oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1-el-FÂTIHA

1-el-FÂTİHA  Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

şükür minnettar
Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmistir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'in ilk sûresi oldugu için açis
yapan, açan manasina "Fâtiha" denilmistir. Diger adlari sunlardir: Ana kitap manasina "Ümmü'l-Kitâp" dinin asillarini ihtiva eden manasina "el-Esâs", ana hatlariyla Islâm'i anlattigi için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok esrari tasidigi için "el-Kenz".
Peygamberimiz "Fâtiha'yi okumayanin namazi olmaz" buyurmustur. Onun için, Fâtiha, namazlarin her rekâtinda okunur. Manasi itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttir. Kullugun yalniz Allah'a yapilacagi, destegin yalnizca Allah'tan geldigi, dogru yola varmanin da dogru yoldan sapmanin da Allah'in iradesine dayandigi, çünkü hayri da serri de yaratanin Allah oldugu hususlari bu sûrede ifadesini bulmustur. Kur'an, insanliga dogru yolu göstermek için indirilmistir. Kur'an'in ihtiva ettigi esaslar ana hatlari ile Fâtiha'da vardir. Zira Fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete lâyik bir tek Allah'in varligi, O'nun hakimiyeti, O'ndan baska dayanilacak bir güç bulunmadigi anlatilir ve dogru yola gitme, iyi insan olma dileginde bulunulur.Hicretten önce nazil olmustur. 7 ayettir.

1-el-FÂTİHA  Suresinin Türkçe anlamı


1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah'in adiyla.

2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.


3. O, rahmândir ve rahîmdir.


4. Ceza gününün mâlikidir.


5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalniz senden medet umariz.


6. Bize dogru yolu göster.


7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulundugun kimselerin yolunu; gazaba ugramislarin ve sapmislarin yolunu degil!


2-el-BAKARA Suresinin türkçe anlamını oku



8-el-ENFÂL

8-el-ENFÂL Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

türkçe kuranEnfâl sûresi, 75 (yetmisbes) âyettir. 30 ilâ 36. âyetler Mekke'de, digerleri Medine'de inmistir. Enfâl,
ziyade manasina gelen "nefl" kelimesinin çoguludur. Islâm dinini savunmak için yapilan savaslarda elde edilen sevaba ek olarak alinan ganimet malina da "nefl" denilmistir. Sûrenin birinci âyetinde savastan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resûlüne ait oldugu ifade edildigi için sûreye bu ad verilmistir.






8-el-ENFÂL Suresinin Türkçe anlamı

 

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla

1. Sana savas ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranizi düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin. 


2. Müminler ancak, Allah anildigi zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'in âyetleri okundugunda imanlarini artiran ve yalniz Rablerine dayanip güvenen kimselerdir. 


3. Onlar namazlarini dosdogru kilan ve kendilerine rizik olarak verdigimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir. 


4. Iste onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katinda nice dereceler, bagislanma ve tükenmez bir rizik vardir. 


5. (Onlarin bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemedigi halde, Rabbinin seni evinden hak ugruna çikardigi (zamanki halleri) gibidir. 


6. Hak ortaya çiktiktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmis gibi (cihad hususunda) seninle tartisiyorlardi. 


7. Hatirlayin ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureys ordusundan) birinin sizin oldugunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanin (kervanin) sizin olmasini istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakki gerçeklestirmek ve (Kureys ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardini kesmek istiyordu. 


8. (Bunlar,) günahkârlar istemese de hakki gerçeklestirmek ve bâtili ortadan kaldirmak içindi. 


9. Hatirlayin ki, siz Rabbinizden yardim istiyordunuz. O da, ben pespese gelen bin melek ile size yardim edecegim, diyerek duanizi kabul buyurdu. 


10. Allah bunu (meleklerle yardimi) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatissin diye yapmisti. Zaten yardim yalniz Allah tarafindandir. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir. 


11. O zaman katindan bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldiriyordu; sizi temizlemek, seytanin pisligini (verdigi vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine baglamak ve savasta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yagmur) indiriyordu. 


l2. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüregine korku salacagim; vurun boyunlarina! Vurun onlarin bütün parmaklarina! diye vahyediyordu. 


l3. Bu söylenenler, onlarin Allah'a ve Resûlüne karsi gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, bilsin ki Allah, azabi siddetli olandir. 


14. Iste bu yenilgi size Allah'in azabi! Simdilik onu tadin! Kâfirlere bir de cehennem atesinin azabi vardir. 


15. Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle karsilastiginiz zaman onlara arkanizi dönmeyin. (Korkup kaçmayin). 


16. Tekrar savasmak için bir tarafa çekilme veya diger bölüge ulasip mevzi tutma durumu disinda, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'in gazabini hak etmis olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orasi, varilacak ne kötü yerdir! 


17. (Savasta) onlari siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onlari; attigin zaman da sen atmadin, fakat Allah atti (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapti). Süphesiz Allah isitendir, bilendir. 


18. Bu böyledir. Süphesiz Allah, kâfirlerin tuzagini bozar. 


19. (Ey kâfirler!) Eger siz fetih istiyorsaniz, iste size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eger (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yine (Peygamber'e düsmanliga) dönerseniz, biz de (ona) yardima döneriz. Toplulugunuz çok bile olsa, sizden hiçbir seyi savamaz. Çünkü Allah müminlerle beraberdir. 


20. Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, isittiginiz halde O'ndan yüz çevirmeyin. 


21. Isitmedikleri halde isittik diyenler gibi olmayin. 


22. Süphesiz Allah katinda hayvanlarin en kötüsü, düsünmeyen sagirlar ve dilsizlerdir. 


23. Allah onlarda bir hayir görseydi elbette onlara isittirirdi. Fakat isittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi. 


24. Ey inananlar! Hayat verecek seylere sizi çagirdigi zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kisi ile onun kalbi arasina girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksiniz. 


25. Bir de öyle bir fitneden sakinin ki o, içinizden sadece zulmedenlere erismekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perisan eder). Biliniz ki, Allah'in azabi siddetlidir. 


26. Hatirlayin ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz taninan az (bir toplum) idiniz; insanlarin sizi kapip götürmesinden korkuyordunuz da sükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardimiyla sizi destekledi ve size temizinden riziklar verdi. 


27. Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmis olursunuz. 


28. Biliniz ki, mallariniz ve çocuklariniz birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'in katindadir. 


29. Ey iman edenler! Eger Allah'tan korkarsaniz O, size iyi ile kötüyü ayirdedecek bir anlayis verir, suçlarinizi örter ve sizi bagislar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir. 


30. Hatirla ki, kâfirler seni tutup baglamalari veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çikarmalari için sana tuzak kuruyorlardi. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranlarin en iyisidir. 


31. Onlara âyetlerimiz okundugu zaman dediler ki: "(Evet) isittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarindan baska bir sey degildir." 


32. Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'im! Eger bu Kitap senin katindan gelmis bir gerçekse üzerimize gökten tas yagdir, yahut bize elem verici bir azap getir! demislerdi. 


33. Halbuki sen onlarin içinde iken Allah, onlara azap edecek degildir. Ve onlar magfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici degildir. 


34. Onlar Mescid-i Haram'in mütevellîleri olmadiklari halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranin mütevellîleri takvâ sahiplerinden baskalari degildir. Fakat onlarin çogu bunu bilmez. 


35. Onlarin Beytullah yanindaki dualari da islik çalmak ve el çirpmaktan baska bir sey degildir. (Ey kâfirler!) Inkâr etmekte oldugunuz seylerden ötürü simdi azabi tadin! 


36. Süphesiz ki inkâr edenler mallarini, (insanlari) Allah yolundan alikoymak için harciyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acisi olacak ve en sonunda maglûp olacaklardir. Kâfirlikte israr edenler ise cehenneme toplanacaklardir. 


37. (Bu toplama) Allah'in murdari temizden ayiklamasi (mümini kâfirden ayirmasi) ve bütün murdarlarin bir kismini diger bir kisminin üstüne koyup hepsini yigarak cehenneme atmasi içindir. Iste onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir. 


38. Inkâr edenlere, (sana düsmanliktan) vazgeçerlerse, geçmis günahlarinin bagislanacagini söyle. Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir! 


39. Fitne ortadan kalkincaya ve din tamamen Allah'in oluncaya kadar onlarla savasin! (Inkâra) son verirlerse süphesiz ki Allah onlarin yaptiklarini çok iyi görür. 


40. Eger (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardimcidir!. 


4l. Eger Allah'a ve hak ile bâtilin ayrildigi gün, iki ordunun birbiri ile karsilastigi gün (Bedir savasinda) kulumuza indirdigimize inanmissaniz, bilin ki, ganimet olarak aldiginiz herhangi bir seyin beste biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalarina yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her seye hakkiyla kadirdir. 


42. Hatirlayin ki, (Bedir savasinda) siz vâdinin yakin kenarinda (Medine tarafinda) idiniz, onlar da uzak kenarinda (Mekke tarafinda) idiler. Kervan da sizden daha asagida (deniz sahilinde) idi. Eger (savas için) sözlesmis olsaydiniz, sözlestiginiz vakit hususunda ihtilâfa düserdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanin açik bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olmasi, yasayanin da açik bir delille yasamasi için (böyle yapti). Çünkü Allah hakkiyla isitendir, bilendir. 


43. Hatirla ki, Allah, uykunda sana onlari az gösterdi. Eger onlari sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu is hakkinda münakasaya girisecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardi. Süphesiz O, kalplerin özünü bilir. 


44. Allah, olacak bir isi yerine getirmek için (savas alaninda) karsilastiginiz zaman onlari sizin gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onlarin gözlerinde azaltiyordu. Bütün isler Allah'a döner. 


45. Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karsilastiginiz zaman sebat edin ve Allah'i çok anin ki basariya erisesiniz. 


46. Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekismeyin; sonra korkuya kapilirsiniz da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. 


47. Çalim satmak, insanlara gösteris yapmak ve (insanlari) Allah yolundan alikoymak için yurtlarindan çikanlar (kâfirler) gibi olmayin. Allah onlarin yaptiklarini çepeçevre kusatmistir. 


48. Hani seytan onlara yaptiklarini güzel gösterdi de: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, süphesiz ben de sizin yardimcinizim, dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardina döndü ve: Ben sizden uzagim, ben sizin göremediklerinizi (melekleri) görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'in azabi siddetlidir, dedi. 


49. O zaman münafiklarla kalplerinde hastalik bulunanlar, (sizin için), "Bunlari, dinleri aldatmis" diyorlardi. Halbuki kim Allah'a dayanirsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kilacak O'dur. Yoksa ordularin sayi ve techizat üstünlügü degildir). 


50. Melekler yüzlerine ve arkalarina vurarak ve "Tadin yakici cehennem azabini" (diyerek) o kâfirlerin canlarini alirken onlari bir görseydin! 


51. Iste bu, ellerinizle yaptiginiz yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici degildir. 


52. (Bunlarin gidisati) tipki Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidisati gibidir. (Onlar da) Allah'in âyetlerini inkâr etmislerdi de Allah onlari günahlari sebebiyle yakalamisti. Allah güçlüdür. O'nun cezasi siddetlidir. 


53. Bu da, bir millet kendilerinde bulunani (güzel ahlâk ve meziyetleri) degistirinceye kadar Allah'in onlara verdigi nimeti degistirmeyeceginden dolayidir. Gerçekten Allah isitendir, bilendir. 


54. (Evet bunlarin durumu), Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamislardi; biz de onlari günahlarindan ötürü helâk etmistik ve Firavun ailesini (denizde) bogmustuk. Hepsi de zalimler idiler. 


55. Allah katinda, yürüyen canlilarin en kötüsü kâfir olanlardir. Çünkü onlar iman etmezler. 


56. Onlar, kendileriyle antlasma yaptigin, sonra her defasinda hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir. 


57. Eger savasta onlari yakalarsan, ibret almalari için onlar ile (onlara verecegin ceza ile) arkalarinda bulunan kimseleri de dagit. 


58. (Antlasma yaptigin) bir kavmin hainlik yapmasindan korkarsan, sen de (onlarla yaptigin ahdi) ayni sekilde bozdugunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez. 


59. Inkâr edenler yakayi kurtardiklarini sanmasinlar. Çünkü onlar (bizi) âciz birakamazlar. 


60. Onlara (düsmanlara) karsi gücünüz yettigi kadar kuvvet ve cihad için baglanip beslenen atlar hazirlayin, onunla Allah'in düsmanini, sizin düsmaninizi ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah'in bildigi (düsman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsaniz size eksiksiz ödenir, siz asla haksizliga ugratilmazsiniz. 


61. Eger onlar barisa yanasirlarsa sen de ona yanas ve Allah'a tevekkül et, çünkü O isitendir, bilendir. 


62. Eger sana hile yapmak isterlerse, sunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardimiyla ve müminlerle destekleyendir. 


63. Ve (Allah), onlarin kalplerini birlestirmistir. Sen yeryüzünde bulunan her seyi verseydin, yine onlarin gönüllerini birlestiremezdin, fakat Allah onlarin aralarini bulup kaynastirdi. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir. 


64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter. 


65. Ey Peygamber! Müminleri savasa tesvik et. Eger sizden sabirli yirmi kisi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eger sizden yüz kisi olursa, kâfir olanlardan bin kisiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. 


66. Simdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayiflik oldugunu bildi. O halde sizden sabirli yüz kisi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kisiye galip gelir. Ve eger sizden bin kisi olursa, Allah'in izniyle (onlardan) ikibin kisiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. 


67. Yeryüzünde agir basincaya (küfrün belini kirincaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunmasi yarasmaz. Siz geçici dünya malini istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir. 


68. Allah tarafindan önceden verilmis bir hüküm olmasaydi, aldiginiz fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu. 


69. Artik elde ettiginiz ganimetten helâl ve temiz olarak yeyin. Ve Allah'tan korkun. Süphesiz ki Allah bagislayan, merhamet edendir. 


70. Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah kalplerinizde hayir oldugunu bilirse, sizden alinandan (fidyeden) daha hayirlisini size verir ve sizi bagislar. Çünkü Allah bagislayandir, esirgeyendir. 


71. Eger sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha önce Allah'a da hainlik etmislerdi de Allah onlara karsi sana imkân ve kudret vermisti. Allah bilendir, hikmet sahibidir. 


72. Iman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler ve (muhacirleri) barindirip yardim edenler var ya, iste onlarin bir kismi diger bir kisminin dostlaridir. Iman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onlarin mirasindan hiçbir pay yoktur. Eger onlar din hususunda sizden yardim isterlerse, sizinle aralarinda sözlesme bulunan bir kavim aleyhine olmaksizin (o müslümanlara) yardim etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarinizi hakkiyla görmektedir. 


73. Kâfir olanlar da birbirlerinin yardimcilaridir. Eger siz onu (Allah'in emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. 


74. Iman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barindiran ve yardim edenler var ya, iste gerçek müminler onlardir.


Onlar için magfiret ve bol rizik vardir. 


75. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'in kitabina göre yakin akrabalar birbirlerine (vâris olmaga) daha uygundur. Süphesiz ki Allah her seyi bilendir.


  

9-et-TEVBE

9-Et-Tevbe Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

günah
Tevbe sûresi, 129 (yüzyirmidokuz) âyettir. 128 ve 129. âyetler Mekke'de, digerleri Medine'de inmistir. 104. âyet tevbe ile ilgili oldugu için sûreye bu isim verilmistir. Sûrenin bundan baska birçok ismi olup en meshuru Berâe'dir. Bu sûrenin Enfâl sûresi'nin devami veya basli basina bir sûre olup olmadigi hakkinda ihtilâf oldugu için basinda Besmele yazilmamistir. Hicretin dokuzuncu yilinda Hz. Ebu Bekir, hac emîri olarak tayin edilmis ve müslümanlar hacca gönderilmisti. Bu sûre inince Resûlullah (s. a.) Allah'in emirlerini hacdaki insanlara teblig etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirdi. Hz. Ali hac kafilesine ulastiginda Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mi geldin, yoksa memur olarak mi?" diye sordu; Hz. Ali, sadece sûreyi Mekke'de hacilara teblig ile me'mûr oldugunu bildirdi. Hz. Ali bayramin birinci günü Akabe Cemresi yaninda ayaga kalkarak kendisinin Peygamber tarafindan gönderilmis bir elçi oldugunu bildirdi ve bir hutbe okudu, sonra da bu sûrenin basindan 30 veya 40 âyet okuyarak dedi ki: "Dört seyi teblige memurum: 1. Bu yildan sonra Kâbe'ye hiçbir müsrik yaklasmayacak, 2. Hiç kimse çiplak olarak Kâbe'yi ziyâret etmeyecek, 3. Müminden baskasi cennete girmeyecek, 4. Müsrik kabileler tarafindan bozulmamis antlasmalar, antlasma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacak."


9-et-Tevbe Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla

1. Allah ve Resûlünden kendileriyle antlasma yapmis oldugunuz müsriklere bir ihtar! 

2. (Ey müsrikler!) Yeryüzünde dört ay daha dolasin. Iyi bilin ki siz Allah'i âciz birakacak degilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil (ve perisan) edecektir. 


3. Hacc-i ekber (en büyük hac) gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü müsriklerden uzaktir. Eger tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayirlidir. Ve eger yüz çevirirseniz bilin ki, siz Allah'i âciz birakacak degilsiniz. (Ey Muhammed)! o kâfirlere elem verici bir azabi müjdele! 


4. Ancak kendileriyle antlasma yaptiginiz müsriklerden (antlasma sartlarina uyan) hiçbir seyi size eksik birakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çikmayanlar (bu hükmün) disindadir. Onlarin antlasmalarini, süreleri bitinceye kadar tamamlayiniz. Allah (haksizliktan) sakinanlari sever. 


5. Haram aylar çikinca müsrikleri buldugunuz yerde öldürün; onlari yakalayin, onlari hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekâti da verirlerse artik yollarini serbest birakin. Allah yarligayan, esirgeyendir. 


6. Ve eger müsriklerden biri senden aman dilerse, Allah'in kelâmini isitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacagi bir yere ulastir. Iste bu (müsamaha), onlarin, bilmeyen bir kavim olmalarindan dolayidir. 


7. Mescid-i Haram'in yaninda kendileriyle antlasma yaptiklarinizin disinda müsriklerin Allah ve Resûlü yaninda nasil (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size karsi dürüst davrandiklari müddetçe siz de onlara dürüst davranin. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakinanlari sever. 


8. Nasil olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkinizda ne ahit, ne de antlasma gözetirlerdi. Onlar agizlariyla sizi razi ediyorlar, halbuki kalpleri (buna) karsi çikiyor. Çünkü onlarin çogu yoldan çikmislardir. 


9. Allah'in âyetlerine karsilik az bir degeri (dünya malini ve nefsânî istekleri) satin aldilar da (insanlari) O'nun yolundan alikoydular. Gerçekten onlarin yapmakta olduklari seyler ne kötüdür! 


10. Bir mümin hakkinda ne ahit tanirlar ne de antlasma. Çünkü onlar saldirganlarin kendileridir. 


11. Fakat tevbe eder, namaz kilar ve zekât verirlerse, artik onlar dinde kardeslerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açikliyoruz. 


12. Eger antlasmalarindan sonra yeminlerini bozarlar, ve dininize saldirirlarsa, küfrün önderlerine karsi savasin. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardir. (Onlara karsi savasirsaniz) umulur ki küfre son verirler. 


13. (Ey müminler!) verdikleri sözü bozan, Peygamber'i (yurdundan) çikarmaya kalkisan ve ilk önce size karsi savasa baslamis olan bir kavme karsi savasmayacak misiniz; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger (gerçek) müminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmaniza daha lâyiktir. 


14. Onlarla savasin ki, Allah sizin ellerinizle onlari cezalandirsin; onlari rezil etsin; sizi onlara galip kilsin ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsin. 


15. Ve onlarin (müminlerin) kalplerinden öfkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir. 


16. Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden baskasini kendilerine sirdas edinmeyenleri ortaya çikarmadan birakilacaginizi mi sandiniz? Allah yaptiklarinizdan haberdardir. 


17. Allah'a ortak kosanlar, kendilerinin kâfirligine bizzat kendileri sahitlik ederlerken, Allah'in mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onlarin bütün isleri bosa gitmistir. Ve onlar ateste ebedî kalacaklardir. 


18. Allah'in mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazi dosdogru kilan, zekâti veren ve Allah'tan baskasindan korkmayan kimseler imar eder. Iste dogru yola ermislerden olmalari umulanlar bunlardir. 


19. (Ey müsrikler!) Siz hacilara su vermeyi ve Mescid-i Haram'i onarmayi, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imani ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katinda esit degillerdir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez. 


20. Iman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler, rütbe bakimindan Allah katinda daha üstündürler. Kurtulusa erenler de iste onlardir. 


21. Rableri onlara, tarafindan bir rahmet ve hosnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler. 


22. Onlar orada ebedî kalacaklardir. Süphesiz ki Allah katinda büyük mükâfat vardir. 


23. Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir. 


24. De ki: Eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, hisim akrabaniz kazandiginiz mallar, kesada ugramasindan korktugunuz ticaret, hoslandiginiz meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artik Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez. 


25. Andolsun ki Allah, birçok yerde (savas alanlarinda) ve Huneyn savasinda size yardim etmisti. Hani çoklugunuz size kendinizi begendirmis, fakat sizi hezimete ugramaktan kurtaramamisti. Yeryüzü bütün genisligine ragmen size dar gelmisti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüstünüz. 


26.Sonra Allah, Resûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediginiz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. Iste bu, o kâfirlerin cezasidir. 


27. Sonra Allah, bunun ardindan yine dilediginin tevbesini kabul eder. Zira Allah bagislayan, esirgeyendir. 


28. Ey iman edenler! Müsrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yillarindan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasinlar. Eger yoksulluktan korkarsaniz, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Süphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir. 


29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin. 


30. Yahudiler, Uzeyr Allah'in ogludur, dediler. Hiristiyanlar da, Mesîh (Isa) Allah'in ogludur dediler. Bu onlarin agizlariyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmus kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin! Nasil da (haktan bâtila) döndürülüyorlar! 


31. (Yahudiler) Allah'i birakip bilginlerini (hahamlarini); (hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oglu Mesîh'i (Isa'yi) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan baska tanri yoktur. O, bunlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir. 


32. Allah'in nûrunu agizlariyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoslanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. 


33. O (Allah), müsrikler hoslanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kilmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir. 


34. Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçogu insanlarin mallarini haksiz yollardan yerler ve (insanlari) Allah yolundan engellerler. Altin ve gümüsü yigip da onlari Allah yolunda harcamayanlar yok mu, iste onlara elem verici bir azabi müjdele! 


35. (Bu paralar) cehennem atesinde kizdirilip bunlarla onlarin alinlari, yanlari ve sirtlari daglanacagi gün (onlara denilir ki): "Iste bu kendiniz için biriktirdiginiz servettir. Artik yigmakta oldugunuz seylerin (azabini) tadin!" 


36. Gökleri ve yeri yarattigi günde Allah'in yazisina göre Allah katinda aylarin sayisi on iki olup, bunlardan dördü haram aylaridir. Iste bu dogru hesaptir. O aylar içinde (Allah'in koydugu yasagi çigneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müsrikler nasil sizinle topyekün savasiyorlarsa siz de onlara karsi topyekün savasin ve bilin ki Allah (kötülükten) sakinanlarla beraberdir. 


37. (Haram aylari) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptirilir. Allah'in haram kildiginin sayisini bozmak ve O'nun haram kildigini helâl kilmak için (haram ayini) bir yil helâl sayarlar, biryil da haram sayarlar. (Böylece) onlarin kötü isleri kendilerine güzel gösterilmistir. Allah kâfirler toplulugunu hidayete erdirmez. 


38. Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savasa çikin!" denildigi zaman yere çakilip kaliyorsunuz? Dünya hayatini ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatinin faydasi ahiretin yaninda pek azdir. 


39. Eger (gerektiginde savasa) çikmazsaniz, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandirir ve yerinize sizden baska bir kavim getirir; siz (savasa çikmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her seye kadirdir. 


40. Eger siz ona (Resûlullah'a) yardim etmezseniz (bu önemli degil); ona Allah yardim etmistir: Hani, kâfirler onu, iki kisiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çikarmislardi; hani onlar magaradaydi; o, arkadasina. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet saglayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediginiz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanlarin sözünü alçaltti. Allah'in sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir. 


41. (Ey müminler!) Gerek hafif, gerek agir olarak savasa çikin, mallarinizla ve canlarinizla Allah yolunda cihad edin. Eger bilirseniz, bu sizin için daha hayirlidir. 


42. Eger yakin bir dünya mali ve kolay bir yolculuk olsaydi (o münafiklar) mutlaka sana uyup pesinden gelirlerdi. Fakat mesakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çikardik" diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onlarin mutlaka yalanci olduklarini biliyor. 


43. Allah seni affetti. Fakat dogru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancilari bilinceye kadar onlara niçin izin verdin? 


44. Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallariyla canlariyla savasmaktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takvâ sahiplerini pek iyi bilir. 


45. Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri süpheye düsüp, kuskulari içinde bocalayanlar senden izin isterler. 


46. Eger onlar (savasa) çikmak isteselerdi elbette bunun için bir hazirlik yaparlardi. Fakat Allah onlarin davranislarini çirkin gördü ve onlari geri koydu; onlara "Oturanlarla (kadin ve çocuklarla) beraber oturun!" denildi. 


47. Eger içinizde (onlar da savasa) çiksalardi, size bozgunculuktan baska bir katkilari olmazdi ve mutlaka fitne çikarmak isteyerek aranizda kosarlardi. Içinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardir. Allah zalimleri gayet iyi bilir. 


48. Andolsun onlar önceden de fitne çikarmak istemisler ve sana nice isler çevirmislerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'in emri yerini buldu. 


49. Onlardan öylesi de var ki: "Bana izin ver, beni fitneye düsürme" der. Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düsmüslerdir. Cehennem, kâfirleri mutlaka kusatacaktir. 


50. Eger sana bir iyilik erisirse, bu onlari üzer. Ve eger basina bir musibet gelirse, "Iyi ki biz daha önce tedbirimizi almisiz" derler ve böbürlenerek dönüp giderler. 


51. De ki: Allah'in bizim için yazdigindan baskasi bize asla erismez. O bizim mevlâmizdir. Onun için müminler yalniz Allah'a dayanip güvensinler. 


52. De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'in, ya kendi katindan veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; süphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz. 


53. De ki: Ister gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktir. Çünkü siz yoldan çikan bir topluluk oldunuz. 


54. Onlarin harcamalarinin kabul edilmesini engelleyen, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üsenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarindan baska bir sey degildir. 


55. (Ey Muhammed!) Onlarin mallari ve çocuklari seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatinda onlarin azaplarini çogaltmayi ve onlarin kâfir olarak canlarinin çikmasini istiyor. 


56. (0 münafiklar) mutlaka sizden olduklarina dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden degillerdir, fakat onlar (kiliçlarinizdan) korkan bir toplumdur. 


57. Eger siginacak bir yer yahut (barinabilecek) magaralar veya (sokulabilecek) bir delik bulsalardi, kosarak o tarafa yönelip giderlerdi. 


58. Onlardan sadakalarin (taksimi) hususunda seni ayiplayanlar da vardir. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razi olurlar, sayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kizarlar. 


59. Eger onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdigine razi olup, "Allah bize yeter, yakinda bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalniz Allah'a ragbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu). 


60. Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düskünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (Islâm'a) isindirilacak olanlara, (hürriyetlerini satin almaya çalisan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalisip cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir. 


61. (Yine o münafiklardan:) O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktir, diyerek peygamberi incitenler de vardir. De ki: O, sizin için bir hayir kulagidir. Çünkü o Allah'a inanir, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah'in Resûlüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardir. 


62. Rizanizi almak için size (gelip) Allah'a and içerler. Eger mümin iseler Allah ve Resûlünü razi etmeleri daha dogrudur. 


63. (Hâla) bilmediler mi ki, kim Allah ve Resûlüne karsi koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacagi cehennem atesi vardir. Iste bu büyük rüsvayliktir. 


64. Münafiklar, kalplerinde olani kendilerine haber verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiginiz seyi ortaya çikaracaktir. 


65. Eger onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmis sakalasiyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz? 


66. (Bosuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bagislasak bile, bir guruba da suçlu olduklarindan dolayi azap edecegiz. 


67. Münafik erkekler ve münafik kadinlar (sizden degil), birbirlerindendir. Onlar kötülügü emreder, iyilikten alikor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'i unuttular. Allah da onlari unuttu! Çünkü münafiklar fâsiklarin kendileridir. 


68. Allah erkek münafiklara da kadin münafiklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacaklari cehennem atesini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmistir! Onlar için devamli bir azap vardir. 


69. (Ey münafiklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptiniz). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler. Onlar (dünya malindan) paylarina düsenden faydalandilar. Iste sizden öncekiler nasil paylarina düsenden faydalandiysalar, siz de payiniza düsenden faydalandiniz ve (bâtila) dalanlar gibi siz de daldiniz. Iste onlarin amelleri dünyada da ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir. 


70. Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen halkinin ve altüst olan sehirlerin haberi ulasmadi mi? Peygamberi onlara apaçik mucizeler getirmisti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek degildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler. 


71. Mümin erkeklerle mümin kadinlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiligi emreder, kötülükten alikorlar, namazi dosdogru kilarlar, zekâti verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. Iste onlara Allah rahmet edecektir. Süphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir. 


72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadinlara, içinde ebedî kalmak üzere altindan irmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah'in rizasi ise hepsinden büyüktür. Iste büyük kurtulus da budur. 


73. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et, onlara karsi sert davran. Onlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kötü bir varis yeridir! 


74. (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Basaramadiklari bir seye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sirf Allah ve Resûlü kendi lütuflarindan onlari zenginlestirdigi için öç almaya kalkistilar. Eger tevbe ederlerse onlar için daha hayirli olur. Yüz çevirirlerse Allah onlari dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarptiracaktir. Yeryüzünde onlarin ne dostu ne de yardimcisi vardir. 


75. Onlardan kimi de, Eger Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka verecegiz ve elbette biz sâlihlerden olacagiz! diye Allah'a and içti. 


76. Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'in emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler. 


77. Nihayet, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayi Allah, kendisiyle karsilasacaklari güne kadar onlarin kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu. 


78. (Münafiklar), Allah'in, onlarin sirrini da fisiltilarini da bildigini ve gayblari (gizli seyleri) çok iyi bilen oldugunu hâla anlamadilar mi? 


79. Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiginden baskasini bulamayanlari çekistirip onlarla alay edenler var ya, Allah iste onlari maskaraya çevirmistir. Ve onlar için elem verici azap vardir. 


80. (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmis kez af dilesen de Allah onlari asla affetmeyecek. Bu, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez. 


81. Allah'in Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çikmayip) oturmalari ile sevindiler; mallariyla, canlariyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; "bu sicakta sefere çikmayin" dediler. De ki: "Cehennem atesi daha sicaktir!" Keske anlasalardi! 


82. Artik kazanmakta olduklarinin cezasi olarak az gülsünler, çok aglasinlar! 


83. Eger Allah seni onlardan bir gurubun yanina döndürür de (Tebük seferinden Medine'ye döner de baska bir savasa seninle beraber) çikmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla çikmayacaksiniz ve düsmana karsi benimle beraber asla savasmayacaksiniz! Çünkü siz birinci defa (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razi oldunuz. Simdi de geri kalanlarla (kadin ve çocuklarla) beraber oturun! 


84. Onlardan ölmüs olan hiçbirine asla namaz kilma; onun kabri basinda da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fâsik olarak öldüler. 


85. Onlarin mallari ve çocuklari seni imrendirmesin. Çünkü Allah, bunlarla ancak dünyada onlarin azaplarini çogaltmayi ve onlarin kâfir olarak canlarinin güçlükle çikmasini istiyor. 


86. "Allah'a inanin, Resûlü ile beraber cihad edin" diye bir sûre indirildigi zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi birak (evlerinde) oturanlarla beraber olalim, dediler. 


87. Geride kalan kadinlarla beraber olmaya razi oldular, onlarin kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar. 


88. Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallariyla, canlariyla cihad ettiler. Iste bütün hayirlar onlarindir ve onlar kurtulusa erenlerin kendileridir. 


89. Allah, onlara içinde ebedî kalacaklari ve zemininden irmaklar akan cennetler hazirlamistir. Iste büyük kazanç budur. 


90. Bedevîlerden, (mazeretleri oldugunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldilar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erisecektir. 


91. Allah ve Resûlü için (insanlara) ögüt verdikleri takdirde, zayiflara, hastalara ve (savasta) harcayacak bir sey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok bagislayan ve çok esirgeyendir. 


92. Kendilerine binek saglaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamiyorum, deyince, harcayacak bir sey bulamadiklarindan dolayi üzüntüden gözleri yas dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur). 


93. Sorumluluk ancak, zengin olduklari halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadinlarla beraber olmaya râzi oldular. Allah da onlarin kalplerini mühürledi, artik onlar (neyin dogru oldugunu) bilmezler. 


94. (Seferden) onlara döndügünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Bosuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayiz; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmistir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resûlü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarinizi size haber verecektir. 


95. Onlarin yanina döndügünüz zaman size, kendilerinden (onlari cezalandirmaktan) vazgeçmeniz için Allah adina and içecekler. Artik onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardir. Kazanmakta olduklarina (kötü islerine) karsilik ceza olarak varacaklari yer cehennemdir. 


96. Onlardan razi olasiniz diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razi olsaniz bile Allah fâsiklar toplulugundan asla razi olmaz. 


97. Bedevîler, kâfirlik ve münafiklik bakimindan hem daha beter, hem de Allah'in Resûlüne indirdigi kanunlari tanimamaya daha yatkindir. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir. 


98. Bedevîlerden öylesi vardir ki (Allah yolunda) harcayacagini angarya sayar ve sizin basiniza belâlar gelmesini bekler. (Bekledikleri) o kötü belâ kendi baslarina gelmistir. Allah pek iyi isiten, çok iyi bilendir. 


99. Bedevîlerden öylesi de vardir ki, Allah'a ve ahiret gününe inanir, (hayir için) harcayacagini Allah katinda yakinliga ve Peygamber'in dualarini almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadiklari mal, Allah katinda) onlar için bir yakinliktir. Allah onlari rahmetine (cennetine) koyacaktir. Süphesiz Allah bagislayan, esirgeyendir. 


100. (Islâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, iste Allah onlardan razi olmustur, onlar da Allah'tan razi olmuslardir. Allah onlara, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetler hazirlamistir. Iste bu büyük kurtulustur. 


101. Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkindan birtakim münafiklar vardir ki, münafiklikta maharet kazanmislardir. Sen onlari bilmezsin, biz biliriz onlari. Onlara iki kez azap edecegiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir. 


102. Digerleri ise günahlarini itiraf ettiler, iyi bir ameli diger kötü bir amelle karistirdilar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onlarin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir. 


103. Onlarin mallarindan sadaka al; bununla onlari (günahlardan) temizlersin, onlari aritip yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onlari yatistirir). Allah isitendir, bilendir. 


104. Allah'in, kullarinin tevbesini kabul edecegini, sadakalari geri çevirmeyecegini ve Allah'in tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hâla bilmezler mi? 


105. De ki: (Yapacaginizi) yapin! Amelinizi Allah da Resûlü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarinizi haber verecektir. 


106. (Sefere katilmayanlardan) diger bir gurup da Allah'in emrine birakilmislardir. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir. 


107. (Münafiklar arasinda) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakki) inkâr etmek, müminlerin arasina ayrilik sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karsi savasmis olan adami beklemek için bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten baska birsey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardir. Halbuki Allah onlarin kesinlikle yalanci olduklarina sahitlik eder. 


108. Onun içinde asla namaz kilma! Ilk günden takvâ üzerine kurulan mescit (Kuba Mescidi) içinde namaz kilman elbette daha dogrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardir. Allah da çok temizlenenleri sever. 


109. Binasini Allah korkusu ve rizasi üzerine kuran kimse mi daha hayirlidir, yoksa yapisini yikilacak bir yarin kenarina kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem atesine giden kimse mi? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez. 


110. Yaptiklari bina, (ölüp de) kalpleri parçalanincaya kadar yüreklerine devamli olarak bir kusku (sebebi) olacaktir. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir. 


111. Allah müminlerden, mallarini ve canlarini, kendilerine (verilecek) cennet karsiliginda satin almistir. Çünkü onlar Allah yolunda savasirlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, Incil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardir! O halde O'nunla yapmis oldugunuz bu alis verisinizden dolayi sevinin. Iste bu, (gerçekten) büyük kazançtir. 


112. (Bu alis verisi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiligi emredip kötülükten alikoyanlar ve Allah'in sinirlarini koruyanlardir. O müminleri müjdele! 


113. (Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli olduklari onlara açikça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak kosanlar için af dilemek ne peygambere yarasir ne de inananlara. 


114. Ibrahim'in babasi için af dilemesi, sadece ona verdigi sözden dolayi idi. Ne var ki, onun Allah'in düsmani oldugu kendisine belli olunca, ondan uzaklasti. Süphesiz ki Ibrahim çok yumusak huylu ve pek sabirli idi. 


115. Allah bir toplulugu dogru yola ilettikten sonra, sakinacaklari seyleri kendilerine açiklayincaya kadar onlari saptiracak degildir. Allah her seyi çok iyi bilendir. 


116. Göklerin ve yerin mülkü yalniz Allah'indir. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardimci vardir. 


117. Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri egrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamaninda ona uyan muhacirlerle ensari affetti. Sonra da onlarin tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karsi çok sefkatli, pek merhametlidir. 


118. Ve (seferden) geri birakilan üç kisinin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü, genisligine ragmen onlara dar gelmis, vicdanlari kendilerini siktikça sikmisti. Nihayet Allah'tan (O'nun azabindan) yine Allah'a siginmaktan baska çare olmadigini anlamislardi. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onlarin tevbesini kabul etti. Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir. 


119. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogrularla beraber olun. 


120. Medine halkina ve onlarin çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'in Resûlünden geri kalmalari ve onun canindan önce kendi canlarini düsünmeleri yakismaz. Iste onlarin Allah yolunda bir susuzluga, bir yorgunluga ve bir açliga dûçar olmalari, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmalari ve düsmana karsi bir basari kazanmalari, ancak bunlarin karsiliginda kendilerine salih bir amel yazilmasi içindir. Çünkü Allah iyilik yapanlarin mükâfatini zayi etmez. 


121. Allah onlari, yapmakta olduklarinin en güzeli ile mükâfatlandirmak için küçük büyük yaptiklari her masraf, geçtikleri her vâdi mutlaka onlarin lehine yazilir. 


122. Müminlerin hepsinin toptan sefere çikmalari dogru degildir. Onlarin her kesiminde bir gurup dinde (dinî ilimlerde) genis bilgi elde etmek ve kavimleri (savastan) döndüklerinde onlari ikaz etmek için geride kalmalidir. Umulur ki sakinirlar. 


123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakininizda olanlara karsi savasin ve onlar (savas aninda) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakinanlarla beraberdir. 


124. Herhangi bir sûre indirildigi zaman onlardan bir kismi der ki: "Bu sizin hanginizin imanini artirdi?" Iman edenlere gelince (bu sûre) onlarin imanlarini artirir ve onlar sevinirler. 


125. Kalplerinde hastalik (kâfirlik ve münafiklik) olanlara gelince, onlarin da inkârlarini büsbütün artirir ve onlar artik kâfir olarak ölürler. 


126. Onlar, her yil bir veya iki kez (çesitli belâlarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mi? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret aliyorlar. 


127. Bir sûre indirildigi zaman, (göz kirpip alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Çevreden) sizi birisi görüyor mu? diye sorarlar, sonra da (sivisip) giderler. Anlamayan bir kavim olduklari için Allah onlarin kalplerini (imandan) çevirmistir. 


128. Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O, size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatlidir, merhametlidir. 


128. Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O, size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatlidir, merhametlidir. 


129. (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan baska ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanirim. O yüce Ars'in sahibidir.


10-Yunus, Suresinin Türkçe anlamını oku

10-YÛNUS

10-Yunus Süresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı.

balık

Yunus

 Yunus sûresi, 109 (yüzdokuz) âyet olup 40, 94, 95 ve 96. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 98. âyette Hz. Yunus'un kavminden bahsedildigi için sûreye bu ad verilmistir. Mekke halki, kendi içlerinden bir adamin peygamber olabilecegine inanamiyorlar ve: "Allah, Ebû Tâlib'in yetimi Muhammed'den baska bir peygamber bulamadi mi?" diyorlardi. Hiç olmazsa hatiri sayilir, zengin ve makam sahibi birisinin peygamber olmasini daha uygun görüyorlardi. Iste bunun üzerine bu sûre inmistir.

10-Yunus Süresinin Türkçe anlamı.


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Elif. Lâm. Râ. Iste bunlar hikmet dolu Kitâb'in âyetleridir. 


2. Içlerinden bir adama: Insanlari uyar ve iman edenlere, Rableri katinda onlar için yüksek bir dogruluk makami oldugunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için sasilacak bir sey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçik bir sihirbazdir, dediler? 


3. Süphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra da isleri yerli yerince idare ederek arsa istiva eden Allah'dir. Onun izni olmadan hiç kimse sefaatçi olamaz. Iste O Rabbiniz Allah'tir. O halde O'na kulluk edin. Hâla düsünmüyor musunuz! 


4. Allah'in gerçek bir vâdi olarak hepinizin dönüsü ancak O'nadir. Çünkü O, mahlûkati önce (yoktan) yaratir, sonra da iman edip iyi isler yapanlara adaletle mükâfat vermek için (onlari huzuruna) geri çevirir. Kâfir olanlara gelince, inkâr etmekte olduklari seylerden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azap vardir. 


5. Günesi isikli, ayi da parlak kilan, yillarin sayisini ve hesabi bilmeniz için ona (aya) birtakim menziller takdir eden O'dur. Allah bunlari, ancak bir gerçege (ve hikmete) binaen yaratmistir. O, bilen bir kavme âyetlerini açiklamaktadir. 


6. Gece ve gündüzün degismesinde (uzayip kisalmasinda) Allah'in göklerde ve yerde yarattigi seylerde, (Onu inkâr etmekten) sakinan bir kavim için elbette nice deliller vardir! 


7. Huzurumuza çikacaklarini beklemeyenler, dünya hayatina razi olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar da vardir muhakkak. 


8. Iste onlarin, kazanmakta olduklari (günahlar) yüzünden varacaklari yer, atestir! 


9. Iman edip güzel isler yapanlara gelince, imanlari sebebiyle Rableri onlari nimet dolu cennetlerde, alt tarafindan irmaklar akan (saraylara) erdirir. 


10. Onlarin oradaki duasi: "Allah'im! Seni noksan sifatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir). Orada birbirleriyle karsilastikça söyledikleri ise "selâm" dir. Onlarin dualarinin sonu da sudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 


11. Eger Allah insanlara, hayri çarçabuk istedikleri gibi serri de acele verseydi, elbette onlarin ecelleri bitirilmis olurdu. Fakat bize kavusmayi beklemeyenleri biz, azginliklari içinde bocalar bir halde (kendi baslarina) birakiriz. 


12. Insana bir zarar geldigi zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararin giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sikintisini kaldirinca, sanki kendisine dokunan bir sikintidan ötürü bize dua etmemis gibi geçip gider. Iste böylece haddi asanlara yapmakta olduklari seyler güzel gösterildi. 


l3. Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mûcizeler getirdigi halde (yalanlayip) zulmettiklerinden dolayi nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek degillerdi. Iste biz suçlu kavimleri böyle cezalandiririz. 


14. Sonra da, nasil davranacaginizi görmemiz için onlarin ardindan sizi yeryüzünde halifeler kildik (Onlarin yerine sizi getirdik). 


15. Onlara âyetlerimiz açik açik okundugu zaman (öldükten sonra) bize kavusmayi beklemeyenler: Ya bundan baska bir Kur'an getir veya bunu degistir! dediler. De ki: Onu kendiligimden degistirmem benim için olacak sey degildir. Ben, bana vahyolunandan baskasina uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabindan korkarim. 


16. De ki: Eger Allah dileseydi onu size okumazdim, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmustum. Hâla akil erdiremiyor musunuz? 


17. Öyleyse kim Allah'a karsi yalan uydurandan veya onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir! Bilesiniz ki suçlular asla onmazlar! 


18. Onlar Allah'i birakip kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek seylere tapiyorlar ve: Bunlar, Allah katinda bizim sefaatçilarimizdir, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Hâsâ! O, onlarin ortak kostuklarindan uzak ve yücedir." 


19. Insanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayriliga düstüler. Eger (azabin ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezelî bir takdir) geçmemis olsaydi, ayriliga düstükleri konuda hemen aralarinda hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve isleri bitirilirdi). 


20. Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'indir. Bekleyin (bakalim) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. 


21. Kendilerine dokunan (kitlik ve hastalik gibi) bir sikintidan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tattirdigimiz zaman, bir de bakarsin ki âyetlerimiz hakkinda onlarin bir tuzagi vardir. De ki: Allah'in tuzagi daha süratlidir. Süphesiz elçilerimiz kurdugunuz tuzaklari yaziyorlar. 


22. Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulundugunuz, o gemiler de içindekileri tatli bir rüzgârla alip götürdükleri ve (yolcular) bu yüzden neselendikleri zaman, o gemiye siddetli bir firtina gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kusatildiklarini anlarlar da dini yalniz Allah'a halis kilarak: "Andolsun eger bizi bundan kurtarirsan mutlaka sükredenlerden olacagiz" diye Allah'a yalvarirlar. 


23. Fakat Allah onlari kurtarinca bir de bakarsin ki onlar, yine haksiz yere taskinlik ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taskinliginiz ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayatinin menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüsünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarinizi size haber verecegiz. 


24. Dünya hayatinin durumu, gökten indirdigimiz bir su gibidir ki, insanlarin ve hayvanlarin yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürlesip birbirine girer. Nihayet yeryüzü zinetini takinip, (rengârenk) süslendigi ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarini sandiklari bir sirada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmus gibi kökünden koparilarak biçilmis bir hale getiririz. Iste iyi düsünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açikliyoruz. 


25. Allah kullarini esenlik yurduna çagiriyor ve O, diledigini dogru yola iletir. 


26. Güzel davrananlara daha güzel karsilik, bir de fazlasi vardir. Onlarin yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulasir ne de bir horluk (gelir). Iste onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardir. 


27. Kötülük yapanlara gelince, kötülügün cezasi misli iledir. Onlari zillet kaplayacaktir. Onlari Allah'a karsi koruyacak hiç kimse yoktur. Onlarin yüzleri sanki karanlik geceden bir parçaya bürünmüstür. Iste onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardir. 


28. Onlarin hepsini biraraya toplayacagimiz, sonra da Allah'a ortak kosanlara: "Siz ve kostugunuz ortaklar yerinizde bekleyin" diyecegimiz gün artik onlarin (putlariyla) aralarini tamamen ayirmisizdir. Ve onlarin ortaklari, (putlari) derler ki: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz. 


29. Bu yüzden bizimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. Süphesiz ki biz sizin (bize) tapmanizdan tamamen habersizdik." 


30. Orada herkes geçmiste yaptiklarini karsisinda bulur. Artik onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülmüslerdir. Uydurmakta olduklari seyler (bâtil tanrilari) da onlari terkedip kaybolmustur. 


31. (Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rizik veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çikariyor, diriden ölüyü kim çikariyor? (Her türlü) isi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakinmiyor musunuz? 


32. Iste O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tir. Artik haktan (ayrildiktan) sonra sapikliktan baska ne kalir? O halde nasil (sapikliga) döndürülüyorsunuz? 


33. Iste böylece Rabbinin yoldan çikanlar hakkindaki "Onlar inanmazlar" sözü gerçeklesmis oldu. 


34. (Resûlüm!) De ki: (Allah'a) ortak kostuklariniz arasinda, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkasindan onu (ölümünden sonra hayata) yeniden döndürecek biri var mi? De ki: Allah ilk defa yaratip (ölümden sonra) onu yeniden (hayata) döndürür. O halde nasil saptirilirsiniz! 


35. De ki: Ortak kostuklarinizdan hakka iletecek olan var mi? De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyiktir; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine dogru yolu bulamayan mi? Size ne oluyor? Nasil (böyle yanlis) hükmediyorsunuz? 


36. Onlarin çogu zandan baska bir seye uymaz. Süphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir seyin yerini tutmaz. Allah onlarin yapmakta olduklarini pek iyi bilendir. 


37. Bu Kur'an Allah'tan baskasi tarafindan uydurulmus bir sey degildir. Ancak kendinden öncekini dogrulayan ve o Kitab'i açiklayandir. Onda süphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir. 


38. Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eger sizler dogru iseniz Allah'tan baska, gücünüzün yettiklerini çagirin da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin. 


39. Bilakis, onlar ilmini kavrayamadiklari ve yorumu kendilerine asla gelmemis olan (Kur'an'i) yalanladilar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamislardi. Simdi bak, zalimlerin sonu nasil oldu! 


40. Içlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanir, yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozgunculari en iyi bilendir. 


41. (Resûlüm! ) onlar seni yalanlarlarsa de ki: Benim isim bana, sizin isiniz de size aittir. Siz benim yaptigimdan uzaksiniz, ben de sizin yaptiginizdan uzagim. 


42. Onlardan seni dinleyenler vardir. Fakat sagirlara -üstelik akillari da ermiyorsa- sen mi duyuracaksin? 


43. Onlardan sana bakan da vardir. Fakat -hele (gerçegi) göremiyorlarsa- körleri sen mi dogru yola ileteceksin? 


44. Süphesiz ki Allah insanlara hiçbir sekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler. 


45. Allah'in onlari, sanki günün ancak bir saati kadar kaldiklarini zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacagi gün aralarinda birbirleriyle tanisirlar. Allah'in huzuruna varmayi yalanlayanlar elbette zarara ugramislardir. Zira onlar dogru yola gitmemislerdi. 


46. Eger onlari tehdit ettigimiz (azabin) bir kismini sana (dünyada iken) gösterirsek (ne âlâ); yok eger (göstermeden) seni vefat ettirirsek nihayet onlarin dönüsü de bizedir. (O zaman onlara ne olacagini göreceksin). Sonra, Allah onlarin yapmakta olduklarina da sahittir. 


47. Her ümmetin bir peygamberi vardir. Peygamberleri geldigi zaman, aralarinda adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. 


48. Dogru iseniz bu vaad (azap) ne zamandir? diyorlar. 


49. De ki: "Ben kendime bile Allah'in dilediginden baska ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir eceli vardir. Ecelleri geldigi zaman artik ne bir saat geri kalirlar ne de ileri giderler. 


50. De ki: (Ey müsrikler!) Ne dersiniz? Allah'in azabi size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yaparsiniz?). Suçlular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar! 


51. Basiniza belâ geldikten sonra mi O'na iman edeceksiniz, simdi mi? (Çok geç). Halbuki onu (azabin gelmesini) istemekte acele ediyordunuz? 


52. Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, "Ebedî azabi tadin!" denilecek. Kazanmakta oldugunuzdan baskasinin karsiligini mi bulacaksiniz? 


53. "O (azap) bir gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki o süphesiz gerçektir ve siz âciz birakacak degilsiniz. 


54. (O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabi gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarinda adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez. 


55. Bilesiniz ki, göklerde ve yerde olan her sey Allah'indir. Yine bilesiniz ki, Allah'in vâdi haktir, fakat onlarin çogu bilmez. 


56. O hem diriltir hem de öldürür ve yalniz O'na döndürüleceksiniz. 


57. Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ögüt, gönüllerdekine bir sifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmistir. 


58. De ki: Ancak Allah'in lütfu ve rahmetiyle, iste bunlarla sevinsinler. Bu, onlarin (dünya mali olarak) topladiklarindan daha hayirlidir. 


59. De ki: Allah'in size indirdigi riziktan bir kismini helâl, bir kismini da haram bulmaniza ne dersiniz? De ki: Allah mi size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mi ediyorsunuz? 


60. Allah'a karsi yalan uyduranlarin kiyamet günü (âkibetleri) hakkindaki kanaatleri nedir? Süphesiz Allah insanlara karsi lütuf sahibidir. Fakat onlarin çogu sükretmezler. 


61. Ne zaman sen bir iste bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir sey okusan ve siz ne zaman bir is yaparsaniz, o ise daldiginiz zaman biz mutlaka üstünüzde sahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre agirliginca bir sey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçügü ve daha büyügü yoktur ki apaçik kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasin. 


62. Bilesiniz ki, Allah'in dostlarina korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. 


63. Onlar, iman edip de takvâya ermis olanlardir. 


64. Dünya hayatinda da ahirette de onlara müjde vardir. Allah'in sözlerinde asla degisme yoktur. Iste bu, büyük kurtulusun kendisidir. 


65. (Resûlüm) Onlarin (inkârcilarin) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'indir. O, isitendir, bilendir. 


66. Iyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalniz Allah'indir. (O halde) Allah'tan baska ortaklara tapanlar neyin ardina düsüyorlar! Dogrusu onlar, zandan baska bir seyin ardina düsmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar. 


67. O (Allah), geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, (çalisip kazanmaniz için de) gündüzü aydinlik kilandir. Süphesiz bunda dinleyen bir toplum için ibretler vardir. 


68. (Müsrikler:) "Allah çocuk edindi" dediler. Hâsâ! O bundan münezzehtir. O'nun (çocuga) ihtiyaci yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Bu hususta yaninizda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkinda bilmediginiz bir seyi mi söylüyorsunuz? 


69. De ki: Allah hakkinda yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler. 


70. Dünyada bir miktar geçim (saglarlar), sonra dönüsleri bizedir; sonra da inkâr etmekte olduklari seylerden ötürü onlara siddetli azabi tattiririz. 


71. Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demisti ki: "Ey kavmim! Eger benim (aranizda) durmam ve Allah'in âyetlerini hatirlatmam size agir geldi ise, ben yalniz Allah'a dayanip güvenirim. Siz de ortaklarinizla beraber toplanip yapacaginizi kararlastirin. Sonra isiniz basiniza dert olmasin. Bundan sonra (vereceginiz) hükmü, bana uygulayin ve bana mühlet de vermeyin." 


72. "Eger yüz çeviriyorsaniz, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan baskasina ait degildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu." 


73. Yine de onu yalanladilar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanlari kurtardik ve onlari (yeryüzünde) halifeler kildik; âyetlerimizi yalanlayanlari da (denizde) bogduk. Bak ki uyarilanlarin (fakat inanmayanlarin) sonu nasil oldu! 


74. Sonra onun arkasindan birçok peygamberi kendi toplumlarina gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladiklari seye inanacak degillerdi. Iste haddi asanlarin kalplerini biz böyle mühürleriz. 


75. Sonra onlarin ardindan da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular. 


76. Katimizdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçik bir sihirdir" dediler. 


77. Musa: "Size hak geldiginde onun için (hep böyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar" dedi. 


78. Onlar dediler ki: Babalarimizi üzerinde buldugumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak degiliz. 


79. Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazlari bana getirin! 


80. Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacaginizi atin, dedi. 


81. Onlar (iplerini) atinca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiginiz sihirdir. Allah onu bosa çikaracaktir. Çünkü Allah bozguncularin isini düzeltmez." 


82. "Suçlularin hosuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçegi açiga çikaracaktir." 


83. Firavun ve kavminin kendilerine iskence etmesinden korkuya düstükleri için kavminden bir gurup gençten baska kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi asanlardan idi. 


84. Musa dedi ki: Ey kavmim! Eger Allah'a inandiysaniz ve O'na teslim olduysaniz sadece O'na güvenip dayanin. 


85. Onlar da dediler ki: "Allah'a dayandik. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler toplulugu için deneme konusu kilma! 


86. Ve bizi rahmetinle o kâfirler toplulugundan kurtar!" 


87. Biz de Musa ve kardesine: Kavminiz için Misir'da evler hazirlayin ve evlerinizi namaz kilinacak yerler yapin, namazlarinizi da dosdogru kilin. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik. 


88. Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatinda zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanlari senin yolundan saptirsinlar ve elem verici cezayi görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onlarin mallarini yok et, kalplerine sikinti ver (ki iman etsinler). 


89. (Allah): Ikinizin de duasi kabul olunmustur. O halde siz dogruluga devam edin ve sakin o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi. 


90. Biz, Israilogullarini denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldirmak üzere onlari takip etti. Nihayet (denizde) bogulma haline gelince, (Firavun:) "Gerçekten, Israilogullarinin inandigi Tanri'dan baska tanri olmadigina ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanim!" dedi. 


91. Simdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmis ve bozgunculardan olmustun. 


92. (Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olmasi için, bugün senin bedenini (cansiz olarak) kurtaracagiz. Iste insanlardan bir çogu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler. 


93. Andolsun biz Israilogullarini güzel bir yurda yerlestirdik ve onlara temiz nimetlerden rizik verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayriliga düsmediler. Süphesiz ki Rabbin, kiyamet günü onlarin, aralarinda ihtilaf etmekte olduklari seyler hakkinda hükmedecektir. 


94. (Resülüm!) Eger sana indirdigimizden (bu anlattigimiz olaylardan) kuskuda isen, senden önce Kitab'i (Tevrat'i) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmistir. Sakin süphecilerden olma! 


95. Allah'in âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra ziyana ugrayanlardan olursun. 


96. Gerçekten haklarinda Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar,inanmazlar. 


97.Kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmis olsa bile, elem verici azabi görünceye kadar inanmayacaklardir. 


98. Yunus'un kavmi müstesna, (halkini yok ettigimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halki, keske (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanlari kendilerine fayda verseydi! Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatindaki rüsvaylik azabini kaldirdik ve onlari bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandirdik. 


99. (Resûlüm!) Eger Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmalari için insanlari zorlayacak misin? 


100. Allah'in izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akillarini kullanmayanlari murdar (inkârci) kilar. 


101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakin (da ibret alin!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarilar fayda saglamaz. 


102. Onlar, kendilerinden önce gelip geçmis toplumlarin (acikli) günlerinin benzerlerinden baskasini mi bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Süphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. 


103. Biz, sonra peygamberlerimizi ve ayni sekilde iman edenleri kurtaririz. Inananlari üzerimize bir borç olarak kurtaracagiz. 


104. De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden süphede iseniz, (bilin ki) ben Allah'i birakip da sizin taptiklariniza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu." 


1O5. "Ve (bana) hanîf (Allah'in birligini taniyici) olarak yüzünü dine çevir; sakin müsriklerden olma, diye (emredildi)." 


106. Allah'i birakip da sana fayda veya zarar vermeyecek seylere tapma. Eger bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun. 


107. Eger Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan baska giderecek yoktur. Eger sana bir hayir dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrini kullarindan diledigine eristirir. Ve O bagislayandir, esirgeyendir. 


108. De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmistir. Artik kim dogru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktir. Ben sizin üzerinize vekil degilim. (Sadece teblig etmekle memurum). 


109. (Resûlüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayirlisidir.


11-HUD Suresinin Türkçe anlamını oku.