13-er-RA'D

13-er-RAD Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı.

yıldırım şimşekRa'd Sûresi, 43 (kirküç) âyet olup Mekke'de mi, Medine'de mi indigi hakkinda ihtilaf vardir. Sûrenin muhtevasi göz önüne alinirsa Mekke'de indigini söyleyenlerin görüsü biraz daha agirlik kazanir. Sûrenin onüçüncü âyetinde gök gürültüsü manasina gelen "er-Ra'd" kelimesi zikredildigi için sûreye bu ad verilmistir



13-er-RAD Suresinin Türkçe anlamı

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kitab'in âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktir, fakat insanlarin çogu inanmazlar. 


2. Görmekte oldugunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Ars'a istivâ eden, günesi ve ayi emrine boyun egdiren Allah'tir. (Bunlarin) her biri muayyen bir vakte kadar akip gitmektedir. O, Rabbinize kavusacaginiza kesin olarak inanmaniz için her isi düzenleyip âyetleri açiklamaktadir. 


3. Yeri döseyen, onda oturakli daglar ve irmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Süphesiz bütün bunlarda düsünen bir toplum için ibretler vardir. 


4. Yeryüzünde birbirine komsu kitalar, üzüm baglari, ekinler, bir kökten ve çesitli köklerden dallanmis hurma agaçlari vardir. Bunlarin hepsi bir su ile sulanir. (Böyle iken) yemislerinde onlarin bir kismini bir kismina üstün kilariz. Iste bunlarda akillarini kullanan bir toplum için ibretler vardir. 


5. (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarina) sasiyorsan, asil sasilacak sey onlarin: "Biz toprak oldugumuz zaman yeniden mi yaratilacagiz?" demeleridir. Iste onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; iste onlar (kiyamet gününde) boyunlarinda tasmalar bulunanlardir. Ve onlar ates ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardir! 


6. (Müsrikler) senden iyilikten önce kötülügü çabucak istiyorlar. Halbuki onlardan önce ibret alinacak nice azap örnekleri gelip geçmistir. Dogrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için magfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabi da çok siddetlidir. 


7. Kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Halbuki) sen ancak bir uyaricisin ve her toplumun bir rehberi vardir. 


8. Her disinin neye gebe kalacagini, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edecegini Allah bilir. Onun katinda her sey ölçü iledir. 


9. O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir. 


10. Sizden, sözü gizleyenle onu açiga vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) esittir. 


11. Onun önünde ve arkasinda Allah'in emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardir. Bir toplum kendilerindeki özellikleri degistirinceye kadar Allah, onlarda bulunani degistirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artik onun için geri çevrilme diye bir sey yoktur. Onlarin Allah'tan baska yardimcilari da yoktur. 


12. O, size korku ve ümit içinde simsegi gösteren ve (yagmur dolu) agir bulutlari meydana getirendir. 


13. Gök gürültüsü Allah'i hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayi tesbih ederler. Onlar, Allah hakkinda mücâdele edip dururken O, yildirimlar gönderip onlarla diledigini çarpar. Ve O, azabi pek siddetli olandir. 


14. El açip yalvarmaya lâyik olan ancak O'dur. O'nun disinda el açip dua ettikleri onlarin isteklerini hiçbir seyle karsilamazlar. Onlar ancak agzina gelsin diye suya dogru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu agzina götürmedikçe) su onun agzina girecek degildir. Kâfirlerin duasi kuskusuz hedefini sasirmistir. 


15. Göklerde ve yerde bulunanlar da onlarin gölgeleri de sabah aksam ister istemez sadece Allah'a secde ederler. 


16. (Resûlüm!) De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tir." O halde de ki: "O'nu birakip da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mi edindiniz?" De ki: "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanliklarla aydinlik esit olur mu?" Yoksa O'nun yarattigi gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her seyi yaratandir. Ve O, birdir, karsi durulamaz güç sahibidir. 


17. O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup akti. Bu sel, üste çikan bir köpügü yüklenip götürdü. Süs veya (diger) esya yapmak isteyerek ateste erittikleri seylerden de buna benzer köpük olur. Iste Allah hak ile bâtila böyle misal verir. Köpük atilip gider. Insanlara fayda veren seye gelince, o yeryüzünde kalir. Iste Allah böyle misaller getirir. 


18. Iste Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vardir. Ona uymayanlara gelince, eger yeryüzünde olanlarin tümü ile bunun yaninda bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. Iste onlar var ya, hesabin en kötüsü onlaradir. Varacaklari yer de cehennemdir. O ne kötü yataktir! 


19. Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak akil sahipleri anlar. 


20. Onlar, Allah'in ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardir. 


21. Onlar Allah'in gözetilmesini emrettigi seyleri gözeten, Rablerinden sakinan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir. 


22. Yine onlar, Rablerinin rizasini isteyerek sabreden, namazi dosdogru kilan, kendilerine verdigimiz riziklardan gizli ve açik olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülügü iyilikle savan kimselerdir. Iste onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarindir. 


23. (O yurt) Adn cennetleridir; oraya babalarindan, eslerinden ve çocuklarindan sâlih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kapidan onlarin yanina varacaklardir. 


24. (Melekler:) Sabrettiginize karsilik size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler). 


25. Allah'a verdikleri sözü kuvvetle pekistirdikten sonra bozanlar, Allah'in riayet edilmesini emrettigi seyleri (akrabalik baglarini) terk edenler ve yeryüzünde fesat çikaranlar; iste lânet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarindir. 


26. Allah diledigine rizkini bollastirir da daraltir da. Onlar dünya hayatiyla simardilar. Oysa ahiretin yaninda dünya hayati, geçici bir faydadan baska bir sey degildir. 


27. Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi? De ki: Kuskusuz Allah diledigini saptirir, kendisine yöneleni de hidayete erdirir. 


28. Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'in zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'i anmakla huzur bulur. 


29. Iman edip iyi isler yapanlara ne mutlu! Varilacak güzel yurt da onlar içindir. 


30. (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtigi bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettigimizi onlara okuyasin. Onlar Rahman'i inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O'ndan baska tanri yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüs sadece O'nadir. 


31. Eger okunan bir Kitapla daglar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydi, yahut onunla ölüler konusturulsaydi (o Kitap yine bu Kur'an olacakti). Fakat bütün isler Allah'a aittir. Iman edenler hâla bilmediler mi ki, Allah dileseydi bütün insanlari hidayete erdirirdi? Allah'in vâdi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptiklarindan dolayi ya ansizin büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yakinina inecek. Allah, vâdinden asla dönmez. 


32. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi de ben inkâr edenlere mühlet verdim, sonra da onlari yakaladim. (Görseydin ki) azabim nasilmis! 


33. Herkesin kazandigini gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah'a ortaklar kostular. De ki: "Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Yahut bos laf mi ediyorsunuz?" Dogrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar dogru yoldan alikonuldular. Allah kimi saptirirsa artik onu dogru yola iletecek yoktur. 


34. Dünya hayatinda onlara sadece bir azap vardir. Ahiret azabi ise daha siddetlidir. Onlari Allah'tan (onun azabindan) koruyacak kimse de yoktur. 


35. Takvâ sahiplerine vâdolunan cennetin özelligi (sudur): Onun zemininden irmaklar akar. Yemisleri ve gölgesi süreklidir. Iste bu, (kötülüklerden) sakinanlarin (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise atestir. 


36. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birlesen) guruplardan onun bir kismini inkâr eden de vardir. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak kosmamam emrolundu. Ben yalniz O'na çagiriyorum ve dönüs de yalniz O'nadir. 


37. Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eger sana gelen bu ilimden sonra, onlarin arzularina uyarsan, (iste o zaman) Allah tarafindan senin ne bir dostun ne de koruyucun vardir. 


38. Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da esler ve çocuklar verdik. Allah'in izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkâni yoktur. Her müddetin (yazildigi) bir kitap vardir. 


39. Allah diledigini siler, (diledigini de) sabit birakir. Bütün kitaplarin asli onun yanindadir. 


40. Biz, onlara vâdettigimizin (azabin) bir kismini sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah'in emirlerini) teblig etmek düser. Hesap yalniz bize aittir. 


41. Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarindan eksilttigimizi görmediler mi? Allah (diledigi gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabi çabuk görendir. 


42. Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuslardi; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. Çünkü O, herkesin ne kazanacagini bilir. Bu yurdun (dünyanin) sonunun kimin oldugunu yakinda kâfirler bileceklerdir! 


43. Kâfir olanlar: Sen resûl olarak gönderilmis bir kimse degilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah ve yaninda Kitab'in bilgisi olan (Peygamber) yeter. 


14-İbrahim Suresinin Türkçe anlamını oku

14-IBRÂHIM

14-İbrahim Suresi Hakkında açıklama ve Türkçe anlamı.


kabeIbrahim sûresi, 52 (elliiki) âyet olup 28 ve 29. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 35-41
âyetler Hz. Ibrahim'in duasini ihtiva ettigi için sûreye bu ad verilmistir.







İbrahim Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanlari karanliklardan aydinliga, yani her seye galip (ve) övgüye lâyik olan Allah'in yoluna çikarman için sana indirdigimiz bir kitaptir. 

2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Siddetli azaptan dolayi kâfirlerin vay haline! 

3. Dünya hayatini ahirete tercih edenler, Allah yolundan alikoyanlar ve onun egriligini isteyenler var ya, iste onlar (haktan) uzak bir sapiklik içindedirler. 

4. (Allah'in emirlerini) onlara iyice açiklasin diye her peygamberi yalniz kendi kavminin diliyle gönderdik. Artik Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir. 

5. Andolsun ki Musa'yi da: Kavmini karanliklardan aydinliga çikar ve onlara Allah'in (geçmis kavimlerin basina getirdigi felâket) günlerini hatirlat, diye mucizelerimizle gönderdik. Süphesiz ki bunda çok sabirli, çok sükreden herkes için ibretler vardir. 

6. Hani Musa kavmine demisti ki: "Allah'in üzerinizdeki nimetini hatirlayin. Çünkü O, sizi iskencenin en kötüsüne sürmekte ve ogullarinizi kesip, kadinlarinizi (kizlarinizi) birakmakta olan Firavun ailesinden kurtardi. Iste bu size anlatilanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardir." 

7. "Hatirlayin ki Rabbiniz size: Eger sükrederseniz, elbette size (nimetimi) artiracagim ve eger nankörlük ederseniz hiç süphesiz azabim çok siddetlidir! diye bildirmisti." 

8. Musa dedi ki: "Eger siz ve yeryüzünde olanlarin hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyiktir." 

9. Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onlari Allah'tan baskasi bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin agizlarina bastilar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çagirdiginiz seye karsi derin bir kusku içindeyiz. 

10. Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkinda süphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarinizdan bir kismini bagislamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yasatmak için sizi (hak dine) çagiriyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsiniz. Siz bizi atalarimizin tapmis oldugu seylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçik bir delil getirin! 

1l. Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan baskasi degiliz. Fakat Allah nimetini kullarindan diledigine lütfeder. Allah'in izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansinlar." 

12. "Hem, bize yollarimizi göstermis oldugu halde ne diye biz, Allah'a dayanip güvenmeyelim? Sizin bize verdiginiz eziyete elbette katlanacagiz. Tevekkül edenler yalniz Allah'a tevekkülde sebat etsinler." 

13. Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çikaracagiz, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edecegiz!" diye vahyetti. 

14. Ve (ey inananlar!) Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerlestirecegiz. Iste bu, makamimdan korkan ve tehdidimden sakinan kimselere mahsustur. 

15. (Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatçi zorba da hüsrana ugradi. 

16. Ardindan da (o inatçi zorbaya) cehennem vardir; kendisine irinli su içirilecektir! 

17. Onu yudumlamaya çalisacak, fakat bogazindan geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek degildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan ötede siddetli bir azap da vardir. 

18. Rablerini inkâr edenlerin durumu (sudur): Onlarin amelleri firtinali bir günde rüzgârin, siddetle savurdugu küle benzer. Kazandiklarindan hiçbir seyi elde edemezler. Iyiden iyiye sapitma iste budur. 

19. Allah'in gökleri ve yeri hak ile yarattigini görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldirip yepyeni bir halk getirir. 

20. Bu, Allah'a güç degildir. 

21. (Kiyamet gününde) hepsi Allah'in huzuruna çikacak ve zayiflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. Simdi siz, Allah'in azabindan herhangi bir seyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalim) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi dogru yola iletirdik. Simdi sizlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için siginacak bir yer yoktur." 

22. (Hesaplari görülüp) is bitirilince, seytan diyecek ki: "Süphesiz Allah size gerçek olani vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalanci çiktim. Zaten benim size karsi bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çagirdim, siz de benim davetime hemen kostunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuskusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak kosmanizi reddettim." Süphesiz zalimler için elem verici bir azap vardir. 

23. Iman edip de iyi isler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacaklari ve zemininden irmaklar akan cennetlere sokulacaklardir. Orada (birbirleriyle) karsilastikça söyledikleri "selam" dir. 

24. Görmedin mi Allah nasil bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dallari gökte olan güzel bir agaca (benzetti). 

25. (O agaç), Rabbinin izniyle her zaman yemisini verir. Ögüt alsinlar diye Allah insanlara misaller getirir. 

26. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparilmis, o yüzden ayakta durma imkâni olmayan (kötü) bir agaca benzer. 

27. Allah Teâlâ saglam sözle iman edenleri hem dünya hayatinda hem de ahirette sapasaglam tutar. Zalimleri ise Allah saptirir. Allah diledigini yapar. 

28. Allah'in nimetine nankörlükle karsilik veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi? 

29. Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtir! 

30. (Insanlari) Allah yolundan saptirmak için O'na ortaklar kostular. De ki: (Istediginiz gibi) yasayin! Çünkü dönüsünüz atesedir. 

31. Iman eden kullarima söyle: Namazlarini dosdogru kilsinlar, kendisinde ne alisveris, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdigimiz riziklardan (Allah için) gizli-açik harcasinlar. 

32. (O öyle lütufkâr) Allah'tir ki, gökleri ve yeri yaratti, gökten suyu indirip onunla rizik olarak size türlü meyveler çikardi; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmaniz) için akitti. 

33. Düzenli seyreden günesi ve ayi size faydali kildi; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. 

34. O size istediginiz her seyden verdi. Allah'in nimetini sayacak olsaniz sayamazsiniz. Dogrusu insan çok zalim, çok nankördür! 

35. Hatirla ki Ibrahim söyle demisti: "Rabbim! Bu sehri (Mekke'yi) emniyetli kil, beni ve ogullarimi putlara tapmaktan uzak tut!" 

36. "Çünkü, onlar (putlar), insanlardan birçogunun sapmasina sebep oldular, Rabbim. Simdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karsi gelirse, artik sen gerçekten çok bagislayan, pek esirgeyensin." 

37. "Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazi dosdogru kilmalari için ben, neslimden bir kismini senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yaninda, ziraat yapilmayan bir vâdiye yerlestirdim. Artik sen de insanlardan bir kisminin gönüllerini onlara meyledici kil ve meyvelerden bunlara rizik ver! Umulur ki bu nimetlere sükrederler." 

38. "Ey Rabbimiz! Süphesiz ki sen bizim gizleyecegimizi de açiklayacagimizi da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir sey Allah'a gizli kalmaz." 

39. "Ihtiyar halimde bana Ismail'i ve Ishak'i lütfeden Allah'a hamdolsun! Süphesiz Rabbim duayi isitendir." 

40. "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazi devamli kilanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duami kabul et!" 

4l. "Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacagi gün beni, ana-babami ve müminleri bagisla!" 

42. (Resûlüm!) Sakin, Allah'i zalimlerin yaptiklarindan habersiz sanma! Ancak, Allah onlari (cezalandirmayi), korkudan gözlerin disari firlayacagi bir güne erteliyor. 

43. Zihinleri bombos olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göge dikilmis bir vaziyette kosarlar. 

44. Kendilerine azabin gelecegi, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakin bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalim ve peygamberlere tâbi olalim" diyecekleri gün hakkinda insanlari uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zevâl olmadigina, yemin etmemis miydiniz? " 

45. "(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarinda oturdunuz. Onlara nasil muamele ettigimiz size apaçik belli oldu. Ve size misaller de verdik." 

46. Hilelerinin cezasi Allah katinda (malum) iken, onlar, tuzaklarini kurmuslardi. Halbuki onlarin hileleriyle daglar yerinden gidecek degildi! 

47. O halde, sakin Allah'in peygamberlerine verdigi sözden cayacagini sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptigini yanina birakmaz. 

48. Yer baska bir yer, gökler de (baska gökler) haline getirildigi, (insanlar) bir ve gücüne karsi durulamaz olan Allah'in huzuruna çiktiklari gün (Allah bütün zalimlerin cezasini verecektir). 

49. O gün, günahkârlarin zincire vurulmus oldugunu görürsün. 

50. Onlarin gömlekleri katrandandir, yüzlerini de ates bürümektedir. 

51. Allah herkese kazandiginin karsiligini vermek için (onlari diriltecektir.) Kuskusuz Allah, hesabi çabuk görendir. 

52. Iste bu (Kur'an), kendisiyle uyarilsinlar, Allah'in ancak bir tek Tanri oldugunu bilsinler ve akil sahipleri iyice düsünüp ögüt alsinlar diye insanlara (gönderilmis) bir bildiridir. 

Hicr Suresinin Türkçe Anlamı

15-el-HICR

15-el-Hıcr Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı


Hicr sûresi, 99 (doksandokuz) âyet olup 87'si Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Hicr, bir yer
adidir. 80-84. âyetlerde Hicr'den bahsedildigi için sûreye bu ad verilmistir.







Hıcr Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'in ve apaçik bir Kur'an'in âyetleridir. 

2. Inkâr edenler zaman zaman, keske biz de müslüman olsaydik, diye arzu ederler. 

3. Onlari birak; yesinler, eglensinler ve bos ümit onlari oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakinda bilecekler! 

4. Helâk ettigimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkinda (bizce) bilinen bir yazgi olmasin. 

5. Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez. 

6. Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!" 

7. "Eger dogru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin." 

8. Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez. 

9. Kur an'i kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacagiz. 

10. Andolsun, senden önceki milletler arasinda da elçiler gönderdik. 

11. Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi. 

12. Iste böylece biz onu, (inkârciligi) suçlularin kalplerine sokariz. 

13. Öncekilerin basina gelenlerden ders almalari gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmiyorlar. 

14. Onlara gökten bir kapi açsak da oradan yukari çiksalar, 

15. "Gözlerimiz boyandi, daha dogrusu bize büyü yapilmistir" derler. 

16. Andolsun, biz gökte birtakim burçlar yarattik ve seyr edenler için onu süsledik. 

17. Onlari, taslanmis (kovulmus) her seytandan koruduk. 

18. Ancak kulak hirsizligi eden müstesna. Onun da pesine açik bir alev sütunu düsmüstür. 

19. Yeri uzatip yaydik, orada sabit daglar yerlestirdik, yine orada miktari ve ölçüsü belirli olan seyler bitirdik. 

20. Orada hem sizin için hem de riziklari size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasitalari yarattik. 

21. Her seyin hazineleri yalniz bizim yanimizdadir. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 

22. Biz, rüzgârlari asilayici olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacinizi karsiladik. (Biz bunlari yapmasaydik) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdiniz. 

23. Süphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her seye biz vâris oluruz. 

24. Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanlari da biliriz. 

25. Süphesiz Rabbin onlari (kiyamette) toplayacaktir. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir. 

26. Andolsun biz insani, (pismis) kuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan yarattik. 

27. Cinleri de daha önce zehirli atesten yaratmistik. 

28. Hani Rabbin meleklere demisti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan bir insan yaratacagim." 

29. "Ona sekil verdigim ve ona ruhumdan ütledigim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanin!" 

30. Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. 

31. Fakat Iblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçindi. 

32. (Allah:) Ey Iblis! Secde edenlerle beraber olmayisinin sebebi nedir? dedi. 

33. (Iblis:) Ben kuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan yarattigin bir insana secde edecek degilim, dedi. 

34. Allah söyle buyurdu: Öyle ise oradan çik! Artik kovuldun! 

35. Muhakkak ki kiyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktir! 

36. (Iblis:) Rabbim! Öyle ise, (varliklarin) tekrar dirilecegi güne kadar bana mühlet ver, dedi. 

37. Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin" 

38. "Allah katinda bilinen vaktin gününe kadar..." 

39. (Iblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdirmana karsilik ben de yeryüzünde onlara (günahlari) süsleyecegim ve onlarin hepsini mutlaka azdiracagim! 

40. Ancak onlardan ihlâsli kullarin müstesna. 

41. (Allah) söyle buyurdu: "Iste bana varan dosdogru yol budur." 

42. "Süphesiz kullarim üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azginlardan sana uyanlar müstesna." 

43. Muhakkak cehennem, onlarin hepsine vâdolunan yerdir. 

44. Cehennemin yedi kapisi vardir. Onlardan her kapi için birer gurup ayrilmistir. 

45. (Allah'in azabindan korkup rahmetine siginan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pinar baslarinda olacaklar. 

46. "Oraya emniyet ve selâmetle girin" (denilir, onlara). 

47. Biz, onlarin gönüllerindeki kini söküp attik; onlar artik köskler üzerinde karsi karsiya oturan kardesler olacaklar. 

48. Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çikarilmayacaklardir. 

49. (Resûlüm!) Kullarima, benim, çok bagislayici ve pek esirgeyici oldugumu haber ver. 

50. Benim azabimin elem verici bir azap oldugunu da bildir. 

51. Onlara Ibrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver. 

52. Onun yanina girdikleri zaman, "selam" dediler. (Ibrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi. 

53. Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir ogul müjdeliyoruz. 

54. (Ibrahim:) Bana ihtiyarlik çökmesine ragmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi. 

55. Sana gerçegi müjdeledik, sakin ümitsizlige düsenlerden olma! dediler. 

56. (Ibrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapiklardan baska kim ümit keser? 

57. "Ey elçiler! (Baska) ne isiniz var?" dedi. 

58. Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onlari helâk etmeye) gönderildik." 

59. "Ancak Lût ailesi hariç. Onlarin hepsini kurtaracagiz." 

60. "(Fakat Lût'un) karisi müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasini takdir ettik." 

61. Melek olan elçiler Lût âilesine gelince, 

62. Lût onlara: "Hakikaten siz taninmayan kimselersiniz" dedi. 

63. Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onlarin süphe etmekte olduklari seyi (azabi ve helâki) getirdik. 

64. Sana gerçegi getirdik; biz, hakikaten dogru söyleyenleriz. 

65. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çikar, sen de arkalarindan yürü. Sizden hiç kimse, sakin dönüp de ardina bakmasin, istenen yere gidin." 

66. Ona (Lût'a) su hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çikarlarken mutlaka onlarin ardi kesilmis olacaktir." 

67. Sehir halki, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanina) geldiIer. 

68. (Lût) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sakin beni utandirmayin; 

69. Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi. 

70. "Biz seni, elâlemin isine karismaktan men etmemis miydik?" dediler. 

71. (Lût:) Iste kizlarim! (Düsündügünüzü) yapacaksaniz (onlarla evlenin), dedi. 

72. (Resûlüm!) Hayatin hakki için onlar, sarhosluklari içinde bocaliyorlardi. 

73. Günes dogarken onlari o korkunç ses yakaladi. 

74. Böylece ülkelerinin üstünü altina getirdik. Üzerlerine de balçiktan pisirilmis taslar yagdirdik. 

75. Iste bunda ibret alanlar için isaretler vardir. 

76. Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler. 

77. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardir. 

78. Eyke halki da gerçekten zalim idiler. 

79. Biz onlardan da intikam aldik. Ikisi de (Eyke ve Medyen) açik bir yol üzerindedir. 

80. Andolsun, Hicr halki da peygamberleri yalanlamisti. 

81. Biz onlara mucizelerimizi vermistik; fakat onlardan yüz çevirmislerdi. 

82. Onlar, daglardan emniyet içinde kalacaklari evler oyarlardi. 

83. Onlari da sabaha çikarlarken o korkunç ses yakaladi. 

84. Kazanmakta olduklari seyler onlardan hiçbir zarari savmadi. 

85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasindakileri ancak hak ile yarattik. O saat (kiyamet), mutlaka gelecektir. Simdilik onlara güzel muamele et. 

86. Süphesiz Rabbin hakkiyla yaratan pek iyi bilendir. 

87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'i verdik. 

88. Sakin onlardan bazi siniflara verdigimiz dünya malina göz dikme, onlardan dolayi üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol. 

89. De ki: Süphesiz ben apaçik bir uyariciyim. 

90. Nitekim biz, (Kur'an'i) kisimlara ayiranlara azabi indirmisizdir. 

91. Onlar, Kur'an'i bölüp ayiranlardir. 

92. Rabbin hakki için, mutlaka onlarin hepsini sorguya çekecegiz. 

93. Yaptiklarindan dolayi. 

94. Sana emrolunani açikça söyle ve ortak kosanlardan yüz çevir! 

95. (Seninle) alay edenlere karsi biz sana yeteriz. 

96. Onlar Allah ile beraber baska bir tanri edinenlerdir. (Kimin dogru oldugunu) yakinda bilecekler! 

97. Onlarin söyledikleri seyler yüzünden senin caninin sikildigini andolsun biliyoruz. 

98. Sen simdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! 

99. Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

Nahl Suresinin Türkçe anlamı 

16-en-NAHL

16-en-Nahl Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

Nahl sûresi 128 (yüzyirmisekiz) âyet olup, son üç âyeti Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 68.âyette bal arisindan söz edildigi için sûreye bu ad verilmistir.








Nahl Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Allah'in emri gelmistir. Artik onu istemekte acele etmeyin. Allah, onlarin kostuklari ortaklardan uzak ve yücedir. 

2. Allah kendi emriyle melekleri, kullarindan diledigi kimseye vahiy ile, "Benden baska tanri olmadigina dair (kullarimi) uyarin ve benden korkun" diye gönderir. 

3. (Allah) gökleri ve yeri hak ile yaratti. O, kostuklari ortaklardan münezzehtir. 

4. O, insani bir damla sudan yaratti. Fakat bakarsin ki (insan) Rabbine apaçik bir hasim oluvermistir. 

5. Hayvanlari da O yaratti. Onlarda sizin için isitici (seyler) ve birçok faydalar vardir. Onlardan bir kismini da yersiniz. 

6. Sizin için onlardan ayrica aksamleyin getirirken, sabahleyin saliverirken bir güzellik (bir zevk) vardir. 

7. Bu hayvanlar sizin agirliklarinizi, ancak güçlüklere katlanarak varabileceginiz bir memlekete tasirlar. Süphesiz Rabbiniz çok sefkatli, pek merhametlidir. 

8. Atlari, katirlari ve esekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yaratti). Allah su anda bilemeyeceginiz daha nice (nakil vasitalari) yaratir. 

9. Yolun dogrusu Allah'indir. Yolun egrisi de vardir. Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi. 

10. Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vardir, hem de hayvanlarinizi otlatacaginiz bitkiler. 

11. (Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diger meyvelerin hepsinden bitirir. Iste bunlarda düsünen bir toplum için büyük bir ibret vardir. 

12. O, geceyi, gündüzü, günesi ve ayi sizin hizmetinize verdi. Yildizlar da Allah'in emri ile hareket ederler. Süphesiz ki bunlarda aklini kullananlar için pek çok deliller vardir. 

13. Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattiklarinda da ögüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardir. 

14. Içinden taze et (balik) yemeniz ve takacaginiz bir süs (esyasi) çikarmaniz için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (sulari) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu aramaniz ve nimetine sükretmeniz içindir. 

15. Sizi sarsmamasi için yeryüzünde saglam daglari, yolunuzu bulmaniz için de irmaklari ve yollari yaratti. 

16. Daha nice alâmetler (yaratti). Onlar, yildizlarla da yollarini dogrulturlar. 

17. O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla düsünmüyor musunuz? 

18. Allah'in nimetini saymaya kalksaniz, onu sayamazsiniz. Hakikaten Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

19. Allah, gizlediginizi de açikladiginizi da bilir. 

20. Allah'i birakip da taptiklari (putlar), hiçbir sey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratilmislardir. 

21. Onlar diriler degil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. 

22. Ilâhiniz bir tek Tanridir. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onlarin kalpleri inkârci, kendileri de böbürlenen kimselerdir. 

23. Hiç süphesiz Allah, onlarin gizleyeceklerini de açiklayacaklarini da bilir. O, büyüklük taslayanlari asla sevmez. 

24. Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildigi zaman, "Öncekilerin masallarini" derler. 

25. Kiyamet gününde kendi günahlarini tam olarak tasimalari ve bilgisizce saptirmakta olduklari kimselerin günahlarindan da bir kismini yüklenmeleri için (öyle derler). Bak ki yüklenecekleri sey ne kötüdür! 

26. Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmislardi. Sonunda Allah da onlarin binalarini temellerinden söktü üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmisti. 

27. Sonra kiyamet gününde (Allah), onlari rezil eder ve der ki: "Kendileri hakkinda (müminlere) düsman kesildiginiz ortaklarim nerede?" Kendilerine ilim verilmis olanlar derler ki: "Süphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir." 

28. Kendilerine haksizlik ederlerken meleklerin canlarini aldiklari kimseler: Biz hiçbir kötülük yapmiyorduk, diyerek teslim olurlar. (Melekler onlara söyle der:) "Hayir, Allah, sizin yaptiklarinizi elbette çok iyi bilendir." 

29. "O halde, içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!" 

30. (Kötülüklerden) sakinanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiginde, "Hayir (indirdi)" derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vardir. Ahiret yurdu ise daha hayirlidir. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir! 

31. (O yurt,) girecekleri, zemininden irmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar için orada kendilerine diledikleri her sey vardir. Iste Allah, takvâ sahiplerini böyle mükâfatlandirir. 

32. (Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmis oldugunuz (iyi) islere karsilik cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarini aldiklari kimselerdir. 

33. (Kâfirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin emrinin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmislardi. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardi. 

34. Sonunda yaptiklarinin cezasi onlara ulasti ve alay etmekte olduklari sey onlari çepeçevre kusativerdi. 

35. Ortak kosanlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ne de babalarimiz ondan baskasina tapardik. Onun emri olmadan hiçbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan öncekiler de böyle yapmislardi. Peygamberlerin üzerine açik seçik tebligden baska bir sey düser mi! 

36. Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâgut'tan sakinin" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kismini dogru yola iletti. Onlardan bir kismi da sapikligi hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasil olmustur! 

37. (Resûlüm!) Sen, onlarin hidayete ermelerine çok düskünlük göstersen de bil ki Allah, saptirdigi kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onlarin yardimcilari da yoktur. 

38. Onlar: "Allah ölen bir kimseyi diriltmez" diye olanca güçleriyle Allah'a and içtiler. Aksine, bu O'nun bizzat kendisine karsi gerçek bir vâdidir. Fakat insanlarin çogu bilmez. 

39. Hakkinda ihtilaf ettikleri seyi onlara açiklamasi ve kâfir olanlarin da kendilerinin yalancilar olduklarini bilmeleri için (Allah onlari diriltecek). 

40. Biz, bir seyin olmasini istedigimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir. 

41. Zulme ugradiktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onlari dünyada güzel bir sekilde yerlestirecegiz. Eger bilirlerse ahiretin mükâfati elbette daha büyüktür. 

42. (Onlar) sadece Rablerine tevekkül ederek sabredenlerdir. 

43. Senden önce de, kendilerine vahyettigimiz kisilerden baskasini peygamber olarak göndermedik. Eger bilmiyorsaniz, bilenlere sorun. 

44. Apaçik mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). Insanlara, kendilerine indirileni açiklaman için ve düsünüp anlasinlar diye sana da bu Kur'an'i indirdik. 

45. Kötülük tuzaklari kuranlar, Allah'in, kendilerini yere geçirmeyeceginden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabin gelmeyeceginden emin mi oldular? 

46. Yahut onlar dönüp dolasirlarken Allah'in kendilerini yakalamayacagindan emin mi oldular? Onlar (Allah'i) âciz birakacak degillerdir. 

47. Yoksa Allah'in kendilerini yavas yavas tüketerek cezalandirmayacagindan (emin mi oldular)? Kuskusuz Rabbin çok sefkatli, pek merhametlidir. 

48. Allah'in yarattigi herhangi bir seyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek saga sola döner. 

49. Göklerde bulunanlar, yerdeki canlilar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler. 

50. Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. 

51. Allah buyurdu ki: Iki tanri edinmeyin! O ancak bir Tanri'dir. O halde yalniz benden korkun! 

52. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalniz O'nundur. O halde Allah'tan baskasindan mi korkuyorsunuz? 

53. Nimet olarak size ulasan ne varsa, Allah'tandir. Sonra size bir zarar dokundugu zaman dayalniz O'na yalvarirsiniz. 

54. Sonra da sizden o zarari giderdiginde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak kosarlar! 

55. Kendilerine verdiklerimize karsilik nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanin; fakat yakinda hakikati bileceksiniz! 

56. Bir de kendilerine rizik olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri seylere (putlara) pay ayiriyorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte oldugunuz seylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! 

57. Onlar, kizlarin Allah'a ait oldugunu iddia ediyorlar. Hâsâ! Allah bundan münezzehtir. Begendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor. 

58. Onlardan birine kiz müjdelendigi zaman öfkelenmis olarak yüzü kapkara kesilir. 

59. Kendisine verilen müjdenin kötülügünden dolayi kavminden gizlenir. Onu, asagilik duygusu içinde yaninda mi tutsun, yoksa topraga mi gömsün! Bakin ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür! 

60. Kötü sifat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sifatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her seyden üstün ve hikmet sahibidir. 

61. Eger Allah, insanlari zulümleri yüzünden cezalandiracak olsaydi, yeryüzünde hiçbir canli birakmazdi. Fakat onlari takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldigi zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. 

62. Kendilerinin hoslarina gitmeyen seyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin oldugunu anlatan dilleri de yalanin örnegini veriyor. Hiç süphesiz onlar için sadece ates vardir ve onlar, (atese) terkolunacaklar. 

63. Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) göndermisizdir. Fakat seytan onlara islerini süslü gösterdi de (iman etmediler). iste o, bugün onlarin velisidir. Ve onlar için elem verici bir azap vardir. 

64. Biz bu Kitab'i sana sirf hakkinda ihtilafa düstükleri seyi insanlara açiklayasin ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik. 

65. Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Süphesiz ki bunda dinleyen toplum için bir ibret vardir. 

66. Kuskusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardir. Zira size, onlarin karinlarindaki fiski ile kan arasindan (gelen), içenlerin bogazindan kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz. 

67. Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gidalar edinirsiniz. Iste bunlarda da aklini kullanan kimseler için büyük bir ibret vardir. 

68. Rabbin bal arisina: Daglardan, agaçlardan ve insanlarin yaptiklari çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. 

69. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylastirdigi yaylim yollarina gir, diye ilham etti. Onlarin karinlarindan renkleri çesitli bir serbet (bal) çikar ki, onda insanlar için sifa vardir. Elbette bunda düsünen bir kavim için büyük bir ibret vardir. 

70. Sizi Allah yaratti; sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir seyi bilmez hale gelsin diye sizden bazi kimseler ömrün en kötü çagina kadar yasatilacak süphesiz ki Allah bilgilidir, kudretlidir. 

71. Allah kiminize kiminizden daha bol rizik verdi. Bol rizik verilenler, riziklarini ellerinin altindakilere verip de bu hususta kendilerini onlara esit kilmazlar. Durum böyle iken Allah'in nimetini inkâr mi ediyorlar? 

72. Allah size kendi nefislerinizden esler yaratti, eslerinizden de sizin için ogullar ve torunlar yaratti ve sizi temiz gidalarla riziklandirdi. Onlar hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar? 

73. (Müsrikler) Allah'i birakip da kendilerine göklerde ve yerde olan riziktan hiçbir sey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen seylere (putlara) tapiyorlar. 

74. Allah'a birtakim benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah (her seyi) bilir, siz ise bilemezsiniz. 

75. Allah, hiçbir seye gücü yetmeyen, baskasinin mali olmus bir köle ile katimizdan kendisine verdigimiz güzel riziktan gizli ve açik olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç esit olurlar mi? Dogrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu (bunu) bilmezler. 

76. Allah, su iki kisiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir sey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayir getiremez. Simdi, bu adamla, dogru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse esit olur mu? 

77. Göklerin ve yerin gaybi Allah'a aittir. Kiyametin kopmasi ise, göz açip kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Süphesiz Allah, her seye kadirdir. 

78. Siz, hiçbir sey bilmezken Allah, sizi analarinizin karnindan çikardi; sükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. 

79. Gögün boslugunda emre boyun egdirilmis olarak uçusan kuslari görmediler mi? Onlari orada Allah'tan baskasi tutamaz. Kuskusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardir. 

80. Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yapti ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca tasiyacaginiz evler; yünlerinden, yapagilarindan ve killarindan bir süreye kadar (faydalanacaginiz) bir ev esyasi ve bir ticaret mali meydana getirdi. 

81. Allah, yarattiklarindan sizin için gölgeler yapti. Daglarda da sizin için barinaklar yaratti. Sizi sicaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyacak zirhlar yaratti. Iste böylece Allah, müslüman olmaniz için üzerinize nimetini tamamliyor. 

82. (Ey Resûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, artik sana düsen ancak açik bir tebligden ibarettir. 

83. Onlar Allah'in nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onlarin çogu kâfirdir. 

84. Her ümmetten bir sahit gönderecegimiz gün, artik ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onlarin özür dilemeleri istenir. 

85. O zulmedenler azabi gördüklerinde, artik onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez. 

86. (Allah'a) ortak kosanlar, ortak kostuklari seyleri gördükleri zaman derler ki: "Rabbimiz! Iste bunlar, seni birakip da tapmis oldugumuz ortaklarimizdir." Onlar da bunlara: "Siz mutlaka yalancilarsiniz" diye söz atarlar. 

87. O gün Allah'a teslim (bayragini) çekerler ve uydurmakta olduklari seyler onlardan kaybolup gider. 

88. Inkâr edip de (insanlari) Allah yolundan alikoyanlar var ya, iste onlara, yapmakta olduklari bozgunculuklar sebebiyle, azaplarini kat kat artiracagiz. 

89. O gün her ümmetin içinden kendilerine birer sahit gönderecegiz. Seni de hepsinin üzerine sahit olarak getirecegiz. Ayrica bu Kitab'i da sana, her sey için bir açiklama, bir hidayet ve rahmet kaynagi ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. 

90. Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiligi, akrabaya yardim etmeyi emreder, çirkin isleri, fenalik ve azginligi da yasaklar. O, düsünüp tutasiniz diye size ögüt veriyor. 

91. Antlasma yaptiginiz zaman, Allah'in ahdini yerine getirin ve Allah'i üzerinize sahit tutarak, pekistirdikten sonra yeminleri bozmayin. Süphesiz Allah, yapacaginiz seyleri pek iyi bilir. 

92. Bir toplum diger bir toplumdan (sayica ve malca) daha çok oldugu için yeminlerinizi, aranizda bir fesat araci edinerek ipligini saglamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadin) gibi olmayin. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkinda ihtilafa düsmekte oldugunuz seyi kiyamet gününde mutlaka size açiklayacaktir. 

93. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet kilardi; fakat O, diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir. Yaptiklarinizdan mutlaka sorumlu tutulacaksiniz. 

94. Yeminlerinizi aranizda fesada araç edinmeyin, aksi halde (Islâm'da) sebat etmisken ayaginiz kayar da (insanlari) Allah yolundan alikoymaniz sebebiyle (dünyada) kötülügü tadarsiniz. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardir. 

95. Allah'in ahdini az bir karsiliga degismeyin! Sayet anlayan kimseler iseniz, süphesiz Allah katinda olan (sevap) sizin için daha hayirlidir. 

96. Sizin yaninizdaki (dünya mali) tükenir, Allah katindakiler ise bâkidir. Elbette sabirli davrananlara yapmakta olduklarinin en güzeliyle mükâfatlarini verecegiz. 

97. Erkek veya kadin, mümin olarak kim iyi amel islerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yasatiriz. Ve mükâfatlarini, elbette yapmakta olduklarinin en güzeli ile veririz. 

98. Kur'an okudugun zaman o kovulmus seytandan Allah'a sigin! 

99. Gerçek su ki: Iman edip de yalniz Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (seytanin) bir hakimiyeti yoktur. 

100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak kosanlaradir. 

101. Biz bir âyetin yerine baska bir âyeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracisin" dediler. Hayir; onlarin çogu bilmezler. 

102. De ki: Onu, Mukaddes Rûh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanlari dogru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin katindan hak olarak indirdi. 

103. Süphesiz biz onlarin: "Kur'an'i ona ancak bir insan ögretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri sahsin dili yabancidir. Halbuki bu (Kur'an) apaçik bir Arapçadir. 

104. Allah'in âyetlerine inanmayanlar yok mu, kuskusuz Allah onlari dogru yola iletmez ve onlar için elem verici bir azap vardir. 

105. Allah'in âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. Iste onlar, yalancilarin kendileridir. 

106. Kim iman ettikten sonra Allah'i inkâr ederse -kalbi iman ile dolu oldugu halde (inkâra) zorlanan baska- fakat kim kalbini kâfirlige açarsa, iste Allah'in gazabi bunlaradir; onlar için büyük bir azap vardir. 

107. Bu (azap), onlarin dünya hayatini ahirete tercih etmelerinden ve Allah'in kâfirler toplulugunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür. 

108. Iste onlar Allah'in, kalplerini, kulaklarini ve gözlerini mühürledigi kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir. 

109. Hiç süphesiz onlar ahirette ziyana ugrayanlarin ta kendileridir. 

110. Sonra süphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ardindan da sabrederek cihad edenlerin yardimcisidir. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

111. O gün, herkes gelip kendi canini kurtarmak için ugrasir ve herkese yaptiginin karsiligi eksiksiz ödenir, onlara asla zulmedilmez. 

112. Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rizki her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'in nimetlerine karsi nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptiklarindan ötürü açlik ve korku sikintisini tattirdi. 

113. Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladilar. Onlar zulmederlerken azap onlari yakalayiverdi. 

114. Artik, Allah'in size verdigi riziktan helâl ve temiz olarak yeyin, eger (gerçekten) yalniz Allah'a ibadet ediyorsaniz, onun nimetine sükredin. 

115. (Allah) size, sadece ölü hayvani kani, domuz etini ve Allah'tan baskasi adina kesilen hayvani haram kildi. Ancak kim mecbur kalirsa (baskalarinin haklarina) saldirmaksizin, siniri da asmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

116. Dillerinizin uydurdugu yalana dayanarak "Bu helâldir, su da haramdir" demeyin, çünkü Allah'a karsi yalan uydurmus oluyorsunuz. Kuskusuz Allah'a karsi yalan uyduranlar kurtulusa eremezler. 

117. (Kazandiklari) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardir. 

118. Sana anlattiklarimizi, daha önce, yahudi olanlara da haram kilmistik. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksizlik ediyorlardi. 

119. Sonra süphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardindan tevbe edip durumunu düzeltenleri (bagislayacaktir). Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet çok bagislayan, pek esirgeyendir. 

120. Ibrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak kosanlardan degildi. 

121. Allah'in nimetlerine sükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmis ve dogru yola iletmisti. 

122. Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir. 

123. Sonra da sana: "Dogru yola yönelerek Ibrahim'in dinine uy! O müsriklerden degildi" diye vahyettik. 

124. Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kilinmisti. Kiyamet günü Rabbin, muhakkak onlarin ihtilafa düstükleri sey hakkinda aralarinda hüküm verecektir. 

125. (Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel ögütle çagir ve onlarla en güzel sekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanlari en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir. 

126. Eger ceza verecekseniz, size yapilan iskencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayirlidir. 

127. Sabret! Senin sabrin da ancak Allah'in yardimi iledir. Onlardan dolayi kederlenme; kurmakta olduklari tuzaktan kaygi duyma! 

128. Çünkü Allah, (kötülükten) sakinanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir. 

İsra Süresinin Türkçe anlamı

17-el-ISRÂ

17-el-İsra Suresi Hakkında Açıklama ve Türkçe anlamı

Mekke'de nâzil olmustur. Ancak 26, 32, 33 ve 57. âyetlerle 73 ilâ 80. âyetlerin Medine'de indigi
rivayet edilmektedir. 111 (yüzonbir) âyettir. "Isrâ" kelimesi, geceleyin yürümek manasina gelir. Hz. Peygamber'in Mi'rac mucizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kismi bu sûrede anlatildigindan, sûre "Isrâ" adini almistir.




İsra Suresinin Türkçe anlamı


Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kismini gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kildigimiz Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sifatlardan münezzehtir; O, gerçekten isitendir, görendir. 

2. Biz, Musa'ya Kitab'i verdik ve Israilogullarina: "Benden baskasini dayanilip güvenilen bir rab edinmeyin" diyerek bu Kitab'i bir hidayet rehberi kildik. 

3. (Ey) Nuh ile birlikte (gemide) tasidigimiz kimselerin nesli! Sunu bilin ki Nuh, çok sükreden bir kul idi. 

4. Biz, Kitap'ta Israilogullarina: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çikaracaksiniz ve azginlik derecesinde bir kibre kapilacaksiniz, diye bildirdik. 

5. Bunlardan ilkinin zamani gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarimizi gönderdik. Bunlar, evlerin arasinda dolasarak (sizi) aradilar. Bu, yerine getirilmis bir vaad idi. 

6. Sonra onlara karsi size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve ogullarla gücünüzü arttirdik; sayinizi daha da çogalttik. 

7. Eger iyilik ederseniz kendinize etmis, kötülük ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Artik diger cezalandirma zamani gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Süleyman Mâbedi'ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her seyi büsbütün tahrip etsinler (diye, basiniza yine düsmanlarinizi musallat kildik). 

8. Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eger yine (fesatçiliga) dönerseniz, biz de sizi yine cezalandiririz. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptik. 

9. Süphesiz ki bu Kur'an en dogru yola iletir; iyi davranislarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat oldugunu müjdeler. 

10. Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap hazirlamisizdir. 

11. Insan hayri istedigi kadar serri de ister. Insan pek acelecidir! 

12. Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delil) olarak yarattik. Nitekim, Rabbinizin nimetlerini arastirmaniz, ayrica, yillarin sayi ve hesabini bilmeniz için gecenin karanligini silip (yerine, esyayi) aydinlatan gündüzün aydinligini getirdik. Iste biz, her seyi açik açik anlattik. 

13. Her insanin amelini (veya kaderini) boynuna bagladik. Insan için kiyamet gününde, açilmis olarak önüne konacak bir kitap çikaririz. 

14. Kitabini oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter. 

l5. Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiligi için seçmis olur; kim de dogruluktan saparsa, kendi zararina sapmis olur. Hiçbir günahkâr, baskasinin günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek degiliz. 

16. Bir ülkeyi helâk etmek istedigimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle simarmis elebasilarina (iyilikleri) emrederiz; buna ragmen onlar orada kötülük islerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de orayi darmadagin ederiz. 

17. Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullarinin günahlarini bilen ve gören olarak Rabbin yeterlidir. 

18. Her kim bu çarçabuk geçen dünyayi dilerse ona, yani diledigimiz kimseye diledigimiz kadarini dünyada hemen verir, sonra da onu, kinanmis ve kovulmus olarak girecegi cehenneme sokariz. 

19. Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yarasir bir çaba ile çalisirsa, iste bunlarin çalismalari makbuldür. 

20. Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayi isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanindan (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsani kisitlanmis degildir. 

21. Baksana, biz insanlarin kimini kiminden nasil üstün kilmisizdir! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farklari bakimindan daha büyüktür. 

22. Allah ile birlikte bir ilâh daha tanima! Sonra kinanmis ve kendi basina terkedilmis olarak kalirsin. 

23. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babaniza da iyi davranmanizi kesin bir sekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yaninda yaslanirsa, kendilerine "of!" bile deme; onlari azarlama; ikisine de güzel söz söyle. 

24. Onlari esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklügümde onlar beni nasil yetistirmislerse, simdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et. 

25. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eger siz iyi olursaniz, sunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bagislayicidir. 

26. Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkini ver. Gereksiz yere de saçip savurma. 

27. Zira böylesine saçip savuranlar seytanlarin dostlaridirlar. Seytan ise Rabbine karsi çok nankördür. 

28. Eger Rabbinden umdugun (beklemek durumunda oldugun) bir rahmet için onlarin yüzlerine bakamiyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alici bir söz söyle. 

29. Eli siki olma; büsbütün eli açik da olma. Sonra kinanir, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun. 

30. Rabbin rizki diledigine bol verir, diledigine daraltir. Süphesiz ki O, kullarindan haberdardir, (onlari) çok iyi görür. 

31. Geçim endisesi ile çocuklarinizin canina kiymayin. Biz, onlarin da sizin de rizkinizi veririz. Onlari öldürmek gerçekten büyük bir suçtur. 

32. Zinaya yaklasmayin. Zira o, bir hayâsizliktir ve çok kötü bir yoldur. 

33. Hakli bir sebep olmadikça Allah'in muhterem kildigi cana kiymayin. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkini almasi için) yetki verdik. Ancak bu velî de kisasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacagini almistir. 

34. Yetimin malina, rüsdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklasin. Verdiginiz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumlulugu gerektirir. 

35. Ölçtügünüz zaman tastamam ölçün ve dogru terazi ile tartin. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakimindan daha güzeldir. 

36. Hakkinda bilgin bulunmayan seyin ardina düsme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunlarin hepsi ondan sorumludur. 

37. Yeryüzünde böbürlenerek dolasma. Çünkü sen (agirlik ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de daglarla ululuk yarisina girebilirsin. 

38. Bütün bu sayilanlarin kötü olanlari, Rabbinin nezdinde sevimsizdir. 

39. Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdir. Allah ile birlikte baska ilâh edinme; sonra kinanmis ve (Allah'in rahmetinden) uzaklastirilmis olarak cehenneme atilirsin. 

40. (Ey müsrikler!) Rabbiniz, erkek çocuklari sizin için ayirdi da, kendisi meleklerden kiz çocuklar mi edindi! Gerçekten siz, (vebali) çok büyük bir söz söylüyorsunuz. 

41. Biz, onlarin akillarini baslarina toplamalari için bu Kur'an'da (çesitli ikaz ve ihtarlari) türlü sekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçip uzaklasmaktan baska bir sey saglamiyor. 

42. De ki: Eger söyledikleri gibi Allah ile birlikte baska ilâhlar da bulunsaydi, o takdirde bu ilâhlar, Ars'in sahibi olan Allah'a ulasmak için çareler arayacaklardi. 

43. Allah, onlarin söyledikleri seylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur. 

44. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir sey yoktur. Ne var ki siz, onlarin tesbihini anlamazsiniz. O, halîmdir, bagislayicidir. 

45. Biz, Kur'an okudugun zaman, seninle ahirete inanmayanlarin arasina gizleyici bir örtü çekeriz. 

46. Ayrica, onu anlamamalari için kalplerine bir kapalilik ve kulaklarina bir agirlik veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birligini yâdettiginde onlar, canlari sikilmis bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler. 

47. Biz, onlarin seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarinda fisildasirlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmis bir adamdan baskasina uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz. 

48. Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptilar! Bu yüzden, (öyle bir) saptilar ki, artik (dogru) yolu bulamayacaklardir. 

49. Bir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik yigini ve kokusmus bir toprak olmus iken, yepyeni bir hilkatte diriltilecegiz, öyle mi! 

50. De ki: "Ister tas olun, ister demir", 

51.Isterse akliniza (yeniden dirilmesi) imkânsiz gibi görünen herhangi bir yaratik! (Bunlar, Allah'in sizi yeniden diriltmesini güçlestirmez.) Diyecekler ki: "Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?" De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alayli bir tarzda baslarini sallayacak ve "Ne zamanmis o?" diyecekler. De ki: Yakin olsa gerek! 

52. Allah sizi çagiracagi gün, kendisine hamdederek çagrisina uyarsiniz ve (dirilmeden önceki halinizde) çok az kaldiginizi sanirsiniz. 

53. Kullarima söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra seytan aralarini bozar. Çünkü seytan, insanin apaçik düsmanidir. 

54. Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandirir. Biz, seni onlarin üstüne bir vekil olarak göndermedik. 

55. Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kildik; Davud'a da Zebur'u verdik. 

56. (Resûlüm!) De ki: "Allah'i birakip da (ilâh oldugunu) ileri sürdüklerinize yalvarin. Ne var ki onlar, sizin sikintinizi ne uzaklastirabilir, ne de degistirebilirler." 

57. Onlarin yalvardiklari bu varliklar Rablerine -hangisi daha yakin olacak diye- vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabindan korkarlar. Çünkü Rabbinin azabi, sakinilacak bir azaptir. 

58. Ne kadar ülke varsa hepsini kiyamet gününden önce ya helâk edecek veya en çetin bir sekilde azaplandiracagiz. Bu, Kitap'ta (levh-i mahfuz'da) yazilidir. 

59. Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alikoyan tek sey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamis olmasidir. Nitekim Semûd kavmine, açik bir mucize olmak üzere bir disi deve vermistik. Onlar ise, (bu deveyi bogazladilar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz. 

60. Hani sana: Rabbin, insanlari çepeçevre kusatmistir, demistik. Sana gösterdigimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen agaci, ancak insanlari sinamak için meydana getirdik. Biz onlari korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azginliktan baska bir sey saglamaz. 

61. Meleklere: Âdem'e secde edin! demistik. Iblis'in disinda hepsi secde ettiler. Iblis: "Ben, dedi, çamurdan yarattigin bir kimseye secde mi ederim!" 

62. Dedi ki: "Su benden üstün kildigina da bir bak! Yemin ederim ki, eger beni kiyamete kadar yasatirsan, pek azi disinda, onun neslini kendime baglayacagim!" 

63. Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezasi cehennemdir. Tam bir ceza! 

64. Onlardan gücünün yettigi kimseleri dâvetinle sasirt; süvarilerinle, yayalarinla onlari yaygaraya bog; mallarina, evlâtlarina ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Seytan, insanlara, aldatmadan baska bir sey vâdetmez. 

65. Surasi muhakkak ki, benim (ihlâsli) kullarim üzerinde senin hiçbir agirligin olmayacaktir. (Onlari) koruyucu olarak Rabbin yeter. 

66. (Kullarim!) Rabbiniz, lütfuna nâil olmaniz için denizde gemileri sizin için yüzdürendir. Dogrusu O, sizin için çok merhametlidir. 

67. Denizde basiniza bir musibet geldiginde, O'ndan baska bütün yalvardiklariniz kaybolup gider. O sizi kurtarip karaya çikardiginda, (yine eski halinize) dönersiniz. Insanoglu çok nankördür. 

68. O'nun, sizi kara tarafinda yerin dibine geçirmeyeceginden, yahut basiniza tas yagdirmayacagindan emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsiniz. 

69. Yahut O'nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasirga yollayarak, inkâr etmis olmaniz sebebiyle sizi bogmayacagindan emin misiniz? Sonra, bundan dolayi kendinize (intikaminizi almak için) bizi arayip soracak bir destekçi de bulamazsiniz. 

70. Biz, hakikaten insanoglunu san ve seref sahibi kildik. Onlari, (çesitli nakil vasitalari ile) karada ve denizde tasidik; kendilerine güzel güzel riziklar verdik; yine onlari, yarattiklarimizin birçogundan cidden üstün kildik. 

71. Her insan toplulugunu önderleri ile birlikte çagiracagimiz o günde kimlerin amel defteri sagindan verilirse, onlar, en küçük bir haksizliga ugramamis olarak amel defterlerini okuyacaklar. 

72. Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu sasirmistir. 

73. Müsrikler, sana vahyettigimizden baska bir seyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettigimizden saptiracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. 

74. Eger seni sebatkâr kilmasaydik, gerçekten, nerdeyse onlara birazcik meyledecektin. 

75. O zaman, hiç süphesiz sana hayatin ve ölümün sikintilarini kat kat tattirirdik; sonra bize karsi kendin için bir yardimci da bulamazdin. 

76. Yine onlar, seni yurdundan çikarmak için nerdeyse dünyayi basina dar getirecekler. O takdirde, senin ardindan kendileri de fazla kalamazlar. 

77. Senden önce gönderdigimiz peygamberler hakkindaki kanun (da budur). Bizim kanunumuzda hiçbir degisiklik bulamazsin. 

78. Gündüzün günes dönüp gecenin karanligi bastirincaya kadar (belli vakitlerde) namaz kil; bir de sabah namazini. Çünkü sabah namazi sahitlidir. 

79. Gecenin bir kisminda uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kil. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye deger bir makama gönderecegini umabilirsin. 

80. Ve söyle niyaz et: Rabbim! Girecegim yere dürüstlükle girmemi sagla; çikacagim yerden de dürüstlükle çikmami sagla. Bana tarafindan, hakkiyla yardim edici bir kuvvet ver. 

81. Yine de ki: Hak geldi; bâtil yikilip gitti. Zaten bâtil yikilmaya mahkumdur. 

82. Biz, Kur'an'dan öyle bir sey indiriyoruz ki o, müminler için sifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnizca ziyanini artirir. 

83. Insana nimet verdigimiz zaman (bizden) yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarliga düser. 

84. De ki: Herkes, kendi mizaç ve mesrebine göre is yapar. Bu durumda kimin dogru bir yol tuttugunu Rabbiniz en iyi bilendir. 

85. Sana ruh hakkinda soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmistir. 

86. Hakikaten, biz dilersek sana vahyettigimizi ortadan kaldiririz; sonra bu durumda sen de bize karsi hiçbir koruyucu bulamazsin. 

87. Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an bâki kalmistir). Çünkü O'nun sana lütufkârligi çok büyüktür. 

88. De ki: Andolsun, bu Kur'an'in bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. 

89. Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çesitli sekillerde anlattik. Yine de insanlarin çogu inkârciliktan baskasini kabullenmediler. 

90. Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fiskirtmadikça sana asla inanmayacagiz." 

91. "Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bagin olmali; öyle ki, içlerinden gürül gürül irmaklar akitmalisin." 

92. "Yahut, iddia ettigin gibi, üzerimize gökten parçalar yagdirmalisin veya Allah'i ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin." 

93. "Yahut da altindan bir evin olmali, ya da göge çikmalisin. Bize, okuyacagimiz bir kitap indirmedigin sürece (göge) çiktigina da asla inanmayiz." De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beser bir elçiyim. 

94. Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiginde, insanlarin (buna) inanmalarini sirf, "Allah, peygamber olarak bir beseri mi gönderdi?" demeleri engellemistir. 

95. Sunu söyle: Eger yeryüzünde yerlesmis gezip dolasan melekler olsaydi, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik. 

96. De ki: Benimle sizin aranizda gerçek sahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarini hakikaten bilip görmektedir. 

97. Allah kime hidayet verirse, iste dogru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, artik onlara, Allah'tan baska dostlar bulamazsin. Kiyamet gününde onlari kör, dilsiz ve sagir bir halde yüzükoyun hasrederiz. Onlarin varacagi ve kalacagi yer cehennemdir ki, atesi yavasladikça onun alevini artiririz. 

98. Cezalari iste budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmisler ve: "Sahi bizler, bir kemik yigini ve kokusmus toprak olduktan sonra yeni bir yaratilisla diriltilmis mi olacagiz?" demislerdir. 

99. Düsünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmis olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda süphe yoktur. Ama zalimler, inkârciliktan baskasini kabullenmediler. 

100. De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eger siz sahip olsaydiniz, harcanir korkusuyla kistikça kisardiniz. Insanoglu da pek eli sikidir! 

101. Andolsun biz, Musa'ya açik açik dokuz âyet verdik. Haydi Israilogullarina sor. Musa onlara geldiginde Firavun ona, "Ey Musa! dedi, senin büyülenmis oldugunu saniyorum!" 

102. (Musa Firavun'a:) "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunlari, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvoldugunu saniyorum!" 

103. Derken, Firavun onlari ülkeden çikarmak istedi. Bu yüzden biz onu ve maiyyetindekilerin hepsini (denizde) bogduk. 

104. Arkasindan da Israilogullarina: "O topraklarda oturun! Ahiret vâdi tahakkuk edince, hepinizi toplayip bir araya getirecegiz" dedik. 

105. Biz Kur'an'i hak olarak indirdik; o da hakki getirdi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik. 

106. Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasin diye (âyet âyet, sûre sûre) ayirdik; ve onu peyderpey indirdik. 

107. De ki: Siz ona ister inanin, ister inanmayin; su bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanirlar. 

108. Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vâdi mutlaka yerine getirilir. 

109. Aglayarak yüz üstü yere kapanirlar. (Kur'an okumak) onlarin saygisini artirir. 

110. De ki: "Ister Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastir." Namazinda yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kisma; ikisinin arasi bir yol tut. 

111. "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortagi bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyaci olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun sanini yücelt!

Kehf Suresinin Türkçe anlamı