29-el-ANKEBÛT
Mekke'de nâzil olan bu sûre 69 (altmisdokuz) âyettir. "Ankebût", örümcek demektir. 41. âyetinde kâfirlerin isleri örümcek agina benzetildigi için sûre bu ismi almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Elif. Lâm. Mîm.
2. Insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "Iman ettik" demeleriyle birakilivereceklerini mi sandilar?
3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmisizdir. Elbette Allah, dogrulari ortaya çikaracak, yalancilari da mutlaka ortaya koyacaktir.
4. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandilar? Ne kadar kötü (ne yanlis) hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah'a kavusmayi umuyorsa, bilsin ki Allah'in tayin ettigi o vakit elbet gelecektir. O, her seyi isiten ve bilendir.
6. Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmis olur. Süphesiz Allah, âlemlerden müstagnîdir. (O'nun hiçbir seye ihtiyaci yoktur).
7. Iman edip iyi isler yapanlarin (geçmis) kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptiklarinin daha güzeli ile karsilik veririz.
8. Biz, insana, ana-babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüsünüz ancak banadir. O zaman size yapmis olduklarinizi haber verecegim.
9. Iman edip iyi isler yapanlari, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katariz.
10. Insanlardan kimi vardir ki: "Allah'a inandik" der; fakat Allah ugrunda eziyete ugratildigi zaman, insanlarin iskencesini Allah'in azabi gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "Dogrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Iyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir?
11. Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çikaracaktir).
12. Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlannizi biz yüklenelim, derler. Halbuki onlarin hiçbir günahini yüklenecek degillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
13. (Fakat gerçek su ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri tasiyacaklar ve uydurup durduklari seylerden kiyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
14. Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yildan elli yil eksik bir süre onlarin arasinda kaldi. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayiverdi.
15. Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardik ve bunu âlemlere bir ibret yaptik.
16. Ibrahim'i de gönderdik. O kavmine söyle demisti: Allah'a kulluk edin. O'na karsi gelmekten sakinin. Eger bilmis olsaniz bu sizin için daha hayirlidir.
17. Siz Allah'i birakip birtakim putlara tapiyor, asilsiz sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'i birakip da taptiklariniz, size rizik veremezler. O halde rizki Allah katinda arayin. O'na kulluk edin ve O'na sükredin. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
18. Eger (size teblig edileni) yalan sayarsaniz, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine teblig edileni) yalan saymislardir. Peygamber'e düsen, yalniz açik bir tebligdir.
19. Allah'in, yaratilani ilk bastan nasil yarattigini, (ölümden) sonra bunu(nasil) tekrarladigini görmediler mi? Süphesiz bu, Allah'a göre kolaydir.
20. De ki: Yeryüzünde gezip dolasin da, Allah ilk bastan nasil yaratmis bir bakin. Iste Allah bundan sonra (ayni sekilde) ahiret hayatini da yaratacaktir. Gerçekten Allah her seye kadirdir.
21. O, diledigine azabeder, diledigini esirger. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
22. Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'i) âciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dost ve yardimci da bulamazsiniz.
23. Allah'in âyetlerini ve O'na kavusmayi inkâr edenler -iste onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmislerdir ve onlar için acikli bir azap vardir.
24. Kavminin (Ibrahim'e) cevabi ise: "Onu öldürün yahut yakin!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardi. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardir.
25. (Ibrahim onlara) dedi ki: Siz, sirf aranizdaki dünya hayatina has muhabbet ugruna Allah'i birakip birtakim putlar edindiniz. Sonra kiyamet günü (gelip çattiginda ise) birbirinizi tanimazliktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksiniz. Varacaginiz yer cehennemdir ve hiç yardimciniz da yoktur.
26. Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (Ibrahim): Dogrusu ben Rabbim'e(emrettigi yere) hicret ediyorum. Süphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
27. Ona Ishak ve Ya'kub'u bagisladik. Peygamberligi ve kitaplari, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada mükâfatini verdik. Süphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
28. Lût'u da (gönderdik). O, kavmine demisti ki: Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadigi bir hayâsizligi yapiyorsunuz!
29. (Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantilarinizda edepsizlikler yapacak misiniz! Kavminin cevabi ise, söyle demelerinden ibaret oldu: (Yaptiklarimizin kötülügü ve azaba ugrayacagimiz konusunda) dogru söyleyenlerden isen, Allah'in azabini getir bize!
30. (Lût:) Su fesatçilar güruhuna karsi bana yardim eyle Rabbim! dedi.
31. Elçilerimiz Ibrahim'e (iki ogul ihsan edecegimize dair) müjdeyi getirdiklerinde söyle dediler: Biz bu memleket halkini helâk edecegiz. Çünkü oranin halki zalim kimselerdir.
32. (Ibrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Söyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulundugunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagiz. Yalniz karisi müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasindadir.
33. Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkinda tasalandi ve (onlari korumak için) ne yapacagini bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracagiz. Yalniz, (azapta) kalacaklar arasinda bulunan karin müstesna, dediler.
34. "Biz, süphesiz, bu memleket halkinin üzerine, yoldan çikmalarina karsilik gökten (feci) bir azap indirecegiz."
35. Andolsun ki, biz, aklini kullanacak bir kavim için oradan apaçik bir ibret nisânesi birakmisizdir.
36. Medyen'e de kardesleri Suayb'i gönderdik ve Suayb: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut baglayin, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin! dedi.
37. Fakat onu yalancilikla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsinti yakalayiverdi ve yurtlarinda diz üstü çöke kaldilar.
38. Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onlarin basina nelerin geldigi) oturduklari yerlerden apaçik anlasilmaktadir. Seytan onlara yaptiklari isleri güzel gösterip onlari dogru yoldan çikardi. Oysa bakip görebilecek durumdaydilar.
39. Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'i da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçik deliller getirmisti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamislardi. Halbuki (azabimizi asip) geçebilecek degillerdi.
40. Nitekim, onlardan her birini günahi sebebiyle cezalandirdik. Kiminin üzerine taslar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asil onlar kendilerine zulmediyorlardi.
41. Allah'tan baska dostlar edinenlerin durumu, örümcegin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvalarin en çürügü süphesiz örümcek yuvasidir. Keske bilselerdi!
42. Allah, onlar'in kendisini birakip da hangi seye yalvardiklarini süphesiz bilir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
43. Iste biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onlari ancak bilenler düsünüp anlayabilir.
44. Allah, gökleri ve yeri hak olarak (yerli yerince) yaratti. Süphesiz bunda, iman edenler için (Allah'in varlik ve kudretine) bir nisâne bulunmaktadir.
45. (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'i oku ve namazi kil. Muhakkak ki, namaz, hayâsizliktan ve kötülükten alikoyar. Allah'i anmak elbette (ibadetlerin) en büyügüdür. Allah yaptiklarinizi bilir.
46. Içlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim Tanrimiz da sizin Tanriniz da birdir ve biz O'na teslim olmusuzdur.
47. (Resûlüm!) Iste böylece sana (önceki kitaplari tasdik eden) bu Kitab'i indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardir. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatlari yüzünden) bile bile inkâr eder.
48. Sen bundan önce ne bir yazi okur, ne de elinle onu yazardin. Öyle olsaydi, bâtila uyanlar kusku duyarlardi.
49. Hayir, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçik âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.
50. "Ona Rabbinden (baskaca) mucizeler indirilmeli degil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'in katindadir. Ben ise sadece apaçik bir uyariciyim.
51. Kendilerine okunmakta olan Kitab'i sana indirmemiz onlara yetmemis mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardir.
52. De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtila inanip Allah'i inkâr edenler (var ya), iste ziyana ugrayacaklar onlardir.
53. Senden, azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger önceden tayin edilmis bir vade olmasaydi, azap elbette onlara gelip çatmisti. Fakat onlar farkinda degilken, o ansizin kendilerine geliverecektir.
54. (Evet) senden azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç süpheleri olmasin, cehennem kâfirleri çepeçevre kusatacaktir.
55. O günde azap, onlari hem üstlerinden hem ayaklarinin altindan saracak ve Allah (onlara): "Yaptiklarinizi (cezasini) tadin!" diyecektir.
56. Ey iman eden kullarim! Süphesiz, benim arzim genistir. O halde (nerede güven içinde olacaksaniz orada) yalniz bana kulluk edin.
57. Her can ölümü tadacaktir. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
58. Iman edip güzel isler yapanlari, (evet) muhakkak ki onlari, içinde ebedî kalmak üzere altlarindan irmaklar akan cennet kösklerine yerlestirecegiz. (Böyle iyi) isler yapanlarin mükâfati ne güzeldir!
59. Onlar, sabreden kimselerdir ve yalniz Rablerine güvenip dayanmaktadirlar.
60. Nice canli var ki, rizkini (yaninda) tasimiyor. Onlara da size de rizik veren Allah'tir. O, her seyi isitir ve bilir.
61. Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, günesi ve ayi buyrugu altinda tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. O halde nasil (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
62. Allah rizki kullarindan diledigine bol bol verir, diledigine de kisar. Süphesiz Allah her seyi hakkiyla bilendir.
63. Andolsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla ölümünün ardindan yeryüzünü canlandiran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. De ki: (Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu (söyledikleri üzerinde) düsünmezler.
64. Bu dünya hayati sadece bir eglenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, iste asil yasama odur. Keske bilmis olsalardi!
65. Gemiye bindikleri zaman, dini yalniz O'na has kilarak (ihlâsla) Allah'a yalvarirlar. Fakat onlari sâlimen karaya çikarinca, bir bakarsin ki, (Allah'a) ortak kosmaktadirlar.
66. Kendilerine verdiklerimize karsi nankörlük etsinler ve sefa sürsünler bakalim! Ama yakinda bilecekler!
67. Çevrelerinde insanlar kapilip götürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptigimizi görmediler mi? Hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar?
68. Allah'a karsi yalan uyduran yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!
69. Ama bizim ugrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarimiza eristirecegiz. Hiç süphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.
30-er-RÛM
âyeti hariç, sûrenin tamami Mekke'de nâzil olmustur. 60 (altmis) âyettir. Iranlilarla yapilan savasta yenilmis olan Rumlarin (Bizanslilarin) tekrar galip gelecekleri anlatildigindan, sûreye bu isim verilmistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Elif. Lâm. Mîm.
2. Rumlar, yenildi.
3. Araplarin bulundugu bölgeye en yakin bir yerde onlar, Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yil içinde galip geleceklerdir.
4. Onlarin bu yenilgilerinden önce de sonra da emir Allah'indir. O gün müminler de Allah'in yardimiyla sevineceklerdir.
5. Allah, diledigine yardim eder,galip kilar. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
6. (Bu) Allah'in vâdettigidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanlarin çogu bilmezler.
7. Onlar, dünya hayatinin görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
8. Kendi kendilerine, Allah'in, gökleri, yeri ve ikisinin arasinda bulunanlari ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattigini hiç düsünmediler mi? Insanlarin birçogu, Rablerine kavusmayi gerçekten inkâr, etmektedirler.
9. Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkibetlerinin nice olduguna bakmadilar mi? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazip altüst etmisler, onu bunlarin imar ettiklerinden daha çok imar etmislerdi. Peygamberleri, onlara da nice açik deliller getirmislerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek degildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.
10. Sonunda, Allah'in âyetlerini yalan sayarak ve onlari alaya alarak kötülük yapanlarin âkibetleri pek fena oldu.
ll. Allah, ilkin mahlûkunu yaratir, (ölümden) sonra da bunu (yaratmayi), tekrarlar. Sonunda hep O'na döndürüleceksiniz.
12. Kiyametin kopacagi gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardir.
13. (Allah'a kostuklari) ortaklarindan kendilerine hiçbir sefaatçi çikmayacaktir. Zaten onlar, ortaklarini da inkâr edeceklerdir.
14. Kiyamet kopacagi gün, iste o gün (müminlerle inkârcilar) birbirlerinden ayrilacaklardir.
15. Iman edip iyi isler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardir.
16. Inkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret bulusmasini yalan sayanlar ise, iste onlar azapla yüzyüze birakilacaklardir.
17. Haydi siz, aksama ulastiginizda (aksam ve yatsi vaktinde) sabaha kavustugunuzda, gündüzün sonunda ve ögle vaktine eristiginizde Allah'i tesbih edin (namaz kilin), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
18. Haydi siz, aksama ulastiginizda (aksam ve yatsi vaktinde) sabaha kavustugunuzda, gündüzün sonunda ve ögle vaktine eristiginizde Allah'i tesbih edin (namaz kilin), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
19. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çikariyor; yeryüzünü ölümünün ardindan O canlandiriyor. Iste siz de (kabirlerinizden) böyle çikarilacaksiniz.
20. Sizi topraktan yaratmasi, O'nun (varliginin) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayilan insanlar oluverdiniz.
21. Kaynasmaniz için size kendi (cinsi)nizden esler yaratip aranizda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varliginin) delillerindendir. Dogrusu bunda, iyi düsünen bir kavim için ibretler vardir.
22. O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratmasi, lisanlarinizin ve renklerinizin degisik olmasidir. Süphesiz bunda bilenler için (alinacak) dersler vardir.
23. Gece olsun gündüz olsun, uyumaniz ve Allah'in lütfundan (nasibinizi) aramaniz da O'nun (varliginin) delillerindendir. Gerçekten bunda, isiten bir kavim için ibretler vardir.
24. Yine O'nun delillerindendir ki, size korku ve ümit vermek üzere simsegi gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardindan arzi onunla diriltiyor. Dogrusu bunda, aklini kullanan bir kavim için (alinacak) dersler vardir.
25. Gögün ve yerin O'nun buyrugu ile durmasi da O'nun (varliginin) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çagirdi mi hemen (kabirlerinizden) çikiverirsiniz.
26. Göklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi O'na boyun egmistir.
27. Ilkin mahlûkunu yaratip (ölümden) sonra bunu (yaratmayi) tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydir. Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sifat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
28. Allah size kendinizden bir temsil getirmektedir: Mülkiyetiniz altinda bulunan köleler içinde, size verdigimiz riziklarda -birbirinizden çekindiginiz gibi kendilerinden çekineceginiz derecede sizinle esit (haklara sahip)- ortaklariniz var mi? Iste biz âyetlerimizi, aklini kullanacak bir kavim için böylece açikliyoruz.
29. Gel gör ki haksizlik edenler, bilgisizce kötü arzularina uydular. Allah'in saptirdigini kim dogru yola eristirebilir? Onlar için herhangi bir yardimci yoktur.
30. (Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanlari hangi fitrat üzere yaratmis ise ona çevir. Allah'in yaratisinda degisme yoktur. Iste dosdogru din budur; fakat insanlarin çogu bilmezler.
31. Hepiniz O'na yönelerek O'na karsi gelmekten sakinin, namazi kilin; müsriklerden olmayin.
32. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayin. Bunlardan) her firka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.
33. Insanlarin basina bir sikinti gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarirlar. Sonra Allah, katindan onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattirinca, bakarsiniz ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak kosuyorlar.
34. Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalim! Haydi sefa sürün; ama yakinda bileceksiniz!
35. Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil, müsrik olmalarini mi söylüyor?
36. Insanlara bir rahmet tattirdigimizda ona sevinirler. Sayet yaptiklarindan ötürü baslarina bir fenalik gelse hemen ümitsizlige düsüverirler.
37. Görmediler mi ki Allah, rizki diledigine bol bol vermekte, diledigininkini de daraltmaktadir. Süphesiz imanli bir kavim için bunda ibretler vardir.
38. O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmisa hakkini ver. Allah'in rizasini isteyenler için bu, en iyisidir. Iste onlar kurtulusa erenlerdir.
39. Insanlarin mallarinda artis olsun diye verdiginiz herhangi bir faiz, Allah katinda artmaz. Allah'in rizasini isteyerek verdiginiz zekâta gelince, iste zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarini ve mallarini) kat kat arttiranlardir.
40. Allah, (o yüce varliktir) ki sizi yaratmis, sonra riziklandirmistir; sonra O, hayatinizi sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a es tuttugunuz) ortaklariniz içinde bunlardan birini yapabilecek var mi? Allah onlarin ortak kostuklarindan münezzehtir ve yücedir.
41. Insanlarin bizzat kendi isledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptiklarinin bir kismini onlara tattirsin; belki de (tuttuklari kötü yoldan) dönerler.
42. (Resûlüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dolasin da, daha öncekilerin âkibetleri nice oldu, görün. Onlarin çogu müsrik idi.
43. Allah katindan, dönüsü olmayan bir gün (kiyamet günü) gelmeden önce yönünü o gerçek dine çevir! O gün (insanlar) bölük bölük ayrilacaklardir.
44. Kim inkâr ederse, inkâri kendi aleyhine olur. Iyi isler yapanlara gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazirlamis olurlar.
45. Zira Allah, iman edip iyi isler yapanlara kendi lütfundan karsilik verecektir. Süphesiz O, kâfirleri sevmez.
46. Size rahmetinden tattirsin, emriyle gemiler yüzsün, fazlindan (nasibinizi) arayasiniz ve sükredesiniz diye (hayat ve bereket) müjdecileri olarak rüzgârlari göndermesi de Allah'in (varlik ve kudretinin) delillerindendir.
47. Andolsun ki, biz senden önce kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara açik deliller getirdiler. (Onlari dinlemeyip) günaha dalanlarin ise cezalarini hakkiyla vermisizdir. Müminlere yardim etmek de bize düser.
48. Allah O'dur ki, rüzgârlari gönderir, bunlar da bulutu kaldirir. Derken, Allah onu gökte diledigi gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasindan yagmurun çiktigini görürsün. Allah diledigi kullarina yagmuru nasip edince, onlar seviniverirler.
49. 0ysa onlar, daha önce, üzerlerine yagmur yagdirilmasindan iyice ümitlerini kesmislerdi.
50. Allah'in rahmetinin eserlerine bir bak: Arzi, ölümünün ardindan nasil diriltiyor! Süphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her seye kadirdir.
51. Andolsun ki, bir rüzgâr göndersek de onu (ekini) sararmis görseler, ardindan muhakkak nankörlüge baslarlar.
52. (Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsin; arkalarini dönüp giderlerken sagirlara o daveti isittiremezsin.
53. Körleri de sapikliklarindan (vazgeçirip) dogru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
54. Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlügün ardindan kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardindan güçsüzlük ve ihtiyarlik veren, Allah'tir. O, diledigini yaratir. O, hakkiyla bilendir, üstün kudret sahibidir.
55. Kiyamet koptugu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kisa bir süre kaldiklarina yemin ederler. Iste onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardi.
56. Kendilerine ilim ve iman verilenler söyle derler: Andolsun ki siz, Allah'in yazisinda (hükmedildigi gibi) yeniden dirilme gününe kadar kaldiniz. Iste bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tanimiyordunuz.
57. Artik o gün, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyecegi gibi, onlardan Allah'i hosnut etmeye çalismalari da istenmez.
58. Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çesit misale yer vermisizdir. Sayet onlara bir mucize getirsen inkârcilar kesinlikle söyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtil seyler ortaya atmaktasiniz.
59. Iste bilmeyenlerin (hakki tanimayanlarin) kalplerini Allah böylece mühürler.
60. (Resûlüm!) Sen simdi sabret. Bil ki Allah'in vâdi gerçektir. (Buna) iyice inanmamis olanlar, sakin seni gevseklige sevketmesin!
31- LOKMAN SURESI
Mekke'de nâzil olmustur. 27, 28 ve 29. âyetlerinin Medine'de nâzil oldugu da rivayet edilmistir. 34 (otuzdört) âyettir. Hz. Lokman'in kissasini anlattigi için bu adi almistir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Elif. Lâm. Mîm.
2. Iste bu âyetler, hikmet dolu Kitab'in âyetleridir.
3. Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmistir).
4. O kimseler, namazi kilarlar, zekâti verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
5. Iste onlar, Rableri tarafindan gösterilmis dogru yol üzeredirler ve onlar kurtulusa erenlerdir.
6. Insanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptirmak ve sonra da onunla alay etmek için bos lafi satin alir. Iste onlara rüsvay edici bir azap vardir.
7. Ona âyetlerimiz okundugu zaman, sanki bunlari isitmemis, sanki kulaklarinda agirlik varrmis gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acikli bir azabin müjdesini ver!
8. Süphesiz, iman edip de güzel davranislarda bulunanlar için, nimetleri bol cennetler vardir.
9. Orada ebedi kalacaklardir. Bu, Allah'in verdigi gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
10. O, gökleri görebildiginiz bir direk olmaksizin yaratti, sizi sarsmasin diye yere de ulu daglar koydu ve orada her çesit canliyi yaydi. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydali nebattan çift çift bitirdik.
11. Iste bunlar Allah'in yarattiklaridir. Simdi (ey kâfirler!) O'ndan baskasinin ne yarattigini bana gösterin! Hayir (gösteremezler)! Zalimler açik bir sapiklik içindedirler.
12. Andolsun biz Lokman'a: Allah'a sükret! diyerek hikmet verdik. Sükreden ancak kendisi için sükretmis olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir seye muhtaç degildir, her türlü övgüye lâyiktir.
13. Lokman, ogluna ögüt vererek: Yavrucugum! Allah'a ortak kosma! Dogrusu sirk, büyük bir zulümdür, demisti.
14. Biz insana, ana-babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Çünkü anasi onu nice sikintilara katlanarak tasimistir. Sütten ayrilmasi da iki yil içinde olur. (Iste bunun için) önce bana, sonra da ana-babana sükret diye tavsiyede bulunmusuzdur. Dönüs ancak banadir.
15. Eger onlar seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüsünüz ancak banadir. O zaman size, yapmis olduklarinizi haber veririm.
16. (Lokman, ögütlerine devamla söyle demisti:) Yavrucugum! Yaptigin is (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi agirliginda bile olsa ve bu, bir kayanin içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karsina) getirir. Dogrusu Allah, en ince isleri görüp bilmektedir ve her seyden haberdardir.
17. Yavrucugum! Namazi kil, iyiligi emret, kötülükten vazgeçirmeye çalis, basina gelenlere sabret. Dogrusu bunlar, azmedilmeye deger islerdir.
18. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini begenmis övünüp duran kimseleri asla sevmez.
19. Yürüyüsünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.
20. Allah'in, göklerde ve yerdeki (nice varlik ve imkânlari) sizin emrinize verdigini, nimetlerini açik ve gizli olarak size bolca ihsan ettigini görmediniz mi? Yine de, insanlar içinde, -bilgisi, rehberi ve aydinlatici bir kitabi yokken- Allah hakkinda tartisan kimseler vardir.
21. Onlara "Allah'in indirdigine uyun" dendiginde: Hayir, biz babalarimizi üzerinde buldugumuz yola uyariz, derler. Ya seytan; onlari alevli atesin azabina çagiriyor idiyse!
22. Iyi davranislar içinde kendini bütünüyle Allah'a veren kimse, gerçekten en saglam kulpa yapismistir. Zaten bütün islerin sonu Allah'a varir.
23. (Resûlüm!) Inkâr edenin inkâri seni üzmesin. Onlarin dönüsü ancak bizedir. Iste o zaman yaptiklarini kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olani süphesiz çok iyi bilir.
24. Onlari biraz faydalandirir, sonra kendilerini agir bir azaba sürükleriz.
25. Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri kim yaratti?" diye sorsan, mutlaka "Allah..." derler. De ki: (Öyleyse) övgü de yalniz Allah'a mahsustur, ama onlarin çogu bilmezler.
26. Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'indir. Bilinmeli ki, asil ganî ve övülmeye lâyik olan Allah'tir.
27. Sayet yeryüzündeki agaçlar kalem, deniz de arkasindan yedi deniz katilarak (mürekkep olsa) yine Allah'in sözleri (yazmakla) tükenmez. Süphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.
28. (Insanlar!) Sizin yaratilmaniz ve diriltilmeniz, ancak tek bir kisinin yaratilmasi ve diriltilmesi gibidir. Unutulmasin ki, Allah her seyi bilen ve görendir.
29. Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktadir. Günesi ve ayi da buyrugu altina almistir. Bunlarin her biri belli bir vâdeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptiklarinizdan tamamen haberdardir.
30. Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir; O'ndan baska taptiklari ise hiç süphesiz bâtildir. Gerçekten Allah çok yüce, çok uludur.
31. Size varliginin delillerini göstermesi için, Allah'in lütfuyla gemilerin denizde yüzdügünü görrmedin mi? Süphesiz bunda, çok sabreden, çok sükreden herkes için ibretler vardir.
32. Daglar gibi dalgalar onlari kusattigi zaman, dini tamamen Allah'a has kilarak (ihlâsla) O'na yalvarirlar. Allah onlari karaya çikararak kurtardigi vakit içlerinden bir kismi orta yolu tutar. Zaten bizim âyetlerimizi, ancak nankör hâinler bilerek inkâr eder.
33. Ey Insanlar! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Ne babanin evlâdi, ne evlâdin babasi nâmina bir sey ödeyemeyecegi günden çekinin. Bilin ki, Allah'in verdigi söz gerçektir. Sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve seytan, Allah'in affina güvendirerek sizi kandirmasin.
34. Kiyamet vakti hakkindaki bilgi, ancak Allah'in katindadir. Yagmuru O yagdirir, rahimlerde olani O bilir. Hiç kimse yarin ne kazanacagini bilemez. Yine hiç kimse nerede ölecegini bilemez. Süphesiz Allah, her seyi bilendir, her seyden haberdardir.
32-es-SECDE
32-es-SECDE
Adini 15. âyette geçen kelimeden alan bu sûre Mekke'de nâzil olmustur. 18, 19 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil oldugu da rivayet edilmistir. 30 (otuz) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Elif. Lâm. Mîm.
2. Bu Kitab'in, âlemlerin Rabbi tarafindan indirilmis oldugunda asla süphe yoktur.
3. "Onu Peygamber kendisi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayir! O, senden önce kendilerine hiçbir uyarici (peygamber) gelmemis bir kavmi uyarman için -dogru yolu bulalar diye- Rabbinden gönderilen hak (Kitap) tir.
4. Gökleri, yeri ve bunlarin arasindakileri alti günde (devirde) yaratan, sonra arsa istivâ eden Allah'tir. O'ndan baska ne bir dost ne de bir sefaatçiniz vardir. Artik düsünüp ögüt almaz misiniz?
5. Allah, gökten yere kadar her isi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu isler) sizin sayageldiklerinize göre bin yil tutan bir günde O'nun nezdine çikar.
6. Iste, görülmeyeni de görüleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O'dur.
7. O (Allah) ki, yarattigi her seyi güzel yapmis ve ilk basta insani çamurdan yaratmistir.
8. Sonra onun zürryetini, dayaniksiz bir suyun özünden üretmistir.
9. Sonra onu tamamlayip sekillendirmis, ona kendi ruhundan üflemistir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmistir. Ne kadar az sükrediyorsunuz!
10. "Topragin içinde kayboldugumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yaratilacagiz?" derler. Dogrusu onlar Rablerine kavusmayi inkâr etmektedirler.
11. De ki: Size vekil kilinan (bu konuda görevlendirilen) ölüm melegi caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
12. O günahkârlarin, Rableri huzurunda baslarini öne egecekleri, "Rabbimiz! Gördük duyduk, simdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi isler yapalim, artik kesin olarak inandik" diyecekleri zamani bir görsen!
13. Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, "Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kismiyla dolduracagim" diye benden kesin söz çikmistir.
14. (O gün onlara söyle diyecegiz:) Bu güne kavusmayi unutmanizin cezasini simdi tadin bakalim! Dogrusu biz de sizi unuttuk; yaptiklarinizdan ötürü ebedî azabi tadin!
l5. Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanirlar ki, bunlarla kendilerine ögüt verildiginde, büyüklük taslamadan secdeye kapanirlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.
l6. Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutlari yataklardan uzak kalir ve kendilerine verdigimiz riziktan Allah yolunda harcarlar.
17. Yaptiklarina karsilik olarak, onlar için ne mutluluklar saklandigini hiç kimse bilemez.
18. Öyle ya, mümin olan, yoldan çikmis kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.
19. Iman edip de, iyi isler yapanlara gelince, onlar için yaptiklarina karsilik olarak varip kalacaklari cennet konaklari vardir.
20. Yoldan çikanlar ise, onlarin varacaklari yer atestir. Oradan her çikmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandir deyip durdugunuz cehennem azabini tadin! denir.
21. En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakin azaptan tattiracagiz; olur ki (imana) dönerler.
22. Kendisine Rabbinin âyetleri hatirlatildiktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyik olduklari cezayi veririz.
23. Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavusacagindan süphe etme- ve onu Israilogullarina hidayet rehberi kildik.
24. Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandiklari zaman, onlarin içinden, buyrugumuzla dogru yola ileten rehberler tayin etmistik.
25. Muhakkak ki Rabbin, ihtilâf etmekte olduklari seyler hakkinda kiyamet günü onlarin aralarinda hükmedecektir.
26. Halen yurtlarinda gezip dolastiklari kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edisimiz onlari dogru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardir. Hâla kulak vermezler mi?
27. Kupkuru yerlere suyu ulastirdigimizi, onunla gerek hayvanlarinin gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çikarmakta oldugumuzu da görmediler mi? Hâla da göremeyecekler mi?
28. Eger dogru söylüyorsaniz, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? derler.
29. De ki: Fetih (ve hüküm) gününde inkârcilara (o gün ettikleri) imanlari fayda vermeyecek ve kendilerine mühlet de taninmayacaktir!
30. Artik sen onlari birak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
33-el-AHZÂB
33-el-AHZÂB
Medine'de nâzil olmustur. 73 (yetmisüç) âyettir. "Ahzâb", "hizb"in çoguludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karsi savasmak üzere birlesen Arap kabilelerinden bahsedildigi için, bu isim verilmistir. (Rivayete göre, bir takim ileri gelen müsrikler "Uhud" savasindan sonra Medine'ye gelmisler, münafiklarin lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuslardi. Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüsmek üzere emân vermisti. Bu görüsme esnasinda Resûlullah'a: Sen bizim taptiklarimizi diline dolamaktan vazgeç, "onlar menfaat saglayabilir, sefâat edebilir" de, biz de seni Rabbinle basbasa birakalim, dediler. Orada bulunan müslümanlarin canlari sikildi, onlari öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmis olan emânin bozulmasi konusunda Allah'tan korkmalarini ve kâfirler ile münafiklarin sözlerine boyun egmemelerini, Resûlullah'in sahsinda müminlerden isteyen 1. âyet nâzil oldu.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Elbette Allah her seyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadir.
2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Süphesiz Allah, bütün yaptiklarinizdan haberdardir.
3. Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.
4. Allah, bir adamin içinde iki kalp yaratmadigi gibi, "zihâr" yaptiginiz eslerinizi de analariniz yerinde tutmadi ve evlâtliklarinizi da öz ogullariniz olarak tanimadi. Bunlar sizin agizlariniza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçegi söyler ve dogru yola O eristirir.
5. Onlari (evlât edindiklerinizi) babalarina nisbet ederek çagirin. Allah yaninda en dogrusu budur. Eger babalarinin kim oldugunu bilmiyorsaniz, bu takdirde onlari din kardesleriniz ve görüp gözettiginiz kimseler olarak kabul edin. Yanilarak yaptiklarinizda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiginde günah vardir. Allah bagislayandir, esirgeyendir.
6. Peygamber, müminlere kendi canlarindan daha yakindir. Esleri, onlarin analaridir. Akraba olanlar, Allah'in Kitabina göre, (mirasçilik bakimindan) birbirlerine diger müminlerden ve muhacirlerden daha yakindirlar; ancak, dostlariniza uygun bir vasiyet yapmaniz müstesnadir. Bunlar Kitap'ta yazili bulunmaktadir.
7. Hani biz peygamberlerden söz almistik; senden, Nuh'tan, Ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem oglu Isa'dan da. (Evet) biz onlardan pek saglam bir söz aldik.
8. Allah bu sözü dogrulari dogruluklariyla sorumlu kilmak için aldi. Kâfirler için de çok acikli bir azap hazirladi.
9. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; hani size ordular saldirmisti da, biz onlara karsi bir rüzgâr ve sizin görmediginiz ordular göndermistik. Allah ne yaptiginizi çok iyi görmekteydi.
10. Onlar hem yukarinizdan hem asagi tarafinizdan (vâdinin üstünden ve alt yanindan) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yildigi, yürekler girtlaga geldigi ve siz Allah hakkinda türlü türlü seyler düsündügünüz zaman;
11. Iste orada iman sahipleri imtihandan geçirilmis ve siddetli bir sarsintiya ugratilmislardi.
12. Ve o zaman, münafiklar ile kalplerinde hastalik (iman zayifligi) bulunanlar: Meger Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuslar! diyorlardi.
13. Onlardan bir gurup da demisti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artik sizin için durmanin sirasi degil, haydi dönün! Içlerinden bir kismi ise: Gerçekten evlerimiz emniyette degil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede degildi, sadece kaçmayi arzuluyorlardi.
14. Medine'nin her yanindan üzerlerine saldirilsaydi da, o zaman savasmalari istenseydi, süphesiz hemen savasa katilirlar ve evlerinde pek eglenmezlerdi.
15. Andolsun ki daha önce onlar, sirt çevirip kaçmayacaklarina dair Allah'a söz vermislerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir!
16. (Resûlüm!) De ki: Eger ölümden veya öldürülmekten kaçiyorsaniz, kaçmanin size asla faydasi olmaz! (Eceliniz gelmemis ise) o takdirde de, yasatilacaginiz süre çok degildir.
17. De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karsi sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan baska ne bir dost bulurlar ne de bir yardimci.
18. Allah, içinizden (savastan) alikoyanlari ve yandaslarina: "Bize katilin" diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunlarin pek azi savasa gelir.
19. (Gelseler de) size karsi pek hasistirler. Hele korku gelip çatti mi, üzerine ölüm bayginligi çökmüs gibi gözleri dönerek sana baktiklarini görürsün. Korku gidince ise, mala düskünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmis degillerdir; bunun için Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir. Bu, Allah'a göre kolaydir.
20. Bunlar, düsman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhami içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardi dahi pek savasacak degillerdi.
21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavusmayi umanlar ve Allah'i çok zikredenler için güzel bir örnektir.
22. Müminler ise, düsman birliklerini gördüklerinde: Iste Allah ve Resûlü'nün bize vâdettigi! Allah ve Resûlü dogru söylemistir, dediler. Bu (ordularin gelisi), onlarin ancak imanlarini ve Allah'a bagliliklarini arttirdi.
23. Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. Iste onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canini vermistir; kimi de (sehitligi) beklemektedir. Onlar hiçbir sekilde (sözlerini) degistirmemislerdir.
24. Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatlari sebebiyle mükâfatlandiracak, münafiklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Süphesiz Allah, bagislayandir, esirgeyendir.
25. Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah (in yardimi) savasta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.
26. Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müsrik ordularina) yardim edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düsürdü; bir kismini öldürüyor, bir kismini da esir aliyordunuz.
27. Allah, onlarin yerlerine, yurtlarina, mallarina ve ayak basmadiginiz topraklara sizi mirasçi yapti. Allah'in her seye gücü yeter.
28. Ey Peygamber! Eslerine söyle söyle: Eger dünya dirligini ve süsünü (refahini) istiyorsaniz, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salivereyim.
29. Eger Allah'i, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsaniz, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazirlamistir.
30. Ey peygamber hanimlari! Sizden kim açik bir hayâsizlik yaparsa, onun azabi iki katina çikarilir. Bu, Allah'a göre kolaydir.
31. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararli is yaparsa ona mükâfatini iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rizik hazirlamisizdir.
32. Ey Peygamber hanimlari! Siz, kadinlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger (Allah'tan) korkuyorsaniz, (yabanci erkeklere karsi) çekici bir eda ile konusmayin; sonra kalbinde hastalik bulunan kimse ümide kapilir. Güzel söz söyleyin.
33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde oldugu gibi açilip saçilmayin. Namazi kilin, zekâti verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
34. Evlerinizde okunan Allah'in âyetlerini ve hikmeti hatirlayin. Süphesiz Allah, her seyin iç yüzünü bilendir ve her seyden haberi olandir.
35. Müslüman erkekler ve müslüman kadinlar, mümin erkekler ve mümin kadinlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadinlar, dogru erkekler ve dogru kadinlar, sabreden erkekler ve sabreden kadinlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadinlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadinlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadinlar, irzlarini koruyan erkekler ve (irzlarini) koruyan kadinlar, Allah'i çok zikreden erkekler ve zikreden kadinlar var ya; iste Allah, bunlar için bir magfiret ve büyük bir mükâfat hazirlamistir.
36. Allah ve Resûlü bir ise hüküm verdigi zaman, inanmis bir erkek ve kadina o isi kendi isteklerine göre seçme hakki yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, apaçik bir sapikliga düsmüs olur.
37. (Resûlüm!) Hani Allah'in nimet verdigi, senin de kendisine iyilik ettigin kimseye: Esini yaninda tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'in açiga vuracagi seyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asil korkmana lâyik olan Allah'tir. Zeyd, o kadindan ilisigini kesince biz onu sana nikâhladik ki evlâtliklari, karilariyla iliskilerini kestiklerinde (o kadinlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasin. Allah'in emri yerine getirilmistir.
38. Allah'in, kendisine helâl kildigi seyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasinda da Allah'in âdeti böyle idi. Allah'in emri mutlaka yerine gelecek, yazilmis bir kaderdir.
39. O peygamberler ki Allah'in gönderdigi emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.
40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babasi degildir. Fakat o, Allah'in Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkiyla bilendir.
41. Ey inananlar! Allah'i çokça zikredin.
42. Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin.
43. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istigfar eder. Allah, müminlere karsi çok merhametlidir.
44. Kendisine kavustuklari gün, Allah'in onlara iltifati, "selâm" dir. Allah onlara çok degerli mükâfat hazirlamistir.
45. Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir sahit, bir müjdeleyici ve bir uyarici olarak gönderdik.
46. Allah'in izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik).
47. Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.
48. Kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Onlarin eziyetlerine aldirma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter.
49. Ey iman edenler! Mümin kadinlari nikâhlayip da, henüz zifafa girmeden onlari bosarsaniz, onlari sayacaginiz bir iddet süresince bekletme hakkiniz yoktur. O halde onlari (bir bagisla) memnun edin ve onlari güzel bir sekilde serbest birakin.
50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin hanimlarini, Allah'in sana ganimet olarak verdigi ve elinin altinda bulunan cariyeleri, amcanin, halanin, dayinin ve teyzenin seninle beraber göç eden kizlarini sana helâl kildik. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istedigi takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadini, diger müminlere degil, sirf sana mahsus olmak üzere (helâl kildik). Kuskusuz biz, hanimlari ve ellerinin altinda bulunan cariyeleri hakkinda müminlere neyi farz kildigimizi biliriz. (Bu hususta ne yapmalari lâzim geldigini onlara açikladik) ki, sana bir zorluk olmasin. Allah bagislayandir, merhamet edendir.
51. Onlardan diledigini geriye birakir, diledigini de yanina alirsin. Bosadigin hanimlarindan arzu ettigini tekrar yanina almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onlarin mutlu olmalarina, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razi olmalarina daha uygundur. Allah, kalplerinizde olani bilir. Allah hakkiyle bilendir, halîmdir.
52. Bundan sonra artik baska kadinlarla evlenmen, elinin altinda bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hosuna gitse bile, bunlarin yerine baska hanimlar alman sana helâl degildir. Allah her seyi gözetler.
53. Ey iman edenler! Siz zamanini gözetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde hemen dagilin, sohbete dalmayin. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadir. Ama Allah, hakki söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanimlarindan bir sey istediginiz zaman perde arkasindan isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlarin kalpleri için daha temiz bir davranistir. Sizin Allah'in Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanimlarini nikâhlamaniz asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katinda büyük (bir günah) tir.
54. Bir seyi açiga vursaniz da, gizleseniz de süphe yok ki Allah, her seyi gayet iyi bilmektedir.
55. Onlara (Peygamber'in hanimlarina), babalari, ogullari, kardesleri, kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kadinlari (mümin kadinlar) ve ellerinin altinda bulunan câriyelerinden dolayi bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanimlari!) Allah'tan korkun; süphesiz Allah, her seye sahittir.
56. Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmis ve onlar için horlayici bir azap hazirlamistir.
58. Mümin erkeklere ve mümin kadinlara, yapmadiklari bir seyden dolayi eziyet edenler, süphesiz bir iftira ve apaçik bir günah yüklenmislerdir.
59. Ey Peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve müminlerin kadinlarina (bir ihtiyaç için disari çiktiklari zaman) dis örtülerini üstlerine almalarini söyle. Onlarin taninmasi ve incitilmemesi için en elverisli olan budur. Allah bagislayandir, esirgeyendir.
60. Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalik bulunanlar (fuhus düsüncesi tasiyanlar), sehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savasmani ve onlari sehirden sürüp çikarmani sana emrederiz); sonra orada, senin yaninda ancak az bir zaman kalabilirler.
61. Hepsi de lânetlenmis olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanir ve mutlaka öldürülürler.
62. Allah'in önceden geçenler hakkindaki kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.
63. Insanlar sana kiyametin zamanini soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katindadir. Ne bilirsin, belki de zamani yakindir.
64. Su muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmus ve onlara çilgin bir ates hazirlamistir.
65. (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardimci bulacaklardir.
66. Yüzleri ateste evrilip çevrildigi gün: Eyvah bize! Keske Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler.
67. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptirdilar, derler.
68. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlari büyük bir lânetle rahmetinden kov.
69. Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayin. Nihayet Allah onu, dedikleri seyden temize çikardi. O, Allah yaninda serefli idi.
70. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogru söz söyleyin.
71. (Böyle davranirsaniz) Allah islerinizi düzeltir ve günahlarinizi bagislar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtulusa ermis olur.
72. Biz emaneti, göklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumlulugundan) korktular. Onu insan yüklendi. Dogrusu o çok zalim, çok cahildir.
73. (Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münafik erkeklere ve münafik kadinlara, müsrik erkeklere ve müsrik kadinlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadinlarin da tevbesini kabul buyuracaktir. Allah bagislayandir, merhamet edendir.
34-SEBE
34-SEBE
Mekke'de nâzil olmustur. 54 (ellidört) âyettir. Yalniz 6. âyeti Medine'de inmistir. Sûre adini, Yemen'de bir bölge veya kabile ismi olan Sebe' kelimesinin geçtigi 15. âyetten alir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Hamd, göklerde ve yerde bulunanlarin hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her seyden) haberi olandir.
2. Yerin içine gireni ve ondan çikani; gökten ineni, oraya çikani bilir. O, esirgeyendir, bagislayandir.
3. Inkârcilar: Kiyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayir! Gaybi bilen Rabbim hakki için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktari bir sey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyügü de süphesiz, apaçik kitaptadir (yazilidir).
4. Allah, inanip iyi isler yapanlari mükâfatlandirmak için (her seyi açik bir kitapta tesbit etmistir). Onlar için büyük bir magfiret ve güzel bir rizik vardir.
5. Âyetlerimizi hükümsüz birakmak için yarisircasina ugrasanlar için de, en kötüsünden, elem verici bir azap vardir.
6. Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'in) gerçek oldugunu bilir; onun, mutlak galip ve övgüye lâyik olan (Allah'in) yoluna ilettigini görürler.
7. Kâfir olanlar (kendi aralarinda) söyle dediler: Çürüyüp paramparça oldugunuz vakit yeniden dirileceginizi söyleyerek haber veren kisiyi gösterelim mi?
8. "Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mi etmistir? Yoksa onda delilik mi var?" (dediler). Hayir! Ahirete inanmayanlar azaptadirlar ve derin bir sapiklik içindedirler.
9. Onlar, gökte ve yerde önlerine ve arkalarina bakmiyorlar mi? Dilesek onlari yere batiririz, ya da üzerlerine gökten parçalar düsürürüz. Süphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardir.
10. Andolsun, Davud'a tarafimizdan bir üstünlük verdik. "Ey daglar ve kuslar! Onunla beraber tesbih edin" dedik. Ona demiri yumusattik.
11. Genis zirhlar imal et, dokumasini ölçülü yap. (Ey Davud hanedani!) Iyi isler yapin. Kuskusuz ben, yaptiklarinizi görmekteyim, diye (vahyettik).
12. Sabah gidisi bir aylik mesafe, aksam dönüsü yine bir aylik mesafe olan rüzgâri da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimis bakiri kaynagindan sel gibi akittik. Rabbinin izniyle cinlerden bir kismi, onun önünde çalisirdi. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabi tattirirdik.
13. Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (genis) legenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardi. Ey Davud ailesi! Sükredin. Kullarimdan sükreden azdir!
14. Süleyman'in ölümüne hükmettigimiz zaman, onun öldügünü, ancak degnegini yiyen bir agaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yikilinca anlasildi ki cinler gaybi bilselerdi, o küçük düsürücü azap içinde kalmazlardi.
15. Andolsun, Sebe' kavmi için oturdugu yerlerde büyük bir ibret vardir. Biri sagda, digeri solda iki bahçeleri vardi. (Onlara:) Rabbinizin rizkindan yeyin ve O'na sükredin. Iste güzel bir memleket ve çok bagislayan bir Rab!
16. Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onlarin iki bahçesini, buruk yemisli, aci ilginli ve içinde biraz da sedir agaci bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.
17. Nankörlük ettikleri için onlari böyle cezalandirdik. Biz nankörden baskasini cezalandirir miyiz!
18. Onlarin yurdu ile, içlerini bereketlendirdigimiz memleketler arasinda, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasinda yürümeyi konaklara ayirdik. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolasin, dedik.
19. Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarinda yolculuk yaptigimiz sehirlerin arasini uzaklastir, dediler ve kendilerine yazik ettiler. Biz de onlari, ibret kissalari haline getirdik ve onlari büsbütün parçaladik. Süphesiz bunda, çok sabreden ve çok sükreden herkes için ibretler vardir.
20. Andolsun Iblis, onlar hakkindaki tahminini dogruya çikardi. Inanan bir zümrenin disinda hepsi ona uydular.
21. Halbuki seytanin onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inanani, süphe içinde kalandan ayirdedip bilelim diye (ona bu firsati verdik). Rabbin gerçekten her seyi koruyandir.
22. (Müsriklere) de ki: Allah'tan baska tanri saydiginiz seyleri çagirin! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre agirliginca bir seye sahiptirler. Onlarin buralarda hiçbir ortakligi yoktur, Allah'in onlardan bir yardimcisi da yoktu.
23. Allah'in huzurunda, kendisinin izin verdigi kimselerden baskasinin sefâati fayda vermez. Nihayet onlarin yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olani buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.
24. (Resûlüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rizik veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya dogru yol üzerinde veya açik bir sapiklik içindedir.
25. De ki: Bizim isledigimiz suçtan siz sorumlu degilsiniz; biz de sizin islediginizden sorulacak degiliz.
26. De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramizda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her seyi) hakkiyla bilendir.
27. De ki: O'na (Allah'a) kattiginiz ortaklarinizi bana gösterin. Hayir! Bilakis, yegâne galip ve her seyi hikmetle idare eden ancak Allah'tir.
28. Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik; fakat insanlarin çogu bunu bilmezler.
29. Eger sözünüzde dogru iseniz bu vâdettiginiz (kiyamet) ne zaman kopacak? derler.
30. De ki: Size öyle bir gün vâdedilmistir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.
31. Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacagiz. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmis, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayif sayilanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydiniz, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler.
32. Büyüklük taslayanlar, zayif sayilanlara (kiyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç isliyordunuz, derler.
33. Zayif sayilanlar da büyüklük taslayanlara: Hayir! Gece gündüz (isiniz) tuzak kurmakti. Çünkü siz daima Allah'i inkâr etmemizi, O'na ortaklar kosmamizi bize emrederdiniz, derler. Artik azabi gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarina demir halkalar takariz. Onlar ancak yapmakta olduklari günahlari yüzünden cezalandirilirlar.
34. Biz hangi ülkeye bir uyarici göndermissek mutlaka oranin varlikli ve simarik kisileri: Biz, size gönderilmis olan seyi inkâr ediyoruz, demislerdir.
35. Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoguz, biz azaba ugratilacak da degiliz.
36. De ki: Rabbim, diledigine bol rizik verir ve (dilediginden) kisar; fakat insanlarin çogu bilmezler.
37. Sizi huzurumuza yaklastiracak olan ne mallarinizdir ne de evlâtlariniz. Iman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yaptiklarinin kat kat fazlasi mükâfat vardir. Onlar (cennet) odalarinda güven içindedirler.
38. Ayetlerimizi bosa çikarmaya çalisanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze birakilacaklardir.
39. De ki: Rabbim, kullarindan diledigine bol rizik verir ve (dilediginden de) kisar. Siz hayira ne harcarsaniz, Allah onun yerine baskasini verir. O, rizik verenlerin en hayirlisidir.
40. O gün Allah, onlarin hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar miydi? diyecek.
41. (Melekler de:) Sen yücesi, bizim dostumuz onlar degil, sensin. Belki onlar cinlere tapiyorlardi. Çogu onlara inanmisti; diyecekler.
42. Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta oldugunuz ates azabini tadin! diyecegiz.
43. Onlara apaçik âyetlerimiz okundugu zaman demislerdi ki: Bu, sizi babalarinizin taptigi (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan baskasi degildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmus bir yalandan baska bir sey degildir, dediler. Hak kendilerine geldiginde onu inkâr edenler de: Bu, apaçik bir büyüden baska bir sey degildir, dediler.
44. Halbuki biz onlara okuyacaklari kitaplar vermedigimiz gibi senden önce onlara bir uyarici (peygamber) de göndermemistik.
45. Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmislerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erismemislerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladilar; ama benim karsilik olarak verdigim nasil olmustu!
46. (Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek ögüt verecegim: Allah için ikiser ikiser ve teker teker ayaga kalkin, sonra da düsünün! Arkadasinizda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak siddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir.
47. De ki: Ben sizden bir ücret istemissem, o sizin olsun. Ücretim yalniz Allah'a aittir. O, her seye sahittir.
48. De ki: Kuskusuz, Rabbim gerçegi ortaya koyar. Çünkü O, gaybi çok iyi bilendir.
49. De ki: Hak geldi; artik bâtil ne bir seyi ortaya çikarabilir ne de geri getirebilir.
50. De ki: Eger (haktan) saparsam, kendi aleyhime sapmis olurum. Eger dogru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettigi (Kur'an) sayesindedir. Süphesiz O, isitendir, yakindir.
51. (Resûlüm!) Telasa düstükleri zaman, bir görsen! Artik kurtulus yoktur, yakin bir yerden yakalanmislardir.
52. (Is isten geçtikten sonra:) "Ona inandik" demislerdir, ama uzak yerden (dünya hayati gelip geçtikten sonra) imana kavusmak onlar için nasil mümkün olur?
53. Halbuki daha önce onu (hakki) inkâr etmislerdi. Uzak bir yerden gayb hakkinda atip tutuyorlardi.
54. Artik, bundan önce benzerlerine yapildigi gibi, kendileriyle arzu ettikleri sey arasina perde çekilmistir. Süphesiz onlar, kendilerini endiseye düsüren bir korku içindeydiler.
35-FÂTIR
Mekke'de nâzil olmustur, 45 (kirkbes) âyettir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, üçer, dörder kanatli elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada diledigi arttirmayi yapar. Süphesiz Allah, her seye gücü yetendir.
2. Allah'in insanlara açacagi herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttugunu O'ndan sonra saliverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.
3. Ey insanlar! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; Allah'tan baska size gökten ve yerden rizik verecek bir yaratici var mi? O'ndan baska tanri yoktur. Nasil oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz!
4. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme); senden önceki peygamberler de yalanlanmistir. Bütün isler yalnizca Allah'a döndürülecektir.
5. Ey insanlar! Allah'in vâdi gerçektir, sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve o aldatici (seytan) da Allah hakkinda sizi kandirmasin!
6. Çünkü seytan, sizin düsmaninizdir, siz de onu düsman sayin. O, kendi taraftarlarini ancak ates ehlinden olmaya çagirir.
7. Inkâr edenler için süphesiz çetin bir azap var, iman edip iyi isler yapanlara da magfiret ve büyük bir mükâfat vardir.
8. Kötü isi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülügü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah diledigini sapikliga yöneltir, diledigini dogru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Allah onlarin ne yaptiklarini biliyor.
9. Rüzgârlari gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tir. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra topraga onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktir.
lO.Kim izzet ve seref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve serefin hepsi Allah'indir. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulasir). Onlari da Allah'a amel-i sâlih ulastirir. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardir ve onlarin tuzagi bozulur.
11. Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yaratti. Sonra sizi çiftler (erkek-disi) kildi. O'nun bilgisi olmadan hiç bir disi ne gebe kalir ne de dogurur. Bir canliya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltilmasi da mutlaka bir kitaptadir. Süphesiz bunlar, Allah'a kolaydir.
12. Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlidir, susuzlugu keser, içilmesi kolaydir. Su da tuzludur, acidir (bogazi yakar). Hepsinden de taze et (balik) yersiniz ve giyeceginiz süs esyasi çikarirsiniz. Allah'in lütfundan (nasibinizi) arayip da sükretmeniz için gemilerin, denizi yarip gittigini görürsün.
13. Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; günes ve ayi emri altina almistir. Her biri belirtilmis bir süreye kadar akip gider. Iste (bütün bunlari yapan) Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'nu birakip da kendilerine taptiklariniz ise, bir çekirdek kabuguna bile sahip degillerdir.
14. Eger onlari (putlari) çagirirsaniz, sizin çagirmanizi isitmezler. Faraza isitseler bile, size cevap veremezler. Kiyamet günü de sizin ortak kosmanizi reddederler. (Bu gerçegi) sana, her seyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.
15. Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyik olan ancak O'dur.
16. Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.
17. Bu da Allah'a güç bir sey degildir.
18. Hiçbir günahkâr baskasinin günahini yüklenmez. Yükü (günahi) agir gelen kimse onu tasimak için (baskasini) çagirsa, bu çagirdigi akrabasi da olsa, onun yükünden bir sey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanlari ve namazi kilanlari uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmis olur. Dönüs Allah'adir.
19. Körle, gören bir olmaz.
20. Karanlikla aydinlik da bir olmaz.
21. Gölge ile sicak da bir olmaz.
22. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Süphesiz Allah, diledigine isittirir. Sen kabirlerdekilere isittiremezsin!
23. Sen sadece bir uyaricisin.
24. Biz seni müjdeleyici ve uyarici olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarici (peygamber) bulunmustur.
25. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamislardi. (Oysa ki) peygamberleri onlara açik âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydinlatici kitap getirmislerdi.
26. Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladim. (Bak ki) cezam nasil oldu!
27. Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çesit çesit meyveler çikardik. Daglardan (geçen) beyaz, kirmizi, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptik).
28. Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kullari içinden ancak âlimler, Allah'tan (geregince) korkar. Süphesiz Allah, daima üstündür, çok bagislayandir.
29. Allah'in kitabini okuyanlar, namazi kilanlar ve kendilerine verdigimiz riziktan (Allah için) gizli ve açik sarfedenler, asla zarara ugramayacak bir kazanç umabilirler.
30. Çünkü Allah, onlarin mükâfatlarini tam öder ve lütfundan onlara fazlasini da verir. Süphesiz O, çok bagislayan, sükrün karsiligini bol bol verendir.
31. Sana vahyettigimiz kitap, kendinden öncekini (semavi kitaplari) dogrulayici olarak gelen gerçektir. Allah, kullarinin (her halinden) haberdardir, görendir.
32. Sonra Kitab'i, kullarimiz arasindan seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadir, kimi de Allah'in izniyle hayirlarda öne geçmek için yarisir. Iste büyük fazilet budur.
33. (Onlarin mükâfati), içine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altin bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.
34. (Cennette söyle) derler: Bizden tasayi gideren Allah'a hamdolsun. Dogrusu Rabbimiz çok bagislayan, çok nimet verendir.
35. O (Rab) ki lütfuyla bizi asil oturulacak yurda (cennete) yerlestirdi. Artik orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir.
36. Inkâr edenlere de cehennem atesi vardir. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabi da onlara biraz olsun hafifletilmez. Iste biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandiririz.
37. Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çikar, (önce) yaptigimizin yerine iyi isler yapalim! diye feryad ederler. Size düsünecek kimsenin düsünebilecegi kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarici da gelmedi mi? (Niçin inanmadiniz?) Simdi tadin (azabi)! Zalimlerin yardimcisi yoktur.
38. Allah, göklerin ve yerin gaybini bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkiyla bilendir.
39. Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkâri kendi zararinadir. Kâfirlerin küfrü, Rableri katinda kendileri için ancak gazabi arttirir. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan baska bir sey getirmez.
40. De ki: Allah'i birakip da taptiginiz, ortaklarinizi gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yarattilar! Yoksa onlarin göklerde mi bir ortakliklari var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mi verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayaniyorlar? Hayir! O zalimler birbirlerine, aldatmadan baska bir sey vâdetmiyorlar.
41. Süphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamlari bozulmasin diye tutuyor. Andolsun ki onlarin nizami eger bir bozulursa, kendisinden baska hiç kimse onlari tutamaz. Süphesiz O, halîmdir, çok bagislayicidir.
42. Kendilerine bir uyarici (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok dogru yolda olacaklarina dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmislerdi. Fakat onlara uyarici (Muhammed) gelince, bu, onlarin haktan uzaklasmalarindan baska bir seyi arttirmadi.
43. Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük tasliyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardi. Halbuki kisi kazdigi kuyuya kendi düser. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) baskasini mi bekliyorlar? Allah'in kanununda asla bir degisme bulamazsin, Allah'in kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsin.
44. Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasil oldugunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'i âciz birakacak bir güç vardir. O, bilendir, güçlüdür.
45. Eger Allah, yaptiklari yüzünden insanlari (hemen) cezalandirsaydi, yeryüzünde hiçbir canli yaratik birakmazdi. Fakat Allah, onlari belirtilmis bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuskusuz Allah, kullarini görrmektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)