47- MUHAMMED
Adini Peygamberimizin isminden alan bu sûreye ayni zamanda Kitâl sûresi de denmistir. Medine'de inmistir, 38 (otuzsekiz) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
l. Inkâr edenlerin ve Allah yolundan alikoyanlarin islerini Allah bosa çikarmistir.
2. Iman edip yararli isler yapanlarin, Rableri tarafindan hak olarak Muhammed'e indirilene inananlarin günahlarini Allah örtmüs ve hallerini düzeltmistir.
3. Bunun sebebi, inkâr edenlerin bâtila uymalari, inananlarin da Rablerinden gelen hakka uymus olmalaridir. Iste böylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini anlatir.
4. (Savasta) inkâr edenlerle karsilastiginiz zaman boyunlarini vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bagi sikica baglayin (esir alin). Savas sona erince de artik ya karsiliksiz veya fidye karsiligi saliverin. Durum su ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alirdi. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmaz.
5. Allah onlari muratlarina erdirecek, gönüllerini sâdedecek .
6. Onlari, kendilerine tanittigi cennete sokacaktir.
7. Ey iman edenler! Eger siz Allah'a (Allah'in dinine) yardim ederseniz O da size yardim eder, ayaklarinizi kaydirmaz.
8 Inkâr edenlere gelince, onlarin hakki yikimdir. Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir.
9. Bunun sebebi, Allah'in indirdigini begenmemeleridir. Allah da onlarin amellerini bosa çikarmistir.
10. Yeryüzünde dolasip kendilerinden öncekilerin sonlarinin nasil oldugunu görmezler mi? Allah onlari yere batirmistir. Kâfirlere de onlarin benzeri vardir.
11. Bu, Allah'in, inananlarin yardimcisi olmasindan dolayidir. Kâfirlere gelince, onlarin yardimcilari yoktur.
12. Muhakkak ki Allah, inanip iyi isler yapanlari, altlarindan irmaklar akan cennetlere koyar; inkâr edenler ise (dünyadan) faydalanirlar, hayvanlarin yedigi gibi yerler. Onlarin yeri atestir.
13. Senin sehrinden -ki ora (halki) seni çikardi daha kuvvetli nice sehirleri yok ettik; onlara bir yardim eden de çikmadi.
14. Rabbinden apaçik bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü isi kendisine güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu?
15. Müttakîlere vâdolunan cennetin durumu söyledir: Içinde bozulmayan sudan irmaklar, tadi degismeyen sütten irmaklar, içenlere lezzet veren saraptan irmaklar ve süzme baldan irmaklar vardir. Orada meyvelerin her çesidi onlarindir. Rablerinden de bagislama vardir. Hiç bu, ateste ebedî kalan ve bagirsaklarini parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
16. Onlarin arasinda, seni dinleyenler vardir. Fakat senin yanindan çikinca kendilerine bilgi verilmis olanlara "Az önce ne demisti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah'in kalplerini mühürledigi, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
17. Dogru yolu bulanlara gelince, Allah onlarin hidayetlerini arttirir ve sakinmalarini saglar.
18. Onlar, kiyamet gününün ansizin gelip çatmasini mi bekliyorlar? Süphesiz onun alâmetleri belirmistir. Kendilerine gelip çatinca ibret almalari neye yarar!
19. Bil ki, Allah'tan baska ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadinlarin günahlarinin bagislanmasini dile! Allah, gezip dolastiginiz yeri de duracaginiz yeri de bilir.
20. Iman etmis olanlar: Keske cihad hakkinda bir sûre indirilmis olsaydi! derler. Ama hükmü açik bir sûre indirilip de onda savastan söz edilince, kalplerinde hastalik olanlarin, ölüm bayginligi geçiren kimsenin bakisi gibi sana baktiklarini görürsün. Onlara yakisan da budur!
21. (Onlarin vazifesi) itaat ve güzel sözdür. Is ciddiye bindigi zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayirli olurdu.
22. Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalik baglarini kesmeye dönmüs olmaz misiniz?
23. Iste bunlar, Allah'in kendilerini lânetledigi, sagir kildigi ve gözlerini kör ettigi kimselerdir.
24. Onlar Kur'an'i düsünmüyorlar mi? Yoksa kalpleri kilitli mi?
25. Süphesiz ki, kendilerine dogru yol belli olduktan sonra, arkalarina dönenleri, seytan sürüklemis ve kendilerine ümit vermistir.
26. Bunun sebebi; onlarin, Allah'in indirdiginden hoslanmayanlara: Bazi hususlarda size itaat edecegiz, demeleridir. Oysa Allah, onlarin gizlediklerini biliyor.
27. Ya melekler onlarin yüzlerine ve sirtlarina vurarak canlarini alirken durumlari nasil olacak!
28. Bunun sebebi, onlarin Allah'i gazaplandiran seylerin ardinca gitmeleri ve O'nu razi edecek seylerden hoslanmamalaridir. Bu yüzden Allah onlarin islerini bosa çikarmistir.
29. Kalplerinde hastalik olanlar, yoksa Allah'in, kinlerini ortaya çikarmayacagini mi sandilar?
30. Biz dileseydik onlari sana gösterirdik de, sen onlari yüzlerinden tanirdin. Andolsun ki sen onlari konusma tarzlarindan tanirsin. Allah islediklerinizi bilir.
31.Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açiklayincaya kadar sizi imtihan edecegiz.
32. Inkâr edenler, Allah yolundan alikoyanlar ve kendilerine dogru yol belli olduktan sonra Peygamber'e karsi gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlarin yaptiklarini bosa çikaracaktir.
33. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. Islerinizi bosa çikarmayin.
34. Inkâr edip Allah yolundan alikoyanlari ve sonra da kâfir olarak ölenleri Allah asla bagislamaz.
35. Üstün durumda iken gevseyip barisa çagirmayin. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
36. Dogrusu dünya hayati ancak bir oyun ve eglencedir. Eger iman eder ve sakinirsaniz Allah size mükâfatinizi verir. Ve sizden mallarinizi (tamamen sarfetmenizi) istemez.
37. Eger onlari (tamamini) isteseydi ve sizi zorlasaydi, cimrilik ederdiniz ve bu da sizin kinlerinizi ortaya çikarirdi.
38. Iste sizler, Allah yolunda harcamaya çagiriliyorsunuz. Içinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmis olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger O'ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden baska bir toplum getirir, artik onlar sizin gibi de olmazlar.
48-el-FETIH
Içinde Islâm'in elde edecegi fetih, basari ve zaferden bahsedildigi için Fetih adini alan bu sûre, hicretin altinci yilinda Hudeybiye antlasmasi dönüsünde Mekke ile Medine arasinda inmis ve Medine'de inen sûrelerden sayilmistir; 29 (yirmidokuz) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Biz sana dogrusu apaçik bir fetih ihsan ettik.
2. Böylece Allah, senin geçmis ve gelecek günahini bagislar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru bir yola iletir.
3. Ve sana sanli bir zaferle yardim eder.
4. Imanlarini bir kat daha arttirsinlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah bilendir, her seyi hikmetle yapandir.
5. (Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kadinlari, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetlere koymasi, onlarin günahlarini örtmesi içindir. Iste bu, Allah katinda büyük bir kurtulustur.
6. (Bir de bunlar) Allah hakkinda kötü zanda bulunan münafik erkeklere ve münafik kadinlara, Allah'a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadinlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi baslarina gelsin! Allah onlara gazap etmis, lânetlemis ve cehennemi kendilerine hazirlamistir. Orasi ne kötü bir yerdir!
7. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah azîzdir, hakîmdir.
8. Süphesiz biz seni, sahit, müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.
9. Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yardim edesiniz, O'na saygi gösteresiniz ve sabah aksam Allah'i tesbih edesiniz.
10. Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
11. Bedevîlerden geri kalmis olanlar, sana diyecekler ki: "Mallarimiz ve ailelerimiz bizi alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile." Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsi kimin bir seye gücü yetebilir? Kaldi ki, Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
12. Aslinda siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmistiniz. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmis bir topluluk oldunuz.
13. Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çilgin bir ates hazirlamisizdir.
14. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. O, diledigini bagislar, diledigine ceza verir. Allah çok bagislayan, çok merhamet edendir.
15. Siz ganimetleri almak için gittiginizde seferden geri kalanlar: Birakin, biz de arkaniza düselim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'in sözünü degistirmek isterler. De ki: "Siz asla bizim pesimize düsmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmustur." Onlar size: Hayir, bizi kiskaniyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
16. Bedevîlerden (seferden) geri kalmis olanlara de ki: Siz yakinda çok kuvvetli bir kavme karsi savasmaya çagirilacaksiniz. Onlarla, teslim oluncaya kadar savasacaksiniz. Eger emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndügünüz gibi yine dönecek olursaniz sizi acikli bir azaba ugratir.
17. Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savasa katilmak zorunda degildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altindan irmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalirsa, onu aci bir azaba ugratir.
18. Andolsun ki o agacin altinda sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razi olmustur. Kalplerinde olani bilmis, onlara güven duygusu vermis ve onlari pek yakin bir fetihle ödüllendirmistir.
19. Yine onlari elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandirdi. Allah üstündür, hikmet sahibidir.
20. Allah size, elde edeceginiz birçok ganimet vâdetmistir. (Bu ganimetlerden) iste sunlari hemen vermis ve insanlarin ellerini sizden çekmistir ki bu, müminlere bir isaret olsun ve sizi dosdogru yola iletsin.
21. Henüz elde edemediginiz baska ganimetler de vardir ki, onlar Allah'in bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her seye kadirdir.
22. Eger kâfirler sizinle savassalardi, arkalarina dönüp kaçarlardi. Sonra bir dost ve yardimci da bulamazlardi.
23. Allah'in, ötedenberi süregelen kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.
24. O sizi onlara karsi muzaffer kildiktan sonra, Mekke'nin içinde onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptiklarinizi görendir.
25. Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'i ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlarin yerlerine ulasmasini menedenlerdir. Eger (Mekke'de) kendilerini henüz tanimadiginiz mümin erkeklerle mümin kadinlari bilmeyerek çignemeniz sebebiyle üzüntüye kapilmaniz ihtimali olmasaydi (Allah savasi önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmistir. Eger onlar birbirinden ayrilmis olsalardi elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptirirdik.
26. O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlarin takvâ sözünü tutmalarini sagladi. Zaten onlar buna lâyik ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilendir.
27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasini dogru çikardi. Allah dilerse siz güven içinde baslarinizi tiras etmis ve kisaltmis olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bilir. Iste bundan önce size yakin bir fetih verdi.
28. Bütün dinlerden üstün kilmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter.
29. Muhammed Allah'in elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karsi çetin, kendi aralarinda merhametlidirler. Onlari rükûya varirken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve riza isterler. Onlarin nisanlari yüzlerindeki secde izidir. Bu, onlarin Tevrat'taki vasiflaridir. Incil'deki vasiflari da söyledir: Onlar filizini yarip çikarmis, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalinlasmis, gövdesi üzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. Allah böylece onlari çogaltip kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanip iyi isler yapanlara magfiret ve büyük mükâfat vâdetmistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Biz sana dogrusu apaçik bir fetih ihsan ettik.
2. Böylece Allah, senin geçmis ve gelecek günahini bagislar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru bir yola iletir.
3. Ve sana sanli bir zaferle yardim eder.
4. Imanlarini bir kat daha arttirsinlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah bilendir, her seyi hikmetle yapandir.
5. (Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kadinlari, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetlere koymasi, onlarin günahlarini örtmesi içindir. Iste bu, Allah katinda büyük bir kurtulustur.
6. (Bir de bunlar) Allah hakkinda kötü zanda bulunan münafik erkeklere ve münafik kadinlara, Allah'a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadinlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi baslarina gelsin! Allah onlara gazap etmis, lânetlemis ve cehennemi kendilerine hazirlamistir. Orasi ne kötü bir yerdir!
7. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah azîzdir, hakîmdir.
8. Süphesiz biz seni, sahit, müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.
9. Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yardim edesiniz, O'na saygi gösteresiniz ve sabah aksam Allah'i tesbih edesiniz.
10. Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
11. Bedevîlerden geri kalmis olanlar, sana diyecekler ki: "Mallarimiz ve ailelerimiz bizi alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile." Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsi kimin bir seye gücü yetebilir? Kaldi ki, Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
12. Aslinda siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmistiniz. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmis bir topluluk oldunuz.
13. Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çilgin bir ates hazirlamisizdir.
14. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. O, diledigini bagislar, diledigine ceza verir. Allah çok bagislayan, çok merhamet edendir.
15. Siz ganimetleri almak için gittiginizde seferden geri kalanlar: Birakin, biz de arkaniza düselim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'in sözünü degistirmek isterler. De ki: "Siz asla bizim pesimize düsmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmustur." Onlar size: Hayir, bizi kiskaniyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
16. Bedevîlerden (seferden) geri kalmis olanlara de ki: Siz yakinda çok kuvvetli bir kavme karsi savasmaya çagirilacaksiniz. Onlarla, teslim oluncaya kadar savasacaksiniz. Eger emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndügünüz gibi yine dönecek olursaniz sizi acikli bir azaba ugratir.
17. Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savasa katilmak zorunda degildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altindan irmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalirsa, onu aci bir azaba ugratir.
18. Andolsun ki o agacin altinda sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razi olmustur. Kalplerinde olani bilmis, onlara güven duygusu vermis ve onlari pek yakin bir fetihle ödüllendirmistir.
19. Yine onlari elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandirdi. Allah üstündür, hikmet sahibidir.
20. Allah size, elde edeceginiz birçok ganimet vâdetmistir. (Bu ganimetlerden) iste sunlari hemen vermis ve insanlarin ellerini sizden çekmistir ki bu, müminlere bir isaret olsun ve sizi dosdogru yola iletsin.
21. Henüz elde edemediginiz baska ganimetler de vardir ki, onlar Allah'in bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her seye kadirdir.
22. Eger kâfirler sizinle savassalardi, arkalarina dönüp kaçarlardi. Sonra bir dost ve yardimci da bulamazlardi.
23. Allah'in, ötedenberi süregelen kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.
24. O sizi onlara karsi muzaffer kildiktan sonra, Mekke'nin içinde onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptiklarinizi görendir.
25. Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'i ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlarin yerlerine ulasmasini menedenlerdir. Eger (Mekke'de) kendilerini henüz tanimadiginiz mümin erkeklerle mümin kadinlari bilmeyerek çignemeniz sebebiyle üzüntüye kapilmaniz ihtimali olmasaydi (Allah savasi önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmistir. Eger onlar birbirinden ayrilmis olsalardi elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptirirdik.
26. O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlarin takvâ sözünü tutmalarini sagladi. Zaten onlar buna lâyik ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilendir.
27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasini dogru çikardi. Allah dilerse siz güven içinde baslarinizi tiras etmis ve kisaltmis olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bilir. Iste bundan önce size yakin bir fetih verdi.
28. Bütün dinlerden üstün kilmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter.
29. Muhammed Allah'in elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karsi çetin, kendi aralarinda merhametlidirler. Onlari rükûya varirken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve riza isterler. Onlarin nisanlari yüzlerindeki secde izidir. Bu, onlarin Tevrat'taki vasiflaridir. Incil'deki vasiflari da söyledir: Onlar filizini yarip çikarmis, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalinlasmis, gövdesi üzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. Allah böylece onlari çogaltip kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanip iyi isler yapanlara magfiret ve büyük mükâfat vâdetmistir.
49-el-HUCURÂT
Bu sûrede müminlere bazi görgü kurallari, Peygamber'e ve birbirlerine karsi nasil davranacaklari ögretilmektedir. Medine'de inmistir. 18 (onsekiz) âyettir. Adini, dördüncü âyetteki "odalar" anlamina gelen "hucurât" kelimesinden alir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Ey iman edenler! Allah'in ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Süphesiz Allah isitendir, bilendir.
2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bagirdiginiz gibi, Peygamber'e yüksek sesle bagirmayin; yoksa siz farkina varmadan amelleriniz bosa gidiverir.
3. Allah'in elçisinin huzurunda seslerini kisanlar, süphesiz Allah'in kalplerini takvâ ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve büyük bir mükâfat vardir.
4. (Resûlüm!) Sana odalarin arka tarafindan bagiranlarin çogu akli ermez kimselerdir.
5. Eger onlar, sen yanlarina çikincaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
6. Ey iman edenler! Eger bir fâsik size bir haber getirirse onun dogrulugunu arastirin. Yoksa bilmeden bir topluluga kötülük edersiniz de sonra yaptiginiza pisman olursunuz.
7. Hem bilin ki, içinizde Allah'in elçisi vardir. Sayet o, birçok islerde size uysaydi, sikintiya düserdiniz. Fakat Allah size imani sevdirmis ve onu gönüllerinize sindirmistir. Küfrü, fiski ve isyani da size çirkin göstermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardir.
8. Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah alîmdir, hakîmdir.
9. Eger müminlerden iki gurup birbirleriyle vurusurlarsa aralarini düzeltin. Sayet biri ötekine saldirirsa, Allah'in buyruguna dönünceye kadar saldiran tarafla savasin. Eger dönerse artik aralarini adaletle düzeltin ve (her iste) adaletli davranin. Süphesiz ki Allah, âdil davrananlari sever.
10. Müminler ancak kardestirler. Öyleyse kardeslerinizin arasini düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.
11. Ey müminler! Bir topluluk diger bir toplulugu alaya almasin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadinlar da kadinlari alaya almasinlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayiplamayin, birbirinizi kötü lakaplarla çagirmayin. Imandan sonra fâsiklik ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse iste onlar zalimlerdir.
12. Ey iman edenler! Zannin çogundan kaçinin. Çünkü zannin bir kismi günahtir. Birbirinizin kusurunu arastirmayin. Biriniz digerinizi arkasindan çekistirmesin. Biriniz, ölmüs kardesinin etini yemekten hoslanir mi? Iste bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Süphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
13. Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattik. Ve birbirinizle tanismaniz için sizi kavimlere ve kabilelere ayirdik. Muhakkak ki Allah yaninda en degerli olaniniz, O'ndan en çok korkaninizdir. Süphesiz Allah bilendir, her seyden haberdardir.
14. Bedevîler "Inandik" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun egdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerlesmedi. Eger Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah islerinizden hiçbir seyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
15. Müminler ancak Allah'a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla süpheye düsmeyen, Allah yolunda mallariyla ve canlariyla savasanlardir. Iste dogrular ancak onlardir.
16. De ki: Siz dininizi Allah'a mi ögretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanlari da bilir, yerde olanlari da. Allah her seyi hakkiyla bilendir.
17. Onlar Islâm'a girdikleri için seni minnet altina sokuyorlar. De ki: Müslümanliginizi benim basima kakmayin. Eger dogru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdigi için asil Allah size lütufta bulunmustur.
18. Süphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Allah yaptiklarinizi görendir.
50- KAF SURESI
Mekke'de inmistir. 45 (kirkbes) âyettir. "Kaf" harfi ile basladigi için bu adi almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Kaf. Serefli Kur'an'a andolsun.
2. Aralarindan bir uyaricinin gelmesine sastilar da, kâfirler söyle dediler: "Bu sasilacak bir seydir."
3. "Biz öldügümüz ve toprak oldugumuz zaman mi (dirilecegiz)? Bu, akla uzak bir dönüstür."
4. Biz, topragin onlardan neleri eksilttigini kesinlikle bilmekteyiz. Yanimizda o bilgileri koruyan bir kitap vardir.
5. Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladilar. Simdi onlar sasirmis bir haldedirler.
6. Üstlerindeki göge bakmazlar mi ki, onu nasil bina etmis ve nasil donatmisiz! Onda hiçbir çatlak da yok.
7. Yeryüzünü de dösedik ve ona sabit daglar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetistirdik.
8. Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunlari yaptik).
9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.
10. Kullara rizik olmasi için birbirine girmis, küme küme tomurcuklari olan uzun boylu hurma agaçlari yetistirdik. Ve o su ile ölü topraga can verdik. Iste hayata yeniden çikis da böyledir.
11. Kullara rizik olmasi için birbirine girmis, küme küme tomurcuklari olan uzun boylu hurma agaçlari yetistirdik. Ve o su ile ölü topraga can verdik. Iste hayata yeniden çikis da böyledir.
12. Onlardan önce Nuh kavmi, Res halki ve Semûd da yalanlamisti.
13. Ad ve Firavun ile Lût'un kardesleri de (yalanladilar).
14. Eyke halki ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladilar da tehdidim gerçeklesti!
15. Ilk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayir, onlar yeni bir yaratma hususunda süphe içindedirler.
l6. Andolsun, insani biz yarattik ve nefsinin kendisine fisildadiklarini biliriz ve biz ona sah damarindan daha yakiniz.
l7. Iki melek (insanin) saginda ve solunda oturarak yaptiklarini yazmaktadirlar.
18. Insan hiçbir söz söylemez ki, yaninda gözetleyen yazmaya hazir bir melek bulunmasin.
19. Ölüm sarhoslugu gerçekten gelir de: Iste (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtigin seydir, denir.
20. Sûr'a üfürülür; iste bu, gelecegi vâdedilen gündür.
21. Herkes, yaninda bir sürücü ve bir de sahitle beraber gelir.
22. Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldirdik. Bugün artik gözün keskindir (denir).
23. Yanindaki arkadasi: "Iste yanimdaki hazir" dedi.
24.(Iki melege su emir verilir:) "Haydi ikiniz her inatçi kâfiri, cehenneme atin!"
25."Hayra bütün gücüyle engel olani, azgin süpheciyi"
26."O ki Allah ile beraber baska ilâh edindi,bundan dolayi onu siddetli azaba birlikte atin!"
27. Müsrikin arkadasi (seytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdirmadim. Fakat kendisi derin bir sapiklik içindeydi.
28. O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekismeyin! Ben size daha önce uyari göndermistim!
29. Benim huzurumda söz degistirilmez ve ben kullara asla zulmedici degilim.
30. O gün cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da "Daha var mi?" der.
31. Cennet de takvâ sahiplerine yaklastirilir; (onlardan) uzakta olmayacaktir.
32. Iste size vâdedilen cennet! Ki o, daima Allah'a yönelen,(O'nun buyruklarini)koruyan,
33. Görmeden Rahmân'a saygi gösteren ve(Allah'a) dönük bir kalp getiren herkesin (mükâfati budur).
34. Oraya selâmetle girin. Iste bu, ebedî yasamanin basladigi gündür
35. Orada kendileri için diledikleri her sey vardir. Katimizda dahasi da vardir.
36. Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri helâk etmisizdir. Kurtulus var mi!
37. Süphesiz ki bunda akli olan veya hazir bulunup kulak veren kimseler için bir ögüt vardir.
38. Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari alti günde yarattik. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
39. (Resûlüm!) Onlarin dediklerine sabret. Günesin dogusundan önce de, batisindan önce de Rabbini hamd ile tesbih et.
40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardindan da O'nu tesbih et.
41. Seslenenin yakin bir yerden seslenecegi güne kulak ver.
42. O gün insanlar bu sesi gerçekten isiteceklerdir. Iste bu, çikis günüdür.
43. Süphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüs de ancak bizedir.
44. O gün yer yarilir, onlarin üzerinden süratle yarilip açilir. Bu, bize göre kolay olan bir hasirdir.
45. Biz onlarin dediklerini çok iyi biliriz. Sen onlarin üzerinde bir zorlayici degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ögüt ver.
51-ez-ZÂRIYÂT

Mekke'de inmistir. 60 (altmis) âyettir. Ilk âyette geçen ve "rüzgârlar" anlamina gelen "zâriyât" kelimesi, sûrenin adi olmustur.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Tozdurup savuranlara,
2.Yükünü yüklenenlere,
3.Kolayca süzülenlere,
4.Isleri ayiranlara andolsun ki,
5.Size vâdedilen, kesinlikle dogrudur.
6.Ve ceza mutlaka vuku bulacaktir.
7. Içinde yörüngeleri olan göge andolsun ki,
8.Siz çeliskili sözler söylüyorsunuz.
9.Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).
10. Kahrolsun o koyu yalancilar!
11. Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmis gafillerdir.
12. Ceza gününün ne zaman oldugunu sorarlar.
13. O gün onlar atese sokulacaklardir.
14. Azabinizi tadin! Acele gelmesini beklediginiz sey budur iste! (denir.)
15. Süphesiz ki Allah'a isyandan sakinanlar, cennetlerde ve pinar baslarinda bulunacaklar.
16. Rablerinin kendilerine verdigini alarak . Kuskusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardi.
17. Geceleri pek az uyurlardi.
18. Seher vakitlerinde de istigfar ederlerdi.
19. Mallarinda, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardi.
20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardir.
21. Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?
22. Semada da rizkiniz ve size vâdedilen baska seyler vardir.
23. Gögün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konusmaniz gibi kesin ve gerçektir.
24. Ibrahim'in agirlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)
25. Onlar Ibrahim'in yanina girmisler, selam vermislerdi. Ibrahim de selami almis, içinden, "Bunlar, yabancilar" demisti.
26. Hemen ailesinin yanina giderek semiz bir dana (kebabini) getirmis,
27. Onlarin önüne koyup "Yemez misiniz?" demisti.
28. Derken onlardan korkmaya basladi. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oglan çocugu müjdelediler.
29. Karisi çiglik atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben kisir bir kocakariyim!" dedi.
30. Onlar: "Bu böyledir. Rabbin söylemistir. O, hikmet sahibidir, bilendir" dediler.
31. (Ibrahim:) O halde isiniz nedir, ey elçiler? dedi.
32. "Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik."
33. "Üzerlerine çamurdan tas yagdirmaya (geldik)."
34. (Bu taslar,) asiri gidenler için Rabbinin katinda isaretlenmis (taslardir).
35. Bunun üzerine orada bulunan müminleri çikardik.
36. Zaten orada müslümanlardan, bir ev halkindan baska kimse bulmadik.
37. Aci azaptan korkanlar için orada bir isaret biraktik.
38. Musa'da da (ibretler vardir). Onu apaçik bir delil ile Firavun'a göndermistik.
39. Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmis: "O, bir büyücüdür veya bir delidir" demisti.
40. Nihayet onu da ordularini da yakalayip denize attik, bu sirada kendini kinayip duruyordu.
41. Ad kavminde de (ibretler vardir). Onlara kasip kavuran rüzgâri göndermistik.
42. Üzerinden geçtigi seyi canli birakmiyor, onu kül edip savuruyordu.
43. Semûd kavminde de (ibretler vardir). Onlara: Bir süreye kadar faydalanin, denmisti.
44. Rablerinin emrine karsi geldiler. Bu yüzden, bakip dururlarken onlari yildirim çarpiverdi.
45. Ayaga kalkacak güçleri kalmamis, yardim edenleri de olmamisti.
46. Bunlardan önce de Nuh kavmini helâk etmistik. Çünkü onlar yoldan çikmis bir toplum idiler.
47. Gögü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genisleticiyiz.
48. Yeri de dösedik. (Bak) ne güzel döseyiciyiz!
49. Her seyden de çift çift yarattik ki, düsünüp ögüt alasiniz.
50. O halde Allah'a kosun. Çünkü ben, size O'nun katindan (gelmis) açik bir uyariciyim.
51. Allah ile beraber baska bir tanri edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafindan (gelmis) açik bir uyariciyim.
52. Iste böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiginde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.
53. Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Dogrusu onlar azgin bir topluluktur.
52-et-TÛR
Mekke'de inmistir. 49 (kirkdokuz) âyettir. Adini, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'in indigi, böylece onun ilâhi hitaba mazhar oldugu Tûr dagindan almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1.Tûr'a, andolsun ki,
2.Satir satir yazilmis Kitab'a,
3.Yayilmis ince deri üzerine,
4 Beyt-i Ma'mûr'a,
5.Yükseltilmis tavana(göge),
6.Kaynatilmis denize (bunlara andolsun ki),
7.Rabbinin azabi mutlaka vuku bulacaktir.
8.Ona engel olacak hiçbir sey yoktur.
9.O gün gök sallanip çalkalanir.
10.Daglar yürüdükçe yürür.
11.Yalanlayanlarin vay haline o gün!
12.Ki onlar daldiklari bâtil içinde oyalanip duranlardir.
13.O gün cehennem atesine itilip atilirlar :
14. "Iste yalanlayip durdugunuz ates budur!" denilir.
15. Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
16. Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artik sizin için birdir. Siz ancak yaptiklarinizin karsiligina çarptirilacaksiniz.
17. Süphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler.
18. Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefâ sürerler, (Zira) Rableri onlari, cehennem azabindan korumustur.
19. Onlara: Yaptiklariniza karsilik âfiyetle yeyin,için (denilir).
20." Sira sira dizilmis koltuklara yaslanarak"Onlari,ceylan gözlü hûrilerle evlendirmisizdir:
21. Iman eden ve soylarindan gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! Iste biz, onlarin nesillerini de kendilerine kattik. Onlarin amellerinden de bir sey eksiltmedik. Herkes kazandiklarina karsi bir rehindir.
22. Onlara canlarinin istedigi meyve ve etten bol bol verdik.
23. Orada karsilikli kadeh tokustururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardir ne de günaha girme.
24. Hizmetlerine verilmis, (kabugunda) sakli inci gibi gençler etraflarinda dönüp dolasirlar.
25. Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:
26. Derler ki: "Daha önce biz, aile çevremiz içinde bile (ilâhî azaptan) korkardik."
27. "Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine isleyen azaptan korudu."
28. "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvariyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur."
29. (Resûlüm!) Sen ögüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
30. Yoksa onlar: (O,) bir sairdir; onun, zamanin felâketlerine ugramasini bekliyoruz mu diyorlar?
31. De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
32. Onlara akillari mi bunu emreder, yoksa onlar, azgin bir topluluk mudur?
33. Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayir, onlar iman etmezler.
34. Eger dogru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.
35. Acaba onlar herhangi bir yaratici olmadan mi yaratildilar? Yoksa kendileri mi yaraticidirlar?
36. Yoksa gökleri ve yeri onlar mi yarattilar? Hayir! Onlar bir türlü anlayip inanmazlar.
37. Yahut Rabbinin hazineleri onlarin yaninda midir? Ya da her seye hakim olan kendileri midir?
38. Yoksa onlarin, üzerine çikip gizli sirlari dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açik bir delil getirsinler.
39. Yoksa kizlar O'nun, ogullar da sizin mi?
40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar agir bir borç altinda eziliyorlar mi?
41. Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarinda da, onlar mi yaziyorlar?
42. Yahut bir tuzak mi kurmak istiyorlar? Asil tuzaga düsecek olanlar, inkâr edenlerdir.
43. Veya onlarin Allah'tan baska bir tanrisi mi var? Allah, onlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir.
44. Gökten düsen bir kütle görseler "Üst üste yigilmis bulutlardir" derler.
45. Artik çarpilacaklari günlerine kavusuncaya kadar onlari kendi hallerine birak.
46. O gün planlari kendilerine hiçbir fayda vermez ve yardim da görmezler.
47. Süphesiz zulmedenlere, ondan baska da azap vardir. Fakat çoklari bilmezler.
48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktigin zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.
49. Gecenin bir kisminda ve yildizlarin batisindan sonra da O'nu tesbih et.
53-en-NECM
Mekke'de inmistir. 49 (kirkdokuz) âyettir. Adini, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'in indigi, böylece onun ilâhi hitaba mazhar oldugu Tûr dagindan almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Battigi zaman yildiza andolsun ki;
2.Arkadasiniz (Muhammed) sapmadi ve bâtila inanmadi.
3.O,arzusuna göre de konusmaz.
4. O (bildirdikleri) vahyedilenden baskasi degildir.
5. Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) ögretti.
6. Ve üstün yaratilisli(melek), dogruldu:
7. Kendisi en yüksek ufukta iken.
8. Sonra (Muhammed'e) yaklasti,(yere dogru)sarkti.
9. O kadar ki (birlestirilmis) iki yay arasi kadar, hatta daha da yakin oldu.
10.Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.
11.(Gözleriyle) gördügünü kalbi yalanlamadi.
12. Onun gördükleri hakkinda simdi kendisi ile tartisacak misiniz?
13. Andolsun onu, önceden bir defa daha görmüstü,
14.Sidretü'l-Müntehâ'nin yaninda .
15. Cennetü'l-Me'vâ da onun yanindadir.
16. Sidre'yi kaplayan kaplamisti.
17. Gözü kaymadi ve siniri asmadi.
18. Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kismini gördü.
19. Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yi?
20. Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'i.
21. Demek erkek size, disi O'na öyle mi?
22. O zaman bu, insafsizca bir taksim!
23. Bunlar (putlar), sizin ve atalarinizin taktigi isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkinda hiçbir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafindan yol gösterici gelmistir.
24. Yoksa insan, her arzu ettigi seye sahip mi olacaktir?
25. Ahiret de dünya da Allah'indir.
26. Göklerde nice melek var ki onlarin sefaatleri, diledigi ve hosnut oldugu kimse için Allah'in izin vermesi disinda, bir ise yaramaz.
27. Ahirete inanmayanlar, meleklere disilerin adlarini takiyorlar.
28. Halbuki onlarin bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç süphesiz hakikat bakimindan bir sey ifade etmez.
29. Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatindan baska bir sey istemeyen kimselere yüz verme.
30. Iste onlarin erisebilecekleri bilgi budur. Süphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapani daha iyi bilir; O, hidayette olani da çok iyi bilir.
31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'indir. Bu, Allah'in, kötülük edenleri yaptiklariyla cezalandirmasi, güzel davrananlari da daha güzeliyle mükâfatlandirmasi içindir.
32. Ufak tefek kusurlari disinda, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçinanlara gelince, bil ki Rabbin, affi bol olandir. O, sizi daha topraktan yarattigi zaman ve siz annelerinizin karinlarinda bulundugunuz sirada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çikarmayin. Çünkü O, kötülükten sakinani daha iyi bilir.
33. Gördün mü arkasini döneni?
34. Azicik verip sonra vermemekte direneni?
35. Acaba gaybin bilgisi kendi yanindadir da o görüyor mu?
36. Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nin sahifelerinde bulunan,
37.Ve ahdine vefa gösteren Ibrahim'in( sahifelerinde bulunan su gerçekler):
38. Gerçekten hiçbir günahkâr, baskasinin günah yükünü yüklenemez.
39. Bilsin ki insan için kendi çalismasindan baska bir sey yoktur.
40. Ve çalismasi da ileride görülecektir.
41. Sonra ona karsiligi tastamam verilecektir.
42. Ve süphesiz en son varis Rabbinedir.
43. Dogrusu güldüren de aglatan da O'dur.
44. Öldüren de dirilten de O'dur.
45. Surasi muhakkak ki erkek ve disiden ibaret olan iki çifti O yaratti.
46.(Rahime) atildigi zaman nutfeden.
47. Süphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.
48. Zengin eden de yoksul kilan da O'dur.
49. Dogrusu Si'râ yildizinin Rabbi de O'dur.
50. Ve süphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti.
51. Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir sey birakmadi.
52. Daha önce de çok zalim ve pek azgin, olan Nuh kavmini (helâk etmisti).
53. Altüst olan sehirleri de o böyle yapti.
54. Onlarin basina getirecegini getirdi!
55. Simdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde süpheye düsersin.
56. Iste bu ilk uyaricilardan bir uyaricidir.
57. Yaklasan yaklasti.
58. Onu (vaktini) Allah'tan baska açiga çikaracak yoktur.
59. Simdi siz bu söze (Kur'an'a) mi sasiyorsunuz?
60. Gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz!
61. Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasiniz!
62. Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)