kerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

39-ez-ZÜMER


Mekke'de nâzil olmustur. 75 (yetmisbes) âyettir. Yalniz 53 - 55. âyetler Medine'de inmistir. Adini, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin olusturdugu topluluklar anlamina gelen "zümer" kelimesinden almistir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katindan indirilmistir. 

2. (Resûlüm!) Süphesiz ki Kitab'i sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kilarak (ihlâs ile) kulluk et. 

3. Dikkat et, hâlis din yalniz Allah'indir. O'nu birakip kendilerine bir takim dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ayriliga düstükleri seylerde aralarinda hüküm verecektir. Süphesiz Allah, yalanci ve inkârci kimseyi dogru yola iletmez. 

4. Eger Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattiklarindan diledigini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tir. 

5. Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratti. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sariyor. Günesi ve ayi emri altina almistir. Her biri belli bir süreye kadar akip gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve çok bagislayandir. 

6. Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratti, sonra ondan da esini yaratti. Sizin için hayvanlardan sekiz es meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karinlarinda üç katli karanlik içinde çesitli safhalardan geçirerek yaratiyor. Iste bu yaratici, Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'ndan baska tanri yoktur. Öyleyken nasil oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz? 

7. Eger inkâr ederseniz, süphesiz Allah, size muhtaç degildir. Bununla beraber O, kullarinin küfrüne razi olmaz. Eger sükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr digerinin günahini çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidisi, Rabbinizedir. Yaptiklarinizi O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herseyi hakkiyla bilendir. 

8. Insanin basina bir sikinti gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarir. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmis oldugunu unutur. Allah'in yolundan saptirmak için O'na esler kosar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eglenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin! 

9. Yoksa geceleyin secde ederek ve kiyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarci gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akil sahipleri bunlari hakkiyla düsünür. 

10. (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarim! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardir. Allah'in (yarattigi) yeryüzü genistir. Yalniz sabredenlere, mükâfatlari hesapsiz ödenecektir. 

11. De ki: Bana, dini Allah'a hâlis kilarak O'na kulluk etmem emrolundu. 

12. Bana müslümanlarin ilki olmam emrolundu. 

13. De ki: Rabbime karsi gelirsem, dogrusu büyük günün azabindan korkarim. 

14. De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim. 

15. (Ey Allah'a es kosanlar!): Siz de O'ndan baska dilediginize tapin! De ki: Gerçekten hüsrana ugrayanlar, kiyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardir. Bilesiniz ki, bu apaçik hüsrandir. 

16. Onlarin üstlerinde atesten tabakalar, altlarinda da (öyle) tabakalar var. Iste Allah kullarini bununla korkutuyor. Ey kullarim! Yalnizca benden korkun. 

17. Tâgut'a kulluk etmekten kaçinip, Allah'a yönelenlere müjde vardir. Kullarimi müjdele: 

18. O kullarimi ki, onlar sözü dinlerler,sonra da en güzeline uyarlar. Iste onlar, Allah'in dogru yola ilettigi kimselerdir. Gerçek akil sahipleri de onlardir. 

19. (Resûlüm!) Hakkinda azap hükmü gerçeklesmis kimseyi ve ateste olani sen mi kurtaracaksin! 

20. Fakat Rablerinden sakinanlara, üstüste yapilmis, altlarindan irmaklar akan köskler vardir. Bu, Allah'in verdigi sözdür. Allah, verdigi sözden caymaz. 

21. Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerlestirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetistiriyor. Sonra onlar kurur da sapsari olduklarini görürsün. Sonra da onu kuru bir kirinti yapar. Süphesiz bunlarda akil sahipleri için bir ögüt vardir. 

22. Allah kimin gönlünü Islâm'a açmissa o, Rabbinden bir nûr üzerinde degil midir? Allah'i anmak hususunda kalpleri katilasmis olanlara yaziklar olsun! Iste bunlar apaçik bir sapiklik içindedirler. 

23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bikilmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanlarin, bu Kitab'in etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'in zikrine isinip yumusar. Iste bu Kitap, Allah'in, diledigini kendisiyle dogru yola ilettigi hidayet rehberidir. Allah kimi de saptirirsa artik ona yol gösteren olmaz. 

24. Kiyamet gününde yüzünü azabin siddetinden korumaya çalisan kimse (kendini ondan emin kilan gibi) midir? Zalimlere "Kazandiginizi tadin!" denilir. 

25. Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladilar da farkina varmadiklari bir yerden onlara azap çatti. 

26. Bu suretle Allah, dünya hayatinda onlara rezilligi tattirdi. Ahiret azabi daha büyüktür. Keske bunu bilselerdi! 

27. Andolsun ki biz, ögüt alsinlar diye, bu Kur'an'da insanlara. her türlü misali verdik. 

28. Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik. 

29. Allah, çekisip duran birçok ortaklarin sahip oldugu bir adam (köle) ile yalniz bir kisiye bagli olan bir adami misal olarak verir. Bu ikisi esit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu bilmezler. 

30. Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler. 

31. Sonra süphesiz, siz de kiyamet günü, Rabbinizin huzurunda davalasacaksiniz. 

32. Allah'a karsi yalan uyduran, kendisine gelen gerçegi (Kur'an'i) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde degil mi? 

33. Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, iste kötülükten sakinanlar onlardir. 

34. Onlar için Rableri yaninda diledikleri her sey vardir. Iste bu, iyilik edenlerin mükâfatidir. 

35. Böylece Allah, onlarin geçmiste yaptiklari en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptiklarinin en güzeline denk olarak mükâfatlarini verecektir. 

36. Allah kuluna kâfi degil midir? Seni O'ndan baskalariyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptirirsa artik onun yolunu dogrultacak biri yoktur. 

37. Allah kime de hidayet ederse, artik onu saptiracak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alici degil midir? 

38. Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan, elbette "Allah'tir" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'i birakip da taptiklariniz, O'nun verdigi zarari giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanirlar. 

39. De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapin; dogrusu ben de yapacagim! Artik yakinda bileceksiniz!". 

40. "Kendisini rezil edecek azap kime gelecegini, ve sürekli bir azabin kimin üzerine konacaini." 

41. (Resûlüm)! Süphesiz biz bu Kitab'i sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artik kim dogru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmis olur. Sen onlarin üzerinde vekil degilsin. 

42. Allah, ölenin ölüm zamani gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarini alir da ölümüne hükmettigi cani alir, ötekini muayyen bir vakte kadar birakir. Süphe yok ki, bunda iyi düsünecek bir kavim için ibretler vardir. 

43. Yoksa onlar Allah'tan baskasini sefaatçilar mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir seye güç yetiremezler ve akil erdiremezlerse de mi (Sefaatçi edineceksiniz)? 

44. De ki: Bütün sefâat Allah'indir. Göklerin ve yerin hükümranligi O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz. 

45. Allah, tek olarak anildigi zaman, ahirete inanmayanlarin içlerine sikinti basar. Ama Allah'tan baskasi anildigi zaman hemen yüzleri güler. 

46. De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de asikâri da bilen Allah! Kullarinin arasinda, ayriliga düstükleri seyin hükmünü ancak sen vereceksin. 

47. Eger yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydi, kiyamet gününde azabin fenaligindan (kurtulmak için) elbette bunlari fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafindan, hiç hesaba katmadiklari seyler ortaya çikmistir. 

48. Onlarin kazandiklari kötülükler (o gün) açiga çikmis, alaya aldiklari sey, kendilerini sarmistir. 

49. Insana bir zarar dokundugu zaman bize yalvarir. Sonra, kendisine tarafimizdan bir nimet verdigimiz vakit, "Bu bana ancak bilgimden dolayi verilmistir" der. Hayir o, bir imtihandir, fakat çoklari bilmezler. 

50. Bunu onlardan öncekiler de söylemisti; ama kazandiklari seyler onlara fayda vermedi. 

51. Bunun için yaptiklari kötülüklerin vebali onlari yakaladi. Bunlardan da zulmedenlerin isledikleri kötülükler, baslarina gelecektir. Bu hususta Allah'i âciz birakamazlar. 

52. Bilmiyorlar mi ki Allah, rizki diledigine bol bol verir, dilediginden de kisar. Süphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vardir. 

53. De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi asan kullarim! Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahlari bagislar. Süphesiz ki O, çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

54. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardim edilmez. 

55. Siz farkinda olmadan, ansizin basiniza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun. 

56. Kisinin: Allah'a karsi asiri gitmemden dolayi bana yaziklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyecegi günden sakinin)! 

57. Yahut söyle diyecektir:" Allah bana hidayet verseydi, elbette sakinanlardan olurdum". 

58. Veya azabi gördügünde: Keske benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam!" demesinden. 

59. Hayir (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmisti de sen onlari yalanlamis, büyüklük taslamis ve inkârcilardan olmustun. 

60. Kiyamet gününde Allah hakkinda yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara oldugunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacagi yer cehennemde degil midir? 

61. Allah, takvâ sahiplerini kurtulusa erdirir. Onlara hiçbir fenalik dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar. 

62. Allah her seyin yaraticisidir. O, her seye vekîldir. 

63. Göklerin ve yerin anahtarlari (mutlak hükümranligi) O'nundur. Allah'in âyetlerini inkâr edenler var ya, iste onlar hüsrana ugrayanlardir. 

64. De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan baskasina kulluk etmemi mi emrediyorsunuz? 

65. (Resûlüm!) Süphesiz sana da senden öncekilere de söyle vahyolunmustur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak kosarsan, islerin mutlaka bosa gider ve hüsranda kalanlardan olursun! 

66. Hayir! Yalniz Allah'a kulluk et ve sükredenlerden ol. 

67. Onlar Allah'i hakkiyla taniyip bilemediler. Kiyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadir. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüs olacaktir. O, müsriklerin ortak kosmalarindan yüce ve münezzehtir. 

68. Sûr'a üflenince, Allah'in diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayaga kalkmis bakiyorlar! 

69. Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydinlanir, kitap konulur, peygamberler ve sahitler getirilir ve aralarinda hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez. 

70. Herkes ne yaptiysa, karsiligi tastamam verilir. Allah, onlarin yaptiklarini en iyi bilendir. 

71. O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapilari açilir, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavusacaginizi ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmustur. 

72. Onlara: Içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir. 

73. Rablerine karsi gelmekten sakinanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varip da kapilari açildiginda bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artik ebedî kalmak üzere girin buraya, derler. 

74. Onlar: Bize verdigi sözde sadik olan ve bizi, diledigimiz yerinde oturacagimiz bu cennet yurduna vâris kilan Allah'a hamdolsun. Iyi amelde bulunanlarin mükâfati ne güzelmis! derler. 

75. Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Ars'in etrafini kusatmislardir. Artik aralarinda adaletle hükmolunmus ve "alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" denilmistir. 

57-el-HADÎD


Medine'de inmistir; 22 (yirmiiki) âyettir. Adini, ilk âyetinde geçen "tecâdilü" kelimesinden alir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.



1. Göklerde ve yerde bulunan her sey Allah'i tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir. 

2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her seye gücü yetendir. 

3. O ilktir, sondur, zahirdir, batindir. O, her seyi bilendir. 

4. O, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra Ars'in üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çikani, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsaniz, O sizinle beraberdir. Allah yaptiklarinizi görür. 

5. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün isler ancak O'na döndürülür. 

6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olani bilir. 

7. Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kildigi seylerden harcayin. Sizden iman edip de (Allah rizasi için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardir. 

8. Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çagirdigi halde niçin Allah'a inanmiyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almisti. Eger inanirsaniz. 

9. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için kuluna apaçik âyetler indiren O'dur. Süphesiz Allah, size karsi çok sefkatli, çok merhametlidir. 

10. Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamiyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirasi Allah'indir. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savasanlar, daha sonra harcayip savasanlara esit degildir. Onlarin derecesi, sonradan infak eden ve savasanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olani vâdetmistir. Allah'in yaptiklarinizdan haberi vardir. 

11. Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karsiligini kat kat verir ve ayrica onun çok degerli bir mükâfati da vardir. 

l2. Mümin erkeklerle mümin kadinlari, önlerinden ve saglarindan, (amellerinin) nurlari aydinlatip giderken gördügün günde, (onlara): Bugün müjdeniz, zemininden irmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacaginiz cennetlerdir, denilir. Iste büyük kurtulus budur. 

13. Münafik erkeklerle münafik kadinlarin, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça isik alalim, diyecegi günde kendilerine: Arkaniza dönün de bir isik arayin! denilir. Nihayet onlarin arasina, içinde rahmet, disinda azap bulunan kapili bir sur çekilir. 

14. Münafiklar onlara: Biz sizinle beraber degil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi basinizi belaya soktunuz; firsat beklediniz; süpheye düstünüz ve kuruntular sizi aldatti. O çok aldatan (seytan) sizi, Allah hakkinda bile aldatti. Nihayet Allah'in emri gelip çatti! 

15. Bugün artik ne sizden ne de inkâr edenlerden bedel kabul edilir, varacaginiz yer atestir. Size yarasan odur. Ne kötü bir dönüs yeridir! 

16. Iman edenlerin Allah'i anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamani daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasinlar. Onlarin üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katilasti. Onlardan bir çogu yoldan çikmis kimselerdir. 

17. Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzünü canlandiriyor. Düsünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açikladik. 

18. Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadinlara ve Allah'a güzel bir ödünç verenlere, verdiklerinin karsiligi kat kat ödenir ve onlara degerli bir mükâfat vardir. 

l9. Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) iste onlar, Rableri yaninda sözü özü dogru olanlar ve sehitlik mertebesine erenlerdir. Onlarin mükâfatlari ve nûrlari vardir. Inkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlaridir. 

20. Bilin ki dünya hayati ancak bir oyun, eglence, bir süs, aranizda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteginden ibarettir. Tipki bir yagmur gibidir ki, bitirdigi ziraatçilerin hosuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsari oldugunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardir. Yine orada Allah'in magfireti ve rizasi vardir. Dünya hayati aldatici bir geçimlikten baska bir sey degildir. 

21. Rabbinizden bir magfirete; Allah'a ve peygamberlerine inananlar için hazirlanmis olup genisligi gökle yerin genisligi kadar olan cennete kosusun. Iste bu, Allah'in lütfudur ki onu diledigine verir. Allah büyük lütuf sahibidir. 

22. Yeryüzünde vuku bulan ve sizin basiniza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazilmis olmasin. Süphesiz bu, Allah'a göre kolaydir. 

23. (Allah bunu) elinizden çikana üzülmeyesiniz ve Allah'in size verdigi nimetlerle simarmayasiniz diye açiklamaktadir. Çünkü Allah, kendini begenip böbürlenen kimseleri sevmez. 

24. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriligi emrederler. Kim yüz çevirirse süphesiz ki Allah zengindir, hamde lâyiktir. 

25. Andolsun biz peygamberlerimizi açik delillerle gönderdik ve insanlarin adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabi ve mizani indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardir. Bu, Allah'in, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardim edenleri belirlemesi içindir. Süphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. 

26. Andolsun ki biz, Nuh'u ve Ibrahim'i gönderdik, peygamberligi de kitabi da onlarin soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi dogru yoldadir; içlerinden birçogu da yoldan çikmislardir. 

27. Sonra bunlarin izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oglu Isa'yi da arkalarindan gönderdik, ona Incil'i verdik; ona uyanlarin kalplerine sefkat ve merhamet vermistik. Uydurduklari ruhbanliga gelince, onu biz yazmadik. Fakat kendileri Allah rizasini kazanmak için yaptilar. Ama buna da geregi gibi uymadilar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarini verdik. Içlerinden çogu da yoldan çikmislardir. 

28. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine inanin ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size isiginda yürüyeceginiz bir nûr lütfetsin; sizi bagislasin. Allah, çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

29. Böylece kitap ehli, Allah'in lütfundan hiçbir sey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'in elindedir, onu diledigine bahseder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

92-el-LEYL


Geceye yeminle basladigi için "Leyl" denilmistir. Mekke'de inmistir, 21 (yirmibir) âyettir. Bu sûrede insanoglunun iki zit davranisindan, cömertlik ve cimrilikten bahsedilir. Imanli olmakla cömertlik, imansizlikla cimrilik arasindaki iliskiye dikkat çekilir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. (Karanligi ile etrafi) bürüyüp örttügü zaman geceye, 

2. Açilip agardigi vakit gündüze, 

3. Erkegi ve disiyi yaratana yemin ederim ki, 

4. Sizin isleriniz baska baskadir. 

5. Artik kim verir ve sakinirsa, 

6. Ve en güzeli de tasdik ederse, 

7. Biz de onu en kolaya hazirlariz (onda basarili kilariz). 

8. Kim cimrilik eder, kendini müstagni sayar, 

9. Ve en güzeli de yalanlarsa, 

10. Biz de onu en zora hazirlariz. 

11. Düstügü zaman da mali kendisine hiç fayda vermez. 

12. Dogru yolu göstermek bize aittir. 

13. Süphesiz ahiret de dünya da bizimdir. 

14. (Ey insanlar! ) Alev alev yanan bir atesle sizi uyardim. 

15. O atese, ancak kötü olan girer. 

16. Öyle kötü ki, yalanlayip ve yüz çevirmistir. 

17.En çok korunan ise ondan (atesten) uzak tutulur. 

18.O ki ,Allah yolunda malini verir, temizlenir. 

19.Onun nezdinde hiçbir kimseye ait sükranla karsilanacak bir nimet yoktur. 

20.O ancak Yüce Rabbinin rizasini aramak için verir. 

21. Ve o (buna kavusarak) hosnut olacaktir.

95-et-TÎN


"Tîn", dag adi veya incir demektir. Bürûc sûresinden sonra Mekke'de inmistir, 8 (sekiz) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Incire, zeytine, 

2. Sina dagina , 

3.Ve su emîn beldeye yemin ederim ki, 

4.Biz insani en güzel biçimde yarattik. 

5.Sonra da çevirdik asagilarin asagisina attik. 

6. Fakat iman edip sâlih amel isleyenler için eksilmeyen devamli bir ecir vardir. 

7. Artik bundan sonra, ceza günü konusunda seni kim yalanlayabilir? 

8. Allah, hüküm verenlerin en üstünü degil midir?

96-el-ALAK


Alak, insanin yaratilis safhalarindan olan asilanmis yumurtayi ifade eder. Bu sûreye "Ikra' sûresi" de denir. Mekke'de inmistir; 19 âyettir. Ilk 5 âyeti, Kur'an'in ilk inen âyetleridir. Bu sûrede okumanin, ögrenmenin üstünlügü, insanin yaratilisi, kalemin özelligi, bunlarin insana Allah'in ihsani oldugu, insanin bunlari düsünmesi, Rabbine itaat etmesi gerektigi, aksi halde azaba dûçar olacagi anlatilir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Yaratan Rabbinin adiyla oku! 

2. O, insani bir asilanmis yumurtadan yaratti. 

3. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. 

4. O Rab ki kalemle (yazmayi) ögretti. 

5. Insana bilmedikleri seyi ögretti. 

98-el-BEYYINE


Açik delil manasina gelen ve birinci âyette geçen "beyyine" kelimesi sûreye ad olmustur. Talâk sûresinden sonra Medine'de inmistir, 8 (sekiz) âyettir. Bu sûrede kâfirlerden ve müsriklerden söz edilmis, onlarin bazi davranislari anlatilmis, inanan ve iyi isler yapanlarin kurtulusa erecegi ifade edilmistir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Apaçik delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müsriklerden inkârcilar (küfürden) ayrilacak degillerdi. 

2. (Iste o apaçik delil,) Allah tarafindan gönderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir. 

3. En dogru hükümler vardir su sahifelerde. 

4. Kendilerine kitap verilenler ancak o açik delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayriliga düstüler. 

5. Halbuki onlara ancak, dini yalniz O'na has kilarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kilmalari ve zekât vermeleri emrolunmustu. Saglam din de budur. 

6. Ehl-i kitap ve müsriklerden olan inkârcilar, içinde ebedî olarak kalacaklari cehennem atesindedirler. Iste halkin en serlileri onlardir. 

7. Iman edip sâlih ameller isleyenlere gelince, halkin en hayirlisi da onlardir. 

8. Onlarin Rableri katindaki mükâfatlari, zemininden irmaklar akan, içinde devamli olarak kalacaklari Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hosnut olmus, onlar da Allah'tan hosnut olmuslardir. Bu söylenenler hep Rabbinden korkan (O'na saygi gösterenler) içindir.

99-ez-ZILZÂL


Deprem demek olan "zilzâl", sûrenin ilk âyetinde geçer. Nisâ sûresinden sonra Medine'de inmistir, 8 (sekiz) âyettir. Kiyametin kopmasindan, insanlarin yeniden dirilip hesap vermelerinden, herkesin -iyi ya da kötü- ettigini bulacagindan bahseder.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Yerküre kendine has sarsintisiyla sallandigi, 

2. Toprak agirliklarini disari çikardigi, 

3. Ve insan "Ne oluyor buna!" dedigi vakit, 

4. Iste o gün (yer) haberlerini anlatir, 

5. Rabbinin ona bildirmesiyle. 

6. O gün insanlar amellerini görmeleri (karsiligini almalari) için darmadaginik geri dönüp gelirler. 

7. Kim zerre miktari hayir yapmissa onu görür. 

8. Kim de zerre miktari ser islemisse onu görür.

100-el-ÂDIYÂT



Âdiyât, kosan atlar demektir. Asr sûresinden sonra Mekke'de inmistir, 11 (onbir) âyettir. Bu sûrede insanoglunun nankörlügünden, kiyamet günü ortaya çikacak acikli durumdan söz edilir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


l. Haril haril kosanlara,

2. (Nallariyla) çakarak kivilcim saçanlara,

3. (Ansizin) sabah baskini yapanlara,

4. Orada tozu dumana katanlara,

5. Derken orada bir toplulugun ta ortasina girenlere yemin ederim ki ,

6. Süphesiz insan, Rabbine karsi pek nankördür.

7. Süphesiz buna kendisi de sahittir ,

8. Ve o, mal sevgisine de asiri derecede düskündür.

9. Kabirlerde bulunanlarin diriltilip disari atildigini düsünmez mi?

10. Ve kalplerde gizlenenler ortaya kondugu zaman ,

11. Süphesiz Rableri o gün onlardan tamamiyle haberdar

101-el-KÂRIA



Kâria, kapi çalan demektir ve kiyamet kasdedilmistir. Kureys sûresinden sonra Mekke'de inmistir, 11 (onbir) âyettir. Bu sûrede, kiyametin kopusunda meydana gelecek olaylardan ve insanin âkibetinden söz edilmistir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.


1. Kapi çalan!

2. Nedir o kapi çalan?

3. O kapi çalanin ne oldugunu bilir misin?

4. Insanlarin, atesin etrafini sarmis pervaneler gibi olur,

5. Daglarin da atilmis renkli yüne dönüstügü gündür (o Kâria!)

6. O gün kimin tartilan ameli agir gelirse.

7. Iste o, hosnut edici bir yasayis içinde olur.

8. Ameli yegni olana gelince.

9. Iste onun anasi (yeri, yurdu) Hâviye'dir.

10.Nedir o (Hâviye) bilir misin?

11.Kizgin ates!

102-et-TEKÂSÜR



Tekâsür, çokluk yarisi ve çoklukla övünmek demektir. Kevser sûresinden sonra Mekke'de inmistir. 8 (sekiz) âyettir. Cahiliye Araplari, mal, evlât ve akrabalarinin çoklugunu bir gurur ve seref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yasayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlügünü geçmisleriyle de isbat etmek için kabirlere gider, ölmüs akrabalarinin çokluguyla övünürlerdi. Sûrede onlarin bu tutumu elestirilmekte ve gerçek üstünlügün ahirette ortaya çikacagi belirtilmektedir.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladi ki, 

2. Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz. 

3. Hayir! Yakinda bileceksiniz! 

4. Elbette yakinda bileceksiniz! 

5. Gerçek öyle degil! Kesin bilgi ile bilmis olsaydiniz, 

6. Mutlaka cehennem atesini görürdünüz. 

7. Sonra ahirette onu çiplak gözle göreceksiniz. 

8. Nihayet o gün (dünyada yararlandiginiz) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.

105-el-FÎL



Kâbe'yi yikmak isteyen Ebrehe'nin fillerle hücumunu konu edindigi için bu adi almistir. Kâfirûn sûresinden sonra Mekke'de inmistir, 5 (bes) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

l. Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi? 

2. Onlarin kötü planlarini bosa çikarmadi mi? 

3. Onlarin üstüne ebâbil kuslarini gönderdi. 

4. O kuslar, onlarin üzerlerine piskin tugladan yapilmis taslar atiyordu. 

5. Böylece Allah onlari yenilip çignenmis ekine çevirdi.