34-SEBE


34-SEBE

Mekke'de nâzil olmustur. 54 (ellidört) âyettir. Yalniz 6. âyeti Medine'de inmistir. Sûre adini, Yemen'de bir bölge veya kabile ismi olan Sebe' kelimesinin geçtigi 15. âyetten alir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Hamd, göklerde ve yerde bulunanlarin hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her seyden) haberi olandir. 

2. Yerin içine gireni ve ondan çikani; gökten ineni, oraya çikani bilir. O, esirgeyendir, bagislayandir. 

3. Inkârcilar: Kiyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayir! Gaybi bilen Rabbim hakki için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktari bir sey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyügü de süphesiz, apaçik kitaptadir (yazilidir). 

4. Allah, inanip iyi isler yapanlari mükâfatlandirmak için (her seyi açik bir kitapta tesbit etmistir). Onlar için büyük bir magfiret ve güzel bir rizik vardir. 

5. Âyetlerimizi hükümsüz birakmak için yarisircasina ugrasanlar için de, en kötüsünden, elem verici bir azap vardir. 

6. Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'an'in) gerçek oldugunu bilir; onun, mutlak galip ve övgüye lâyik olan (Allah'in) yoluna ilettigini görürler. 

7. Kâfir olanlar (kendi aralarinda) söyle dediler: Çürüyüp paramparça oldugunuz vakit yeniden dirileceginizi söyleyerek haber veren kisiyi gösterelim mi? 

8. "Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mi etmistir? Yoksa onda delilik mi var?" (dediler). Hayir! Ahirete inanmayanlar azaptadirlar ve derin bir sapiklik içindedirler. 

9. Onlar, gökte ve yerde önlerine ve arkalarina bakmiyorlar mi? Dilesek onlari yere batiririz, ya da üzerlerine gökten parçalar düsürürüz. Süphesiz bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ibret vardir. 

10. Andolsun, Davud'a tarafimizdan bir üstünlük verdik. "Ey daglar ve kuslar! Onunla beraber tesbih edin" dedik. Ona demiri yumusattik. 

11. Genis zirhlar imal et, dokumasini ölçülü yap. (Ey Davud hanedani!) Iyi isler yapin. Kuskusuz ben, yaptiklarinizi görmekteyim, diye (vahyettik). 

12. Sabah gidisi bir aylik mesafe, aksam dönüsü yine bir aylik mesafe olan rüzgâri da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimis bakiri kaynagindan sel gibi akittik. Rabbinin izniyle cinlerden bir kismi, onun önünde çalisirdi. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabi tattirirdik. 

13. Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (genis) legenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardi. Ey Davud ailesi! Sükredin. Kullarimdan sükreden azdir! 

14. Süleyman'in ölümüne hükmettigimiz zaman, onun öldügünü, ancak degnegini yiyen bir agaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yikilinca anlasildi ki cinler gaybi bilselerdi, o küçük düsürücü azap içinde kalmazlardi. 

15. Andolsun, Sebe' kavmi için oturdugu yerlerde büyük bir ibret vardir. Biri sagda, digeri solda iki bahçeleri vardi. (Onlara:) Rabbinizin rizkindan yeyin ve O'na sükredin. Iste güzel bir memleket ve çok bagislayan bir Rab! 

16. Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onlarin iki bahçesini, buruk yemisli, aci ilginli ve içinde biraz da sedir agaci bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik. 

17. Nankörlük ettikleri için onlari böyle cezalandirdik. Biz nankörden baskasini cezalandirir miyiz! 

18. Onlarin yurdu ile, içlerini bereketlendirdigimiz memleketler arasinda, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasinda yürümeyi konaklara ayirdik. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolasin, dedik. 

19. Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarinda yolculuk yaptigimiz sehirlerin arasini uzaklastir, dediler ve kendilerine yazik ettiler. Biz de onlari, ibret kissalari haline getirdik ve onlari büsbütün parçaladik. Süphesiz bunda, çok sabreden ve çok sükreden herkes için ibretler vardir. 

20. Andolsun Iblis, onlar hakkindaki tahminini dogruya çikardi. Inanan bir zümrenin disinda hepsi ona uydular. 

21. Halbuki seytanin onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inanani, süphe içinde kalandan ayirdedip bilelim diye (ona bu firsati verdik). Rabbin gerçekten her seyi koruyandir. 

22. (Müsriklere) de ki: Allah'tan baska tanri saydiginiz seyleri çagirin! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre agirliginca bir seye sahiptirler. Onlarin buralarda hiçbir ortakligi yoktur, Allah'in onlardan bir yardimcisi da yoktu. 

23. Allah'in huzurunda, kendisinin izin verdigi kimselerden baskasinin sefâati fayda vermez. Nihayet onlarin yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olani buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür. 

24. (Resûlüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rizik veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya dogru yol üzerinde veya açik bir sapiklik içindedir. 

25. De ki: Bizim isledigimiz suçtan siz sorumlu degilsiniz; biz de sizin islediginizden sorulacak degiliz. 

26. De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramizda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her seyi) hakkiyla bilendir. 

27. De ki: O'na (Allah'a) kattiginiz ortaklarinizi bana gösterin. Hayir! Bilakis, yegâne galip ve her seyi hikmetle idare eden ancak Allah'tir. 

28. Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik; fakat insanlarin çogu bunu bilmezler. 

29. Eger sözünüzde dogru iseniz bu vâdettiginiz (kiyamet) ne zaman kopacak? derler. 

30. De ki: Size öyle bir gün vâdedilmistir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz. 

31. Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacagiz. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmis, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayif sayilanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydiniz, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler. 

32. Büyüklük taslayanlar, zayif sayilanlara (kiyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç isliyordunuz, derler. 

33. Zayif sayilanlar da büyüklük taslayanlara: Hayir! Gece gündüz (isiniz) tuzak kurmakti. Çünkü siz daima Allah'i inkâr etmemizi, O'na ortaklar kosmamizi bize emrederdiniz, derler. Artik azabi gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarina demir halkalar takariz. Onlar ancak yapmakta olduklari günahlari yüzünden cezalandirilirlar. 

34. Biz hangi ülkeye bir uyarici göndermissek mutlaka oranin varlikli ve simarik kisileri: Biz, size gönderilmis olan seyi inkâr ediyoruz, demislerdir. 

35. Ve dediler ki: Biz malca ve evlâtça daha çoguz, biz azaba ugratilacak da degiliz. 

36. De ki: Rabbim, diledigine bol rizik verir ve (dilediginden) kisar; fakat insanlarin çogu bilmezler. 

37. Sizi huzurumuza yaklastiracak olan ne mallarinizdir ne de evlâtlariniz. Iman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yaptiklarinin kat kat fazlasi mükâfat vardir. Onlar (cennet) odalarinda güven içindedirler. 

38. Ayetlerimizi bosa çikarmaya çalisanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze birakilacaklardir. 

39. De ki: Rabbim, kullarindan diledigine bol rizik verir ve (dilediginden de) kisar. Siz hayira ne harcarsaniz, Allah onun yerine baskasini verir. O, rizik verenlerin en hayirlisidir. 

40. O gün Allah, onlarin hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar miydi? diyecek. 

41. (Melekler de:) Sen yücesi, bizim dostumuz onlar degil, sensin. Belki onlar cinlere tapiyorlardi. Çogu onlara inanmisti; diyecekler. 

42. Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta oldugunuz ates azabini tadin! diyecegiz. 

43. Onlara apaçik âyetlerimiz okundugu zaman demislerdi ki: Bu, sizi babalarinizin taptigi (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan baskasi degildir. Ve yine bu (Kur'an) da uydurulmus bir yalandan baska bir sey degildir, dediler. Hak kendilerine geldiginde onu inkâr edenler de: Bu, apaçik bir büyüden baska bir sey degildir, dediler. 

44. Halbuki biz onlara okuyacaklari kitaplar vermedigimiz gibi senden önce onlara bir uyarici (peygamber) de göndermemistik. 

45. Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmislerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erismemislerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladilar; ama benim karsilik olarak verdigim nasil olmustu! 

46. (Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek ögüt verecegim: Allah için ikiser ikiser ve teker teker ayaga kalkin, sonra da düsünün! Arkadasinizda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak siddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir. 

47. De ki: Ben sizden bir ücret istemissem, o sizin olsun. Ücretim yalniz Allah'a aittir. O, her seye sahittir. 

48. De ki: Kuskusuz, Rabbim gerçegi ortaya koyar. Çünkü O, gaybi çok iyi bilendir. 

49. De ki: Hak geldi; artik bâtil ne bir seyi ortaya çikarabilir ne de geri getirebilir. 

50. De ki: Eger (haktan) saparsam, kendi aleyhime sapmis olurum. Eger dogru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettigi (Kur'an) sayesindedir. Süphesiz O, isitendir, yakindir. 

51. (Resûlüm!) Telasa düstükleri zaman, bir görsen! Artik kurtulus yoktur, yakin bir yerden yakalanmislardir. 

52. (Is isten geçtikten sonra:) "Ona inandik" demislerdir, ama uzak yerden (dünya hayati gelip geçtikten sonra) imana kavusmak onlar için nasil mümkün olur? 

53. Halbuki daha önce onu (hakki) inkâr etmislerdi. Uzak bir yerden gayb hakkinda atip tutuyorlardi. 

54. Artik, bundan önce benzerlerine yapildigi gibi, kendileriyle arzu ettikleri sey arasina perde çekilmistir. Süphesiz onlar, kendilerini endiseye düsüren bir korku içindeydiler. 

35-FÂTIR


Mekke'de nâzil olmustur, 45 (kirkbes) âyettir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.

1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, üçer, dörder kanatli elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada diledigi arttirmayi yapar. Süphesiz Allah, her seye gücü yetendir. 

2. Allah'in insanlara açacagi herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttugunu O'ndan sonra saliverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir. 

3. Ey insanlar! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; Allah'tan baska size gökten ve yerden rizik verecek bir yaratici var mi? O'ndan baska tanri yoktur. Nasil oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz! 

4. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme); senden önceki peygamberler de yalanlanmistir. Bütün isler yalnizca Allah'a döndürülecektir. 

5. Ey insanlar! Allah'in vâdi gerçektir, sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve o aldatici (seytan) da Allah hakkinda sizi kandirmasin! 

6. Çünkü seytan, sizin düsmaninizdir, siz de onu düsman sayin. O, kendi taraftarlarini ancak ates ehlinden olmaya çagirir. 

7. Inkâr edenler için süphesiz çetin bir azap var, iman edip iyi isler yapanlara da magfiret ve büyük bir mükâfat vardir. 

8. Kötü isi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülügü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah diledigini sapikliga yöneltir, diledigini dogru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Allah onlarin ne yaptiklarini biliyor. 

9. Rüzgârlari gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tir. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra topraga onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktir. 

lO.Kim izzet ve seref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve serefin hepsi Allah'indir. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulasir). Onlari da Allah'a amel-i sâlih ulastirir. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardir ve onlarin tuzagi bozulur. 

11. Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yaratti. Sonra sizi çiftler (erkek-disi) kildi. O'nun bilgisi olmadan hiç bir disi ne gebe kalir ne de dogurur. Bir canliya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltilmasi da mutlaka bir kitaptadir. Süphesiz bunlar, Allah'a kolaydir. 

12. Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlidir, susuzlugu keser, içilmesi kolaydir. Su da tuzludur, acidir (bogazi yakar). Hepsinden de taze et (balik) yersiniz ve giyeceginiz süs esyasi çikarirsiniz. Allah'in lütfundan (nasibinizi) arayip da sükretmeniz için gemilerin, denizi yarip gittigini görürsün. 

13. Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; günes ve ayi emri altina almistir. Her biri belirtilmis bir süreye kadar akip gider. Iste (bütün bunlari yapan) Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'nu birakip da kendilerine taptiklariniz ise, bir çekirdek kabuguna bile sahip degillerdir. 

14. Eger onlari (putlari) çagirirsaniz, sizin çagirmanizi isitmezler. Faraza isitseler bile, size cevap veremezler. Kiyamet günü de sizin ortak kosmanizi reddederler. (Bu gerçegi) sana, her seyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez. 

15. Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyik olan ancak O'dur. 

16. Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir. 

17. Bu da Allah'a güç bir sey degildir. 

18. Hiçbir günahkâr baskasinin günahini yüklenmez. Yükü (günahi) agir gelen kimse onu tasimak için (baskasini) çagirsa, bu çagirdigi akrabasi da olsa, onun yükünden bir sey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanlari ve namazi kilanlari uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmis olur. Dönüs Allah'adir. 

19. Körle, gören bir olmaz. 

20. Karanlikla aydinlik da bir olmaz. 

21. Gölge ile sicak da bir olmaz. 

22. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Süphesiz Allah, diledigine isittirir. Sen kabirlerdekilere isittiremezsin! 

23. Sen sadece bir uyaricisin. 

24. Biz seni müjdeleyici ve uyarici olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarici (peygamber) bulunmustur. 

25. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamislardi. (Oysa ki) peygamberleri onlara açik âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydinlatici kitap getirmislerdi. 

26. Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladim. (Bak ki) cezam nasil oldu! 

27. Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çesit çesit meyveler çikardik. Daglardan (geçen) beyaz, kirmizi, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptik). 

28. Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kullari içinden ancak âlimler, Allah'tan (geregince) korkar. Süphesiz Allah, daima üstündür, çok bagislayandir. 

29. Allah'in kitabini okuyanlar, namazi kilanlar ve kendilerine verdigimiz riziktan (Allah için) gizli ve açik sarfedenler, asla zarara ugramayacak bir kazanç umabilirler. 

30. Çünkü Allah, onlarin mükâfatlarini tam öder ve lütfundan onlara fazlasini da verir. Süphesiz O, çok bagislayan, sükrün karsiligini bol bol verendir. 

31. Sana vahyettigimiz kitap, kendinden öncekini (semavi kitaplari) dogrulayici olarak gelen gerçektir. Allah, kullarinin (her halinden) haberdardir, görendir. 

32. Sonra Kitab'i, kullarimiz arasindan seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadir, kimi de Allah'in izniyle hayirlarda öne geçmek için yarisir. Iste büyük fazilet budur. 

33. (Onlarin mükâfati), içine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altin bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir. 

34. (Cennette söyle) derler: Bizden tasayi gideren Allah'a hamdolsun. Dogrusu Rabbimiz çok bagislayan, çok nimet verendir. 

35. O (Rab) ki lütfuyla bizi asil oturulacak yurda (cennete) yerlestirdi. Artik orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir. 

36. Inkâr edenlere de cehennem atesi vardir. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabi da onlara biraz olsun hafifletilmez. Iste biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandiririz. 

37. Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çikar, (önce) yaptigimizin yerine iyi isler yapalim! diye feryad ederler. Size düsünecek kimsenin düsünebilecegi kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarici da gelmedi mi? (Niçin inanmadiniz?) Simdi tadin (azabi)! Zalimlerin yardimcisi yoktur. 

38. Allah, göklerin ve yerin gaybini bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkiyla bilendir. 

39. Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkâri kendi zararinadir. Kâfirlerin küfrü, Rableri katinda kendileri için ancak gazabi arttirir. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan baska bir sey getirmez. 

40. De ki: Allah'i birakip da taptiginiz, ortaklarinizi gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yarattilar! Yoksa onlarin göklerde mi bir ortakliklari var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mi verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayaniyorlar? Hayir! O zalimler birbirlerine, aldatmadan baska bir sey vâdetmiyorlar. 

41. Süphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamlari bozulmasin diye tutuyor. Andolsun ki onlarin nizami eger bir bozulursa, kendisinden baska hiç kimse onlari tutamaz. Süphesiz O, halîmdir, çok bagislayicidir. 

42. Kendilerine bir uyarici (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok dogru yolda olacaklarina dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmislerdi. Fakat onlara uyarici (Muhammed) gelince, bu, onlarin haktan uzaklasmalarindan baska bir seyi arttirmadi. 

43. Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük tasliyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardi. Halbuki kisi kazdigi kuyuya kendi düser. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) baskasini mi bekliyorlar? Allah'in kanununda asla bir degisme bulamazsin, Allah'in kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsin. 

44. Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasil oldugunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'i âciz birakacak bir güç vardir. O, bilendir, güçlüdür. 

45. Eger Allah, yaptiklari yüzünden insanlari (hemen) cezalandirsaydi, yeryüzünde hiçbir canli yaratik birakmazdi. Fakat Allah, onlari belirtilmis bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuskusuz Allah, kullarini görrmektedir. 

36-YÂSÎN


Sûre, ismini iki harften ibaret olan ilk âyetten almistir. Mekke'de inmistir. 83 (seksenüç) âyettir. Sûreye isim olarak verilen "yâsîn"in, genellikle "Ey insan!" manasina geldigi kabul edilir. Bununla kasdedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsîn sûresi Kur'an'in kalbi kabul edilmis ve müslümanlar arasinda ayri bir önem kazanmistir. Fazileti hakkinda hadisler vardir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Yâsîn, 

2. Hikmet dolu Kur'an hakki için, 

3. Sen süphesiz peygamberlerdensin. 

4. Dogru yol üzerindesin. 

5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafindan indirilmistir. 

6. Atalari uyarilmamis, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmis bir toplumu uyarman için indirilmistir. 

7. Andolsun ki onlarin çogu gafletlerinin cezasini hak etmislerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar. 

8. Biz, onlarin boyunlarina halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadir. Bu yüzden kafalari yukari kalkiktir. 

9. Önlerinden bir set ve arkalarindan bir set çektik de onlari kapattik, artik göremezler. 

10. Onlari uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. 

11. Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste böylesini, bir magfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele. 

12. Süphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onlarin yaptiklari her isi, biraktiklari her izi yazariz. Biz, her seyi apaçik bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayip yazmisizdir. 

13. Onlara, su sehir halkini misal getir: Hani onlara elçiler gelmisti. 

14. Iste o zaman biz, onlara iki elçi göndermistik. Onlari yalanladilar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmis Allah elçileriyiz! dediler. 

15. Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansiniz. Rahmân, herhangi bir sey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz. 

16. (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmis elçileriz. 

17. "Bizim vazifemiz, açik bir sekilde Allah'in buyruklarini size teblig etmekten baska bir sey degildir" dediler. 

18. (Bunun üzerine onlar:) Dogrusu siz bize ugursuz geldiniz. Eger bu isten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taslariz. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler. 

19. Elçiler söyle cevap verdi: Sizin ugursuzlugunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu ugursuzluk mudur? Bilakis, siz asiri giden bir milletsiniz. 

20. Derken sehrin öbür ucundan bir adam kosarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!" 

21. "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermis kimselerdir." 

22. "Bana ne olmus ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmisim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz." 

23. "O'ndan baska tanrilar mi edineyim? O çok esirgeyici Allah, eger bana bir zarar dilerse onlarin (putlarin) sefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar." 

24. "Iste o zaman ben apaçik bir sapikligin içine gömülmüs olurum." 

25. "Süphesiz ben, Rabbinize inandim, beni dinleyin." 

26. Ona: Cennete gir" denilince. "Keske, dedi, kavmim bilseydi!" 

27. "Rabbimin beni bagisladigini ve beni ikrama mazhar olanlardan kildigini !" 

28. Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de degildik. 

29. (Onlari helâk eden) korkunç sesten baska bir sey degildi. Birdenbire sönüverdiler. 

30. Ne yazik su kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkisirlar. 

31. Müsrikler görmüyorlar mi ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler. 

32. Elbette onlarin hepsi (kiyamet gününde) karsimizda hazir bulunacaklar. 

33. (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yagmurla hayat verdik ve ondan dane çikardik. Iste onlar bundan yerler. 

34. Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm baglari yarattik ve oralarda birçok pinarlar fiskirttik. 

35. Ta ki, onlarin meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla sükretmeyecekler mi? 

36. Yerin bitirdiklerinden, insanlarin kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri seylerden bütün çiftleri yaratan Allah'i tesbih ve takdis ederim. 

37. Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü siyirip çekeriz de onlar karanliklara gömülürler. 

38. Günes, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). Iste bu, azîz ve alîm olan Allah'in takdiridir. 

39. Ay için de birtakim menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, egri hurma dali gibi (hilâl) olur da geri döner. 

40. Ne günes aya yetisebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler. 

41. Onlarin zürriyetlerini dopdolu bir gemide tasimamiz da onlar için büyük bir ibrettir. 

42. Onlar için, bunun gibi binecekleri baska seyler de yarattik. 

43. Dilesek onlari suda bogariz. O zaman ne onlarin imdadina kosan olur, ne de onlar kurtarilirlar. 

44. Ancak bizim tarafimizdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandirmamiz müstesnadir. 

45. Onlara yapmakta oldugunuz ve yapip arkada biraktiginiz islerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiginde (aldirmazlar). 

46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmislerdir. 

47. Allah'in size rizik olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiginde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'in diledigi takdirde doyuracagi kimseleri biz mi doyuracagiz? Siz gerçekten apaçik bir sapiklik içindesiniz. 

48. Onlar: Eger gerçekten dogru söylüyorsaniz, bu tehdit ne zaman gerçeklesecektir? derler. 

49. Onlar, birbirleriyle çekisip dururken kendilerini ansizin yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar. 

50. Iste o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler. 

51. Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakarsin ki onlar kabirlerinden kalkip kosarak Rablerine giderler. 

52. (Iste o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldirdi? Bu, Rahmân'in vâdettigidir. Peygamberler gerçekten dogru söylemisler! derler. 

53. Olan müthis bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onlarin hepsi hemen huzurumuzda hazir bulunurlar. 

54. O gün hiçbir kimse en ufak bir haksizliga ugramaz. Siz orada ancak yaptiklarinizin karsiligini alirsiniz. 

55. O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler. 

56. Onlar ve esleri gölgeler altinda tahtlara kurulurlar. 

57. Orada onlar için her çesit meyve vardir. Bütün arzulari yerine getirilir. 

58. Onlara merhametli Rabb'in söyledigi selam vardir. 

59. "Ayrilin bir tarafa bugün, ey günahkârlar!" 

60. "Ey Adem ogullari! Size seytana tapmayin, çünkü o sizin apaçik bir düsmaninizdir" demedim mi? 

61. "Ve bana kulluk ediniz, dogru yol budur" demedim mi? 

62. Seytan sizden pek çok milleti kandirip saptirdi. Hâla akil erdiremiyor musunuz? 

63. Iste, bu size vâdedilen cehennemdir. 

64. Inkâriniz sebebiyle bugün oraya girin! 

65. O gün onlarin agizlarini mühürleriz; yaptiklarini bize elleri anlatir, ayaklari da sahitlik eder. 

66. Dilesek onlarin gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman dogru yolu bulmaya kosusurlar, ama nasil göreceklerdi? 

67. Eger dilesek olduklari yerde onlarin sekillerini degistirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye! 

68. Kime uzun ömür verirsek biz onun gelismesini tersine çeviririz. Hiç düsünmüyorlar mi? 

69. Biz ona (Peygamber'e) siir ögretmedik. Zaten ona yarasmazdi da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmis bir ögüt ve apaçik bir Kur'an'dir. 

70. Diri olanlari uyarsin ve kâfirler cezayi hak etsinler diye. 

71. Görmüyorlar mi ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattik. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuslardir. 

72. Bu hayvanlari onlarin emrine verdik. Onlarin bazisini binek olarak kullanirlar, bazisini besin olarak yerler. 

73. Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardir. Hâla sükretmezler mi? 

74. Onlar, yardim göreceklerini umarak Allah'tan baska ilâhlar edindiler. 

75. Halbuki ilâhlarin onlara yardim etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardima hazir askerlerdir. 

76. (Resûlüm!) O halde onlarin sözleri sakin seni üzmesin. Kuskusuz biz, onlarin gizlemekte olduklarini da, açiga vurduklarini da biliyoruz. 

77. Insan görmez mi ki, biz onu meniden yarattik. Bir de bakiyorsun ki, apaçik düsman kesilmis. 

78. Kendi yaratilisini unutarak bize karsi misal getirmeye kalkisiyor ve: "Su çürümüs kemikleri kim diriltecek?" diyor. 

79. De ki: Onlari ilk defa yaratmis olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayi gayet iyi bilir. 

80. Yesil agaçtan sizin için ates çikaran O'dur. Iste siz atesi ondan yakiyorsunuz. 

81. Gökleri ve yeri yaratan, onlarin benzerlerini yaratmaya kadir degil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her seyi hakkiyla bilen yaraticidir. 

82. Bir sey yaratmak istedigi zaman Onun yaptigi "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir. 

83. Her seyin mülkü kendi elinde olan Allah'in sani ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz. 

37-es-SÂFFÂT


Adini, saf tutmus meleklere isaret eden ilk âyetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sûre, Mekke'de inmistir. 182 (yüzsekseniki) âyettir. Ilk üç âyette, saf tutmus meleklere, bulutlari sevk ve idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'in bir oldugu gerçegi ortaya konmustur.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Saf saf dizilenlere, 

2. O haykirip sürenlere, 

3. Ve o zikir okuyanlara, 

4. Yemin ederim ki, ilâhiniz birdir. 

5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin Rabbi, hem de dogularin Rabbidir. 

6. Biz yakin gögü, bir süsle, yildizlarla süsledik. 

7. Ve (gökyüzünü) itaat disina çikan her seytandan koruduk. 

8. Onlar, artik mele-i a'lâ'ya (yüce topluluga) kulak veremezler. Her taraftan taslanirlar. 

9. Kovulup atilirlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardir. 

10. Ancak (meleklerin konusmalarindan) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak isik takip eder. 

11. Simdi sor onlara! Yaratma bakimindan onlar mi daha zor, yoksa bizim yarattigimiz (insanlar) mi? Süphesiz biz kendilerini yapiskan bir çamurdan yarattik. 

12. Hayir, sen sasiyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar. 

13. Kendilerine ögüt verildigi vakit ögüt almazlar. 

14. Bir mucize görseler alay ederler. 

15. Bu ancak açik bir büyüdür, derler. 

16. "Gerçekten biz öldügümüz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mi, diriltilecegiz?" 

17. "Ilk atalarimizda mi (diriltilecek)?" 

18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz). 

19. O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onlarin gözleri açilip etrafa bakacaklar. 

20. (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler. 

21. Iste bu; yalanlamis oldugunuz hüküm günüdür. 

22. (Allah, meleklerine emreder:) ''Zalimleri, onlarin ayni yoldaki arkadaslarini ve tapmis olduklarini toplayin''. 

23.''Allah'tan baska . Onlara cehennemin yolunu gösterin''. 

24.''Onlari tutuklayin, çünkü onlar sorguya çekilecekler! 

25. Size ne oldu ki birbirinize yardim etmiyorsunuz? 

26. Evet, onlar o gün zilletle boyun egeceklerdir. 

27. (Iste bu duruma düstükleri vakit) onlardan bir kismi, digerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalisirlar. 

28. (Uyanlar, uyduklari adamlara:) Siz bize sagdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler. 

29. (Ötekiler de:) "Bilâkis, derler, siz inanan kimseler degildiniz". 

30. "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgin bir toplum idiniz." 

31. "Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettigimiz cezayi) mutlaka tadacagiz." 

32. "Biz sizi azdirdik. Çünkü kendimiz de azmistik." 

33. Süphesiz o gün onlar azapta ortaktirlar. 

34. Iste biz, suçlulara böyle yapariz. 

35. Çünkü onlara: Allah'tan baska tanri yoktur, denildigi zaman kibirle direnirlerdi. 

36. "Mecnun bir sair için biz tanrilarimizi birakacak miyiz?" derlerdi. 

37. Hayir! O, gerçegi getirdi ve peygamberleri de dogruladi. 

38. Kuskusuz siz aci azabi tadacaksiniz. 

39. Çekeceginiz ceza yapmakta oldugunuzdan baska bir seyin cezasi degildir. 

40. (Bu azaptan) Ancak Allah'in hâlis kullari istisnâ edilecek. 

41. Bunlar için bilinen bir rizik vardir. 

42. (Türlü türlü) meyveler vardir. Ve onlar agirlanirlar. 

43. Naîm cennetlerinde . 

44. Tahtlar üzerinde karsilikli otururlar. 

45. Onlara pinardan (doldurulmus) kadehler dolastirilir. 

46. Berraktir, içenlere lezzet verir. 

47. O içkide ne sersemletme vardir ne de onunla sarhos olurlar. 

48. Yanlarinda güzel bakislarini yalniz onlara tahsis etmis, iri gözlü esler vardir. 

49. Onlar, gün yüzü görmemis yumurta gibi bembeyazdir. 

50. Iste o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar. 

51. Içlerinden biri: "Benim, bir arkadasim vardi" der. 

52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan misin? 

53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldigimiz zaman (diriltilip) cezalanacak miyiz? 

54. (O zât, dünyâda geçmis olan hâdiseyi bu sekilde anlattiktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz isin gerçegine vâkif misiniz? dedi. 

55. ( Iste o zaman konusan bakti, arkadasini cehennemin ortasinda gördü. 

56. "Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin. 

57. Rabbimin nimeti olmasaydi, simdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi. 

58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz? 

59. Yalniz ilk ölümümüz, baska ölüm yok ve biz azâba da ugratilmayacagiz ha?!" 

60. Süphesiz bu, büyük kurtulustur. 

61. Çalisanlar, böylesi bir kurtulus için çalissinlar. 

62. Simdi ziyafet olarak, cennet ehli için anilan bu nimetler mi daha hayirli, yoksa zakkum agaci mi?. 

63. Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kildik. 

64. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetisen bir agaçtir. 

65. Tomurcuklari sanki seytanlarin baslari gibidir. 

66. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karinlarini ondan doldururlar. 

67. Sonra zakkum yemeginin üzerine onlar için, kaynar su karistirilmis bir içki vardir. 

68. Sonra kesinlikle onlarin dönüsü, çilgin atese olacaktir. 

69. Kuskusuz onlar atalarini dalâlette buldular . 

70. Simdi de kendileri onlarin peslerinden kosturuyorlar. 

71. Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çogu dalâlete düstü. 

72. Kuskusuz, biz onlara uyaricilar göndermistik. 

73. Uyarilanlarin âkibetinin ne olduguna bir bak! 

74. Allah'in ihlâsli kullari müstesna. 

75. Andolsun, Nuh bize yalvarip yakardi. Biz de duayi ne güzel kabul ederiz! 

76. Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardik. 

77. Biz yalniz Nuh'un soyunu kalici kildik. 

78. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam biraktik 

79. Bütün âlemlerden Nuh'a selam olsun! 

80. Iste biz iyileri böyle mükâfatlandiririz. 

81. Zira o, bizim inanmis kullarimizdan idi. 

82. Nihayet ötekileri (inanmayanlari) suda bogduk. 

83. Süphesiz Ibrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi. 

84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi. 

85. Hani o, babasina ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demisti. 

86. "Allah'tan baska bir takim uydurma ilâhlar mi istiyorsunuz?" 

87. "O halde âlemlerin Rabbi hakkindaki görüsünüz nedir?" 

88. Bunun üzerine Ibrahim yildizlara söyle bir bakti. 

89. Ben hastayim, dedi. 

90. Ona arkalarini dönüp gittiler. 

91. Yavasça putlarinin yanina vardi. (Oraya konmus yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? 

92. Neden konusmuyorsunuz? dedi. 

93. Bunun üzerine, yanlarina gelip sag eliyle vurdu (kirip geçirdi.) 

94. (Putperestler) kosarak Ibrahim'e geldiler. 

95. Ibrahim: Yonttugunuz seylere mi ibadet edersiniz! 

96. Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarinizi Allah yaratti, dedi. 

97. Onun için bir bina yapin ve derhal onu atese atin! dediler. 

98. Böylece ona bir tuzak kurmayi istediler. Fakat biz onlari alçaklardan kildik. 

99. (Oradan kurtulan Ibrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana dogru yolu gösterecek". 

100. O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi. 

101. Iste o zaman biz onu uslu bir ogul ile müjdeledik. 

102. Babasiyla beraber yürüyüp gezecek çaga erisince: Yavrucugum! Rüyada seni bogazladigimi görüyorum; bir düsün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacigim! Emrolundugun seyi yap. Insallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. 

103. Her ikisi de teslim olup, onu alni üzerine yatirinca: 

104.Biz ona: " Ey Ibrahim!" diye seslendik. 

105. Rüyayi gerçeklestirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandiririz. 

106. Bu, gerçekten, çok açik bir imtihandir. 

107. Biz, ogluna bedel ona büyük bir kurban verdik. 

108. Geriden gelecekler arasinda ona (iyi birnam) biraktik: 

109. Ibrahim'e selam! dedik. 

110. Biz iyileri böyle mükâfatlandiririz. 

111. Çünkü o, bizim mümin kullarimizdandir. 

112. Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (Ibrahim'e) Ishak'i müjdeledik. 

113. Kendisini ve Ishak'i mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacagi gibi, kendine açiktan açiga kötülük edenler de olacak. 

114. Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik. 

115. Onlari ve kavimlerini o büyük sikintidan kurtardik. 

116. Kendilerine yardim ettik de galip gelen onlar oldu. 

117. Her ikisine de apaçik anlasilan bir kitabi (Tevrat'i) verdik. 

118. Her ikisini de dogru yola ilettik. 

119. Sonra gelenler içinde, namlarina sunu biraktik. 

120. Musa ve Harun'a selam olsun. 

121. Dogrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandiririz. 

122. Süphesiz, ikisi de mümin kullarimizdandi. 

123. Ilyas da süphe yok ki, peygamberlerdendi. 

124. (Ilyas) milletine: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz? 

125.Yaratanlarin en iyisini birakip da Ba'l'e mi taparsiniz? demisti. 

126. "Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarinizin da Rabbi olan Allah'i?" 

127. Bunun üzerine Ilyas'i yalanladilar. Onun için onlarin hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir. 

128. Ancak Allah'in ihlâsli kullari müstesna. 

129. Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün biraktik, 

130. "Ilyas'a selâm!" dedik. 

131. Süphesiz biz, iyileri iste böyle mükâfatlandiririz. 

132. Çünkü o, bizim mümin kullarimizdandi. 

133. Lût da elbette peygamberlerdendi. 

134. Hani biz Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardik. 

135. Ancak geridekiler arasinda kalan yasli bir kadin disinda, 

136. Sonra digerlerini yok ettik. 

137. (Ey insanlar!) Siz onlarin yanlarindan geçip gidiyorsunuz:sabahleyin 

138. Ve geceleyin. Hâla akillanmayacak misiniz? 

139. Dogrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi. 

140. Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmisti. 

141. Gemide olanlarla karsilikli kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu. 

142. Yunus kendini kinayip dururken onu bir balik yuttu. 

143. Eger Allah'i tesbih edenlerden olmasaydi, 

144. Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karninda kalirdi. 

145. Halsiz bir vaziyette kendisini disari çikardik. 

146. Ve üstüne (gölge yapmasi için) kabak türünden genis yaprakli bir nebat bitirdik. 

147. Onu, yüz bin veya daha çok kisiye peygamber olarak gönderdik. 

148. Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onlari bir süreye kadar yasattik. 

149. Putperestlere sor: Kizlar Rabbinin de erkekler onlarin mi? 

150. Yoksa biz melekleri onlarin gözü önünde kiz olarak mi yarattik? 

151. Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar ki; 

152. "Allah dogurdu" diyorlar. Onlar süphesiz yalancidirlar. 

153. Allah, kizlari ogullara tercih mi etmis! 

154. Ne oluyor size? Nasil hükmediyorsunuz? 

155. Hiç düsünmüyor musunuz? 

156. Yoksa sizin açik bir deliliniz mi var? 

157. Dogru sözlülerden iseniz, kitabinizi getirin! 

158. Allah ile cinler arasinda da bir soy birligi uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler. 

159. Allah, onlarin isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir. 

160. Allah'in ihlâsa erdirilmis kullari müstesnadir (onlar azap görmeyeceklerdir). 

161. Sizler ve taptiginiz seyler! 

162. Hiçbiriniz, Allah'a karsi azdirip saptiramazsiniz. 

163. Cehenneme girecek kimseden baskasini. 

164. "(Melekler söyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardir." 

165. " Süphesiz biz,orada sira sira dururuz." 

166. "Ve süphesiz Allah'i tesbih ederiz." 

l67. "Putperestler söyle diyorlardi". 

l68. "Eger öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydi", 

l69. "Mutlaka Allah'in ihlâsli kullari olurduk!" . 

170. Iste simdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir! 

171. Andolsun ki, peygamber kullarimiza söz vermisizdir: 

172. Onlar mutlaka zafere ulasacaklardir. 

173. Bizim ordumuz süphesiz üstün gelecektir. 

174. Onun için sen bir süreye kadar onlara aldirma. 

175. Onlarin halini gör, onlar da görecekler. 

176. Azabimizi acele mi istiyorlar? 

177. Azap yurtlarina indiginde, uyarilanlarin (fakat yola gelmeyenlerin) sabahi ne kötü olur! 

178. Sen bir zamana kadar onlara aldirma. 

179. Onlarin halini gör, onlar da göreceklerdir. 

180. Senin izzet sahibi Rabbin, onlarin isnat etmekte olduklari vasiflardan yücedir, münezzehtir. 

181. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun! 

182. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun! 

38-SÂD


Kamer sûresinden sonra Mekke'de inmistir 88 (seksensekiz) âyettir. Ismini birinci âyette yer alan Sâd harfinden alir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Sâd. Ögüt veren Kur'an'a yemin ederim ki, 

2. Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, birgurur ve tefrika içindedirler. 

3. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artik kurtulma zamani degildi. 

4. Aralarindan kendilerine bir uyaricinin gelmesine sastilar ve kâfirler: Bu pek yalanci bir sihirbazdir! 

5. Tanrilari, tek tanri mi yapti? Dogrusu bu tuhaf bir seydir! dediler. 

6. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrilariniza baglilikta direnin, sizden istenen süphesiz budur. 

7. Son dinde de bunu isitmedik. Bu, ancak bir uydurmadir. 

8. Kur'an aramizdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkip yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'im hakkinda süphe içine düstüler. Hayir! Azabimi henüz tatmadilar. 

9. Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onlarin yaninda midir! 

10. Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin hükümranligi onlarin elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarinda yükselsinler (görelim)! 

11. Onlar, çesitli guruplardan olusmus bir ordudur; iste surada bozguna ugratilacaklardir. 

12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kaziklar sahibi Firavun da, yalanladilar. 

13. Semûd, Lût kavmi ve Eyke halki da (peygamberleri) yalanladilar. Iste bunlar da (peygamberlere karsi) birlesen topluluklardir. 

14. Onlarin her biri gönderilen peygamberleri yalanladilar da bu yüzden (kendilerine) azabim hak oldu. 

15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler. 

16. Rabbimiz! Bizim payimizi hesap gününden önce ver, dediler. 

17. (Resûlüm!) Onlarin söylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zati hatirla. O, hep Allah'a yönelirdi. 

18. Biz, daglari onun emrine vermistik.Aksam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi. 

19. Kuslari da toplu halde onun emri altina vermistik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi. 

20. Onun hükümranligini kuvvetlendirmis; ona hikmet ve güzel konusma vermistik. 

21. (Ey Muhammed!), Sana davacilarin haberi ulasti mi? Mâbedin duvarina tirmanmislardi. 

22.Davud'un yanina girmislerdi de Dâvud onlardan korkmustu. "Korkma! Biz birbirine hasim iki davaciyiz, aramizda adaletle hükmet, haksizlik etme; bize dogru yolu göster" dediler. 

23. (Onlardan biri söyle dedi:) Bu, kardesimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartismada beni yendi. 

24. Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarina katmak istemekle sana haksizlikta bulunmustur. Dogrusu ortakçilarin çogu, birbirlerinin haklarina tecâvüz ederler. Yalniz iman edip de iyi isler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denedigimizi sandi ve Rabbinden magfiret dileyerek egilip secdeye kapandi, tevbe edip Allah'a yöneldi. 

25. Sonra bu tutumundan dolayi onu bagisladik. Kuskusuz yanimizda onun yüksek bir makami ve güzel bir gelecegi vardir. 

26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptik. O halde insanlar arasinda adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'in yolundan saptirir. Dogrusu Allah'in yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarina karsilik çetin bir azap vardir. 

27. Gögü, yeri ve ikisi arasindakileri biz bos yere yaratmadik. Bu, inkâr edenlerin zannidir. Vay o inkâr edenlerin atesteki haline! 

28. Yoksa biz, iman edip de iyi isler yapanlari, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacagiz? Veya (Allah'tan) korkanlari yoldan çikanlar gibi mi sayacagiz? 

29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'i, âyetlerini düsünsünler ve akli olanlar ögüt alsinlar diye indirdik. 

30. Biz Davud'a Süleyman'i verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Dogrusu o, daima Allah'a yönelirdi. 

31. Aksama dogru kendisine, üç ayaginin üzerine durup bir ayagini tirnaginin üzerine diken çalimli ve safkan kosu atlari sunulmustu. 

32. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet günes batti. (O zaman:) Onlari (atlari) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarini ve boyunlarini sivazlamaya basladi. 

33. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet günes batti. (O zaman:) Onlari (atlari) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarini ve boyunlarini sivazlamaya basladi. 

34. Andolsun biz Süleyman'i imtihan ettik. Tahtinin üstüne bir ceset birakiverdik, sonra o, yine eski haline döndü. 

35. Süleyman: Rabbim! Beni bagisla; bana, benden sonra kimsenin ulasamayacagi bir hükümranlik ver. Süphesiz sen, daima bagista bulunansin, dedi. 

36. Bunun üzerine biz rüzgari onun emrine verdik.Onun emriyle istedigi yere yumusacik akardi. 

37.Dalgiç ve yapi ustasi seytanlari da. 

38.Ve daha digerlerini de zincirlerde bagli olarak (Onun emrine verdik.) 

39. "Iste bu bizim bagisimizdir. Ister ver, ister (elinde) tut; hesapsizdir" dedik. 

40. Dogrusu onun, bizim katimizda büyük bir degeri ve güzel bir yeri vardir. 

41. (Resûlüm!) Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine: Dogrusu seytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmisti. 

42. Ayagini yere vur! Iste yikanacak ve içilecek soguk bir su (dedik). 

43. Bizden bir rahmet ve olgun akil sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bagisladik. 

44. Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabirli (bir kul) bulmustuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi. 

45. (Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarimiz Ibrahim, Ishak ve Ya'kub'u da an. 

46. Biz onlari özellikle ahiret yurdunu düsünen ihlâsli kimseler kildik. 

47. Dogrusu onlar bizim katimizda seçkin iyi kimselerdendir. 

48. Ismail'i, Elyesa'yi, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir. 

49. Iste bu, bir hatirlatmadir. Dogrusu Allah'a karsi gelmekten sakinanlara güzel bir gelecek vardir. 

50. Kapilari yalnizca kendilerine açilmis Adn cennetleri vardir. 

51. Onlar koltuklara yaslanip kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler. 

52. Yanlarinda, eslerinden baskasina bakmayan, kendilerine yasit güzeller vardir. 

53. Iste, hesap günü için size vâdolunan seyler bunlardir. 

54. Süphesiz bu, bizim verdigimiz riziktir. Ona bitmek ve tükenmek yoktur. 

55. Bu böyle; ama azginlara kötü bir gelecek vardir. 

56. Onlar cehenneme girecekler. Orasi ne kötü bir kalma yeridir. 

57.Iste bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsinlar 

58. Buna benzer daha türlü türlü baskalari da vardir. 

59. (Inkârcilarin liderlerine:) Iste bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildigin de, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler) Onlar mutlaka atese gireceklerdir. 

60 . (Liderlere uyanlar ise:) Hayir, asil siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler. 

61. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun atesteki azabini iki kat artir! derler. 

62. (Inkârcilar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydigimiz kimseleri burada niçin görmüyoruz? 

63. Alaya aldigimiz onlar degil miydi? Yoksa (buradalar da) onlari gözden mi kaçirdik? 

64. Iste bu, cehennem ehlinin tartismasi, süphesiz bir gerçektir. 

65. (Resûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyariciyim. Tek ve kahhâr olan Allah'tan baska bir tanri yoktur. 

66. Göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bagislayicidir. 

67. De ki: "Bu büyük bir haberdir." 

68. "Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." 

69. Onlar orada tartisirken benim mele-i a'lâ hakkinda hiçbir bilgim yoktu. 

70. Ben ancak apaçik bir uyarici oldugum için bana vahyolunuyor. 

71. Rabbin meleklere demisti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacagim. 

72. Onu tamamlayip, içine de ruhumdan üfürdügüm zaman, derhal ona secdeye kapanin! 

73. Bütün melekler toptan secde ettiler. 

74. Yalniz Iblis secde etmedi. O büyüklük tasladi ve kâfirlerden oldu. 

75. Allah! Ey Iblis! Iki elimle yarattigima secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi. 

76. Iblis: Ben ondan hayirliyim! Beni atesten yarattin, onu çamurdan yarattin, dedi. 

77. Allah: Çik oradan (cennetten)! Sen artik kovulmus birisin. 

78. VE ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu. 

79. Iblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi. 

80. Allah: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.'' 

81. "O bilinen güne kadar" buyurdu. 

82. Iblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onlarin hepsini mutlaka azdiracagim." 

83."Ancak onlardan ihlâsli kullarin hariç" dedi. 

84. Allah buyurdu ki, "O dogru ben hep dogruyu söylerim." 

85. "Mutlaka sen ve sana uyanlarin hepsiyle cehennemi dolduracagim!." 

86. (Resûlüm!) De ki: Buna karsilik ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben oldugundan baska türlü görünenlerden de degilim. 

87. Bu Kur'an, ancak âlemler için bir ögüttür. 

88. Onun verdigi haberin dogrulugunu bir zaman sonra çok iyi ögreneceksiniz. 

39-ez-ZÜMER


Mekke'de nâzil olmustur. 75 (yetmisbes) âyettir. Yalniz 53 - 55. âyetler Medine'de inmistir. Adini, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin olusturdugu topluluklar anlamina gelen "zümer" kelimesinden almistir.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla. 

1. Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katindan indirilmistir. 

2. (Resûlüm!) Süphesiz ki Kitab'i sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kilarak (ihlâs ile) kulluk et. 

3. Dikkat et, hâlis din yalniz Allah'indir. O'nu birakip kendilerine bir takim dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ayriliga düstükleri seylerde aralarinda hüküm verecektir. Süphesiz Allah, yalanci ve inkârci kimseyi dogru yola iletmez. 

4. Eger Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattiklarindan diledigini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tir. 

5. Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratti. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sariyor. Günesi ve ayi emri altina almistir. Her biri belli bir süreye kadar akip gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve çok bagislayandir. 

6. Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratti, sonra ondan da esini yaratti. Sizin için hayvanlardan sekiz es meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karinlarinda üç katli karanlik içinde çesitli safhalardan geçirerek yaratiyor. Iste bu yaratici, Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'ndan baska tanri yoktur. Öyleyken nasil oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz? 

7. Eger inkâr ederseniz, süphesiz Allah, size muhtaç degildir. Bununla beraber O, kullarinin küfrüne razi olmaz. Eger sükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr digerinin günahini çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidisi, Rabbinizedir. Yaptiklarinizi O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herseyi hakkiyla bilendir. 

8. Insanin basina bir sikinti gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarir. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmis oldugunu unutur. Allah'in yolundan saptirmak için O'na esler kosar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eglenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin! 

9. Yoksa geceleyin secde ederek ve kiyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarci gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akil sahipleri bunlari hakkiyla düsünür. 

10. (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarim! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardir. Allah'in (yarattigi) yeryüzü genistir. Yalniz sabredenlere, mükâfatlari hesapsiz ödenecektir. 

11. De ki: Bana, dini Allah'a hâlis kilarak O'na kulluk etmem emrolundu. 

12. Bana müslümanlarin ilki olmam emrolundu. 

13. De ki: Rabbime karsi gelirsem, dogrusu büyük günün azabindan korkarim. 

14. De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim. 

15. (Ey Allah'a es kosanlar!): Siz de O'ndan baska dilediginize tapin! De ki: Gerçekten hüsrana ugrayanlar, kiyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardir. Bilesiniz ki, bu apaçik hüsrandir. 

16. Onlarin üstlerinde atesten tabakalar, altlarinda da (öyle) tabakalar var. Iste Allah kullarini bununla korkutuyor. Ey kullarim! Yalnizca benden korkun. 

17. Tâgut'a kulluk etmekten kaçinip, Allah'a yönelenlere müjde vardir. Kullarimi müjdele: 

18. O kullarimi ki, onlar sözü dinlerler,sonra da en güzeline uyarlar. Iste onlar, Allah'in dogru yola ilettigi kimselerdir. Gerçek akil sahipleri de onlardir. 

19. (Resûlüm!) Hakkinda azap hükmü gerçeklesmis kimseyi ve ateste olani sen mi kurtaracaksin! 

20. Fakat Rablerinden sakinanlara, üstüste yapilmis, altlarindan irmaklar akan köskler vardir. Bu, Allah'in verdigi sözdür. Allah, verdigi sözden caymaz. 

21. Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerlestirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetistiriyor. Sonra onlar kurur da sapsari olduklarini görürsün. Sonra da onu kuru bir kirinti yapar. Süphesiz bunlarda akil sahipleri için bir ögüt vardir. 

22. Allah kimin gönlünü Islâm'a açmissa o, Rabbinden bir nûr üzerinde degil midir? Allah'i anmak hususunda kalpleri katilasmis olanlara yaziklar olsun! Iste bunlar apaçik bir sapiklik içindedirler. 

23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bikilmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanlarin, bu Kitab'in etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'in zikrine isinip yumusar. Iste bu Kitap, Allah'in, diledigini kendisiyle dogru yola ilettigi hidayet rehberidir. Allah kimi de saptirirsa artik ona yol gösteren olmaz. 

24. Kiyamet gününde yüzünü azabin siddetinden korumaya çalisan kimse (kendini ondan emin kilan gibi) midir? Zalimlere "Kazandiginizi tadin!" denilir. 

25. Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladilar da farkina varmadiklari bir yerden onlara azap çatti. 

26. Bu suretle Allah, dünya hayatinda onlara rezilligi tattirdi. Ahiret azabi daha büyüktür. Keske bunu bilselerdi! 

27. Andolsun ki biz, ögüt alsinlar diye, bu Kur'an'da insanlara. her türlü misali verdik. 

28. Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik. 

29. Allah, çekisip duran birçok ortaklarin sahip oldugu bir adam (köle) ile yalniz bir kisiye bagli olan bir adami misal olarak verir. Bu ikisi esit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu bilmezler. 

30. Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler. 

31. Sonra süphesiz, siz de kiyamet günü, Rabbinizin huzurunda davalasacaksiniz. 

32. Allah'a karsi yalan uyduran, kendisine gelen gerçegi (Kur'an'i) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde degil mi? 

33. Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, iste kötülükten sakinanlar onlardir. 

34. Onlar için Rableri yaninda diledikleri her sey vardir. Iste bu, iyilik edenlerin mükâfatidir. 

35. Böylece Allah, onlarin geçmiste yaptiklari en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptiklarinin en güzeline denk olarak mükâfatlarini verecektir. 

36. Allah kuluna kâfi degil midir? Seni O'ndan baskalariyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptirirsa artik onun yolunu dogrultacak biri yoktur. 

37. Allah kime de hidayet ederse, artik onu saptiracak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alici degil midir? 

38. Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan, elbette "Allah'tir" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'i birakip da taptiklariniz, O'nun verdigi zarari giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanirlar. 

39. De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapin; dogrusu ben de yapacagim! Artik yakinda bileceksiniz!". 

40. "Kendisini rezil edecek azap kime gelecegini, ve sürekli bir azabin kimin üzerine konacaini." 

41. (Resûlüm)! Süphesiz biz bu Kitab'i sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artik kim dogru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmis olur. Sen onlarin üzerinde vekil degilsin. 

42. Allah, ölenin ölüm zamani gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarini alir da ölümüne hükmettigi cani alir, ötekini muayyen bir vakte kadar birakir. Süphe yok ki, bunda iyi düsünecek bir kavim için ibretler vardir. 

43. Yoksa onlar Allah'tan baskasini sefaatçilar mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir seye güç yetiremezler ve akil erdiremezlerse de mi (Sefaatçi edineceksiniz)? 

44. De ki: Bütün sefâat Allah'indir. Göklerin ve yerin hükümranligi O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz. 

45. Allah, tek olarak anildigi zaman, ahirete inanmayanlarin içlerine sikinti basar. Ama Allah'tan baskasi anildigi zaman hemen yüzleri güler. 

46. De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de asikâri da bilen Allah! Kullarinin arasinda, ayriliga düstükleri seyin hükmünü ancak sen vereceksin. 

47. Eger yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydi, kiyamet gününde azabin fenaligindan (kurtulmak için) elbette bunlari fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafindan, hiç hesaba katmadiklari seyler ortaya çikmistir. 

48. Onlarin kazandiklari kötülükler (o gün) açiga çikmis, alaya aldiklari sey, kendilerini sarmistir. 

49. Insana bir zarar dokundugu zaman bize yalvarir. Sonra, kendisine tarafimizdan bir nimet verdigimiz vakit, "Bu bana ancak bilgimden dolayi verilmistir" der. Hayir o, bir imtihandir, fakat çoklari bilmezler. 

50. Bunu onlardan öncekiler de söylemisti; ama kazandiklari seyler onlara fayda vermedi. 

51. Bunun için yaptiklari kötülüklerin vebali onlari yakaladi. Bunlardan da zulmedenlerin isledikleri kötülükler, baslarina gelecektir. Bu hususta Allah'i âciz birakamazlar. 

52. Bilmiyorlar mi ki Allah, rizki diledigine bol bol verir, dilediginden de kisar. Süphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vardir. 

53. De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi asan kullarim! Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahlari bagislar. Süphesiz ki O, çok bagislayan, çok esirgeyendir. 

54. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardim edilmez. 

55. Siz farkinda olmadan, ansizin basiniza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun. 

56. Kisinin: Allah'a karsi asiri gitmemden dolayi bana yaziklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyecegi günden sakinin)! 

57. Yahut söyle diyecektir:" Allah bana hidayet verseydi, elbette sakinanlardan olurdum". 

58. Veya azabi gördügünde: Keske benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam!" demesinden. 

59. Hayir (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmisti de sen onlari yalanlamis, büyüklük taslamis ve inkârcilardan olmustun. 

60. Kiyamet gününde Allah hakkinda yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara oldugunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacagi yer cehennemde degil midir? 

61. Allah, takvâ sahiplerini kurtulusa erdirir. Onlara hiçbir fenalik dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar. 

62. Allah her seyin yaraticisidir. O, her seye vekîldir. 

63. Göklerin ve yerin anahtarlari (mutlak hükümranligi) O'nundur. Allah'in âyetlerini inkâr edenler var ya, iste onlar hüsrana ugrayanlardir. 

64. De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan baskasina kulluk etmemi mi emrediyorsunuz? 

65. (Resûlüm!) Süphesiz sana da senden öncekilere de söyle vahyolunmustur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak kosarsan, islerin mutlaka bosa gider ve hüsranda kalanlardan olursun! 

66. Hayir! Yalniz Allah'a kulluk et ve sükredenlerden ol. 

67. Onlar Allah'i hakkiyla taniyip bilemediler. Kiyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadir. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüs olacaktir. O, müsriklerin ortak kosmalarindan yüce ve münezzehtir. 

68. Sûr'a üflenince, Allah'in diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayaga kalkmis bakiyorlar! 

69. Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydinlanir, kitap konulur, peygamberler ve sahitler getirilir ve aralarinda hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez. 

70. Herkes ne yaptiysa, karsiligi tastamam verilir. Allah, onlarin yaptiklarini en iyi bilendir. 

71. O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapilari açilir, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavusacaginizi ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmustur. 

72. Onlara: Içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir. 

73. Rablerine karsi gelmekten sakinanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varip da kapilari açildiginda bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artik ebedî kalmak üzere girin buraya, derler. 

74. Onlar: Bize verdigi sözde sadik olan ve bizi, diledigimiz yerinde oturacagimiz bu cennet yurduna vâris kilan Allah'a hamdolsun. Iyi amelde bulunanlarin mükâfati ne güzelmis! derler. 

75. Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Ars'in etrafini kusatmislardir. Artik aralarinda adaletle hükmolunmus ve "alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" denilmistir.