39-ez-ZÜMER
Mekke'de nâzil olmustur. 75 (yetmisbes) âyettir. Yalniz 53 - 55. âyetler Medine'de inmistir. Adini, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin olusturdugu topluluklar anlamina gelen "zümer" kelimesinden almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katindan indirilmistir.
2. (Resûlüm!) Süphesiz ki Kitab'i sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kilarak (ihlâs ile) kulluk et.
3. Dikkat et, hâlis din yalniz Allah'indir. O'nu birakip kendilerine bir takim dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ayriliga düstükleri seylerde aralarinda hüküm verecektir. Süphesiz Allah, yalanci ve inkârci kimseyi dogru yola iletmez.
4. Eger Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattiklarindan diledigini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tir.
5. Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratti. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sariyor. Günesi ve ayi emri altina almistir. Her biri belli bir süreye kadar akip gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve çok bagislayandir.
6. Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratti, sonra ondan da esini yaratti. Sizin için hayvanlardan sekiz es meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karinlarinda üç katli karanlik içinde çesitli safhalardan geçirerek yaratiyor. Iste bu yaratici, Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'ndan baska tanri yoktur. Öyleyken nasil oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz?
7. Eger inkâr ederseniz, süphesiz Allah, size muhtaç degildir. Bununla beraber O, kullarinin küfrüne razi olmaz. Eger sükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr digerinin günahini çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidisi, Rabbinizedir. Yaptiklarinizi O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herseyi hakkiyla bilendir.
8. Insanin basina bir sikinti gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarir. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmis oldugunu unutur. Allah'in yolundan saptirmak için O'na esler kosar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eglenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin!
9. Yoksa geceleyin secde ederek ve kiyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarci gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akil sahipleri bunlari hakkiyla düsünür.
10. (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarim! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardir. Allah'in (yarattigi) yeryüzü genistir. Yalniz sabredenlere, mükâfatlari hesapsiz ödenecektir.
11. De ki: Bana, dini Allah'a hâlis kilarak O'na kulluk etmem emrolundu.
12. Bana müslümanlarin ilki olmam emrolundu.
13. De ki: Rabbime karsi gelirsem, dogrusu büyük günün azabindan korkarim.
14. De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim.
15. (Ey Allah'a es kosanlar!): Siz de O'ndan baska dilediginize tapin! De ki: Gerçekten hüsrana ugrayanlar, kiyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardir. Bilesiniz ki, bu apaçik hüsrandir.
16. Onlarin üstlerinde atesten tabakalar, altlarinda da (öyle) tabakalar var. Iste Allah kullarini bununla korkutuyor. Ey kullarim! Yalnizca benden korkun.
17. Tâgut'a kulluk etmekten kaçinip, Allah'a yönelenlere müjde vardir. Kullarimi müjdele:
18. O kullarimi ki, onlar sözü dinlerler,sonra da en güzeline uyarlar. Iste onlar, Allah'in dogru yola ilettigi kimselerdir. Gerçek akil sahipleri de onlardir.
19. (Resûlüm!) Hakkinda azap hükmü gerçeklesmis kimseyi ve ateste olani sen mi kurtaracaksin!
20. Fakat Rablerinden sakinanlara, üstüste yapilmis, altlarindan irmaklar akan köskler vardir. Bu, Allah'in verdigi sözdür. Allah, verdigi sözden caymaz.
21. Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerlestirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetistiriyor. Sonra onlar kurur da sapsari olduklarini görürsün. Sonra da onu kuru bir kirinti yapar. Süphesiz bunlarda akil sahipleri için bir ögüt vardir.
22. Allah kimin gönlünü Islâm'a açmissa o, Rabbinden bir nûr üzerinde degil midir? Allah'i anmak hususunda kalpleri katilasmis olanlara yaziklar olsun! Iste bunlar apaçik bir sapiklik içindedirler.
23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bikilmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanlarin, bu Kitab'in etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'in zikrine isinip yumusar. Iste bu Kitap, Allah'in, diledigini kendisiyle dogru yola ilettigi hidayet rehberidir. Allah kimi de saptirirsa artik ona yol gösteren olmaz.
24. Kiyamet gününde yüzünü azabin siddetinden korumaya çalisan kimse (kendini ondan emin kilan gibi) midir? Zalimlere "Kazandiginizi tadin!" denilir.
25. Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladilar da farkina varmadiklari bir yerden onlara azap çatti.
26. Bu suretle Allah, dünya hayatinda onlara rezilligi tattirdi. Ahiret azabi daha büyüktür. Keske bunu bilselerdi!
27. Andolsun ki biz, ögüt alsinlar diye, bu Kur'an'da insanlara. her türlü misali verdik.
28. Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik.
29. Allah, çekisip duran birçok ortaklarin sahip oldugu bir adam (köle) ile yalniz bir kisiye bagli olan bir adami misal olarak verir. Bu ikisi esit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu bilmezler.
30. Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
31. Sonra süphesiz, siz de kiyamet günü, Rabbinizin huzurunda davalasacaksiniz.
32. Allah'a karsi yalan uyduran, kendisine gelen gerçegi (Kur'an'i) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde degil mi?
33. Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, iste kötülükten sakinanlar onlardir.
34. Onlar için Rableri yaninda diledikleri her sey vardir. Iste bu, iyilik edenlerin mükâfatidir.
35. Böylece Allah, onlarin geçmiste yaptiklari en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptiklarinin en güzeline denk olarak mükâfatlarini verecektir.
36. Allah kuluna kâfi degil midir? Seni O'ndan baskalariyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptirirsa artik onun yolunu dogrultacak biri yoktur.
37. Allah kime de hidayet ederse, artik onu saptiracak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alici degil midir?
38. Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan, elbette "Allah'tir" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'i birakip da taptiklariniz, O'nun verdigi zarari giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanirlar.
39. De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapin; dogrusu ben de yapacagim! Artik yakinda bileceksiniz!".
40. "Kendisini rezil edecek azap kime gelecegini, ve sürekli bir azabin kimin üzerine konacaini."
41. (Resûlüm)! Süphesiz biz bu Kitab'i sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artik kim dogru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmis olur. Sen onlarin üzerinde vekil degilsin.
42. Allah, ölenin ölüm zamani gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarini alir da ölümüne hükmettigi cani alir, ötekini muayyen bir vakte kadar birakir. Süphe yok ki, bunda iyi düsünecek bir kavim için ibretler vardir.
43. Yoksa onlar Allah'tan baskasini sefaatçilar mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir seye güç yetiremezler ve akil erdiremezlerse de mi (Sefaatçi edineceksiniz)?
44. De ki: Bütün sefâat Allah'indir. Göklerin ve yerin hükümranligi O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
45. Allah, tek olarak anildigi zaman, ahirete inanmayanlarin içlerine sikinti basar. Ama Allah'tan baskasi anildigi zaman hemen yüzleri güler.
46. De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de asikâri da bilen Allah! Kullarinin arasinda, ayriliga düstükleri seyin hükmünü ancak sen vereceksin.
47. Eger yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydi, kiyamet gününde azabin fenaligindan (kurtulmak için) elbette bunlari fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafindan, hiç hesaba katmadiklari seyler ortaya çikmistir.
48. Onlarin kazandiklari kötülükler (o gün) açiga çikmis, alaya aldiklari sey, kendilerini sarmistir.
49. Insana bir zarar dokundugu zaman bize yalvarir. Sonra, kendisine tarafimizdan bir nimet verdigimiz vakit, "Bu bana ancak bilgimden dolayi verilmistir" der. Hayir o, bir imtihandir, fakat çoklari bilmezler.
50. Bunu onlardan öncekiler de söylemisti; ama kazandiklari seyler onlara fayda vermedi.
51. Bunun için yaptiklari kötülüklerin vebali onlari yakaladi. Bunlardan da zulmedenlerin isledikleri kötülükler, baslarina gelecektir. Bu hususta Allah'i âciz birakamazlar.
52. Bilmiyorlar mi ki Allah, rizki diledigine bol bol verir, dilediginden de kisar. Süphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vardir.
53. De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi asan kullarim! Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahlari bagislar. Süphesiz ki O, çok bagislayan, çok esirgeyendir.
54. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardim edilmez.
55. Siz farkinda olmadan, ansizin basiniza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun.
56. Kisinin: Allah'a karsi asiri gitmemden dolayi bana yaziklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyecegi günden sakinin)!
57. Yahut söyle diyecektir:" Allah bana hidayet verseydi, elbette sakinanlardan olurdum".
58. Veya azabi gördügünde: Keske benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam!" demesinden.
59. Hayir (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmisti de sen onlari yalanlamis, büyüklük taslamis ve inkârcilardan olmustun.
60. Kiyamet gününde Allah hakkinda yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara oldugunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacagi yer cehennemde degil midir?
61. Allah, takvâ sahiplerini kurtulusa erdirir. Onlara hiçbir fenalik dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar.
62. Allah her seyin yaraticisidir. O, her seye vekîldir.
63. Göklerin ve yerin anahtarlari (mutlak hükümranligi) O'nundur. Allah'in âyetlerini inkâr edenler var ya, iste onlar hüsrana ugrayanlardir.
64. De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan baskasina kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?
65. (Resûlüm!) Süphesiz sana da senden öncekilere de söyle vahyolunmustur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak kosarsan, islerin mutlaka bosa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!
66. Hayir! Yalniz Allah'a kulluk et ve sükredenlerden ol.
67. Onlar Allah'i hakkiyla taniyip bilemediler. Kiyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadir. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüs olacaktir. O, müsriklerin ortak kosmalarindan yüce ve münezzehtir.
68. Sûr'a üflenince, Allah'in diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayaga kalkmis bakiyorlar!
69. Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydinlanir, kitap konulur, peygamberler ve sahitler getirilir ve aralarinda hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.
70. Herkes ne yaptiysa, karsiligi tastamam verilir. Allah, onlarin yaptiklarini en iyi bilendir.
71. O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapilari açilir, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavusacaginizi ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmustur.
72. Onlara: Içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir.
73. Rablerine karsi gelmekten sakinanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varip da kapilari açildiginda bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artik ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.
74. Onlar: Bize verdigi sözde sadik olan ve bizi, diledigimiz yerinde oturacagimiz bu cennet yurduna vâris kilan Allah'a hamdolsun. Iyi amelde bulunanlarin mükâfati ne güzelmis! derler.
75. Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Ars'in etrafini kusatmislardir. Artik aralarinda adaletle hükmolunmus ve "alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" denilmistir.
40-el-MÜ'MIN
Ayni zamanda Gâfir adini da tasiyan bu sûre, 85 (seksenbes) âyettir. 56 ve 57. âyetleri Medine'de inmistir. Adini, Firavun ailesinden inanan bir kisinin vasiflarinin sayildigi 28 - 45. âyetlerden alir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hâ. Mîm.
2. Bu Kitap mutlak galip, hakkiyla bilen, lütuf sahibi Allah tarafindan indirilmistir.
3. O, günahi bagislayan, tevbeyi kabul eden, azabi çetin,lütuf sahibi Allah'tandir ki. O'ndan baska hiçbir ilâh yoktur, dönüs ancak O'nadir.
4. Inkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah'in âyetleri hakkinda tartismaz. Onlarin sehirlerde (rahatlikla) gezip dolasmasi seni aldatmasin.
5. Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmisti. Bâtili hakkin yerine koymak için mücadele etmislerdi. Bunun üzerine ben onlari kiskivrak yakaladim. Iste, cezalandirmamin nasil oldugunu gör!
6. Inkâr edenlerin cehennem ehli olduklarina dair Rabbinin sözü böylece gerçeklesti.
7. Ars'i yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bagislanmasini isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her seyi kusatmistir. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bagisla, onlari cehennem azabindan koru! (derler).
8. Rabbimiz! Onlari da, onlarin atalarindan, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanlari da kendilerine vâdettigin Adn cennetlerine koy. Süphesiz azîz ve hakîm olan sensin!
9. Bir de onlari, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmis olursun. Bu en büyük kurtulustur.
10. Inkâr edenlere söyle seslenilir: Allah'in gazabi, sizin kendinize olan kötülügünüzden elbette daha büyüktür. Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkâr ediyorsunuz.
11. Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarimizi itiraf ettik. Bir daha (bu atesten) çikmaya yol var midir? derler.
12. (Onlara denir ki:) Iste bunun sebebi sudur: Tek Allah'a ibadete çagrildigi zaman inkâr edersiniz. O'na ortak kosulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artik hüküm, yücelerin yücesi Allah'indir.
13. Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rizik indiren O'dur. Allah'a yönelenden baskasi ibret almaz.
14. Haydi, kâfirlerin hosuna gitmese de Allah'a, Allah için dindar ve ihlâsli olarak dua edin!
15. Dereceleri yükselten, Ars'in sahibi Allah, kavusma günüyle korkutmak için kullarindan diledigine iradesiyle ilgili vahyi indirir.
16. O gün onlar (kabirlerinden) meydana çikarlar. Onlarin hiçbir seyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün hükümranlik kimindir? Kahhâr olan tek Allah'indir.
17. Bugün herkese kazandiginin karsiligi verilir. Bugün haksizlik yoktur. Süphesiz Allah, hesabi çarçabuk görendir.
18. Yaklasan gün hususunda onlari uyar! Çünkü o onda dehset içinde yutkunurken yürekleri agizlarina gelmistir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir sefaatçisi vardir.
19. Allah, gözlerin hain bakisini ve kalplerin gizledigini bilir.
20. Allah, adaletle hükmeder. O'nu birakip taptiklari ise, hiçbir seye hükmedemezler. Süphesiz Allah, hakkiyla isiten ve görendir.
21. Onlar, yeryüzünde gezip dolasmadilar mi ki, kendilerinden öncekilerin âkibetinin nasil oldugunu görsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler. Böyleyken Allah onlari günahlari yüzünden yakaladi. Onlari Allah'in gazabindan koruyan da olmadi.
22. Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçik mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalayiverdi. Dogrusu O, kuvvetlidir; azabi da pek çetindir.
23. Andolsun ki biz Musa'yi mucizelerimiz ve apaçik hüccetle, gönderdik.
24. Firavun'a,Hâmân'a ve Karun'a da onlar: "Bu, çok yalanci bir sihirbazdir! "dediler.
25. Iste o (Musa), tarafimizdan kendilerine hakki getirince: Onunla beraber iman edenlerin ogullarini öldürün, kadinlari sag birakin! dediler. Ama kâfirlerin tuzagi elbette bosa çikar.
26. Firavun: Birakin beni, dedi. Musa'yi öldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsin! Çünkü ben onun, dininizi degistireceginden, yahut yeryüzünde fesat çikaracagindan korkuyorum.
27. Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sigindim, dedi.
28. Firavun ailesinden olup, imanini gizleyen bir mümin adam söyle dedi: Siz bir adami "Rabbim Allah'tir" diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçik mucizeler getirmistir. Eger o yalanci ise yalani kendisinedir. Eger dogru söylüyorsa sizi tehdit ettiginin (azâbin), bir kismi olsun gelip size çatar. Süphesiz Allah, haddi asan, yalanci kimseyi dogru yola eristirmez.
29. Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranlik sizindir. Ama Allah'in azabi bize gelip çatarsa, kim bize yardim eder? Firavun: Ben size kendi görüsümü söylüyorum ve yine size ancak dogru yolu gösteriyorum dedi.
30. Iman etmis olan dedi ki : "Ey kavmim! Dogrusu ben ben üzerinize önceki topluluklarin günü gibi, bir günün gelmesinden korkuyorum."
31. "Nuh kavminin, Âd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarina bir zulüm dileyecek degildir."
32. "Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bagrisip çagrisma gününden, korkuyorum.
33. "O gün arkaniza dönüp kaçacaksiniz.Fakat sizi Allah'tan (O'nun azabindan) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptirirsa, artik onu dogru yola iletecek de yoktur."
34. Andolsun ki, (Musa'dan) önce Yusuf da size açik deliller getirmisti ve onun size getirdigi seyler hakkinda süphe edip durmustunuz. Nihayet o vefat edince "Allah ondan sonra peygamber göndermez" dediniz. Iste Allah o asiri giden süphecileri böyle saptirir.
35. Kendilerine gelmis hiçbir delil olmadigi halde Allah'in âyetleri hakkinda mücadele edenler gerek Allah yaninda, gerekse iman edenler yaninda büyük bir nefretle karsilanir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanin kalbini iste böyle mühürler.
36. Firavun:" Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara erisirim."
37."Göklerin yollarina erisirim de Musa'nin Tanrisi'ni görürüm! Dogrusu ben onu, yalanci saniyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptigi kötü is süslü gösterildi ve yoldan saptirildi. Firavun'un tuzagi tamamen bosa çikti.
38. O iman eden kimse: Ey kavmim! dedi, siz bana uyun, sizi dogru yola götürecegim.
39. Ey kavmim! Süphesiz bu dünya hayati, geçici bir eglencedir. Ama ahiret, gerçekten kalinacak yurttur.
40. Kim bir kötülük islerse, onun kadar ceza görür. Kim de kadin veya erkek, mümin olarak faydali bir is yaparsa iste onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsiz rizik verilecektir.
41. Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtulusa çagiriyorum, siz beni atese çagiriyorsunuz.
42. Siz beni, Allah'i inkâr etmeye ve hiç tanimadigim nesneleri O'na ortak kosmaya çagiriyorsunuz. Ben ise sizi, azîz ve çok bagislayan Allah'a davet ediyorum.
43. Gerçek su ki, sizin beni davet ettiginiz seyin dünyada da ahirette de davete deger bir tarafi yoktur. Dönüsümüz Allah'adir, asiri gidenler de ates ehlinin kendileridir.
44. Size söylediklerimi yakinda hatirlayacaksiniz. Ben isimi Allah'a havale ediyorum. Süphesiz Allah, kullarini çok iyi görendir.
45. Nihayet Allah, onlarin kurduklari tuzaklarin kötülüklerinden bu zati korudu, Firavun'un kavmini ise kötü azap kusativerdi.
46. Onlar sabah aksam o atese sokulurlar. Kiyametin kopacagi gün de: Firavun ailesini azabin en çetinine sokun (denilecek)!
47. (Kâfirler) atesin içinde birbirleriyle çekisirlerken zayif olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymustuk. Simdi atesin birazini bizden savabilir misiniz? derler.
48. O büyüklük taslayanlar ise: Dogrusu hepimiz bunun içindeyiz. Süphe yok ki Allah kullari arasinda verecegi hükmü verdi, derler.
49. Ateste bulunanlar cehennem bekçilerine: Rabbinize dua edin, bizden, bir gün olsun azabi hafifletsin! diyecekler.
50. (Bekçiler:) Size peygamberleriniz açik açik deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabini verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarin, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarmasi bosunadir.
51. Süphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatinda, hem sahitlerin sahitlik edecekleri günde yardim ederiz.
52. O gün zalimlere, özür dilemeleri hiçbir fayda saglamaz. Artik lânet de onlarindir, kötü yurt da onlarindir!
53. Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik ve Israilogullarina, o Kitab'i miras biraktik.
54.O, akil sahipleri için bir ögüt ve dogruluk rehberidir.
55. (Resûlüm!) Simdi sen sabret. Çünkü Allah'in vâdi gerçektir. Günahinin bagislanmasini iste. Aksam-sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
56. Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksizin, Allah'in âyetleri hakkinda münakasa edenler var ya, hiç süphe yok ki, onlarin kalplerinde, asla yetisemeyecekleri bir büyüklük hevesinden baska bir sey yoktur. Sen Allah'a sigin. Kuskusuz O, isiten ve görendir.
57. Elbette göklerin ve yerin yaratilmasi, insanlarin yaratilmasindan daha büyük bir seydir. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
58. Körle gören, inanip iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düsünüyorsunuz!
59. Kiyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç süphe yoktur. Fakat insanlarin çogu buna inanmazlar.
60. Rabbiniz söyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti birakip büyüklük taslayanlar asagilanarak cehenneme gireceklerdir.
61. Içinde dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah'tir. Süphesiz Allah, insanlara karsi lütufkârdir. Fakat insanlarin çogu sükretmezler.
62. Iste O, her seyin yaraticisi olan Rabbiniz Allah'dir. O'ndan baska tanri yoktur. O halde nasil olup da döndürülüyorsunuz!
63. Allah'in âyetlerini inatla inkâr edenler iste (haktan) böyle döndürülür.
64. Yeri sizin için yerlesim alani, gögü de bir bina kilan, size sekil verip de seklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle riziklandiran Allah'tir. Iste Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir.
65. O daima diridir; O'ndan baska hiçbir tanri yoktur. O halde dinde ihlâsli ve samimi kisiler olarak O'na dua edin. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
66. (Resûlüm)! De ki: Bana Rabbimden apaçik deliller gelince, sizin Allah'i birakip o taptiklariniza kulluk etmem bana yasaklandi ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.
67. Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan (asilanmis yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak çikaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çaga erismeniz, sonra da ihtiyarlamaniz -ki içinizden daha önce vefat edenler de vardir- ve belli bir vakte ulasmaniz için sizi yasatan O'dur. Umulur ki düsünürsünüz.
68. O, hem dirilten hem de öldürendir. O, herhangi bir isin olmasini diledigi zaman yalniz "Ol!" der, o da oluverir.
69. Allah'in âyetleri hakkinda tartisanlara bakmadin mi? Nasil döndürülüyorlar (onu tasdike yanasmiyorlar)!
70. Onlar, Kitab'i ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardir. Onlar yakinda (gerçegi) anlayacaklar!
71. O zaman boyunlarinda demir halkalar ve zincirler oldugu halde, sürüklenecekler,
72. Kaynar suda,sonra da ateste yakilacaklardir.
73. Sonra onlara: Allah'i birakip da kostugunuz ortaklar nerededir? denilecek.
74. O Allah'tan baska (taptiklariniz). Onlar da:"Bizden uzaklastilar, zaten biz önceleri hiçbir seye tapmiyorduk", diyecekler.Iste Allah kâfirleri böyle sasirtir.
75. Bu, sizin yeryüzünde haksiz olarak simarmanizdan ve asiri derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.
76. Içinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapilarindan girin! Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne çirkindir!
77. Onun için (Resûlüm), sen sabret! Süphesiz Allah'in vâdi gerçektir. Onlara söz verdigimiz azabin bir kismini ya sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. Nasil olsa onlar bize döneceklerdir.
78. Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kissalarini anlattigimiz kimseler de var, durumlarini sana bildirmedigimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah'in izni olmaksizin herhangi bir âyeti kendiliginden getiremez. Allah'in emri gelince de hak uygulanir ve o zaman bâtili seçenler hüsrana ugrayacaklardir.
79. Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanlari yaratandir.
80. Onlarda sizin için daha nice faydalar vardir. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulasirsiniz. Onlarin ve gemilerin üstünde tasinirsiniz.
81. Allah size âyetlerini gösteriyor. Simdi, Allah'in âyetlerinden hangisini inkâr edersiniz?
82. Onlar yeryüzünde gezip dolasmadilar mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasil olmustur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakimindan da daha saglam idiler. Fakat kazandiklari seyler onlara asla fayda vermemistir.
83. Peygamberleri onlara apaçik bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beseri) bilgiye güvendiler (onu alaya aldilar). Alaya aldiklari sey kendilerini boguverdi.
84. Artik o çetin azabimizi gördükleri zaman: Allah'a inandik ve O'na ortak kostugumuz seyleri inkâr ettik, derler.
85. Fakat azabimizi gördükleri zaman imanlari kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'in kullari hakkinda süregelen âdeti budur. Iste o zaman kâfirler hüsrana ugrayacaklardir.
Tweet
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hâ. Mîm.
2. Bu Kitap mutlak galip, hakkiyla bilen, lütuf sahibi Allah tarafindan indirilmistir.
3. O, günahi bagislayan, tevbeyi kabul eden, azabi çetin,lütuf sahibi Allah'tandir ki. O'ndan baska hiçbir ilâh yoktur, dönüs ancak O'nadir.
4. Inkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah'in âyetleri hakkinda tartismaz. Onlarin sehirlerde (rahatlikla) gezip dolasmasi seni aldatmasin.
5. Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmisti. Bâtili hakkin yerine koymak için mücadele etmislerdi. Bunun üzerine ben onlari kiskivrak yakaladim. Iste, cezalandirmamin nasil oldugunu gör!
6. Inkâr edenlerin cehennem ehli olduklarina dair Rabbinin sözü böylece gerçeklesti.
7. Ars'i yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bagislanmasini isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her seyi kusatmistir. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bagisla, onlari cehennem azabindan koru! (derler).
8. Rabbimiz! Onlari da, onlarin atalarindan, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanlari da kendilerine vâdettigin Adn cennetlerine koy. Süphesiz azîz ve hakîm olan sensin!
9. Bir de onlari, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmis olursun. Bu en büyük kurtulustur.
10. Inkâr edenlere söyle seslenilir: Allah'in gazabi, sizin kendinize olan kötülügünüzden elbette daha büyüktür. Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkâr ediyorsunuz.
11. Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarimizi itiraf ettik. Bir daha (bu atesten) çikmaya yol var midir? derler.
12. (Onlara denir ki:) Iste bunun sebebi sudur: Tek Allah'a ibadete çagrildigi zaman inkâr edersiniz. O'na ortak kosulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artik hüküm, yücelerin yücesi Allah'indir.
13. Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rizik indiren O'dur. Allah'a yönelenden baskasi ibret almaz.
14. Haydi, kâfirlerin hosuna gitmese de Allah'a, Allah için dindar ve ihlâsli olarak dua edin!
15. Dereceleri yükselten, Ars'in sahibi Allah, kavusma günüyle korkutmak için kullarindan diledigine iradesiyle ilgili vahyi indirir.
16. O gün onlar (kabirlerinden) meydana çikarlar. Onlarin hiçbir seyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün hükümranlik kimindir? Kahhâr olan tek Allah'indir.
17. Bugün herkese kazandiginin karsiligi verilir. Bugün haksizlik yoktur. Süphesiz Allah, hesabi çarçabuk görendir.
18. Yaklasan gün hususunda onlari uyar! Çünkü o onda dehset içinde yutkunurken yürekleri agizlarina gelmistir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir sefaatçisi vardir.
19. Allah, gözlerin hain bakisini ve kalplerin gizledigini bilir.
20. Allah, adaletle hükmeder. O'nu birakip taptiklari ise, hiçbir seye hükmedemezler. Süphesiz Allah, hakkiyla isiten ve görendir.
21. Onlar, yeryüzünde gezip dolasmadilar mi ki, kendilerinden öncekilerin âkibetinin nasil oldugunu görsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler. Böyleyken Allah onlari günahlari yüzünden yakaladi. Onlari Allah'in gazabindan koruyan da olmadi.
22. Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçik mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalayiverdi. Dogrusu O, kuvvetlidir; azabi da pek çetindir.
23. Andolsun ki biz Musa'yi mucizelerimiz ve apaçik hüccetle, gönderdik.
24. Firavun'a,Hâmân'a ve Karun'a da onlar: "Bu, çok yalanci bir sihirbazdir! "dediler.
25. Iste o (Musa), tarafimizdan kendilerine hakki getirince: Onunla beraber iman edenlerin ogullarini öldürün, kadinlari sag birakin! dediler. Ama kâfirlerin tuzagi elbette bosa çikar.
26. Firavun: Birakin beni, dedi. Musa'yi öldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsin! Çünkü ben onun, dininizi degistireceginden, yahut yeryüzünde fesat çikaracagindan korkuyorum.
27. Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sigindim, dedi.
28. Firavun ailesinden olup, imanini gizleyen bir mümin adam söyle dedi: Siz bir adami "Rabbim Allah'tir" diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçik mucizeler getirmistir. Eger o yalanci ise yalani kendisinedir. Eger dogru söylüyorsa sizi tehdit ettiginin (azâbin), bir kismi olsun gelip size çatar. Süphesiz Allah, haddi asan, yalanci kimseyi dogru yola eristirmez.
29. Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranlik sizindir. Ama Allah'in azabi bize gelip çatarsa, kim bize yardim eder? Firavun: Ben size kendi görüsümü söylüyorum ve yine size ancak dogru yolu gösteriyorum dedi.
30. Iman etmis olan dedi ki : "Ey kavmim! Dogrusu ben ben üzerinize önceki topluluklarin günü gibi, bir günün gelmesinden korkuyorum."
31. "Nuh kavminin, Âd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarina bir zulüm dileyecek degildir."
32. "Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bagrisip çagrisma gününden, korkuyorum.
33. "O gün arkaniza dönüp kaçacaksiniz.Fakat sizi Allah'tan (O'nun azabindan) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptirirsa, artik onu dogru yola iletecek de yoktur."
34. Andolsun ki, (Musa'dan) önce Yusuf da size açik deliller getirmisti ve onun size getirdigi seyler hakkinda süphe edip durmustunuz. Nihayet o vefat edince "Allah ondan sonra peygamber göndermez" dediniz. Iste Allah o asiri giden süphecileri böyle saptirir.
35. Kendilerine gelmis hiçbir delil olmadigi halde Allah'in âyetleri hakkinda mücadele edenler gerek Allah yaninda, gerekse iman edenler yaninda büyük bir nefretle karsilanir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanin kalbini iste böyle mühürler.
36. Firavun:" Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara erisirim."
37."Göklerin yollarina erisirim de Musa'nin Tanrisi'ni görürüm! Dogrusu ben onu, yalanci saniyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptigi kötü is süslü gösterildi ve yoldan saptirildi. Firavun'un tuzagi tamamen bosa çikti.
38. O iman eden kimse: Ey kavmim! dedi, siz bana uyun, sizi dogru yola götürecegim.
39. Ey kavmim! Süphesiz bu dünya hayati, geçici bir eglencedir. Ama ahiret, gerçekten kalinacak yurttur.
40. Kim bir kötülük islerse, onun kadar ceza görür. Kim de kadin veya erkek, mümin olarak faydali bir is yaparsa iste onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsiz rizik verilecektir.
41. Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtulusa çagiriyorum, siz beni atese çagiriyorsunuz.
42. Siz beni, Allah'i inkâr etmeye ve hiç tanimadigim nesneleri O'na ortak kosmaya çagiriyorsunuz. Ben ise sizi, azîz ve çok bagislayan Allah'a davet ediyorum.
43. Gerçek su ki, sizin beni davet ettiginiz seyin dünyada da ahirette de davete deger bir tarafi yoktur. Dönüsümüz Allah'adir, asiri gidenler de ates ehlinin kendileridir.
44. Size söylediklerimi yakinda hatirlayacaksiniz. Ben isimi Allah'a havale ediyorum. Süphesiz Allah, kullarini çok iyi görendir.
45. Nihayet Allah, onlarin kurduklari tuzaklarin kötülüklerinden bu zati korudu, Firavun'un kavmini ise kötü azap kusativerdi.
46. Onlar sabah aksam o atese sokulurlar. Kiyametin kopacagi gün de: Firavun ailesini azabin en çetinine sokun (denilecek)!
47. (Kâfirler) atesin içinde birbirleriyle çekisirlerken zayif olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymustuk. Simdi atesin birazini bizden savabilir misiniz? derler.
48. O büyüklük taslayanlar ise: Dogrusu hepimiz bunun içindeyiz. Süphe yok ki Allah kullari arasinda verecegi hükmü verdi, derler.
49. Ateste bulunanlar cehennem bekçilerine: Rabbinize dua edin, bizden, bir gün olsun azabi hafifletsin! diyecekler.
50. (Bekçiler:) Size peygamberleriniz açik açik deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabini verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarin, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarmasi bosunadir.
51. Süphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatinda, hem sahitlerin sahitlik edecekleri günde yardim ederiz.
52. O gün zalimlere, özür dilemeleri hiçbir fayda saglamaz. Artik lânet de onlarindir, kötü yurt da onlarindir!
53. Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik ve Israilogullarina, o Kitab'i miras biraktik.
54.O, akil sahipleri için bir ögüt ve dogruluk rehberidir.
55. (Resûlüm!) Simdi sen sabret. Çünkü Allah'in vâdi gerçektir. Günahinin bagislanmasini iste. Aksam-sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
56. Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksizin, Allah'in âyetleri hakkinda münakasa edenler var ya, hiç süphe yok ki, onlarin kalplerinde, asla yetisemeyecekleri bir büyüklük hevesinden baska bir sey yoktur. Sen Allah'a sigin. Kuskusuz O, isiten ve görendir.
57. Elbette göklerin ve yerin yaratilmasi, insanlarin yaratilmasindan daha büyük bir seydir. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
58. Körle gören, inanip iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düsünüyorsunuz!
59. Kiyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç süphe yoktur. Fakat insanlarin çogu buna inanmazlar.
60. Rabbiniz söyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti birakip büyüklük taslayanlar asagilanarak cehenneme gireceklerdir.
61. Içinde dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah'tir. Süphesiz Allah, insanlara karsi lütufkârdir. Fakat insanlarin çogu sükretmezler.
62. Iste O, her seyin yaraticisi olan Rabbiniz Allah'dir. O'ndan baska tanri yoktur. O halde nasil olup da döndürülüyorsunuz!
63. Allah'in âyetlerini inatla inkâr edenler iste (haktan) böyle döndürülür.
64. Yeri sizin için yerlesim alani, gögü de bir bina kilan, size sekil verip de seklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle riziklandiran Allah'tir. Iste Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir.
65. O daima diridir; O'ndan baska hiçbir tanri yoktur. O halde dinde ihlâsli ve samimi kisiler olarak O'na dua edin. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
66. (Resûlüm)! De ki: Bana Rabbimden apaçik deliller gelince, sizin Allah'i birakip o taptiklariniza kulluk etmem bana yasaklandi ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.
67. Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan (asilanmis yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak çikaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çaga erismeniz, sonra da ihtiyarlamaniz -ki içinizden daha önce vefat edenler de vardir- ve belli bir vakte ulasmaniz için sizi yasatan O'dur. Umulur ki düsünürsünüz.
68. O, hem dirilten hem de öldürendir. O, herhangi bir isin olmasini diledigi zaman yalniz "Ol!" der, o da oluverir.
69. Allah'in âyetleri hakkinda tartisanlara bakmadin mi? Nasil döndürülüyorlar (onu tasdike yanasmiyorlar)!
70. Onlar, Kitab'i ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardir. Onlar yakinda (gerçegi) anlayacaklar!
71. O zaman boyunlarinda demir halkalar ve zincirler oldugu halde, sürüklenecekler,
72. Kaynar suda,sonra da ateste yakilacaklardir.
73. Sonra onlara: Allah'i birakip da kostugunuz ortaklar nerededir? denilecek.
74. O Allah'tan baska (taptiklariniz). Onlar da:"Bizden uzaklastilar, zaten biz önceleri hiçbir seye tapmiyorduk", diyecekler.Iste Allah kâfirleri böyle sasirtir.
75. Bu, sizin yeryüzünde haksiz olarak simarmanizdan ve asiri derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.
76. Içinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapilarindan girin! Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne çirkindir!
77. Onun için (Resûlüm), sen sabret! Süphesiz Allah'in vâdi gerçektir. Onlara söz verdigimiz azabin bir kismini ya sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. Nasil olsa onlar bize döneceklerdir.
78. Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kissalarini anlattigimiz kimseler de var, durumlarini sana bildirmedigimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah'in izni olmaksizin herhangi bir âyeti kendiliginden getiremez. Allah'in emri gelince de hak uygulanir ve o zaman bâtili seçenler hüsrana ugrayacaklardir.
79. Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanlari yaratandir.
80. Onlarda sizin için daha nice faydalar vardir. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulasirsiniz. Onlarin ve gemilerin üstünde tasinirsiniz.
81. Allah size âyetlerini gösteriyor. Simdi, Allah'in âyetlerinden hangisini inkâr edersiniz?
82. Onlar yeryüzünde gezip dolasmadilar mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasil olmustur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakimindan da daha saglam idiler. Fakat kazandiklari seyler onlara asla fayda vermemistir.
83. Peygamberleri onlara apaçik bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beseri) bilgiye güvendiler (onu alaya aldilar). Alaya aldiklari sey kendilerini boguverdi.
84. Artik o çetin azabimizi gördükleri zaman: Allah'a inandik ve O'na ortak kostugumuz seyleri inkâr ettik, derler.
85. Fakat azabimizi gördükleri zaman imanlari kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'in kullari hakkinda süregelen âdeti budur. Iste o zaman kâfirler hüsrana ugrayacaklardir.
Tweet
41-FUSSILET
Adini, 3. âyette geçen "fussilet" kelimesinden almistir. Secde, Hâ, Mîm ve Mesâbih adlari ile de anilan bu sûre, Mekke'de inmistir. 54 (ellidört) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hâ. Mîm.
2. (Kur'an) rahmân ve rahîm olan Allah katindan indirilmistir.
3. (Bu,) bilen bir kavim için, âyetleri Arapça okunarak açiklanmis bir kitaptir.
4. Bu kitap müjdeleyici ve uyaricidir. Fakat onlarin çogu yüz çevirdi. Artik dinlemezler.
5. Ve dediler ki: Bizi çagirdigin seye karsi kalplerimiz kapalidir. Kulaklarimizda da bir agirlik vardir. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadir. Onun için sen (istedigini) yap, biz de yapmaktayiz!
6. De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanim. Bana ilâhinizin bir tek Ilâh oldugu vahy olunuyor. Artik O'na yönelin, O'ndan magfiret dileyin. Ortak kosanlarin vay haline!
7. Onlar zekâti vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardir.
8. Süphesiz iman edip iyi is yapanlar için tükenmeyen bir mükâfat vardir.
9. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratani inkâr edip O'na ortaklar mi kosuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.
10. O, yeryüzüne sabit daglar yerlestirdi. Orada bereketler yaratti ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gidalar takdir etti.
11. Sonra duman halinde olan göge yöneldi, ona ve yerküreye: Isteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. Ikisi de "Isteyerek geldik" dediler.
12. Böylece onlari, iki günde yedi gök olarak yaratti ve her göge görevini vahyetti. Ve biz, yakin semâyi kandillerle donattik, bozulmaktan da koruduk. Iste bu, azîz, alîm Allah'in takdiridir.
13 Eger onlar yüz çevirirlerse de ki: Iste sizi Ad ve Semûd'un basina gelen kasirgaya benzer bir kasirgaya karsi uyariyorum!
14. Peygamberler onlara: Önlerinden ve arkalarindan gelerek Allah'tan baskasina kulluk etmeyin, dedikleri zaman, "Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen seyleri inkâr ediyoruz" demislerdi.
15. Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksiz yere büyüklük tasladilar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'in, onlardan daha kuvvetli oldugunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardi.
16. Bundan dolayi biz de onlara dünya hayatinda zillet azâbini tattirmak için o ugursuz günlerde soguk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabi elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardim da edilmez.
17. Semûd'a gelince onlara dogru yolu gösterdik, ama onlar körlügü dogru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta olduklari kötülükler yüzünden alçaltici azabin yildirimi onlari çarpti.
18. Inananlari kurtardik. Onlar (Allah'tan) korkuyorlardi.
19. Allah'in düsmanlari, atese sürülmek üzere toplandiklari gün, hepsi bir araya getirilirler.
20. Nihayet oraya geldikleri zaman kulaklari, gözleri ve derileri, isledikleri seye karsi onlarin aleyhine sahitlik edecektir.
21. Derilerine: Niçin aleyhimize sahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her seyi konusturan Allah, bizi de konusturdu. Ilk defa sizi o yaratmistir. Yine O'na döndürülüyorsunuz, derler.
22. Siz ne kulaklarinizin, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize sahitlik etmesinden sakinmiyordunuz, yaptiklarinizdan çogunu Allah'in bilmeyecegini saniyordunuz.
23. Rabbiniz hakkinda beslediginiz zan var ya, iste sizi o mahvetti ve ziyana ugrayanlardan oldunuz.
24. Simdi eger dayanabilirlerse, onlarin yeri atestir. Ve eger (tekrar dünyaya dönüp Allah'i) hosnut etmek isterlerse, memnun edilecek degillerdir.
25. Biz onlara birtakim arkadaslar musallat ettik de onlar önlerinde ve arkalarinda ne varsa hepsini bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmis olan cinler ve insanlar için (uygulanan) azap onlara da gerekli olmustur. Kuskusuz onlar hüsrana düsenlerdi.
26. Inkâr edenler: Bu Kur'an'i dinlemeyin, okunurken gürültü yapin. Umulur ki bastirirsiniz, dediler.
27. O inkâr edenlere siddetli bir azabi tattiracagiz ve onlari yaptiklarinin en kötüsüyle cezalandiracagiz.
28. Iste bu, Allah düsmanlarinin cezasi, atestir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolayi, orada onlara ceza olarak ebedî kalacaklari yurt (cehennem) vardir.
29. Kâfirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptiranlari bize göster de asagilanmislardan olsunlar diye onlari ayaklarimizin altina alalim! diyecekler.
30. Süphesiz, Rabbimiz Allah'tir deyip, sonra dosdogru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayin, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.
31. Biz dünya hayatinda da, ahirette de sizin dostlariniziz.Orada sizin için canlarinizin çektigi her sey var ve istediginiz her sey orada sizin için hazirdir.
32.Gafûr ve rahîm olan Allah'in ikrami olarak.
33. (Insanlari) Allah'a çagiran, iyi is yapan ve "Ben müslümanlardanim" diyenden kimin sözü daha güzeldir?
34. Iyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülügü) en güzel bir sekilde önle. O zaman seninle arasinda düsmanlik bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.
35. Buna (bu güzel davranisa) ancak sabredenler kavusturulur; buna ancak (hayirdan) büyük nasibi olan kimse kavusturulur.
36. Eger seytandan gelen kötü bir düsünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sigin. Çünkü O, isiten, bilendir.
37. Gece ve gündüz, günes ve ay O'nun âyetlerindendir. Eger Allah'a ibadet etmek istiyorsaniz, günese de aya da secde etmeyin. Onlari yaratan Allah'a secde edin!
38. Eger insanlar büyüklük taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yaninda bulunan (melekler) hiç usanmadan, gece gündüz O'nu tesbih ederler.
39. Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'in âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdigimiz zaman, harekete geçip kabarir. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her seye kadirdir.
40. Åyetlerimiz hakkinda dogruluktan ayrilip egrilige sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, atesin içine atilan mi daha iyidir, yoksa kiyamet günü güvenle gelen mi? Dilediginizi yapin! Kuskusuz O, yaptiklarinizi görmektedir.
41. Kendilerine Kitap geldiginde onu inkâr edenler (süphesiz bunun sonucuna katlanacaklardir). Halbuki o, essiz bir kitaptir.
42. Ona önünden de ardindan da bâtil gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmistir.
43. (Resûlüm!) Sana söylenen, senden önceki peygamberlere söylenmis olandan baska bir sey degildir. Elbette ki senin Rabbin, hem magfiret sahibi hem de aci bir azap sahibidir.
44. Eger biz onu, yabanci dilden bir Kur'an kilsaydik, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatli sekilde açiklanmali degil miydi? Arab'a yabanci dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için dogru yolu gösteren bir kilavuzdur ve sifadir. Inanmayanlara gelince, onlarin kulaklarinda bir agirlik vardir ve Kur'an onlara kapalidir. (Sanki) onlara uzak bir yerden bagiriliyor (da Kur'an'da ne söylendigini anlamiyorlar.)
45. Andolsun biz Musa'ya Kitab'i verdik, onda da ayriliga düsüldü. Eger Rabbinden bir söz geçmis olmasaydi, aralarinda derhal hükmedilirdi (isleri bitirilirdi). Onlar Kur'an hakkinda derin bir süphe içindedirler.
46. Kim iyi bir is yaparsa, bu kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici degildir.
47. Kiyamet gününün bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi disinda hiçbir meyve (çekirdegi) kabugunu yarip çikamaz, hiçbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Allah onlara: Ortaklarim nerede! diye seslendigi gün: Buna dair bizden hiçbir sahit olmadigini sana arzederiz, derler.
48. Böylece önceden yalvarip durduklari onlardan uzaklasmistir. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadigini anlamislardir.
49. Insan hayir istemekten usanmaz. Fakat kendisine bir kötülük dokunursa hemen ümitsizlige düser, üzülüverir.
50. Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattirirsak: Bu, benim hakkimdir, kiyametin kopacagini sanmiyorum, Rabbime döndürülmüs olsam bile muhakkak O'nun katinda benim için daha güzel seyler vardir, der. Biz, inkâr edenlere yaptiklarini mutlaka haber verecegiz ve muhakkak onlara agir azaptan tattiracagiz.
51. Insana bir nimet verdigimiz zaman (bizden) yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona bir ser dokundugu zaman da yalvarip durur.
52. De ki: Ne dersiniz, eger o (Kur'an), Allah tarafindan ise siz de onu inkâr etmisseniz o zaman (haktan) uzak bir aynliga düsenden daha sapik kim vardir?
53. Insanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi gösterecegiz ki onun (Kur'an'in) gerçek oldugu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her seye sahit olmasi, yetmez mi?
54. Dikkat edin; onlar, Rablerine kavusma konusunda süphe içindedirler. Bilesiniz ki O, her seyi (ilmiyle) kusatmistir.
42-es-SÛRÂ
Mekke'de nâzil olan bu sûre 53 (elliüç) âyettir. Yalniz 23 - 26. âyetleri Medine'de inmistir. Adini 38. âyette geçen ve müslümanlarin, islerini aralarinda danisma ile yapmalarinin geregini bildiren Surâ kelimesinden almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hâ. Mîm.
2. Ayn. Sîn. Kaf.
3. Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere iste böyle vahyeder.
4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.
5. Neredeyse yukarilarindan gökler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler için magfiret diliyorlar. Iyi bilin ki Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
6. Allah'tan baska dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil degilsin.
7. Sehirlerin anasi (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanlari uyarman ve asla süphe olmayan toplanma günüyle onlari korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (Insanlarin) bir bölümü cennette, bir bölümü de çilgin alevli cehennemdedir.
8. Allah dileseydi onlari bir tek millet yapardi. Fakat O, diledigini rahmetine kavusturur; zalimlerin ise hiçbir dostu ve yardimcisi yoktur.
9. Yoksa onlar Allah'tan baska dostlar mi edindiler? Halbuki dost yalniz Allah'tir. O ölüleri diriltir, her seye kadirdir.
10. Ayriliga düstügünüz herhangi bir seyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur. Iste, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandim ve O'na yönelirim.
11. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandir. Size kendinizden esler, hayvanlardan da (kendilerine) esler yaratmistir. Bu suretle çogalmanizi saglamistir. O'nun benzeri hiçbir sey yoktur. O isitendir, görendir.
12. Göklerin ve yerin anahtarlari O'nundur. Diledigine rizki bol verir, dilediginden de kisar. O, her seyi bilendir.
13. "Dini ayakta tutun ve onda ayriliga düsmeyin" diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kildi. Fakat kendilerini çagirdigin bu (din), Allah'a ortak kosanlara agir geldi. Allah diledigini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de dogru yola iletir.
14. Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarindaki çekememezlik yüzünden ayriliga düstüler. Eger belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmis olmasaydi, aralarinda hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kilinanlar da onun hakkinda derin bir süphe içindedirler.
15. Iste onun için sen (tevhide) dâvet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol. Onlarin heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'in indirdigi Kitab'a inandim ve aranizda adaleti gerçeklestirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz de sizedir. Aramizda tartisilabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüs de O'nadir. (Âyette Hz. Peygamber in insanlari davet edecegi prensipler açiklanirken, uyacagi esaslar da beyan edilmistir. Buna göre davete devam edilecek, inanma yanlarin teklifve israrlari dinlenmeyecektir.)
16. Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkinda tartismaya girenlerin delilleri, Rableri katinda bostur. Onlar için bir gazap, yine onlar için çetin bir azap vardir.
17. Kitab'i ve mizani hak olarak indiren Allah'tir. Ne biliyorsun, belki de kiyamet saati yakindir!
18. Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasini isterler. Inananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek oldugunu bilirler. Iyi bilin ki, kiyamet günü hakkinda tartisanlar derin bir sapiklik içindedirler.
19. Allah kullarina lütufkârdir, diledigini riziklandirir. O kuvvetlidir, güçlüdür.
20. Kim ahiret kazancini istiyorsa, onun kazancini arttiririz. Kim de dünya kârini istiyorsa ona da dünyadan bir seyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.
21. Yoksa onlarin, Allah'in izin vermedigi bir dini getiren ortaklari mi var? Eger erteleme sözü olmasaydi, derhal aralarinda hüküm verilirdi. Süphesiz zalimlere can yakici bir azap vardir.
22. Yaptiklari seyler baslarina gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. Iman edip iyi isler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yaninda onlara diledikleri her sey vardir. Iste büyük lütuf budur.
23. Iste Allah'in, iman eden ve iyi isler yapan kullarina müjdeledigi nimet budur. Deki: Ben buna karsilik sizden akrabalik sevgisinden baska bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik islerse onun sevabini fazlasiyla veririz. Süphesiz Allah bagislayan, sükrün karsiligini verendir.
24. Yoksa onlar, (senin için) Allah'a karsi yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bâtili yok eder; sözleriyle hakki ortaya koyar. Süphesiz O, kalplerde olanlari bilendir.
25. O, kullarinin tevbesini kabul eden, kötülükleri bagislayan ve yaptiklarinizi bilendir.
26. Allah, iman edip iyi isler yapanlarin tevbesini kabul eder, lütfundan onlara, fazlasini verir. Kâfirlere gelince, onlara da çetin bir azap vardir.
27. Allah kullarina rizki bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardi. Fakat O, (rizki) diledigi ölçüde indirir. Çünkü O, kullarinin haberini alandir, onlari görendir.
28. O, (insanlar) umutlarini kestikten sonra, yagmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandir. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyik olandir.
29. Gökleri, yeri ve bunlarin içine yayip ürettigi canlilari yaratmasi da O'nun delillerindendir. O diledigi zaman bunlari biraraya toplamaya da kadirdir.
30. Basiniza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle isledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çogunu affeder.
31. Yeryüzünde (O'nu) âciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dostunuz ve bir yardimciniz da yoktur.
32. Denizde daglar gibi akip gidenler (gemiler) de O'nun (varliginin) delillerindendir.
33. Dilerse O, rüzgâri durdurur,da onun (denizin) üstünde kalakalirlar. Elbette bunda çok sabreden, çok sükreden herkes için ibretler vardir.
34. Yahut yaptiklari yüzünden onlari helâk eder. Birçogunu da affeder (kurtarir).
35. Böylece âyetlerimiz üzerinde tartisanlar, kendilerine kaçacak bir yer olmadigini bilsinler.
36. Size verilen sey, yalnizca dünya hayatinin geçimligidir. Allah'in yaninda bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayanip güvenenler içindir.
37. Onlar, büyük günahlardan ve hayasizliktan kaçinirlar; kizdiklari zaman da kusurlari bagislarlar.
38. Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazi kilarlar. Onlarin isleri, aralarinda danisma iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan da harcarlar.
39. Bir haksizliga ugradiklari zaman, yardimlasirlar.
40. Bir kötülügün cezasi, ona denk bir kötülüktür. Kim bagislar ve barisi saglarsa, onun mükâfati Allah'a aittir. Dogrusu O, zalimleri sevmez.
41. Kim zulme ugradiktan sonra hakkini alirsa, artik onlara yapilacak bir sey yoktur.
42. Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksiz yere taskinlik edenlere ceza vardir. Iste acikli azap bunlaradir.
43. Kim sabreder ve affederse süphesiz bu hareketi, yapilmaya deger islerdendir.
44. Allah kimi saptirirsa, bundan sonra artik onun hiçbir dostu yoktur. Azabi gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mi? dediklerini görürsün.
45. Atese arz olunurlarken onlarin, zilletten baslarini öne egerek göz ucuyla gizli gizli baktiklarini göreceksin. Inananlar da: Iste asil ziyana ugrayanlar, kiyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardir, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
46. Onlarin Allah'tan baska kendilerine yardim edecek hiçbir dostlari yoktur. Allah kimi saptirirsa artik onun kurtulusa çikan bir yolu yoktur.
47. Allah'tan, geri çevrilmesi imkânsiz bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyun. Çünkü o gün, hiçbiriniz siginacak yer bulamazsiniz, itiraz da edemezsiniz.
48. Eger yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onlarin üzerine bekçi göndermedik. Sana düsen sadece duyurmaktir. Biz insana katimizdan bir rahmet tattirdigimiz zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptiklari yüzünden baslarina bir kötülük gelirse, iste o zaman insan pek nankördür!
49. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. Diledigini yaratir; diledigine kiz çocuklari, diledigine de erkek çocuklari bahseder.
50. Yahut onlari, hem erkek hem de kiz çocuklari olmak üzere çift verir. Diledigini de kisir kilar. O, her seyi bilendir, her seye gücü yetendir.
51. Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasindan konusur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona diledigini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.
52. Iste böylece sana da emrimizle Kur'an'i vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarimizdan diledigimizi kendisiyle dogru yola eristirdigimiz bir nur kildik. Süphesiz ki sen dogru bir yolu göstermektesin.
53. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'in yoludur. Dikkat edin, bütün isler sonunda Allah'a döner.
43-ez-ZUHRUF
Zuhruf, altin ve mücevher anlamina gelir. Sûrede bunlardan söz edildigi ve Allah'in insana sahip oldugu altin ve mücevherle degil, inanç ve davranislarina göre deger verdigi anlatildigi için sûre bu adla anilmistir. Mekke'de inmistir ve 89 (seksendokuz) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 1. Hâ. Mîm.
2. Apaçik Kitab'a andolsun ki ,
3. Biz, anlayip düsünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kildik.
4. O, katimizda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptir.
5. Siz, haddi asan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mi geçelim?
6. Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermistik.
7. Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alirlardi.
8. Biz bunlardan daha zorba olanlari da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örnegi geçmistir.
9. Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan; "Onlari süphesiz güçlü olan, her seyi bilen Allah yaratti" derler.
l0. O, size yeri besik kilmis ve dogru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmistir.
11. Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. Iste siz de böylece (mezarlarinizdan) çikarilacaksiniz.
12. Bütün çiftleri O yaratmistir. Ve size bineceginiz gemiler ve hayvanlar vâr etti.
13. Ki,böylece onlarin sirtina binip üzerlerine yerlesince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
14. Biz süphesiz Rabbimize dönecegiz (demelisiniz).
15. Ama onlar, kullarindan bir kismini, O'nun bir cüzü kildilar. Gerçekten insan apaçik bir nankördür.
16. Yoksa Allah, yarattiklarindan kizlari kendisine aldi da ogullari size mi ayirdi?!
17. Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettigi kiz çocuguyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.
l8. Süs içinde yetistirilip savas edemeyecek olani mi istemiyorlar? (Onlari Allah'in parçasi mi sayiyorlar?)
19. Onlar, Rahmân'in kullari olan melekleri de disi saydilar. Acaba meleklerin yaratilislarini mi görmüsler? Onlarin bu sahitlikleri yazilacak ve sorguya çekileceklerdir.
20. Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdik. Onlarin bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
21. Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mi tutunuyorlar?
22. Hayir! "Sadece, biz babalarimizi bir din üzerinde bulduk, biz de onlarin izinde gidiyoruz" derler.
23. Senden önce de hangi memlekete uyarici göndermissek mutlaka oranin varliklilari: Babalarimizi bir din üzerinde bulduk, biz de onlarin izlerine uyariz, derlerdi.
24. Ben size, babalarinizi üzerinde buldugunuz (din)den daha dogrusunu getirmissem (yine mi bana uymazsiniz)? deyince, dediler ki: Dogrusu biz sizinle gönderilen seyi inkâr ediyoruz.
25. Biz de onlardan intikam aldik. Bak, yalanlayanlarin sonu nasil oldu?
26. Bir zaman Ibrahim, babasina ve kavmine demisti ki: Ben sizin taptiklarinizdan uzagim.
27. Ben yalniz beni yaratana taparim. Çünkü O, beni dogru yola iletecektir.
28. Bu sözü, ardindan geleceklere devamli kalacak bir miras olarak birakti ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.
29. Dogrusu bunlari da atalarini da kendilerine hak ve onu açiklayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim.
30. Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanimiyoruz, dediler.
31. Ve dediler ki: Bu Kur'an iki sehirden bir büyük adama indirilse olmaz miydi?
32. Rabbinin rahmetini onlar mi paylastiriyorlar? Dünya hayatinda onlarin geçimliklerini aralarinda biz paylastirdik. Birbirlerine is gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kildik. Rabbinin rahmeti onlarin biriktirdikleri seylerden daha hayirlidir.
33. Sayet insanlarin küfürde birlesmis bir tek ümmet olmasi (tehlikesi) bulunmasaydi, Rahmân'i inkâr edenlerin evlerinin tavanlarini ve çikacaklari merdivenleri gümüsten yapardik.
34. Evlerinin kapilarini ve üzerine yaslanacaklari koltuklari da (hep gümüsten yapardik).
35. Ve onlari zinetlere bogardik. Bütün bunlar sadece dünya hayatinin geçimligidir. Ahiret ise, Rabbinin katinda, Allah'in azabindan sakinip rahmetine siginanlara mahsustur.
36. Kim Rahmân'i zikretmekten gafil olursa, yanindan ayrilmayan bir seytani ona musallat ederiz.
37. Süphesiz bu seytanlar onlari dogru yoldan alikoyarlar da onlar, kendilerinin dogru yolda olduklarini sanirlar.
38. O seytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadasina: Keske benimle senin aranda dogu ile bati arasi kadar uzaklik olsaydi, ne kötü arkadasmissin! der.
39. Zulmettiginiz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksiniz.
40. (Resûlüm!) Sagirlara sen mi isittireceksin; yahut körleri ve apaçik sapiklikta olanlari dogru yola sen mi ileteceksin?
41. Biz seni onlardan alip götürsek de yine onlardan intikam aliriz.
42. Yahut onlara vâdettigimiz azabi, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
43. Sen, sana vahyedilene simsiki saril. Süphesiz sen, dosdogru yoldasin.
44. Dogrusu Kur'an, sana ve kavmine bir ögüttür. Ileride ondan sorumlu tutulacaksiniz.
45. Senden önce gönderdigimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân'dan baska tapilacak tanrilar (edinin diye) emretmis miyiz?
46. Andolsun biz Musa'yi âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarina göndermistik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demisti.
47. Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermislerdi.
48. Onlara gösterdigimiz her bir âyet (mucize) digerinden daha büyüktü. Dogru yola dönsünler diye onlari azaba ugrattik.
49. Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdigi ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artik dogru yola girecegiz.
50. Fakat biz onlardan azabi kaldirinca, sözlerinden dönüverdiler.
51. Firavun kavmine seslendi ve söyle dedi: "Ey kavmim! Misir mülkü ve altimdan akip giden su irmaklar benim degil mi? Hâla görmüyor musunuz?"
52. "Yoksa ben, kendisi zayif ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan su adamdan daha hayirli degil miyim?"
53. "Ona altin bilezikler verilmeli veya yaninda ona yardimci melekler gelmeli degil miydi?"
54. Firavun kavmini aldatti; onlar da kendisine boyun egdiler. Onlar yoldan çikmis bir kavimdir.
55. Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldik, hepsini suda bogduk.
56. Onlari, sonradan gelenlerin geçmisi ve bir ibret örnegi kildik.
57. Meryem oglu Isa, bir misal olarak anlatilinca senin kavmin hemen bagrismaya basladilar.
58. Bizim tanrilarimiz mi hayirli, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartismak için söylediler. Dogrusu onlar kavgaci bir toplumdur.
59. O, sadece kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarina örnek kildigimiz bir kuldur.
60. Eger dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratirdik.
61. Süphesiz ki o (Isa), kiyametin (ne zaman kopacaginin) bilgisidir. Ondan hiç süphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdogru yoldur.
62. Sakin seytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçik bir düsmandir.
63. Isa, açik delillerle geldigi zaman demisti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayriliga düstügünüz seylerden bir kismini size açiklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
64. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. Iste bu, dogru yoldur.
65. Ama aralarindan çikan guruplar, bir ihtilâfa düstüler. Aci bir günün azabi karsisinda vay o zulmedenlerin haline!
66. Onlar farkinda degillerken kiyamet gününün kendilerine ansizin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar?
67. O gün, Allah'a karsi gelmekten sakinanlar disinda, dost olanlar (bile) birbirlerine düsman kesilirler.
68. Ey kullarim! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.
69. Onlar âyetlerimize inanan ve müslüman olan (kullarim)idiler.
70. Siz ve esleriniz, agirlanmis olarak cennete giriniz!
71. Onlara altin tepsiler ve kadehler dolastirilir. Orada canlarinin istedigi, gözlerinin hoslandigi her sey vardir. Ve siz, orada ebedî kalacaksiniz.
72 "Iste yaptiklariniza karsilik size miras verilen cennet budur."
73." Orada sizin için bol bol meyveler vardir, onlardan yersiniz" denilir.
74. Süphesiz suçlular cehennem azabinda devamli kalacaklar.
75.Azaplari hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtulustan ümit kesmislerdir.
76. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.
77. Ey Mâlik! Rabbin bizim isimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksiniz! der.
78. Andolsun biz size hakki getirdik, fakat çogunuz haktan hoslanmiyorsunuz.
79. Yoksa (müsrikler) bir ise kesin karar mi verdiler? Dogrusu biz de kararliyiz!
80. Yoksa onlar, bizim kendilerinin sirlarini ve gizli konusmalarini isitmedigimizi mi saniyorlar? Hayir, öyle degil; yanlarindaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadirlar.
81. De ki : Eger Rahmân'in bir çocugu olsaydi, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!
82. Göklerin ve yerin Rabbi, Ars'in da Rabbi olan Allah onlarin vasiflandirmalarindan yücedir, münezzehtir.
83. Sen birak onlari, kendilerine söz verilen günlerine kavusuncaya kadar bâtila dalsinlar, oynaya dursunlar.
84. Gökteki Ilâh da, yerdeki Ilâh da O'dur. O, hakîmdir, her seyi bilendir.
85. Göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kiyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na döndürüleceksiniz.
86. Allah'i birakip da taptiklari putlar, sefâat edemezler. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler bunun disindadir.
87. Andolsun onlara kendilerini kimin yarattigini sorsan elbette "Allah" derler. O halde nasil (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?
88. (Resûlullah'in:) "Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir" demesini de( Allah biliyor)
89.Simdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakinda bilecekler! buyurdu.
44-ed-DUHÂN
Mekke'de inen bu sûre 59 (ellidokuz) âyettir. Adini, onuncu âyette geçen ve duman manasina gelen "duhan" kelimesinden almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hâ. Mîm.
2. Apaçik olan Kitab'a andolsun ki,
3.Biz onu (Kur'an'i) mübarek bir gecede indirdik. Kuskusuz biz uyariciyizdir.
4.Her hikmetli ise o gecede hükmedilir.
5.(Yani)katimizdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
6.Senin Rabb'inin acimasi geregi olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açiklar,vahiylerimizi bildiririz) .Dogrusu o isitendir ,bilendir.
7. Eger kesin olarak inaniyorsaniz (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbidir.
8. O'ndan baska ilâh yoktur. (Her seyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarinizin da Rabbidir.
9. Fakat onlar, süphe içinde eglenip duruyorlar.
10. Simdi sen, gögün, açik bir duman çikaracagi günü gözetle.
11. Duman insanlari bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptir.
12. (Iste o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabi kaldir. Dogrusu biz artik inaniyoruz (derler).
13. Nerede onlarda ögüt almak? Oysa kendilerine gerçegi açiklayan bir elçi gelmisti.
14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, ögretilmis bir deli! dediler.
15. Biz azabi birazcik kaldiracagiz, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
16. Fakat biz büyük bir siddetle yakalayacagimiz gün, kesinlikle intikamimizi aliriz.
17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmistik. Onlara serefli bir elçi geldi.(Söyle diyerek)
18."Allah'in kullari! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmis) güvenilir bir resûlüm"
19. Allah'a karsi ululuk taslamayin. Çünkü ben size apaçik bir delil getiriyorum.
20. Ben, beni taslamanizdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sigindim.
21. Eger bana inanmazsaniz, hiç degilse yanimdan uzaklasin.
22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç isleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
23. Allah, O halde kullarimi geceleyin yola çikar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
24. Denizi açik halde birak. Çünkü onlar bogulacak bir ordudur.
25. Onlar geride nice seyler biraktilar; bahçeler,çeimeler,
26.Ekinler, güzel konaklar,
27 Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
28. Iste böylece biz de onlari baska bir topluma miras biraktik.
29. Gök ve yer onlarin ardindan aglamadi; onlara mühlet de verilmedi.
30. Andolsun biz, Israilogullarini o alçaltici azaptan kurtardik.
31. Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, asiri gidenlerdendi.
32. Andolsun biz Israilogullarina, bilerek, (kendi zamanlarinda) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
33. Onlara, içinde açik bir imtihan bulunan isaretler verdik.
34. Onlar (müsrikler) diyorlar ki:
35."Ilk ölümümüzden sonra bir sey yoktur. Biz diriltilecek degiliz."
36." Dogru söylüyorsaniz, atalarimizi getirin."
37. Bunlar mi daha hayirli, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onlari yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.
38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasinda bulunanlari, oyun ve eglence olsun diye yaratmadik.
39. Onlari sadece gerçek bir sebeple yarattik. Fakat onlarin çogu bilmiyorlar.
40. Süphesiz (hakki bâtildan ayiran) hüküm günü, hepsinin bir arada bulusacagi gündür.
41. O gün, dostun dosta hiçbir faydasi olmaz, kendilerine yardim da edilmez.
42. Ancak Allah'in merhamet ettigi kimseler böyle degildir. Süphesiz O, üstündür, merhametlidir.
43. Süphesiz zakkum agaci,
44.Günahkârlarin yemegidir.
45. O, karinlarda maden eriyigi kaynar.
46.Sicak suyun kaynamasi gibi .
47. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasina sürükleyin!
48. Sonra basina azap olarak kaynar su dökün!
49. (Ve deyin ki:) Tat bakalim. Hani sen kendince üstündün, serefliydin!
50.Iste bu, süphelenip durdugunuz seydir.
51. Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadirlar.
52. Bahçelerde ve pinar baslarindadirlar.
53. Ince ipekten ve parlak atlastan giyerek karsilikli otururlar.
54. Iste böyle. Bunun yanisira biz onlari, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
55. Orada, güven içinde (canlarinin çektigi) her meyveyi isterler.
56. Ilk tattiklari ölüm disinda, orada artik ölüm tatmazlar. Ve Allah onlari cehennem azabindan korumustur (sürekli hayata kavusmuslardir).
57. (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmistir). Iste büyük kurtulus budur.
58. Biz onu (Kur'an'i), ögüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlasilmasini sagladik.
59. (Yine de inanmayanlarin baslarina gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hâ. Mîm.
2. Apaçik olan Kitab'a andolsun ki,
3.Biz onu (Kur'an'i) mübarek bir gecede indirdik. Kuskusuz biz uyariciyizdir.
4.Her hikmetli ise o gecede hükmedilir.
5.(Yani)katimizdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
6.Senin Rabb'inin acimasi geregi olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açiklar,vahiylerimizi bildiririz) .Dogrusu o isitendir ,bilendir.
7. Eger kesin olarak inaniyorsaniz (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbidir.
8. O'ndan baska ilâh yoktur. (Her seyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarinizin da Rabbidir.
9. Fakat onlar, süphe içinde eglenip duruyorlar.
10. Simdi sen, gögün, açik bir duman çikaracagi günü gözetle.
11. Duman insanlari bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptir.
12. (Iste o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabi kaldir. Dogrusu biz artik inaniyoruz (derler).
13. Nerede onlarda ögüt almak? Oysa kendilerine gerçegi açiklayan bir elçi gelmisti.
14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, ögretilmis bir deli! dediler.
15. Biz azabi birazcik kaldiracagiz, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
16. Fakat biz büyük bir siddetle yakalayacagimiz gün, kesinlikle intikamimizi aliriz.
17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmistik. Onlara serefli bir elçi geldi.(Söyle diyerek)
18."Allah'in kullari! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmis) güvenilir bir resûlüm"
19. Allah'a karsi ululuk taslamayin. Çünkü ben size apaçik bir delil getiriyorum.
20. Ben, beni taslamanizdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sigindim.
21. Eger bana inanmazsaniz, hiç degilse yanimdan uzaklasin.
22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç isleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
23. Allah, O halde kullarimi geceleyin yola çikar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
24. Denizi açik halde birak. Çünkü onlar bogulacak bir ordudur.
25. Onlar geride nice seyler biraktilar; bahçeler,çeimeler,
26.Ekinler, güzel konaklar,
27 Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
28. Iste böylece biz de onlari baska bir topluma miras biraktik.
29. Gök ve yer onlarin ardindan aglamadi; onlara mühlet de verilmedi.
30. Andolsun biz, Israilogullarini o alçaltici azaptan kurtardik.
31. Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, asiri gidenlerdendi.
32. Andolsun biz Israilogullarina, bilerek, (kendi zamanlarinda) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
33. Onlara, içinde açik bir imtihan bulunan isaretler verdik.
34. Onlar (müsrikler) diyorlar ki:
35."Ilk ölümümüzden sonra bir sey yoktur. Biz diriltilecek degiliz."
36." Dogru söylüyorsaniz, atalarimizi getirin."
37. Bunlar mi daha hayirli, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onlari yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.
38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasinda bulunanlari, oyun ve eglence olsun diye yaratmadik.
39. Onlari sadece gerçek bir sebeple yarattik. Fakat onlarin çogu bilmiyorlar.
40. Süphesiz (hakki bâtildan ayiran) hüküm günü, hepsinin bir arada bulusacagi gündür.
41. O gün, dostun dosta hiçbir faydasi olmaz, kendilerine yardim da edilmez.
42. Ancak Allah'in merhamet ettigi kimseler böyle degildir. Süphesiz O, üstündür, merhametlidir.
43. Süphesiz zakkum agaci,
44.Günahkârlarin yemegidir.
45. O, karinlarda maden eriyigi kaynar.
46.Sicak suyun kaynamasi gibi .
47. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasina sürükleyin!
48. Sonra basina azap olarak kaynar su dökün!
49. (Ve deyin ki:) Tat bakalim. Hani sen kendince üstündün, serefliydin!
50.Iste bu, süphelenip durdugunuz seydir.
51. Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadirlar.
52. Bahçelerde ve pinar baslarindadirlar.
53. Ince ipekten ve parlak atlastan giyerek karsilikli otururlar.
54. Iste böyle. Bunun yanisira biz onlari, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
55. Orada, güven içinde (canlarinin çektigi) her meyveyi isterler.
56. Ilk tattiklari ölüm disinda, orada artik ölüm tatmazlar. Ve Allah onlari cehennem azabindan korumustur (sürekli hayata kavusmuslardir).
57. (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmistir). Iste büyük kurtulus budur.
58. Biz onu (Kur'an'i), ögüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlasilmasini sagladik.
59. (Yine de inanmayanlarin baslarina gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
45-el-CÂSIYE
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
l. Hâ. Mîm.
2. Kitap, azîz ve hakîm olan Allah tarafindan indirilmistir.
3. Süphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardir.
4. Sizin yaratilisinizda ve (Allah'in) yeryüzünde yaydigi canlilarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici isaretler vardir.
5. Gecenin ve gündüzün degismesinde, Allah'in gökten indirmis oldugu rizikta (yagmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgârlari degisik yönlerden estirmesinde, aklini kullanan toplum için dersler vardir.
6. Iste sana gerçek olarak okudugumuz bunlar Allah'in âyetleridir. Artik Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
7. Vay haline, her yalanci ve günahkâr kisinin!
8. O, Allah'in kendisine okunan âyetlerini isitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onlari duymamis gibi (küfründe) direnir. Iste onu aci bir azap ile müjdele!
9. (O) âyetlerimizden bir sey ögrendigi zaman onlarla alay eder. Onlar için alçaltici bir azap vardir!
10. Ötelerinde de cehennem vardir. Kazandiklari seyler de, Allah'i birakip edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Büyük azap onlaradir.
11. Iste bu Kur'an bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden, elem verici bir azap vardir.
12. Allah o (yüce) varliktir ki, emri geregince içinde gemilerin yüzmesi ve lütfedip verdigi rizki aramaniz için ve de sükredesiniz diye denizi size hazir hale getirmistir.
13. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katindan (bir lütfu olmak üzere) size boyun egdirmistir. Elbette bunda düsünen bir toplum için ibretler vardir.
14. Iman edenlere söyle: Allah'in (ceza) günlerinin gelecegini ummayanlari bagislasinlar. Çünkü Allah her toplumu, yaptigina göre cezalandiracaktir.
15. Kim iyi is yaparsa faydasi kendinedir, kim de kötülük yaparsa zarari yine kendinedir. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
16. Andolsun ki biz, Israilogullarina Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik. Onlari güzel riziklarla besledik ve onlari dünyalara üstün kildik.
17. Din konusunda onlara açik deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarindaki çekememezlik yüzünden ayriliga düstüler. Süphesiz Rabbin, ayriliga düstükleri seyler hakkinda kiyamet günü aralarinda hüküm verecektir.
18. Sonra da seni din konusunda bir seriat sahibi kildik. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
19. Çünkü onlar, Allah'a karsi sana hiçbir fayda vermezler. Dogrusu zalimler birbirlerinin dostlaridir; Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.
20. Bu (Kur'an), insanlar için basiret nurlari, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.
21. Yoksa kötülük isleyenler ölümlerinde ve sagliklarinda kendilerini, inanip iyi ameller isleyen kimseler ile bir mi tutacagimizi sandilar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
22. Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmistir. Böylece herkes kazancina göre karsilik görür. Onlara haksizlik edilmez.
23. Hevâ ve hevesini tanri edinen ve Allah'in (kendi katindaki) bir bilgiye göre saptirdigi, kulagini ve kalbini mühürledigi, gözünün üstüne de perde çektigi kimseyi gördün mü? Simdi onu Allah'tan baska kim dogru yola eristirebilir? Hâla ibret almayacak misiniz?
24. Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yasadigimizdir. Ölürüz ve yasariz. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onlarin hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.
25. Onlara açikça âyetlerimiz okundugu zaman: Dogru sözlü iseniz atalarimizi getirin, demelerinden baska delilleri yoktur.
26. De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi süphe götürmeyen kiyamet gününde biraraya toplar. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
27. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. Kiyametin kopacagi gün var ya, iste o gün bâtila sapanlar hüsrana ugrayacaklardir.
28. O gün her ümmeti, diz çökmüs görürsün. Her ümmet kendi kitabina çagirilir, (onlara söyle denilir:) "Bu gün, yaptiklarinizla cezalandirilacaksiniz!"
29. "Bu, yüzünüze karsi gerçegi söyleyen kitabimizdir. Çünkü biz, yaptiklarinizi kaydediyorduk."
30. Inanip iyi isler yapanlara gelince, Rableri onlari rahmetine kabul eder. Iste apaçik kurtulus budur.
31. Ama inkâr edenlere gelince onlara: Âyetlerim size okunmus, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmustunuz, degil mi? denilir.
32. "Allah'in vâdi gerçektir, kiyamet gününde süphe yoktur" dendigi zaman: Kiyametin ne oldugunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret oldugunu saniyoruz, (onun hakkinda) kesin bir bilgi elde etmis degiliz, demistiniz.
33. Yaptiklarinin kötülükleri onlara görünmüs, alay edip durduklari sey onlari kusatmistir.
34. Denilir ki: Bu güne kavusacaginizi unuttugunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz atestir, yardimcilariniz da yoktur!
35. Bunun böyle olmasinin sebebi sudur: Siz Allah'in âyetlerini alaya aldiniz, dünya hayati sizi aldatti. Artik bugün atesten çikarilmayacaklardir ve onlarin (Allah'i) hosnut etmeleri de istenmeyecektir.
36. Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
37. Göklerde ve yerde azamet yalniz O'nundur. O, azîzdir, hakîmdir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



