ayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kur`an,nedir?

Kuran nedir?

kuran nedir

Kur'ân, yirmi üç yıllık peygamberlik devresinde Hz. Muhammed’e (asm)
Allah (cc) tarafından gönderilmiş vahiylerin bütünüdür. Ve "SON SEMÂVÎ KİTAP"tır. 
• Kur'ân, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitap, Nur, Zikir ve 
Ümmü’l-kitap isimleriyle de bilinen "KELAMULLAH"tır. 
• Kur'ân, dört esas üzerine indirilmiştir: Tevhit (Allah’ın (cc) varlığı ve birliği),    
Nübüvvet (peygamberlik), Haşir (yeniden diriliş) ve adalet, Ubudiyet (kulluk ve ibadet) 
• Kur'ân, Allah’ın (cc) kelâmı olup O’nu yarattıklarından ayıran kendine has varlığını, gerçekliğini, sıfatlarını, isimlerini ve işlerini açıklayan sözüdür. 
• Kur'ân, Allah'ın (cc) varlığının ve birliğinin kesin delili ve parlak tercümanı olmakla Rabb'ini kullarına tarif eden bir "HİDAYET KİTABI"dır. 
• Kur'ân, ilahî kanunlarla her türlü sosyal, ekonomik, hukukî, idarî, beşerî, medenî, ahlakî düzeni temin eden bir "ŞERİAT KİTABI"dır. 
• Kur'ân, ilim ehlinin doymadığı, aranan her ilmin içinde bulunduğu "MUCİZEVÎ BİR İLİM KİTABI"dır. 
• Kur'ân, insanı Allah’a (cc) yakınlaştıran, ruha huzur veren, insanın arzu ve isteklerine tercümanlık eden bir "DUA KİTABI"dır. 
• Kur'ân, insanı ve yaratılış gayesini, dünya ve ahireti, cennet ve cehennemi, yaratılan her bir şeyin hikmet ve hakikatini, Allah’ın (cc) kâinatta görünen sıfat ve isimlerini düşünmeye vesile olan bir "FİKİR KİTABI"dır. 
• Kur'ân, belâgati, usandırmaması, tahrif edilememesi, maddi ve manevi her ihtiyaca cevap vermesi, kolayca ezberlenmesi, tazeliğini muhafaza etmesi, her asra ve her kesime hitap etmesi, bütün ilimleri içinde bulundurması, geçmişten ve gelecekten haber vermesi, asla bir benzerinin yazılamaması gibi özellikleriyle "MUCİZELER HAZİNESİ"dir. 
• Kur'ân, Son Peygamber Muhammed’in (asm) "EN BÜYÜK MUCİZESİ"dir. 
• Kur'ân, Arapça olup 30 cüz, 114 sure ve 6666 ayettir. 
• Kur'ân ayetleri, Miladi 610 yılı Ramazan ayının 16. gecesi inmeye başlamış, 632 yılı Zi’l- hicce ayının 9. günü sona ermiştir. 23 sene zarfında bölüm bölüm indirilmiştir. 
• Kurân’da, ilk inen ayet “Alâk” süresinin ilk 5 ayeti, son inen ayet ise “Maide” suresinin 3. ayetidir. 
• Kur'ân surelerinin 86 tanesi Mekke’de 28 tanesi ise Medine’de inmiştir. 
• Kur'ân, “Fatiha Suresi" ile başlayıp, “Nas Suresi" ile sona erer. 
• Kurân’ın, en uzun suresi “Bakara Suresi” (286 ayet) en kısa ise “Kevser Suresi”dir (3 ayet). 
• Kur'ân, Hz. Ebu Bekir (ra) zamanında kitap haline getirilmiş ve Hz. Osman (ra) zamanında çoğaltılmıştır.  
Kaynak: >>>

35-FÂTIR


Mekke'de nâzil olmustur, 45 (kirkbes) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, üçer, dörder kanatli elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada diledigi arttirmayi yapar. Süphesiz Allah, her seye gücü yetendir. 

2. Allah'in insanlara açacagi herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttugunu O'ndan sonra saliverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir. 

3. Ey insanlar! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; Allah'tan baska size gökten ve yerden rizik verecek bir yaratici var mi? O'ndan baska tanri yoktur. Nasil oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz! 

4. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme); senden önceki peygamberler de yalanlanmistir. Bütün isler yalnizca Allah'a döndürülecektir. 

5. Ey insanlar! Allah'in vâdi gerçektir, sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve o aldatici (seytan) da Allah hakkinda sizi kandirmasin! 

6. Çünkü seytan, sizin düsmaninizdir, siz de onu düsman sayin. O, kendi taraftarlarini ancak ates ehlinden olmaya çagirir. 

7. Inkâr edenler için süphesiz çetin bir azap var, iman edip iyi isler yapanlara da magfiret ve büyük bir mükâfat vardir. 

8. Kötü isi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülügü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah diledigini sapikliga yöneltir, diledigini dogru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Allah onlarin ne yaptiklarini biliyor. 

9. Rüzgârlari gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tir. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra topraga onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktir. 

lO.Kim izzet ve seref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve serefin hepsi Allah'indir. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulasir). Onlari da Allah'a amel-i sâlih ulastirir. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardir ve onlarin tuzagi bozulur. 

11. Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yaratti. Sonra sizi çiftler (erkek-disi) kildi. O'nun bilgisi olmadan hiç bir disi ne gebe kalir ne de dogurur. Bir canliya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltilmasi da mutlaka bir kitaptadir. Süphesiz bunlar, Allah'a kolaydir. 

12. Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlidir, susuzlugu keser, içilmesi kolaydir. Su da tuzludur, acidir (bogazi yakar). Hepsinden de taze et (balik) yersiniz ve giyeceginiz süs esyasi çikarirsiniz. Allah'in lütfundan (nasibinizi) arayip da sükretmeniz için gemilerin, denizi yarip gittigini görürsün. 

13. Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; günes ve ayi emri altina almistir. Her biri belirtilmis bir süreye kadar akip gider. Iste (bütün bunlari yapan) Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'nu birakip da kendilerine taptiklariniz ise, bir çekirdek kabuguna bile sahip degillerdir. 

14. Eger onlari (putlari) çagirirsaniz, sizin çagirmanizi isitmezler. Faraza isitseler bile, size cevap veremezler. Kiyamet günü de sizin ortak kosmanizi reddederler. (Bu gerçegi) sana, her seyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez. 

15. Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyik olan ancak O'dur. 

16. Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir. 

17. Bu da Allah'a güç bir sey degildir. 

18. Hiçbir günahkâr baskasinin günahini yüklenmez. Yükü (günahi) agir gelen kimse onu tasimak için (baskasini) çagirsa, bu çagirdigi akrabasi da olsa, onun yükünden bir sey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanlari ve namazi kilanlari uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmis olur. Dönüs Allah'adir. 

19. Körle, gören bir olmaz. 

20. Karanlikla aydinlik da bir olmaz. 

21. Gölge ile sicak da bir olmaz. 

22. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Süphesiz Allah, diledigine isittirir. Sen kabirlerdekilere isittiremezsin! 

23. Sen sadece bir uyaricisin. 

24. Biz seni müjdeleyici ve uyarici olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarici (peygamber) bulunmustur. 

25. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamislardi. (Oysa ki) peygamberleri onlara açik âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydinlatici kitap getirmislerdi. 

26. Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladim. (Bak ki) cezam nasil oldu! 

27. Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çesit çesit meyveler çikardik. Daglardan (geçen) beyaz, kirmizi, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptik). 

28. Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kullari içinden ancak âlimler, Allah'tan (geregince) korkar. Süphesiz Allah, daima üstündür, çok bagislayandir. 

29. Allah'in kitabini okuyanlar, namazi kilanlar ve kendilerine verdigimiz riziktan (Allah için) gizli ve açik sarfedenler, asla zarara ugramayacak bir kazanç umabilirler. 

30. Çünkü Allah, onlarin mükâfatlarini tam öder ve lütfundan onlara fazlasini da verir. Süphesiz O, çok bagislayan, sükrün karsiligini bol bol verendir. 

31. Sana vahyettigimiz kitap, kendinden öncekini (semavi kitaplari) dogrulayici olarak gelen gerçektir. Allah, kullarinin (her halinden) haberdardir, görendir. 

32. Sonra Kitab'i, kullarimiz arasindan seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadir, kimi de Allah'in izniyle hayirlarda öne geçmek için yarisir. Iste büyük fazilet budur. 

33. (Onlarin mükâfati), içine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altin bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir. 

34. (Cennette söyle) derler: Bizden tasayi gideren Allah'a hamdolsun. Dogrusu Rabbimiz çok bagislayan, çok nimet verendir. 

35. O (Rab) ki lütfuyla bizi asil oturulacak yurda (cennete) yerlestirdi. Artik orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir. 

36. Inkâr edenlere de cehennem atesi vardir. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabi da onlara biraz olsun hafifletilmez. Iste biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandiririz. 

37. Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çikar, (önce) yaptigimizin yerine iyi isler yapalim! diye feryad ederler. Size düsünecek kimsenin düsünebilecegi kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarici da gelmedi mi? (Niçin inanmadiniz?) Simdi tadin (azabi)! Zalimlerin yardimcisi yoktur. 

38. Allah, göklerin ve yerin gaybini bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkiyla bilendir. 

39. Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkâri kendi zararinadir. Kâfirlerin küfrü, Rableri katinda kendileri için ancak gazabi arttirir. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan baska bir sey getirmez. 

40. De ki: Allah'i birakip da taptiginiz, ortaklarinizi gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yarattilar! Yoksa onlarin göklerde mi bir ortakliklari var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mi verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayaniyorlar? Hayir! O zalimler birbirlerine, aldatmadan baska bir sey vâdetmiyorlar. 

41. Süphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamlari bozulmasin diye tutuyor. Andolsun ki onlarin nizami eger bir bozulursa, kendisinden baska hiç kimse onlari tutamaz. Süphesiz O, halîmdir, çok bagislayicidir. 

42. Kendilerine bir uyarici (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok dogru yolda olacaklarina dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmislerdi. Fakat onlara uyarici (Muhammed) gelince, bu, onlarin haktan uzaklasmalarindan baska bir seyi arttirmadi. 

43. Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük tasliyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardi. Halbuki kisi kazdigi kuyuya kendi düser. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) baskasini mi bekliyorlar? Allah'in kanununda asla bir degisme bulamazsin, Allah'in kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsin. 

44. Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasil oldugunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'i âciz birakacak bir güç vardir. O, bilendir, güçlüdür. 

45. Eger Allah, yaptiklari yüzünden insanlari (hemen) cezalandirsaydi, yeryüzünde hiçbir canli yaratik birakmazdi. Fakat Allah, onlari belirtilmis bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuskusuz Allah, kullarini görrmektedir. 

50- KAF SURESI




Mekke'de inmistir. 45 (kirkbes) âyettir. "Kaf" harfi ile basladigi için bu adi almistir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 




1. Kaf. Serefli Kur'an'a andolsun. 

2. Aralarindan bir uyaricinin gelmesine sastilar da, kâfirler söyle dediler: "Bu sasilacak bir seydir." 

3. "Biz öldügümüz ve toprak oldugumuz zaman mi (dirilecegiz)? Bu, akla uzak bir dönüstür." 

4. Biz, topragin onlardan neleri eksilttigini kesinlikle bilmekteyiz. Yanimizda o bilgileri koruyan bir kitap vardir. 

5. Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladilar. Simdi onlar sasirmis bir haldedirler. 

6. Üstlerindeki göge bakmazlar mi ki, onu nasil bina etmis ve nasil donatmisiz! Onda hiçbir çatlak da yok. 

7. Yeryüzünü de dösedik ve ona sabit daglar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetistirdik. 

8. Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunlari yaptik). 

9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik. 

10. Kullara rizik olmasi için birbirine girmis, küme küme tomurcuklari olan uzun boylu hurma agaçlari yetistirdik. Ve o su ile ölü topraga can verdik. Iste hayata yeniden çikis da böyledir. 

11. Kullara rizik olmasi için birbirine girmis, küme küme tomurcuklari olan uzun boylu hurma agaçlari yetistirdik. Ve o su ile ölü topraga can verdik. Iste hayata yeniden çikis da böyledir. 

12. Onlardan önce Nuh kavmi, Res halki ve Semûd da yalanlamisti. 

13. Ad ve Firavun ile Lût'un kardesleri de (yalanladilar). 

14. Eyke halki ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladilar da tehdidim gerçeklesti! 

15. Ilk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayir, onlar yeni bir yaratma hususunda süphe içindedirler. 

l6. Andolsun, insani biz yarattik ve nefsinin kendisine fisildadiklarini biliriz ve biz ona sah damarindan daha yakiniz. 

l7. Iki melek (insanin) saginda ve solunda oturarak yaptiklarini yazmaktadirlar. 

18. Insan hiçbir söz söylemez ki, yaninda gözetleyen yazmaya hazir bir melek bulunmasin. 

19. Ölüm sarhoslugu gerçekten gelir de: Iste (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtigin seydir, denir. 

20. Sûr'a üfürülür; iste bu, gelecegi vâdedilen gündür. 

21. Herkes, yaninda bir sürücü ve bir de sahitle beraber gelir. 

22. Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldirdik. Bugün artik gözün keskindir (denir). 

23. Yanindaki arkadasi: "Iste yanimdaki hazir" dedi. 

24.(Iki melege su emir verilir:) "Haydi ikiniz her inatçi kâfiri, cehenneme atin!" 

25."Hayra bütün gücüyle engel olani, azgin süpheciyi" 

26."O ki Allah ile beraber baska ilâh edindi,bundan dolayi onu siddetli azaba birlikte atin!" 

27. Müsrikin arkadasi (seytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdirmadim. Fakat kendisi derin bir sapiklik içindeydi. 

28. O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekismeyin! Ben size daha önce uyari göndermistim! 

29. Benim huzurumda söz degistirilmez ve ben kullara asla zulmedici degilim. 

30. O gün cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da "Daha var mi?" der. 

31. Cennet de takvâ sahiplerine yaklastirilir; (onlardan) uzakta olmayacaktir. 

32. Iste size vâdedilen cennet! Ki o, daima Allah'a yönelen,(O'nun buyruklarini)koruyan, 

33. Görmeden Rahmân'a saygi gösteren ve(Allah'a) dönük bir kalp getiren herkesin (mükâfati budur). 

34. Oraya selâmetle girin. Iste bu, ebedî yasamanin basladigi gündür 

35. Orada kendileri için diledikleri her sey vardir. Katimizda dahasi da vardir. 

36. Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri helâk etmisizdir. Kurtulus var mi! 

37. Süphesiz ki bunda akli olan veya hazir bulunup kulak veren kimseler için bir ögüt vardir. 

38. Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari alti günde yarattik. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi. 

39. (Resûlüm!) Onlarin dediklerine sabret. Günesin dogusundan önce de, batisindan önce de Rabbini hamd ile tesbih et. 

40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardindan da O'nu tesbih et. 

41. Seslenenin yakin bir yerden seslenecegi güne kulak ver. 

42. O gün insanlar bu sesi gerçekten isiteceklerdir. Iste bu, çikis günüdür. 

43. Süphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüs de ancak bizedir. 

44. O gün yer yarilir, onlarin üzerinden süratle yarilip açilir. Bu, bize göre kolay olan bir hasirdir. 

45. Biz onlarin dediklerini çok iyi biliriz. Sen onlarin üzerinde bir zorlayici degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ögüt ver. 

53-en-NECM



Mekke'de inmistir. 49 (kirkdokuz) âyettir. Adini, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'in indigi, böylece onun ilâhi hitaba mazhar oldugu Tûr dagindan almistir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 


1. Battigi zaman yildiza andolsun ki; 

2.Arkadasiniz (Muhammed) sapmadi ve bâtila inanmadi. 

3.O,arzusuna göre de konusmaz. 

4. O (bildirdikleri) vahyedilenden baskasi degildir. 

5. Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) ögretti. 

6. Ve üstün yaratilisli(melek), dogruldu: 

7. Kendisi en yüksek ufukta iken. 

8. Sonra (Muhammed'e) yaklasti,(yere dogru)sarkti. 

9. O kadar ki (birlestirilmis) iki yay arasi kadar, hatta daha da yakin oldu. 

10.Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. 

11.(Gözleriyle) gördügünü kalbi yalanlamadi. 

12. Onun gördükleri hakkinda simdi kendisi ile tartisacak misiniz? 

13. Andolsun onu, önceden bir defa daha görmüstü, 

14.Sidretü'l-Müntehâ'nin yaninda . 

15. Cennetü'l-Me'vâ da onun yanindadir. 

16. Sidre'yi kaplayan kaplamisti. 

17. Gözü kaymadi ve siniri asmadi. 

18. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kismini gördü. 

19. Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yi? 

20. Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'i. 

21. Demek erkek size, disi O'na öyle mi? 

22. O zaman bu, insafsizca bir taksim! 

23. Bunlar (putlar), sizin ve atalarinizin taktigi isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkinda hiçbir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafindan yol gösterici gelmistir. 

24. Yoksa insan, her arzu ettigi seye sahip mi olacaktir? 

25. Ahiret de dünya da Allah'indir. 

26. Göklerde nice melek var ki onlarin sefaatleri, diledigi ve hosnut oldugu kimse için Allah'in izin vermesi disinda, bir ise yaramaz. 

27. Ahirete inanmayanlar, meleklere disilerin adlarini takiyorlar. 

28. Halbuki onlarin bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç süphesiz hakikat bakimindan bir sey ifade etmez. 

29. Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatindan baska bir sey istemeyen kimselere yüz verme. 

30. Iste onlarin erisebilecekleri bilgi budur. Süphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapani daha iyi bilir; O, hidayette olani da çok iyi bilir. 

31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'indir. Bu, Allah'in, kötülük edenleri yaptiklariyla cezalandirmasi, güzel davrananlari da daha güzeliyle mükâfatlandirmasi içindir. 

32. Ufak tefek kusurlari disinda, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçinanlara gelince, bil ki Rabbin, affi bol olandir. O, sizi daha topraktan yarattigi zaman ve siz annelerinizin karinlarinda bulundugunuz sirada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çikarmayin. Çünkü O, kötülükten sakinani daha iyi bilir. 

33. Gördün mü arkasini döneni? 

34. Azicik verip sonra vermemekte direneni? 

35. Acaba gaybin bilgisi kendi yanindadir da o görüyor mu? 

36. Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nin sahifelerinde bulunan, 

37.Ve ahdine vefa gösteren Ibrahim'in( sahifelerinde bulunan su gerçekler): 

38. Gerçekten hiçbir günahkâr, baskasinin günah yükünü yüklenemez. 

39. Bilsin ki insan için kendi çalismasindan baska bir sey yoktur. 

40. Ve çalismasi da ileride görülecektir. 

41. Sonra ona karsiligi tastamam verilecektir. 

42. Ve süphesiz en son varis Rabbinedir. 

43. Dogrusu güldüren de aglatan da O'dur. 

44. Öldüren de dirilten de O'dur. 

45. Surasi muhakkak ki erkek ve disiden ibaret olan iki çifti O yaratti. 

46.(Rahime) atildigi zaman nutfeden. 

47. Süphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir. 

48. Zengin eden de yoksul kilan da O'dur. 

49. Dogrusu Si'râ yildizinin Rabbi de O'dur. 

50. Ve süphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti. 

51. Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir sey birakmadi. 

52. Daha önce de çok zalim ve pek azgin, olan Nuh kavmini (helâk etmisti). 

53. Altüst olan sehirleri de o böyle yapti. 

54. Onlarin basina getirecegini getirdi! 

55. Simdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde süpheye düsersin. 

56. Iste bu ilk uyaricilardan bir uyaricidir. 

57. Yaklasan yaklasti. 

58. Onu (vaktini) Allah'tan baska açiga çikaracak yoktur. 

59. Simdi siz bu söze (Kur'an'a) mi sasiyorsunuz? 

60. Gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz! 

61. Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasiniz! 

62. Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin! 

58-el-MÜCÂDELE



Medine'de inmistir; 22 (yirmiiki) âyettir. Adini, ilk âyetinde geçen "tecâdilü" kelimesinden alir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



1. Kocasi hakkinda seninle tartisan ve Allah'a sikâyette bulunan kadinin sözünü Allah isitmistir. Allah, sizin konusmanizi isitir. Çünkü Allah isitendir, bilendir. 

2. Içinizden zihâr yapanlarin kadinlari, onlarin analari degildir. Onlarin analari ancak kendilerini doguran kadinlardir. Süphesiz onlar çirkin bir laf ve yalan söylüyorlar. Kuskusuz Allah, affedicidir, bagislayicidir. 

3. Kadinlardan zihâr ile ayrilmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin karilariyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavusturmalari gerekir. Size ögütlenen budur. Allah, yaptiklarinizdan haberi olandir. 

4. (Buna imkân) bulamayan kimse, hanimiyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmis fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanizdan dolayidir. Bunlar Allah'in hükümleridir. Kâfirler için aci bir azap vardir. 

5. Allah'a ve Resûlüne karsi gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltildigi gibi alçaltilacaklardir. Biz apaçik âyetler indirmisizdir. Kâfirler için küçük düsürücü bir azap vardir. 

6. O gün Allah onlarin hepsini diriltecek ve yaptiklarini kendilerine haber verecektir. Allah onlari bir bir saymistir. Onlar ise unutmuslardir. Allah her seye sahittir. 

7. Göklerde ve yerde olanlari Allah'in bildigini görmüyor musun? Üç kisinin gizli konustugu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Bes kisinin gizli konustugu yerde altincisi mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kiyamet günü onlara yaptiklarini haber verecektir. Dogrusu Allah, her seyi bilendir. 

8. Gizli konusmaktan menedildikten sonra yine o yasaklanani yapmaya kalkisarak günah, düsmanlik ve Peygamber'e karsi gelmek hususunda gizlice konusanlari görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'in selamlamadigi bir sekilde selamliyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'in bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüs yeridir orasi! 

9. Ey iman edenler! Aranizda gizli konusacaginiz zaman günahi, düsmanligi ve Peygamber'e karsi gelmeyi fisildamayin. Iyilik ve takvâyi konusun. Huzuruna toplanacaginiz Allah'tan korkun. 

10. Gizli konusmalar seytandandir. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa seytan, Allah'in izni olmadikça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanip güvensinler. 

11. Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer açin" denilince yer açin ki Allah da size genislik versin. Size "Kalkin" denilince de kalkin ki Allah sizden inananlari ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptiklarinizdan haberdardir. 

12. Ey iman edenler! Peygamber ile gizli bir sey konusacaginiz zaman bu konusmanizdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin için daha hayirli ve daha temizdir. Sayet bir sey bulamazsaniz, bilin ki Allah bagislayandir, esirgeyendir. 

13. Gizli bir sey konusmanizdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadiginiza ve Allah da sizi affettigine göre artik namazi kilin, zekâti verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptiklarinizdan haberdardir. 

14. Allah'in kendilerine gazap ettigi bir toplulugu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar. 

15. Allah onlara çetin bir azap hazirlamistir. Gerçekten onlarin yaptiklari sey çok kötüdür! 

16. Onlar yeminlerini kalkan yapip Allah'in yolundan alikoydular. Bu yüzden onlara küçük düsürücü bir azap vardir. 

17. Onlarin mallari da ogullari da Allah'a karsi kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardir. 

18. O gün Allah onlarin hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir sey (hakikat) üzerinde olduklarini sanirlar. Iyi bilin ki onlar gerçekten yalancidirlar. 

19. Seytan onlari etkisi altina aldi da kendilerine Allah'i anmayi unutturdu. Iste onlar seytanin yandaslaridir. Iyi bilin ki seytanin yandaslari hep kayiptadirlar. 

20. Allah'a ve Peygamberine düsman olanlar, iste onlar en asagilarin arasindadirlar. 

21. Allah: Elbette ben ve elçilerim galip gelecegiz, diye yazmistir. Süphesiz Allah güçlüdür, galiptir. 

22. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babalari, ogullari, kardesleri, yahut akrabalari da olsa- Allah'a ve Resûlüne düsman olanlarla dostluk ettigini göremezsin. Iste onlarin kalbine Allah, iman yazmis ve katindan bir ruh ile onlari desteklemistir. Onlari içlerinden irmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardir. Allah onlardan razi olmus, onlar da Allah'tan hosnut olmuslardir. Iste onlar, Allah'in tarafinda olanlardir. Iyi bilin ki, kurtulusa erecekler de sadece Allah'in tarafinda olanlardir.

59-el-HASR


Medine'de inmistir. 2 - 7. âyetlerinde yahudi kabilelerinden Nadîrogullarinin sürülmeleri hakkinda bilgi verdigi için bu adi almistir. 24 (yirmidört) âyettir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Göklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'i tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir. 

2. Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarindan çikaran O'dur. Siz onlarin çikacaklarini sanmamistiniz. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacagini sanmislardi. Ama Allah (O'nun azabi), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düsürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardi. Ey akil sahipleri! Ibret alin. 

3. Eger Allah onlara sürgünü yazmamis olsaydi, elbette onlari dünyada (baska sekilde) cezalandiracakti. Ahirette de onlar için cehennem azabi vardir. 

4. Bu, onlarin Allah'a ve Peygamberine karsi gelmelerinden dolayidir. Kim Allah'a karsi gelirse bilsin ki Allah'in cezalandirmasi çetindir. 

5. Hurma agaçlarindan, herhangi birini kesmeniz veya oldugu gibi birakmaniz hep Allah'in izniyledir ve O'nun yoldan çikanlari rezil etmesi içindir. 

6. Allah'in, onlardan (mallarindan) Peygamberine verdigi ganimetler için siz at ve deve kosturmus degilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini diledigi kimselere karsi üstün kilar. Allah her seye kadirdir. 

7. Allah'in, (fethedilen) ülkeler halkindan Peygamberine verdigi ganimetler, Allah, Peygamber, yakinlari, yetimler, yoksullar ve yolda kalmislar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalniz zenginler arasinda dolasan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alin, size ne yasakladiysa ondan da sakinin. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'in azabi çetindir. 

8. (Allah'in verdigi bu ganimet mallari,) yurtlarindan ve mallarindan uzaklastirilmis olan, Allah'tan bir lütuf ve riza dileyen, Allah'in dinine ve Peygamberine yardim eden fakir muhacirlerindir. Iste dogru olanlar bunlardir. 

9. Daha önceden Medine'yi yurt edinmis ve gönüllerine imani yerlestirmis olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayi içlerinde bir rahatsizlik hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlari kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa, iste onlar kurtulusa erenlerdir. 

10. Bunlarin arkasindan gelenler söyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmis imanli kardeslerimizi bagisla; kalplerimizde, iman edenlere karsi hiçbir kin birakma! Rabbimiz! Süphesiz ki sen çok sefkatli, çok merhametlisin! 

11. Münafiklarin, kitap ehlinden inkâr eden dostlarina: Eger siz yurdunuzdan çikarilirsaniz, mutlaka biz de sizinle beraber çikariz; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayiz. Eger savasa tutusursaniz, mutlaka yardim ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onlarin yalanci olduklarina sahitlik eder. 

12. Andolsun, eger onlar çikarilsalar, onlarla beraber çikmazlar; savasa tutusmus olsalar, onlara yardim etmezler; yardim etseler bile arkalarini dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardim edilmez. 

13. Onlarin içlerinde size karsi duyduklari korku, Allah'a olan korkularindan daha siddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. 

14. Onlar müstahkem sehirlerde veya siperler arkasinda bulunmaksizin sizinle toplu halde savasamazlar. Kendi aralarindaki savaslari ise çetindir. Sen onlari derli toplu sanirsin, halbuki kalpleri darmadaginiktir. Böyledir, çünkü onlar aklini kullanmayan bir topluluktur. 

15. (Onlarin durumu) kendilerinden az önce geçmis ve yaptiklarinin cezasini tatmis olanlarin durumu gibidir. Onlara acikli bir azap vardir. 

16. Münafiklarin durumu tipki seytanin durumu gibidir. Çünkü seytan insana "Inkâr et" der. Insan inkâr edince de: Ben senden uzagim, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarim, der. 

17. Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacaklari ates olacaktir. Iste bu, zalimlerin cezasidir. 

18. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarina ne hazirladigina baksin. Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptiklarinizdan haberdardir. 

19. Allah'i unutan ve bu yüzden Allah'in da onlara kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayin. Onlar yoldan çikan kimselerdir. 

20. Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erisenlerdir. 

21. Eger biz bu Kur'an'i bir daga indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan bas egerek, parça parça olmus görürdün. Bu misalleri insanlara düsünsünler diye veriyoruz. 

22. O, öyle Allah'tir ki, O'ndan baska tanri yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyendir, bagislayandir. 

23. O, öyle Allah'tir ki, kendisinden baska hiçbir tanri yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavusturandir, gözetip koruyandir, üstündür, istedigini zorla yaptiran, büyüklükte esi olmayandir. Allah, müsriklerin ortak kostuklari seylerden münezzehtir. 

24. O, yaratan, var eden, sekil veren Allah'tir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun sânini yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.

62-el-CUM'A


Medine'de inmistir; 11 (onbir) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Göklerde ve yerde olanlarin hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'i tesbih eder.

2. Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onlari temizleyen, onlara Kitab'i ve hikmeti ögreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuskusuz onlar önceden apaçik bir sapiklik içindeydiler. 

3. (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katilmamis bulunan diger insanlara da göndermistir. O, azîzdir, hakîmdir. 

4. Bu, Allah'in lütfudur. Onu diledigine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. 

5. Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap tasiyan merkebin durumu gibidir. Allah'in âyetlerini yalanlamis olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. 

6. De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar degil de, yalniz, kendinizin Allah'in dostlari oldugunuzu iddia ediyorsaniz, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalim)! 

7. Ama onlar, önceden yaptiklarindan dolayi ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir. 

8. De ki: Sizin kendisinden kaçtiginiz ölüm, muhakkak sizi bulacaktir. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptiklarinizi haber verecektir. 

9. Ey iman edenler! Cuma günü namaza çagirildigi (ezan okundugu) zaman, hemen Allah'i anmaya kosun ve alis verisi birakin. Eger bilmis olsaniz, elbette bu, sizin için daha hayirlidir. 

10. Namaz kilininca artik yeryüzüne dagilin ve Allah'in lütfundan isteyin. Allah'i çok zikredin; umulur ki kurtulusa erersiniz. 

11. Onlar bir ticaret ve eglence gördükleri zaman hemen dagilip ona giderler ve seni ayakta birakirlar. De ki: Allah'in yaninda bulunan, eglenceden ve ticaretten daha yararlidir. Allah, rizik verenlerin en hayirlisidir.

63-el-MÜNÂFIKÛN


Medine'de inmistir; 11 (onbir) âyettir. Münafiklarin davranislarindan söz ettigi için bu adi almistir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



l. Münafiklar sana geldiklerinde: Sahitlik ederiz ki sen Allah'in Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münafiklarin kesinlikle yalanci olduklarini bilmektedir. 

2. Yeminlerini kalkan yapip Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onlarin yaptiklari ne kötüdür! 

3. Bunun sebebi, onlarin önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmistir. Artik onlar hiç anlamazlar. 

4. Onlari gördügün zaman kaliplari hosuna gider, konusurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmis kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanirlar. Düsman onlardir. Onlardan sakin. Allah onlarin canlarini alsin. Nasil bu hale geliyorlar? 

5. Onlara: Gelin, Allah'in Peygamberi sizin için magfiret dilesin, denildigi zaman baslarini çevirirler ve sen onlarin, büyüklük taslayarak uzaklastiklarini görürsün. 

6. Onlara magfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onlari kesinlikle bagislamayacaktir. Çünkü Allah, yoldan çikmis toplulugu dogru yola iletmez. 

7. Onlar: Allah'in elçisinin yaninda bulunanlar için hiçbir sey harcamayin ki dagilip gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'indir. Fakat münafiklar bunu anlamazlar. 

8. Onlar: Andolsun, eger Medine'ye dönersek, üstün olan, zayif olani oradan mutlaka çikaracaktir, diyorlardi. Halbuki asil üstünlük, ancak Allah'in, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafiklar bunu bilmezler. 

9. Ey iman edenler! Mallariniz ve çocuklariniz sizi Allah'i anmaktan alikoymasin. Kim bunu yaparsa iste onlar ziyana ugrayanlardir. 

10. Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakin bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdigimiz riziktan harcayin. 

11. Allah, eceli geldiginde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptiklarinizdan haberdardir.

64-et-TEGÂBÜN


Medine'de inmistir; 18 (onsekiz) âyettir. Adini, dokuzuncu âyette geçen ve aldanma, kâr-zarar manasina gelen "tegâbün" kelimesinden alir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'i tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadir. O her seye kadirdir. 

2. Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptiklarinizi görendir. 

3. Gökleri ve yeri yerli yerince yaratti. Sizi sekillendirdi ve sekillerinizi de güzel yapti. Dönüs ancak O'nadir. 

4. Göklerde ve yerde olanlari bilir. Gizlediklerinizi ve açiga vurduklarinizi da bilir. Allah kalplerde olani bilendir. 

5. Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulasmadi mi? Iste onlar (dünyada) yaptiklarinin cezasini tattilar. Onlar için aci bir azap da vardir. 

6. (O azabin sebebi) su ki, onlara peygamberleri apaçik deliller getirmislerdi, fakat onlar: Bir beser mi bizi dogru yola götürecekmis? dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir seye muhtaç olmadigini gösterdi. Allah zengindir, hamde lâyiktir. 

7. Inkâr edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri sürdüler. De ki: Hayir! Rabbime andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptiklariniz size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydir. 

8. Onun için Allah'a, Peygamberine ve indirdigimiz o nûra (Kur'an'a) inanin. Allah yaptiklarinizdan haberdardir. 

9. Mahser vaktinde sizi toplayacagi gün, iste o zarar günüdür. (Ancak) kim Allah'a inanir ve yararli is yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter, onu (ve benzerlerini), içinde ebedî kalacaklari, altlarindan irmaklar akan cennetlere sokar. Iste büyük kurtulus budur. 

10. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardir. Ne kötü gidilecek yerdir orasi! 

11. Allah'in izni olmaksizin hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanirsa, Allah onun kalbini dogruya götürür. Allah her seyi bilendir. 

12. Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düsen apaçik bir duyurmadir. 

13. Allah; O'ndan baska hiçbir ilâh yoktur. Müminler yalniz Allah'a dayanip güvensinler. 

14. Ey iman edenler! Eslerinizden ve çocuklarinizdan size düsman olanlar da vardir. Onlardan sakinin. Ama affeder, kusurlarini baslarina kakmaz, kusurlarini örterseniz, bilin ki, Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

15. Dogrusu mallariniz ve çocuklariniz sizin için bir imtihandir: Büyük mükâfat ise Allah'in yanindadir. 

16. O halde gücünüz yettigince Allah'a isyandan kaçinin. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliginize olarak harcayin. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar kurtulusa erenlerdir. 

17. Eger Allah'a (rizasi ugruna) ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat arttirir ve sizi bagislar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir. 

18. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

67-el-MÜLK

Mekke'de nâzil olmustur; 30 (otuz) âyettir. Adini, birinci âyetinde geçen "el-mülk" kelimesinden almistir. Ayrica Tebâreke, Münciye, Mücâdele, Mâni'a, Vâkiye adlari ile de anilir. Bu sûreyi her gece okuyanin, pek büyük sevaba nâil olacagina ve sûrenin faziletlerine dair hadisler vardir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Mutlak hükümranlik elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her seye gücü yeter. 

2. O ki, hanginizin daha güzel davranacagini sinamak için ölümü ve hayati yaratmistir. O, mutlak galiptir, çok bagislayicidir. 

3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi gögü yaratmistir. Rahmân olan Allah'in yaratisinda hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? 

4. Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradigi bozuklugu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir. 

5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakin olan gögü kandillerle donattik. Bunlari seytanlara atis taneleri yaptik ve onlara alevli ates azabini hazirladik. 

6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabi vardir. O, ne kötü dönüstür! 

7. Oraya atildiklarinda, onun kaynarken çikardigi ugultuyu isitirler. 

8. Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atilsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemis miydi? diye sorarlar. 

9. Onlar söyle cevap verirler: Evet, dogrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmisti; fakat biz (onu) yalan saymis ve: Allah'in bir sey gönderdigi yok; siz olsa olsa büyük bir sapiklik içindesiniz! demistik. 

10. Ve: Sayet kulak vermis veya aklimizi kullanmis olsaydik, (simdi) su alevli cehennemin mahkûmlari arasinda olmazdik! diye ilâve ederler. 

11. Böylece günahlarini itiraf ederler. Artik (Allah'in rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmlari! 

12. Fakat daha görmeden Rablerinden (azabindan) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bagislanma hem de büyük mükâfat vardir. 

13. Sözünüzü ister gizleyin, ister açiga vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir. 

14. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince isleri görüp bilmektedir ve her seyden haberdardir. 

15. Yeryüzünü size boyun egdiren O'dur. Su halde yerin omuzlarinda (üzerinde) dolasin ve Allah'in rizkindan yeyin. Dönüs ancak O'nadir. 

16. Gökte olanin, sizi yere batirivermeyeceginden emin misiniz? O zaman yer sarsildikça sarsilir. 

17. Yahut gökte olanin üzerinize tas yagdiran (bir firtina) göndermeyeceginden emin misiniz? Iste (bu) tehdidimin ne demek oldugunu yakinda bileceksiniz! 

18. Andolsun ki, onlardan öncekiler de (bunu) yalan saymislardi; ama benim karsilik olarak verdigim azap nasil olmustu! 

19. Üstlerinde kanatlarini aça-kapata uçan kuslari (hiç) görmediler mi? Onlari (havada) rahmân olan Allah'tan baskasi tutmuyor. Süphesiz O her seyi görmektedir. 

20. Rahmân olan Allah'a karsi su size yardim edecek askerleriniz hani kimlerdir? Inkârcilar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadirlar. 

21. Allah size verdigi rizki kesiverse, size rizik verebilecek olan kimdir? Hayir, onlar azginlik ve nefrette direnip durmaktadirlar. 

22. Simdi (düsünün bakalim), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (varilacak) yere daha iyi erisir, yoksa dogru yolda düzgün yürüyen mi? 

23. (Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size isitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az sükrediyorsunuz! 

24. De ki: Sizi yeryüzünde çogaltip yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksiniz. 

25. "Dogru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçeklesecek)?" derler. 

26. De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçik bir uyariciyim. 

27. Ama onu (azabi) yakindan gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): Iste sizin isteyip durdugunuz budur! denecektir. 

28. De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediginiz üzere) yok etse veya (öyle olmayip da) bizi esirgese, (söyleyin bakalim) inkârcilari yakici azaptan kurtaracak kimdir? 

29. De ki: (Sizi imana davet ettigimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmis ve sirf O'na güvenip dayanmisizdir. Siz kimin apaçik bir sapiklik içinde oldugunu yakinda ögreneceksiniz! 

30. De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalim, size kim bir akar su getirebilir?

69-el-HÂKKA

Mekke'de nâzil olan bu sûre, 52 (elliiki) âyettir. Adini, ilk âyetindeki "el-hâkka" kelimesinden almistir. "Hâkka"ya degisik manalar verilmistir. "Hak" kökünden geldigi için, hepsinde hak ve hakikat manasi vardir. Daha çok "kiyamet" manasi verilmektedir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Gerçeklesecek olan; 

2. (Evet) nedir o gerçeklesecek olan? 

3. Gerçeklesecek olanin (kiyametin) ne oldugunu sen nereden bileceksin? 

4. Semûd ve Ad kavimleri, kapilarini çalacak felâketi (kiyameti) yalan saymislardi. 

5. Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsinti) ile helâk edildiler. 

6. Ad kavmi ise, ugultulu, kasip kavuran bir firtina ile mahvedildiler. 

7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onlarin üzerine musallat etti. Öyle ki (eger orada olsaydin), o kavmi, içi bos hurma kütükleri gibi oracikta yere serilmis halde görürdün. 

8. Simdi onlardan arda kalan bir sey görüyor musun? 

9. Firavun, ondan öncekiler ve alti üstüne getirilen beldeler halki (Lût kavmi) hep o günahi (sirki) islediler. 

10. Böylece Rablerinin peygamberlerine karsi geldiler, O da onlari pek siddetli bir sekilde yakalayiverdi. 

11. Süphesiz, su bastigi vakit sizi gemide biz tasidik; 

12. Onu sizin için bir ibret ve ögüt yapalim ve belleyici kulaklar onu bellesin diye. 

13. Artik Sûr'a bir tek defa üflendigi, 

14. Yeryüzü ve daglar kaldirilip birbirine tek çarpisla çarpilip darmadagin edildigi zaman, 

15. iste o gün olacak olur (kiyamet kopar). 

16. Gök de yarilir ve artik o gün o, çökmeye yüz tutar. 

17. Melekler onun (gögün) etrafindadir. O gün Rabbinin arsini, bunlarin da üstünde sekiz (melek) yüklenir. 

18. (Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alinirsiniz; size ait hiçbir sir gizli kalmaz. 

19. Kitabi sag tarafindan verilen:" Alin, kitabimi okuyun" der. 

20." Dogrusu ben, hesabimla karsilasacagimi zaten biliyordum." 

21. Artik o, hosnut kalacagi bir hayat içindedir, 

22. Yüce bir cennette, 

23. Meyveleri sarkmis halde. 

24. (Onlara denir ki:) Geçmis günlerde islediklerinize (iyi amellerinize) karsilik, âfiyetle yeyin, için. 

25. Kitabi sol tarafindan verilene gelince,der ki:" Keske, bana kitabim verilmeseydi!" 

26."Su hesabimin ne oldugunu bilmeseydim!" 

27. Keske onunla (ölümümle) her is olup bitseydi! 

28. Malim bana hiç fayda saglamadi; 

29. Saltanatim da benden (koptu), yok olup gitti. 

30. Onu yakalayin da, (ellerini boynuna) baglayin; 

31. Sonra alevli atese atin onu! 

32. Sonra da onu yetmis arsin uzunlugunda bir zincir içinde oraya sokun! 

33. Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi, 

34. Yoksulu doyurmaya tesvik etmezdi. 

35. Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur. 

36. Irinden baska yiyecek de yoktur. 

37. Onu (bile bile )hata isleyenlerden baskasi yemez. 

38. Görebildikleriniz üzerine yemin ederim, 

39. Ve göremediklerinize ki, 

40. Hiç süphesiz o (Kur'an), çok serefli bir elçinin sözüdür. 

41. Ve o, bir sair sözü degildir. Ne de az iman ediyorsunuz! 

42. Bir kâhin sözü de degildir (o). Ne de az düsünüyorsunuz! 

43. (O), âlemlerin Rabbi tarafindan indirilmistir. 

44. Eger (Peygamber) bize atfen bazi sözler uydurmus olsaydi, 

45. Elbette onu kiskivrak yakalardik. 

46. Sonra onun can damarini koparirdik (onu yasatmazdik). 

47. Hiçbiriniz buna mâni de olamazdiniz. 

48. Dogrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir ögüttür. 

49. Içinizde (onu) yalan sayanlar bulundugunu süphesiz bilmekteyiz. 

50. Muhakkak o, kâfirler için bir iç yarasidir. 

51. Ve o, gerçekten kat'î bilginin ta kendisidir. 

52. O halde, ulu Rabbinin adini yüceltip noksanliklardan tenzih et.

70-el-MEÂRIC

Mekke'de nâzil olan bu sûre, 44 (kirkdört) âyettir. Adini, üçüncü âyetindeki "el-meâric" kelimesinden almistir. Meâric, "ma'rec"in çogulu olup "yükselme dereceleri" demektir.



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


l. Bir soran inecek azabi sordu: 

2.Inkârcilar için;ki onu savacak yoktur, 

3. Yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katindan. 

4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktari (dünya senesi ile) ellibin yil olan bir günde yükselip çikar. 

5. (Resûlüm!) Simdi sen güzelce sabret. 

6. Dogrusu onlar, o azabi (ihtimalden) uzak görüyorlar. 

7. Biz ise onu yakin görmekteyiz. 

8. O gün gökyüzü, erimis maden gibi olur. 

9. Daglar da atilmis yüne döner. 

10. Dost, dostu sormaz. 

11. Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabindan (kurtulus için), ogullarini, 

12. Karisini ve kardesini, 

13. Kendisini koruyup barindiran tüm ailesini 

14. Ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsin. 

15. Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir atestir. 

16. Derileri kavurup soyar. 

17. Yüz çevirip geri döneni, (kendine) çagirir! 

18. (Servet) toplayip yigan kimseyi!. 

19. Gerçekten insan, pek hirsli (ve sabirsiz) yaratilmistir. 

20. Kendisine fenalik dokundugunda sizlanir, feryat eder. 

21. Ona imkân verildiginde ise pinti kesilir. 

22. Ancak sunlar öyle degildir: Namaz kilanlar, 

23.Ki, onlar namazlarinda devamlidirlar (ihmal göstermezler;). 

24. Mallarinda, belli bir hak vardir, 

25. Sâile ve mahrûma(vermek için). 

26. Ceza (ve hesap) gününün dogruluguna inananlar; 

27. Rab'lerinin azabindan korkanlar, 

28. Ki Rab'lerinin azabi(na karsi) emin olunamaz; 

29. Irzlarini koruyanlar 

30. Ancak eslerine ve cariyelerine karsi müstesna; çünkü onlar kinanmaz; 

31.Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taskinlarin ta kendileridir, 

32. Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler; 

33. Sahitliklerini (dosdogru) yapanlar; 

34. Namazlarini koruyanlar; 

35. Iste bunlar, cennetlerde agirlanirlar. 

36. (Resûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana dogru kosuyorlar? 

37. Bölük bölük sagindan ve solundan(gelip etrafini sariyorlar) 

38. Onlardan her biri nimet cennetine sokulacagini mi umuyor? 

39. Hayir (hiç ummasinlar!) Süphesiz biz onlari, kendilerinin de bildikleri seyden yarattik (fakat ibret almadilar, imana gelmediler). 

40. Dogularin ve batilarin Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter: 

41. Süphesiz onlarin yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez. 

42. Ama sen onlari (simdilik) birak da, tehdit edildikleri günlerine kavusuncaya dek dalsinlar, oynayadursunlar. 

43. O gün onlar, sanki dikili bir seye kosuyorlar gibi, kabirlerinden firlaya firlaya çikarlar. 

44.Gözleri horluktan asagi düsmüs ve kendileri zillete bürünmüs bir halde.Iste bu, onlarin tehdit edilegeldikleri gündür!

72-el-CINN

Mekke'de nâzil olmustur: 28 (yirmisekiz) âyettir. Cinlerin Kur'an dinleyip hidayete geldikleri anlatildigindan, sûre bu ismi almistir. Hz. Peygamber, amcasi Ebu Talip ve esi Hz. Hatice'yi kaybettikten sonra Tâif'e gitmis, orada çirkin davranislarla karsilasmisti. Bu siralarda Kureys müsrikleri de müslümanlara karsi düsmanliklarini iyice arttirmis bulunuyorlardi. iste Tâif dönüsünde nâzil olarak Resûl-i Ekrem'e teselli veren bu sûre, yalniz insanlarin degil, cinlerin de Kur'an'a tâbi olduklarini bildiriyor, Islâm'in muzafferiyetini müjdeliyordu.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

l. (Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir toplulugun (benim okudugum Kur'an'i) dinleyip de söyle söyledikleri bana vahyolunmustur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik . 

2. Dogru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artik) kimseyi Rabbimize asla ortak kosmayacagiz. 

3. Hakikat su ki, Rabbimizin sâni çok yücedir. O, ne es ne de çocuk edinmistir. 

4. Dogrusu bizim beyinsiz olanimiz (iblis veya azgin cinler), Allah hakkinda pekasiri yalanlar uyduruyormus. 

5. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkinda asla yalan söylemezler, sanmistik. 

6. Su da gerçek ki, insanlardan bazi kimseler, cinlerden bazi kimselere siginirlardi da, onlarin taskinliklarini arttirirlardi. 

7. Onlar da sizin sandiginiz gibi, Allah'in hiç kimseyi tekrar diriltmeyecegini sanmislardi. 

8. Dogrusu biz (cinler), gögü yokladik, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmus bulduk. 

9. Halbuki, (daha önce) biz onun bazi kisimlarinda (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat simdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor. 

10. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayir mi diledi? 

11. Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kisiler, kimimiz ise bunlardan asagida olmak üzere- türlü türlü yollar tutmustuk. 

12. (Artik) su gerçegi süphesiz anladik ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'i âciz birakamayacagiz, baska yere kaçmakla da elinden kurtulamayacagiz. 

13. Dogrusu biz, o hidayeti (Kur'an'i) isitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artik ne bir (ecrinin) eksiklige ugratilmasindan ne de haksizlik edilmesinden korkar. 

14. Içimizde, (Allah'a) teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, dogru yolu arayanlardir. 

15. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuslardir. 

16. Sayet dogru yolda gitselerdi,onlara bol su verirdik. 

17.Bu hususta kendilerini denememiz için , Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu gitgide artan çetin bir azaba ugratir. 

18. Mescidler süphesiz Allah'indir. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayin (ve kulluk etmeyin). 

19. Allah'in kulu, O'na yalvarmaya (namaza) kalkinca, neredeyse onun etrafinda keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi. 

20. (Resûlüm!) De ki: Ben ancak Rabbime yalvaririm ve O'na kimseyi ortak kosmam. 

21. De ki: Dogrusu ben (kendi basima) size ne zarar verme ne de fayda saglama gücüne sahibim. 

22. De ki: Gerçekten (bana bir kötülük dilerse) Allah'a karsi beni kimse himaye edemez, O'ndan baska siginacak kimse de bulamam. 

23. (Benim yaptigim) ancak Allah katindan olani, O'nun gönderdiklerini tebligdir. Artik kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacaklari cehennem atesi vardir. 

24. Sonunda, tehdit edilip durduklarini (azabi, kiyameti) gördükleri zaman, kim yardimci olma bakimindan daha güçsüz ve sayica daha az imis, bileceklerdir. 

25. De ki: Tehdit edilegeldiginiz (azap), yakin midir, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem. 

26. O bütün görülmeyenleri bilir. Sirlarina kimseyi muttali kilmaz; 

27. Ancak, (bildirmeyi) diledigi peygamber bunun disindadir. Çünkü O, bunun önünden ve ardindan gözcüler salar, 

28. Ki böylece onlarin (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkiyla teblig ettiklerini bilsin. (Allah) onlarin nezdinde olup bitenleri çepeçevre kusatmis ve her seyi bir bir saymistir (kaydetmistir).

73-el-MÜZZEMMIL

Mekke'de nâzil olmustur; 10, 11 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil oldugu rivayet edilmistir. 20 (yirmi) âyettir. Sûre, adini, ilk âyetindeki "el-müzzemmil" kelimesinden almistir. "Müzemmil" örtünüp bürünen demektir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Ey örtünüp bürünen (Resûlüm)! 

2. Birazi hariç, geceleri kalk namaz kil. 

3. (Gecenin) yarisini (kil). Yahut bunu biraz azalt. 

4. Ya da bunu çogalt ve Kur'an'i tane tane oku. 

5. Dogrusu biz sana (tasimasi) agir bir söz vahyedecegiz. 

6. Süphesiz gece kalkisi, (kalp ve uzuvlar arasinda) tam bir uyuma ve saglam bir kiraata daha elverislidir. 

7. Zira gündüz vakti, sana uzun bir mesguliyet var. 

8. Rabbinin adini an. Bütün varliginla O'na yönel. 

9. O, dogunun da batinin da Rabbidir. O'ndan baska ilâh yoktur. Öyleyse yalniz O'nun himayesine sigin. 

10. Onlarin (müsriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayril. 

11. Nimet içinde yüzen o yalancilari bana birak ve onlara biraz mühlet ver. 

12. Hiç süphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazirlanmis) boyunduruklar, yakici bir ates, var. 

13.Bogazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var. 

14. O gün (kiyamet günü) yeryüzü ve daglar sarsilir; daglar çöküntü ile akip giden kum yiginina döner. 

15. Nasil Firavun'a bir elçi göndermis idiysek dogrusu size de, hakkinizda sahitlik edecek bir peygamber gönderdik. 

16. Ama Firavun o peygambere karsi gelmis, biz de onu agir ve çetin bir sekilde muaheze etmistik. 

17. Peki inkâr ederseniz, çocuklari ak saçli ihtiyarlara çevirecek o günden kendinizi nasil koruyabileceksiniz? 

18. Gökyüzü bile onunla (o günün dehsetiyle) yarilacaktir. Allah'in vâdi mutlaka yerine gelir. 

19. Iste bu (anlatilanlar), süphesiz bir ögüttür. Artik kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar. 

20. (Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakin kismini, (bazen) yarisini, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdigini ve beraberinde bulunanlardan bir toplulugun da (böyle yaptigini) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tir. O sizin, bunu sayamayacaginizi bildigi için, sizi bagisladi. Artik, Kur'an'dan kolayiniza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kisminiz Allah'in lütfundan (rizik) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diger bir kisminiz da Allah yolunda çarpisacaklardir. O halde Kur'an'dan kolayiniza geleni okuyun. Namazi kilin, zekâti verin, Allah'a gönül hosluguyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazirlarsaniz Allah katinda onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan magfiret dileyin, süphesiz Allah çok bagislayici, çok esirgeyicidir.