve çetin bir azap erisecektir. 

125. Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islâm'a açar; kimi de saptirmak isterse göge çikiyormus gibi kalbini iyice daraltir. Allah inanmayanlarin üstüne iste böyle murdarlik verir. 

126. Bu (din), Rabbinin dosdogru yoludur. Biz, ögüt alacak bir kavim için âyetleri ayrintili olarak açikladik. 

127. Rableri katinda onlara esenlik yurdu (cennet) vardir.Ve yapmakta olduklari (güzel) isler sebebiyle Allah onlarin dostudur. 

128. Allah, onlarin hepsini bir araya topladigi gün, "Ey cinler (seytanlar) toplulugu! Siz insanlarla çok ugrastiniz" der. Onlarin, insanlardan olan dostlari ise: "Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandik ve bize verdigin sürenin sonuna ulastik" derler. Allah da buyurur ki: Allah'in diledigi hariç, içinde ebedî kalacaginiz yer atestir. Süphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir. 

129. Iste böylece isledikleri günahlardan ötürü zalimlerin bir kismini diger bir kisminin pesine takariz. 

130. Ey cin ve insan toplulugu! Içinizden size âyetlerimi anlatan ve bu günle karsilasacaginiza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: "Kendi aleyhimize sahitlik ederiz." Dünya hayati onlari aldatti ve kâfir olduklarina dair kendi aleyhlerine sahitlik ettiler. 

131. Gerçek su ki: Halki habersizken, Rabbin haksizlik ile ülkeleri helâk edici degildir. 

132. Herkesin yaptiklari islere göre dereceleri vardir. Rabbin onlarin yaptiklarindan habersiz degildir. 

133. Rabbin zengindir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizi baska bir kavmin zürriyetinden yarattigi gibi sizden sonra yerinize diledigi bir kavmi yaratir. 

134. Size vadedilen mutlaka gelecektir; siz bunu önleyemezsiniz. 

135. De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapin! Ben de yapacagim! Yurdun (dünyanin) sonunun kimin lehine oldugunu yakinda bileceksiniz. Gerçek su ki, zalimler iflah olmazlar. 

136. Allah'in yarattigi ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayirip zanlarinca, bu Allah'a, bu da ortaklarimiza (putlarimiza) dediler. Ortaklari için ayrilan Allah'a ulasmiyor, fakat Allah için ayrilan ortaklarina ulasiyor! Ne kötü hüküm veriyorlar? 

137. Bunun gibi ortaklari, müsriklerden çoguna çocuklarini (kizlarini) öldürmeyi hos gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karistirip bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardi. Öyle ise onlari uydurduklari ile basbasa birak! 

l38. Onlar saçma düsüncelerine göre dediler ki: "Bu (tanrilar için ayrilan) hayvanlarla ekinler haramdir. Bunlari bizim diledigimizden baskasi yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmis hayvanlardir." Birtakim hayvanlar da vardir ki, (Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'in adini anmazlar. Yapmakta olduklari iftiralari yüzünden Allah onlari cezalandiracaktir. 

139. Dediler ki: "Su hayvanlarin karinlarinda olanlar yalniz erkeklerimize aittir, kadinlarimiza ise haram kilinmistir. Sayet (yavru) ölü dogarsa, o zaman (kadin erkek) hepsi onda ortaktir." Allah bu degerlendirmelerinin cezasini verecektir. Süphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkiyla bilendir. 

140. Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarini öldürenler ve Allah'in kendilerine verdigi rizki, Allah'a iftira ederek (kadinlara) haram kilanlar, muhakkak ki ziyana ugramislardir. Onlar gerçekten sapmislardir ve dogru yolu bulacak da degillerdir. 

141. Çardakli ve çardaksiz (üzüm) bahçeleri, ürünleri çesit çesit hurmalari, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narlari yaratan O'dur. Herbiri meyve verdigi zaman meyvesinden yeyin. Devsirilip toplandigi gün de hakkini (zekât ve sadakasini) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. 

142. Hayvanlardan yük tasiyani ve tüyünden dösek yapilanlari yaratan O'dur. Allah'in size verdigi riziktan yeyin, seytanin ardina düsmeyin; süphesiz o sizin için apaçik bir düsmandir. 

143. (Disi ve erkek olarak) sekiz es yaratti: Koyundan iki, keçiden iki... De ki: O, bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram etti? Eger dogru iseniz bana ilimle söyleyin. 

144. Deveden de iki, sigirdan da iki (yaratti.) De ki: O bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram kildi? Yoksa Allah'in size böyle vasiyet ettigine sahit mi oldunuz? Bilgisizce insanlari saptirmak için Allah'a karsi yalan uydurandan kim daha zalimdir! Süphesiz Allah o zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. 

145. De ki: Bana vahyolunanda, les veya akitilmis kan yahut domuz eti -ki pisligin kendisidir- ya da günah islenerek Allah'tan baskasi adina kesilmis bir hayvandan baska, yiyecek kimseye haram kilinmis birsey bulamiyorum. Baskasina zarar vermemek ve siniri asmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalirsa bilsin ki Rabbin bagislayan ve esirgeyendir. 

146. Yahudilere bütün tirnakli hayvanlari haram kildik. Sirtlarinda yahut bagirsaklarinda tasidiklari ya da kemige karisan yaglar hariç olmak üzere sigir ve koyunun iç yaglarini da onlara haram kildik. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdigimiz cezâdir. Biz elbette dogru söyleyeniz. 

147. Eger seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz genis bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabi, suçlular toplulugundan uzaklastirilamaz. 

148. Putperestler diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak kosardik ne de atalarimiz. Hiçbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan öncekiler de ayni sekilde (peygamberleri) yalanladilar ve sonunda azabimizi tattilar. De ki: Yaninizda bize açiklayacaginiz bir bilgi var mi? Siz zandan baska bir seye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. 

149. De ki: Kesin delil, ancak Allah'indir. Allah dileseydi elbette hepinizi dogru yola iletirdi. 

150. De ki: Allah sunu yasak etti, diye sehadet edecek sahitlerinizi getirin! Eger onlar sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme; âyetlerimizi yalanlayanlarin ve ahiret gününe inanmayanlarin arzularina uyma. Onlar, Rablerine es tutuyorlar. 

151. De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kildigini okuyayim: O'na hiçbir seyi ortak kosmayin, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarinizi öldürmeyin -sizin de onlarin da rizkini biz veririz-; kötülüklerin açigina da gizlisine de yaklasmayin ve Allah'in yasakladigi cana haksiz yere kiymayin! Iste bunlar Allah'in size emrettikleridir. Umulur ki düsünüp anlarsiniz. 

152. Rüsd çagina erisinceye kadar, yetimin malina, sadece en iyi tutumla yaklasin; ölçü ve tartiyi adaletle yapin. Biz herkese ancak gücünün yettigi kadarini yükleriz. Söz söylediginiz zaman, yakinlariniz dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiginiz sözü tutun. Iste Allah size, iyice düsünesiniz diye bunlari emretti. 

153. Süphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Baska) yollara uymayin. Zira o yollar sizi Allah'in yolundan ayirir. Iste sakinmaniz için Allah size bunlari emretti. 

154. Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her seyi açiklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadiyla Musa'ya da Kitab'i (Tevrat'i) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarina iman ederler. 

155. Iste bu (Kur'an), bizim indirdigimiz mübarek bir kitaptir. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin. 

156. "Kitap, yalniz bizden önceki iki topluluga (hiristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onlarin okumasindan gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye; 

157. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok dogru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'i indirdik). Iste size de Rabbinizden açik bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'in âyetlerini yalanlayip onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabin en kötüsüyle cezalandiracagiz. 

158. Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazi alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazi alâmetleri geldigi gün, önceden inanmamis ya da imaninda bir hayir kazanmamis olan kimseye artik imani bir fayda saglamaz. De ki: Bekleyin, süphesiz biz de beklemekteyiz! 

159. Dinlerini parça parça edip guruplara ayrilanlar var ya, senin onlarla hiçbir iliskin yoktur. Onlarin isi ancak Allah'a kalmistir. Sonra Allah onlara yaptiklarini bildirecektir. 

160. Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiginin on kati vardir. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiginin dengiyle cezalandirilir. Onlar haksizliga ugratilmazlar. 

161. De ki: Süphesiz Rabbim beni dogru yola, dosdogru dine, Allah'i birleyen Ibrahim'in dinine iletti. O, ortak kosanlardan degildi. 

162. De ki: Süphesiz benim namazim, kurbanim, hayatim ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. 

163. O'nun ortagi yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanlarin ilkiyim. 

164. De ki: Allah her seyin Rabbi iken ben ondan baska Rab mi arayacagim? Herkesin kazanacagi yalniz kendisine aittir. Hiçbir suçlu baskasinin suçunu yüklenmez. Sonunda dönüsünüz Rabbinizedir. Ve O, uyusmazliga düstügünüz gerçegi size haber verecektir. 

165. Sizi yeryüzünün halifeleri kilan, size verdigi (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kilan O'dur. Süphesiz Rabbin, cezasi çabuk olandir ve gerçekten O, bagislayan merhamet edendir. 



7-el-A'RÂF

7-el-A`RÂF   Suresi Hakkında açıklama ve Türkçe anlamı


araf suresi okuA'râf sûresi Mekke'de inmis olup, 206 (ikiyüzalti) âyettir. 46. ve 48. âyetlerde A'râf'ta yani cennet ve cehennem ehli arasindaki yüksek bir yerde bulunan insanlardan söz edildigi için sûreye bu ad verilmistir.






7-el-A`RÂF  Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla 



1. Elif. Lâm. Mîm. Sâd. 

2. (Bu), kendisiyle insanlari uyarman, inananlara ögüt vermen için sana indirilen bir kitaptir. Artik bu hususta kalbinde bir süphe olmasin.

3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu birakip da baska dostlarin peslerinden gitmeyin. Ne kadar da az ögüt aliyorsunuz! 

4. Nice memleketler var ki biz onlari helâk ettik. Azabimiz onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi. 

5. Azabimiz onlara geldiginde çagirislari, "Biz gerçekten zalim kisilermisiz" demelerinden baska bir sey olmadi. 

6. Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekecegiz! 

7. Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacagiz. Biz, onlardan uzak degiliz. 

8. O gün tarti haktir. Kimin (sevap) tartilari agir gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerdir. 

9. Kimin de tartilari hafif gelirse, iste onlar, âyetlerimize karsi haksizlik ettiklerinden dolayi kendilerini ziyana sokanlardir. 

10. Dogrusu biz sizi yeryüzüne yerlestirdik ve orada size geçim vasitalari verdik. Ne kadar da az sükrediyorsunuz! 

11. Andolsun sizi yarattik, sonra size sekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. Iblis'in disindakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadi. 

12. Allah buyurdu: Ben sana emretmisken seni secde etmekten alikoyan nedir? (Iblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni atesten yarattin, onu çamurdan yarattin, dedi. 

13. Allah: Öyle ise, "In oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin degildir. Çik! çünkü sen asagiliklardansin! buyurdu. 

14. Iblis: Bana, (insanlarin) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi. 

15. Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu. 

16. Iblis dedi ki: Öyle ise beni azdirmana karsilik, and içerim ki, ben de onlari saptirmak için senin dogru yolunun üstüne oturacagim. 

17. "Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarindan, saglarindan, sollarindan sokulacagim ve sen, onlarin çoklarini sükredenlerden bulmayacaksin!" dedi. 

18. Allah buyurdu: Haydi, yerilmis ve kovulmus olarak oradan çik! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracagim! 

19. (Allah buyurdu ki) : Ey Adem! Sen ve esin cennette yerlesip dilediginiz yerden yeyin. Ancak su agaca yaklasmayin! Sonra zalimlerden olursunuz. 

20. Derken seytan, birbirine kapali ayip yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu agaci sirf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladi, dedi. 

21. Ve onlara: Ben gerçekten size ögüt verenlerdenim, diye yemin etti. 

22. Böylece onlari hile ile aldatti. Agacin meyvesini tattiklarinda ayip yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarindan üzerlerini örtmeye basladilar. Rableri onlara: Ben size o agaci yasaklamadim mi ve seytan size apaçik bir düsmandir, demedim mi? diye nidâ etti. 

23. (Adem ile esi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagislamaz ve bize acimazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. 

24. Allah: Birbirinize düsman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerlesme ve faydalanma vardir, buyurdu. 

25. "Orada yasayacaksiniz, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çikarilacaksiniz" dedi. 

26. Ey Adem ogullari! Size ayip yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattik. Takvâ elbisesi... Iste o daha hayirlidir. Bunlar Allah'in âyetlerindendir. Belki düsünüp ögüt alirlar (diye onlari indirdi). 

27. Ey Âdem ogullari! Seytan, ana-babanizi, ayip yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çikardigi gibi sizi de aldatmasin. Çünkü o ve yandaslari, sizin onlari göremeyeceginiz yerden sizi görürler. Süphesiz biz seytanlari, inanmayanlarin dostlari kildik. 

28. Onlar bir kötülük yaptiklari zaman: "Babalarimizi bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülügü emretmez. Allah'a karsi bilmediginiz seyleri mi söylüyorsunuz? 

29. De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiginizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalniz Allah'a has kilarak O'na yalvarin. Ilkin sizi yarattigi gibi (yine O'na) döneceksiniz. 

30. O, bir gurubu dogru yola iletti, bir guruba da sapiklik müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'i birakip seytanlari kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin dogru yolda olduklarini saniyorlar. 

31. Ey Adem ogullari! Her secde edisinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. 

32. De ki: Allah'in kullari için yarattigi süsü ve temiz riziklari kim haram kildi? De ki: Onlar, dünya hayatinda, özellikle kiyamet gününde müminlerindir. Iste bilen bir topluluk için âyetleri böyle açikliyoruz. 

33. De ki: Rabbim ancak açik ve gizli kötülükleri, günahi ve haksiz yere siniri asmayi, hakkinda hiçbir delil indirmedigi bir seyi, Allah'a ortak kosmanizi ve Allah hakkinda bilmediginiz seyleri söylemenizi haram kilmistir. 

34. Her ümmetin bir eceli vardir. Ecelleri gelince ne bir an geri kalirlar ne de bir an ileri gidebilirler. 

35. Ey Adem ogullari! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karsi gelmekten) sakinir ve kendini islah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. 

36. Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, iste onlar ates ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardir. 

37. Allah'a iftira eden ya da O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Onlarin kitaptaki nasipleri kendilerine erisecektir. Sonunda elçilerimiz (melekler) gelip canlarini alirken "Allah'i birakip da tapmakta oldugunuz tanrilar nerede?" derler. (Onlar da) "Bizden sivisip gittiler" derler. Ve kâfir olduklarina dair kendi aleyhlerine sahitlik ederler. 

38. Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmis cin ve insan topluluklari arasinda siz de atese girin!" Her ümmet girdikçe yoldaslarina lânet edecekler. Hepsi birbiri ardindan orada (cehennemde) toplaninca, sonrakiler öncekiler için, "Ey Rabbimiz! Bizi iste bunlar saptirdilar! Onun için onlara atesten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardir, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir. 

39. Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlügünüz yok. O halde siz de yaptiklariniza karsilik azabi tadin! 

40. Bizim âyetlerimizi yalanlayip da onlara karsi kibirlenmek isteyenler var ya, iste onlara gök kapilari açilmayacak ve onlar, deve igne deligine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçlulari iste böyle cezalandiririz! 

41. Onlar için cehennem atesinden dösekler, üstlerine de örtüler vardir. Iste zalimleri böyle cezalandiririz! 

42. Inanip da iyi isler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- iste onlar, cennet ehlidir. Orada onlar ebedî kalacaklar. 

43. (Cennette) onlarin altlarindan irmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çikarip atariz. Ve onlar derler ki: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavusturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi dogru yola iletmeseydi kendiligimizden dogru yolu bulacak degildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçegi getirmisler." Onlara: Iste size cennet; yapmis oldugunuz iyi amellere karsilik ona vâris kilindiniz diye seslenilir. 

44. Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettigini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettigini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. "Evet!" derler. Ve aralarindan bir çagrici, Allah'in lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bagirir. 

45. Onlar, Allah yolundan alikoyan ve onu egip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir. 

46. Iki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasinda bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarindan taniyan adamlar vardir ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler. 

47. Gözleri cehennem ehli tarafina döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler toplulugu ile beraber bulundurma! derler. 

48. (Yine) A'râf ehli simalarindan tanidiklari birtakim adamlara seslenerek derler ki: "Ne çoklugunuz ne de taslamakta oldugunuz büyüklük size hiçbir yarar saglamadi. 

49. Allah'in, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecegine dair yemin ettiginiz kimseler bunlar mi?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artik size korku yoktur ve siz üzülecek de degilsiniz" (derler). 

50. Cehennem ehli, cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah'in size verdigi riziktan biraz da bize verin! diye seslenirler. Onlar da: Allah bunlari kâfirlere haram kilmistir, derler. 

51. O kâfirler ki, dinlerini bir eglence ve oyun edindiler de dünya hayati onlari aldatti. Onlar, bu günleri ile karsilasacaklarini unuttuklari ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onlari unuturuz. 

52. Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açikladigimiz bir kitap getirdik. 

53. (Fakat onlar), Onun tevilinden baska bir sey beklemiyorlar. Tevili geldigi (haber verdigi seyler ortaya çiktigi) gün, önceden onu unutmus olanlar derler ki: Dogrusu Rabbimizin elçileri gerçegi getirmisler. Simdi bizim sefaatçilarimiz var mi ki bize sefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmis oldugumuz amellerden baskasini yapalim? Onlar cidden kendilerine yazik ettiler ve uydurduklari seyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti. 

54. Süphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra Ars'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; günesi, ayi ve yildizlari emrine boyun egmis durumda yaratan Allah'tir. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 

55. Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi asanlari sevmez. 

56. Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayin. Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'in rahmeti çok yakindir. 

57. Rüzgârlari rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O'dur. Sonunda onlar (o rüzgârlar), agir bulutlari yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çikaririz. Iste ölüleri de böyle çikaracagiz. Her halde bundan ibret alirsiniz. 

58. Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çikar; kötü olandan ise faydasiz bitkiden baska birsey çikmaz. Iste biz, sükreden bir kavim için âyetleri böyle açikliyoruz. 

59. Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baska tanriniz yoktur. Dogrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabindan korkuyorum. 

60. Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçik bir sapiklik içinde görüyoruz! 

61. Dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapiklik yoktur; fakat ben, âlemlerin Rabbi tarafindan gönderilmis bir elçiyim. 

62.Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size ögüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum. 

63. (Allah'in azabindan) sakinip da rahmete nâil olmaniz ümidiyle, içinizden sizi uyaracak bir adam vasitasiyla size bir zikir (kitap) gelmesine sastiniz mi?" 

64. Onu yalanladilar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanlari kurtardik, âyetlerimizi yalanlayanlari da suda bogduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler. 

65. Ad kavmine de kardesleri Hûd'u (gönderdik). O dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. Hâla sakinmayacak misiniz?" 

66. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancilardan saniyoruz. 

67. "Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz degilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdigi bir elçiyim. 

68. Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir ögütçüyüm. 

69. Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasitasiyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine sastiniz mi? Düsünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onlarin yerine getirdi ve yaratilista sizi onlardan üstün kildi. O halde Allah'in nimetlerini hatirlayin ki kurtulusa eresiniz." 

70. Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarimizin tapmakta olduklarini birakmamiz için mi geldin? Eger dogrulardan isen, bizi tehdit ettigini (azabi) bize getir. 

71. (Hûd) dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hisim inmistir. Haklarinda Allah'in hiçbir delil indirmedigi, sadece sizin ve atalarinizin taktigi kuru isimler hususunda benimle tartisiyor musunuz? Bekleyin öyleyse, süphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" 

72. Onu ve onunla beraber olanlari rahmetimizle kurtardik ve âyetlerimizi yalanlayip da iman etmeyenlerin kökünü kestik. 

73. Semûd kavmine de kardesleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. Size Rabbinizden açik bir delil gelmistir. O da, size bir mucize olarak Allah'in su devesidir. Onu birakin, Allah'in arzinda yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar. 

74. Düsünün ki, (Allah) Âd kavminden sonra yerlerine sizi getirdi. Ve yeryüzünde sizi yerlestirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapiyorsunuz, daglarinda evler yontuyorsunuz. Artik Allah'in nimetlerini hatirlayin da yeryüzünde fesatçilar olarak karisiklik çikarmayin. 

75. Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayif görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafindan gönderildigini biliyor musunuz? Onlar da Süphesiz biz onunla ne gönderilmisse ona inananlariz, dediler. 

76. Büyüklük taslayanlar dediler ki: "Biz de sizin inandiginizi inkâr edenleriz." 

77. Derken o disi deveyi ayaklarini keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden disari çiktilar da: Ey Salih! Eger sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettigin azabi bize getir, dediler. 

78. Bunun üzerine onlarri o (gürültülü) sarsinti yakaladi da yurtlarinda diz üstü dona kaldilar. 

79. Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve söyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini teblig ettim ve size ögüt verdim; fakat siz ögüt verenleri sevmiyorsunuz. 

80. Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadigi fuhusu mu yapiyorsunuz? 

81. Çünkü siz, sehveti tatmin için kadinlari birakip da sehvetle erkeklere yanasiyorsunuz. Dogrusu siz taskin bir milletsiniz." 

82. Kavminin cevabi: Onlari (Lût'u ve taraftarlarini) memleketinizden çikarin; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmis! demelerinden baska bir sey olmadi. 

83. Biz de onu ve karisindan baska aile efradini kurtardik; çünkü karisi geride kalanlardan (kâfirlerden) idi. 

84. Ve üzerlerine (tas) yagmuru yagdirdik. Bak ki günahkârlarin sonu nasil oldu! 

85. Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baska tanriniz yoktur. Size Rabbinizden açik bir delil gelmistir; artik ölçüyü, tartiyi tam yapin, insanlarin esyalarini eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayin. Eger inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayirlidir. 

86. Tehdit ederek, inananlari Allah yolundan alikoyarak ve o yolu egip bükmek isteyerek öyle her yolun basinda oturmayin. Düsünün ki siz az idiniz de O sizi çogaltti. Bakin ki, bozguncularin sonu nasil olmustur! 

87. Eger içinizden bir gurup benimle gönderilene inanir, bir gurup da inanmazsa, Allah aranizda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir. 

88. Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Suayb! Seni ve seninle beraber inananlari memleketimizden kesinlikle çikaracagiz veya dinimize döneceksiniz" (Suayb): Istemesek de mi? dedi. 

89. Dogrusu Allah bizi ondan kurtardiktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah'a karsi yalan uydurmus oluruz. Rabbimiz Allah dilemis baska, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak sey degildir. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmistir. Biz sadece Allah'a dayaniriz. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasinda adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayirlisisin. 

90. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Eger Suayb'e uyarsaniz o takdirde siz mutlaka ziyana ugrarsiniz. 

91. Derken o siddetli deprem onlari yakalayiverdi de yurtlarinda diz üstü donakaldilar. 

92. Suayb'i yalanlayanlar sanki yurtlarinda hiç oturmamis gibiydiler. Asil ziyana ugrayanlar Suayb'i yalanlayanlarin kendileridir. 

93. (Suayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdigi gerçekleri duyurdum ve size ögüt verdim. Artik kâfir bir kavme nasil acirim!" 

94. Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkini, (peygambere bas kaldirdiklarindan ötürü bize) yalvarip yakarsinlar diye mutlaka yoksulluk ve darlikla sikmisizdir. 

95. Sonra kötülügü (darligi) degistirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çogaldilar ve: "Atalarimiz da böyle sikinti ve sevinç yasamislardi" dediler. Biz de onlari, kendileri farkina varmadan ansizin yakaladik. 

96. O (peygamberlerin gönderildigi) ülkelerin halki inansalar ve (günahtan) sakinsalardi, elbette onlarin üstüne gökten ve yerden nice bereket kapilari açardik, fakat yalanladilar, biz de ettikleri yüzünden onlari yakalayiverdik. 

97. Yoksa o ülkelerin halki geceleyin uyurlarken kendilerine azabimizin gelmeyeceginden emin mi oldular? 

98. Ya da o ülkelerin halki kusluk vakti eglenirlerken kendilerine azabimizin gelmeyeceginden emin mi oldular? 

99. Allah'in azabindan emin mi oldular? Fakat ziyana ugrayan topluluktan baskasi, Allah'in (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz. 

100. Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla su gerçek belli olmadi mi ki: Eger biz dileseydik onlari da günahlarindan dolayi musibetlere ugratirdik! Biz onlarin kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) isitmezler. 

101. Iste o ülkeler... Onlarin haberlerinden bir kismini sana anlatiyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçik deliller getirmislerdi. Fakat önceden yalanladiklari gerçeklere iman edecek degillerdi. Iste kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler. 

102. Onlarin çogunda, sözünde durma diye bir sey bulamadik. Gerçek su ki, onlarin çogunu yoldan çikmis bulduk. 

l03. Sonra onlarin ardindan Musa'yi mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama, bak ki, fesatçilarin sonu ne oldu! 

104. Musa dedi ki : "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafindan gönderilmis bir peygamberim. 

105. Allah hakkinda gerçekten baskasini söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açik bir delil getirdim; artik Israilogullarini benimle birak!" 

106. (Firavun) dedi ki: Eger bir mucize getirdiysen ve gerçekten dogru söylüyorsan onu göster bakalim. 

107. Bunun üzerine Musa asasini yere atti. O hemen apaçik bir ejderha oluverdi! 

108. Ve elini (cebinden) çikardi. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi. 

109. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdir. 

110. O,sizi yurdunuzdan çikarmak istiyor. Ne buyurursunuz? 

111. Dediler ki: Onu da kardesini de beklet; sehirlere toplayicilar (memurlar) yolla. 

112. Bütün bilgili sihirbazlari sana getirsinler. 

113. Sihirbazlar Firavun'a geldi ve: Eger üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var mi? dediler. 

114. (Firavun): Evet hem de siz mutlaka yakinlarimdan olacaksiniz, dedi. 

115. (Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (önce) atacaksin, yoksa atanlar biz mi olalim? dediler. 

116. "Siz atin" dedi. Onlar atinca, insanlarin gözlerini büyülediler, onlari korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler. 

117. Biz de Musa'ya, "Asani at!" diye vahyettik. Bir de baktilar ki bu, onlarin uydurduklarini yakalayip yutuyor. 

118. Böylece gerçek ortaya çikti ve onlarin yapmakta olduklari yok olup gitti. 

119. Iste Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düserek geri döndüler. 

120. Sihirbazlar ise secdeye kapandilar. 

121."Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler. 

122. "Musa'nin ve Harun'un Rabb'ine " dediler. 

123. Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mi ettiniz? Bu, hiç süphesiz sehirde, halkini oradan çikarmak için kurdugunuz bir tuzaktir. Ama yakinda (basiniza gelecekleri) göreceksiniz! 

124. Mutlaka ellerinizi ve ayaklarinizi çaprazlama kesecegim, sonra da hepinizi asacagim!" 

125. Onlar da : ''Biz zaten Rabbimize dönecegiz".dediler. 

126. Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiginde onlara inandigimiz için bizden intikam aliyorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabir ver, müslüman olarak canimizi al, dediler. 

127. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'yi ve kavmini, seni ve tanrilarini birakip yeryüzünde bozgunculuk çikarsinlar diye mi birakacaksiniz? (Firavun): "Biz onlarin ogullarini öldürüp, kadinlarini sag birakacagiz. Elbette biz onlari ezecek üstünlükteyiz" dedi. 

128. Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan yardim isteyin ve sabredin. Süphesiz ki yeryüzü Allah'indir. Kullarindan diledigini ona vâris kilar. Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakinanlarindir." 

129. Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize iskence edildi, dediler. (Musa), "Umulur ki Rabbiniz düsmaninizi helâk eder ve onlarin yerine sizi yer yüzüne hakim kilar da nasil hareket edeceginize bakar" dedi. 

130. Andolsun ki, biz de Firavun'a uyanlari ders alsinlar diye yillarca kuraklik ve mahsül kitligi ile cezalandirdik. 

131. Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, "Bu bizim hakkimizdir" derler; eger kendilerine bir fenalik gelirse Musa ve onunla beraber olanlari ugursuz sayarlardi. Bilesiniz ki, onlara gelen ugursuzluk Allah katindandir, fakat onlarin çogu bunu bilmezler. 

132. Ve dediler ki: "Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz." 

133. Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin üzerine tufan, çekirge, hasere, kurbagalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladilar ve günahkâr bir kavim oldular. 

134. Azap üzerlerine çökünce, "Ey Musa! sana verdigi söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eger bizden azabi kaldirirsan, mutlaka sana inanacagiz ve muhakkak Israilogullarini seninle gönderecegiz" dediler. 

135. Biz, ulasacaklari bir müddete kadar onlardan azabi kaldirinca hemen sözlerinden dönüverdiler. 

136. Biz de âyetlerimizi yalanlamalari ve onlardan gafil kalmalari sebebiyle kendilerinden intikam aldik ve onlari denizde bogduk. 

137. Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurdugumuz yerin dogu taraflarina ve bati taraflarina mirasçi kildik. Sabirlarina karsilik Rabbinin Israilogullarina verdigi güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarini ve yetistirdikleri bahçeleri helâk ettik. 

138. Israilogullarini denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakim putlara tapan bir kavme rastladilar. Bunun üzerine: Ey Musa! Onlarin tanrilari oldugu gibi, sen de bizim için bir tanri yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi. 

139. Süphesiz bunlarin içinde bulunduklari (din) yikilmistir, yapmakta olduklari da bâtildir. 

140. Musa dedi ki: Allah sizi âlemlere üstün kilmisken ben size Allah'tan baska bir tanri mi arayayim? 

141. Hatirlayin ki, size iskencenin en kötüsünü yapan Firavun'un adamlarindan sizi kurtardik. Onlar ogullarinizi öldürüyorlar, kadinlarinizi sag birakiyorlardi. Iste bunda size Rabbiniz tarafindan büyük bir imtihan vardir. 

142. (Bana ibadet etmesi için) Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; böylece Rabbinin tayin ettigi vakit kirk geceyi buldu. Musa, kardesi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onlari islah et, bozguncularin yoluna uyma. 

143. Musa tayin ettigimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konusunca "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla göremezsin. Fakat su daga bak, eger o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu. Rabbi o daga tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygin düstü. Ayilinca dedi ki: Seni noksan sifatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananlarin ilkiyim. 

144. (Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdigim görevlerle) ve sözlerimle seni insanlarin basina seçtim. Sana verdigimi al ve sükredenlerden ol. 

145. Nasihat ve her seyin açiklamasina dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdik. (Ve dedik ki): Bunlari kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalarini emret. Yakinda size, yoldan çikmislarin yurdunu gösterecegim. 

146. Yeryüzünde haksiz yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklastiracagim. Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler. Dogru yolu görseler onu yol edinmezler. Fakat azginlik yolunu görürlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onlarin âyetlerimizi yalanlamalarindan ve onlardan gafil olmalarindan ileri gelmektedir. 

147. Halbuki âyetlerimizi ve ahirete kavusmayi yalanlayanlarin amelleri bosa çikmistir. Onlar, yapmakta olduklari amellerden baska bir sey için mi cezalandirilirlar! 

148. (Tûr'a giden) Musa'nin arkasindan kavmi, zinet takimlarindan, bögürebilen bir buzagi heykelini (tanri) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konusuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanri olarak) benimsediler ve zalimler oldular. 

149. Pisman olup da kendilerinin gerçekten sapmis olduklarini görünce dediler ki: Eger Rabbimiz bize acimaz ve bizi bagislamazsa mutlaka ziyana ugrayanlardan olacagiz! 

150. Musa, kizgin ve üzgün bir halde kavmine dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü isler yapmissiniz! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat levhalarini yere atti ve kardesinin (Harun'un) basini tutup kendine dogru çekmeye basladi. (Kardesi): "Anam oglu! Bu kavim beni cidden zayif gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düsmanlari bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!" dedi. 

151. (Musa da) Ey Rabbim, beni ve kardesimi bagisla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi. 

152. Buzagiyi (tanri) edinenler var ya, iste onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayatinda bir alçaklik erisecektir. Biz iftiracilari böyle cezalandiririz. 

153. Kötülükler yaptiktan sonra ardindan tevbe edip de iman edenlere gelince, süphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bagislayan ve esirgeyendir. 

154. Musa'nin öfkesi dinince levhalari aldi. Onlardaki yazida Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet (haberi) vardi. 

155. Musa tayin ettigimiz vakitte kavminden yetmis adam seçti. Onlari o müthis deprem yakalayinca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onlari da beni de daha önce helâk ederdin. Içimizden birtakim beyinsizlerin isledigi (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu is, senin imtihanindan baska bir sey degildir. Onunla diledigini saptirirsin, diledigini de dogru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bagisla ve bize aci! Sen bagislayanlarin en iyisisin! (Hz. Musa'nin, kavmini temsilen seçip Al lah'in huzuruna getirdigi kimseler, Allah ile kendi arasindaki konusmayi isitince, onunla yetinmediler ve: ""Ey Musa, Allah'i açikca görmedikçe sana asla inanmayacagiz"" dediler. Bunun üzerine orada siddetli bir deprem oldu ve bayilip düstüler. Hz. Musa, Allah'a yalvardi da bu afet kaldirildi.) 

156. Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Süphesiz biz sana döndük." Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabima ugratirim; rahmetim ise her seyi kusatir. Onu, sakinanlara, zekâti verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacagim. 

157. Yanlarindaki Tevrat ve Incil'de yazili bulduklari o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), iste o Peygamber onlara iyiligi emreder, onlari kötülükten meneder, onlara temiz seyleri helâl, pis seyleri haram kilar. Agirliklarini ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanip ona saygi gösteren, ona yardim eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, iste kurtulusa erenler onlardir. 

158. De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'in elçisiyim. Ondan baska tanri yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah`a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanir iman edin ve O'na uyun ki dogru yolu bulasiniz. 

159. Musa'nin kavminden hak ile dogru yolu bulan ve onun sayesinde âdil davranan bir topluluk vardir. 

160. Biz Israilogullarini oymaklar halinde oniki kabileye ayirdik. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya, "Asani tasa vur!" diye vahyettik. Derhal ondan oniki pinar fiskirdi. Her kabile içecegi yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptik, onlara kudret helvasi ve bildircin eti indirdik. (Onlara dedik ki) "Size verdigimiz riziklarin temizlerinden yeyin. "Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize degil kendilerine zulmediyorlardi. 

161. Onlara denildi ki : Su sehirde (Kudüs'te) yerlesin, ondan (nimetlerinden) dilediginiz gibi yeyin, "bagislanmak istiyoruz" deyin ve kapidan egilerek girin ki hatalarinizi bagislayalim. Iyilik yapanlara ileride ihsanimizi daha da artiracagiz. 

162. Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden baskasiyla degistirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik. 

163. Onlara, deniz kiyisinda bulunan sehir halkinin durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygisizlik gösterip haddi asiyorlardi. Çünkü cumartesi tatili yaptiklari gün, baliklar meydana çikarak akin akin onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadiklari gün de gelmezlerdi. Iste böylece biz, yoldan çikmalarindan dolayi onlari imtihan ediyorduk. 

164. Içlerinden bir topluluk: "Allah'in helâk edecegi yahut siddetli bir sekilde azap edecegi bir kavme ne diye ögüt veriyorsunuz?" dedi. (Ögüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakinirlar ümidiyle (ögüt veriyoruz). 

165. Onlar kendilerine yapilan uyarilari unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardik, zulmedenleri de yapmakta olduklari kötülüklerden ötürü siddetli bir azap ile yakaladik. 

166. Kibirlenip de kendilerine yasak edilen seylerden vazgeçmeyince onlara: Asagilik maymunlar olun! dedik. 

167. Rabbin, elbette kiyamet gününe kadar onlara en kötü eziyeti yapacak kimseler gönderecegini ilân etti. Süphesiz Rabbin cezayi çabuk verendir. Ve O çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

168. Onlari (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dagittik. Onlardan iyi kimseler vardir, yine onlardan bundan asagida olanlari da vardir. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onlari iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik. 

169. Onlarin ardindan da (âyetleri tahrif karsiliginda) su degersiz dünya malini alip, nasil olsa bagislanacagiz, diyerek Kitab'a vâris olan birtakim kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alirlar. Peki, Kitap'ta Allah hakkinda gerçekten baska bir sey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alinmamis miydi ve onlar Kitap'takini okumamislar miydi? Âhiret yurdu sakinanlar için daha hayirlidir. Hâla akliniz ermiyor mu? 

170. Kitab'a simsiki sarilip namazi dosdogru kilanlar var ya, iste biz böyle iyilige çalisanlarin ecrini zayi etmeyiz. 

171. Bir zamanlar dagi Israilogullarinin üzerine gölge gibi kaldirdik da üstlerine düsecek sandilar. "Size verdigimi (Kitab'i) kuvvetle tutun ve içinde olani hatirlayin ki korunasiniz" dedik. 

172. Kiyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem ogullarindan, onlarin bellerinden zürriyetlerini çikardi, onlari kendilerine sahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz degil miyim? (Onlar da), Evet (buna) sâhit olduk, dediler. 

173. Yahut "Daha önce babalarimiz Allah'a ortak kostu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onlarin izinden gittik). Bâtil isleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (böyle yaptik). 

174. Belki inkârdan dönerler diye âyetleri böyle ayrintili bir sekilde açikliyoruz. 

175. Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdigimiz ve fakat onlardan siyrilip çikan, o yüzden de seytanin takibine ugrayan ve sonunda azginlardan olan kimsenin haberini oku. 

176. Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandi ve hevesinin pesine düstü. Onun durumu tipki köpegin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çikarip solur, biraksan da dilini sarkitip solur. Iste âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kissayi anlat; belki düsünürler. 

177. Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmis olan kavmin durumu ne kötüdür! 

178. Allah kimi hidayete erdirirse, dogru yolu bulan odur. Kimi de sasirtirsa, iste asil ziyana ugrayanlar onlardir. 

179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar. Iste asil gafiller onlardir. 

180. En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'indir. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkinda egri yola gidenleri birakin. Onlar yapmakta olduklarinin cezasina çarptirilacaklardir. 

181. Yarattiklarimizdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur. 

182. Âyetlerimizi yalanlayanlari, hiç bilmeyecekleri yerden yavas yavas helâke götürecegiz. 

183. Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir. 

184. Düsünmediler mi ki, arkadaslarinda (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçik bir uyaricidir. 

185. Göklerin ve yerin hükümranligina, Allah'in yarattigi her seye ve ecellerinin yaklasmis olabilecegine bakmadilar mi? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar? 

186. Allah kimi sasirtirsa, artik onun için yol gösteren yoktur. Ve onlari azginliklari içinde saskin olarak birakir. 

187. Sana kiyameti, ne zaman gelip çatacagini soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katindadir. Onun vaktini O'ndan baskasi açiklayamaz. O göklere de yere de agir gelmistir. O size ansizin gelecektir. Sanki sen onu biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'in katindadir; ama insanlarin çogu bilmezler. 

188. De ki: "Ben, Allah'in dilediginden baska kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip degilim. Eger ben gaybi bilseydim elbette daha çok hayir yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalik dokunmazdi. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarici ve müjdeleyiciyim." 

189. Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yaninda huzur bulsun diye esini (Havva'yi) yaratan O'dur. Esi ile (birlesince) esi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldi). Onu bir müddet tasidi. Hamileligi agirlasinca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak sükredenlerden olacagiz, diye dua ettiler. 

190. Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdigi bu çocuk hakkinda (sonradan insanlar) Allah'a ortak kostular. Allah ise onlarin ortak kostugu seyden yücedir. 

191. Kendileri yaratildigi halde hiçbir seyi yaratamayan varliklari (Allah'a) ortak mi kosuyorlar? 

192. Halbuki (putlar) ne onlara bir yardim edebilirler ne de kendilerine bir yardimlari olur. 

193. Onlari dogru yola çagirirsaniz size uymazlar; onlari çagirsaniz da, sukût etseniz de sizin için birdir. 

194. (Ey kâfirler!) Allah'i birakip da taptiklariniz sizler gibi kullardir. (Onlarin tanriligi hakkinda iddianizda) dogru iseniz, onlari çagirin da size cevap versinler! 

195. Onlarin yürüyecekleri ayaklari mi var, yoksa tutacaklari elleri mi var veya görecekleri gözleri mi var yahut isitecekleri kulaklari mi var (neleri var)? De ki: "Ortaklarinizi çagirin, sonra bana (istediginiz) tuzagi kurun ve bana göz bile açtirmayin!" 

196. Süphesiz ki, benim koruyanim Kitab'i indiren Allah'tir. Ve O bütün salih kullarini görüp gözetir. 

197. Allah'in disinda taptiklarinizin ne size yardima güçleri yeter ne de kendilerine yardim edebilirler. 

198. Onlari dogru yola çagirmis olsaniz isitmezler. Ve onlari sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler. 

199. (Resûlüm!) Sen afyolunu tut, iyiligi emret ve cahillerden yüz çevir. 

200. Eger seytanin fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sigin. Çünkü O, isitendir, bilendir. 

201. Takvâya erenler var ya, onlara seytan tarafindan bir vesvese dokundugunda (Allah'in emir ve yasaklarini) hatirlayip hemen gerçegi görürler. 

202. (Seytanlarin) dostlarina gelince, seytanlar onlari azginliga sürüklerler. Sonra da yakalarini birakmazlar. 

203. Onlara bir mucize getirmedigin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarim. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardir); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir. 

204. Kur'an okundugu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. 

205. Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an. Gafillerden olma. 

205. Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an. Gafillerden olma. 

206. Kuskusuz Rabbin katindakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalniz O'na secde ederler.